HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 HAZİRAN 2022, SALI

Bilgi hazımsızlığı

13.02.2022 00:00:00
“Bu konunun yeri burası mı?” “Hatıralarınızı başka zaman anlatırsınız” “Ben zaten bunları biliyorum” vs. vs. vs… Çok yaşamış ve farklı yerlerde, farklı konularda görev yapmış insanların başkaları ile paylaşabilecekleri sayısız anıları vardır. Dinlenilen anılar genellikle aynı yollardan geçmeden olumlu veya olumsuz bilgi edinmemizi ve gerçekleri öğrenmemizi sağlar. Çünkü anıların içinde ders alınacak olaylar ve yaşanmışlıklar vardır. Durağan bir yaşama alışmış, rutin bir çalışmanın içinde olanlar genellikle kendi yaşamları dışındaki dünyayı merak etmezler. Bunlar normal insanlar olarak kabul edilirler. Bir de bunun dışında sürekli huzursuzlanan, bulunduğu şartları terk edip gitmeye çalışanlar, macera arayanlar, yaşamından mutlu olmayanlar vardır. Kendilerine güzel örnekler sunanlara saldırır, içten içe farklı bir yaşam sürenlere düşman olurlar. Bunlar çoğunlukla başkalarının deneyimler ile değil, yaşadıkları hayat ile ilgilenirler. Bu durum ne yazık ki toplumda bilgi hazımsızlığına da yol açar. Herhangi bir noktada, bir tek konuda görev yapmış olan kimseler; uzun yıllar aynı ilde kalmanın da getirdiği alışkanlıklar ile yaşayıp ölenlere göre mutsuz kimselerdir. Ortaya eser koyamamış, yaşamın iniş ve çıkışlarında iyi kötü bir iz bırakmış, eser koymuş olanları hazmedemezler. Onların kendilerine verecekleri öğütlerden de, sunacakları bilgilerden de uzak dururlar. Adeta iterler… Dünya onların gözünün gördüğü ve akıllarının algıladığı kadardır. Bu gibi kişilere faydalı olmaya çalışmak, deneyimlerinizi paylaşmak ve örnekler vermek, karşılaşabilecekleri tehlikeleri göstermek boşunadır. Dünya’da buna verilen tanım “bilgi hazımsızlığı” veya “bilginin fazlalığına tahammülsüzlük” olarak ifade ediliyor. Yönetim kademesinde olanların başarısı bu gibi kişilerin bulunduğu grupları çok iyi tanımaları ile mümkündür. Öyle ki, bu nedenle eskilerin deyimi ile “Avamın içinde söz alırken dikkatli olmak” gerekir. İlim sahibi olanların cahil kitleler karşısında söyleyecekleri gerçeklerin çarpıtılacağını bilmeleri ve her yerde sırları aşikâr etmeme tavsiyesi bundandır. Sıra dışı olmak bazı ortamlarda çok zor bir duruştur. Geçmişte âlimlerin neden yalnız olduklarını, bilgilerini niçin herkesle paylaşmadıklarını; doğruyu her yerde niçin söylemediklerini, bazı şeylerin zamanının gelmesini beklemelerinin nedenini anlamak için beklemeleri bundandır. Bu gibi sessiz âlimlerin çektikleri sıkıntılara ve katlandıkları eziyetlere bakmak, sırrı ifşa etmelerini beklemek gerekir. Ne yazık ki çevremizdeki insanların sıra dışılığı ve edep karmaşası insanlık tarihi kadar eskidir. Dünyadan nasibini almamış kimselerin size yardımcı olmayacaklarını fark etmeniz gerekir. Temelde düşünce gücü her insanda aynı değildir. Yılların ıslahatçı ustalarının, bilim adamlarının, düşünürlerin giyotinle veya kılıçla kafası kesilerek öldürülmesinin nedeni aslında bir korku tezahürü ve Orta Çağ bağnazlığının sonucudur. Tiranlar; insan vücudu ölse de beyindeki düşüncelerin başkasının bedenine; ölenin ruhu tarafından taşınacağından duydukları korkuda gizlidir. Düşüncelerin yaşamaya devam ettiği, bazı bilinmeyen güçler tarafından korunduğu inancından kaynaklanmıştır. Başı bedenden ayırınca ruhun da ikiye ayrılacağı, öteki dünyaya başsız gideceği için herhangi bir tehdit oluşturmayacağı zannedilmiştir. Hangi öldürme şeklinin düşünceyi yok edeceğini bilmem ama inancım; hiçbir silahın, insandan insana ulaştırılan düşüncelerin yok edemeyeceğidir. Çünkü düşünce evrenseldir. Bir düşünce sistemi baskı sonucu uykuya dalsa bile mutlaka uyanır ve yayılmaya devam eder. Önemli olan güzel ve iyi düşüncelerden, düşünce sahipleri yaşarken yararlanmak ve yaygınlaştırmaktır. Bilgi hazımsızlığının sürdüğü çağımızda kötü düşüncelerin çok hızlı bir biçimde, iyi ve güzel düşüncelerin çok yavaş yayıldığı bir gerçektir. Siz, siz olun kötü ve olumsuz düşüncelere kapılmayın, onları iyi ve güzel düşüncelerle değiştirin. Yaratana olan güveni ve inancı yitirmeyin. İnsanlık ancak bu şekilde kötülükten ve kötülerden kurtulabilir.
 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Demokratik krallık / 22.06.2022
- Kaybedilen veya kaybolan insanlar… / 21.06.2022
- Yol / 18.06.2022
- Tespihler ve tespitler / 15.06.2022
- Salda’nın güzelliği… / 11.06.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 04.06.2022
- Yazının dili / 31.05.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 29.05.2022
- Aşk… / 24.05.2022
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

13.02.2021, 13.02.2020, 13.02.2019, 13.02.2018, 13.02.2017, 13.02.2016, 13.02.2015, 13.02.2014, 13.02.2013, 13.02.2012, 13.02.2011, 13.02.2010, 13.02.2009, 13.02.2008, 13.02.2007, 13.02.2006, 13.02.2005, 13.02.2004, 13.02.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.