HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 EYLÜL 2021, PERŞEMBE

Bir Babalar Günü daha geçti

25.06.2021 00:00:00
'Bir Babalar Günü daha geçti' seslendirme dosyası:

Geçtiğimiz Pazar bir Babalar Günü daha gelip geçti. Kimisi için geldi geçti, kimisi için deldi geçti. 

Bugün unutulması gereken acılara yenileri ekleniyor. Şehit çocukları çoğalırken, anasını kaybedenler, kim vurduya gidenler, şiddet mağduru olup babasından nefret edenler, babasını iş kazasında kaybedenler…

Babası olanlar bugünün en şanslı çocuklarıdır. 

Bizim ülkemizdeki çocukların çoğu babaları olmasına rağmen 'öksüz' muamelesi görürler. 

Çünkü çoğunun babası gün ağarmadan evden çıkar, akşam karanlığında dönerler. 

Sadece memur çocukları bu konuda şanslıdır. Çünkü onlar babalarının evden çıktıklarını da, döndüklerini de görme şansına sahiptirler. 

Bütün babaların ortak kaygısı çocuklarıdır. Onları okutmak, bir meslek sahibi yapmak, askere gönderip dönünce evlendirmek en büyük hasletleridir.  

Çocukların çoğu bunu bilmeden veya anlamadan büyür. 

Bir de küçük yaştan itibaren içindeki hırs ve öfke ağacını besleyen, mahalledeki durumu iyi ailelerin çocuklarına, onların imkânlarına düşman olanlar vardır. Yaşları ilerledikçe mafya bozuntularına, bıçkınlara özenirler. 

Bir de anadan babadan kalacak sevgiden başka mirasları olmayanlar vardır. Bunlar biran önce hayat yoluna atılmak, eve üç beş kuruş götürme telaşı içinde olup, hem okuyan hem de çalışanlara rastlarsınız. Onlar, okumanın önemini anlamış olanlardır. Onlar söylemeseler de yüreklerinde belli belirsiz bir özlem ve istekle büyürler. Büyümeye çalışırlar… Çünkü ailenin yoksulluktan kurtuluşu için onların adam olmalarından başka ümitleri yoktur. 

Bizim çocukluğumuzda durum pek parlak değildi. Geçim sıkıntısı zaman zaman hortlar ancak her zaman bir çözüm gelirdi. Bazen o günlere dönüp bakmak, geçim kavgalarını hatırlamak bile istemem. Her bir arkadaşımın aileleri sıkıntı içindeydi. Tek dertleri daha çok para kazanmaktı. Bunun için de uzun mesailere katlanmak; yerin yedi kat altından daha fazla kömür çıkarıp prim almaya çalışmak zorundaydılar. Yine de evlerindeki sevgiyi, mutluluğu, karşılıklı saygıyı elle tutmuşçasına hissetmek mümkündü. Sofraları ne zaman gitsek bize açıktı. Bir kaşık çorba, bir dilim ekmek konurdu önümüze…

Ben ise aile babası olduğumda, paylaşmayı, birbirimize destek olmayı, çocuklarıma aynı sıkıntıları yaşatmamaya çalıştım. Çok zengin ve müreffeh bir hayat yaşamadık ama kimseye muhtaç olmamayı başardık. Yaşadığımız muhite, etrafımızdaki insanların sıkıntılarına bakınca biz Türkiye'nin gel-git akıllı ekonomisi nedeni ile durumu iyi idare etmişiz diye düşünürüm. Bir şeyi hiç unutmadım. Bana ikram edildiği gibi yemek zamanı evimize gelenler için sofraya bir tabak ilave etmeyi, ekmeği alırken belki bir gelen olur diye bir tane fazla almayı…

Bereketini de, mükâfatını da gördük. Dünyayı gezmek kısmet oldu. Hem de cebinde parası olan arkadaşlarımızdan daha fazla eğlenerek…

Evet, bunca yurt dışı gezisi ve aktivitesine katılırken ya bankadan kredi çektik, ya da cebimizde harcamamak üzere yedek akçe olarak 100 dolar ile yola çıktık. Şimdi düşünüyorum da, bu işleri para kazanmak için yapmamayı biz kendimizce bir dürüstlük olarak kabul etsek te, bugün bu davranışımızı enayilik olarak kabul edenler var. 

Yıllarca koştuğumuz izcilik yolları ve yılları bana bir tek şeyi öğretti. 

Hayatta en önemli şey yapmakta olduğun işi para için değil, sevdiğin için yapmalıydın. Doğrusu ben hep sevdiğim işleri yaptım. İlk zamanlar zoraki çalıştığım işleri hep unuttum. Kendime yeni bir sayfa açtım. 

Günümüzde başka biri bunu yapabilir mi bilmiyorum? Ancak baba olmak için çocuklarınızı sevmek, eğer çocuklarla ilgili bir işiniz var ise hizmet ettiğiniz çocukları da sevmek gerekiyor. Onlar zaman içinde sizi unutsalar da, akıllarına düştüğünüzde açtıkları bir telefon, gönderdikleri bir şükran mesajı size kendinizi iyi hissettiriyor. 

Karşılık beklemeden sevgiyi paylaştığınızı en iyi çocuklar anlar. Büyükler değil. Büyüdüklerinde ise o sevgi tatlı bir hatıra, unutulmaz bir yaşanmışlık olur. Ama kırk yıl sonra bile anılarda sanki dün yaşanmış gibi canlı kalır. 

Ne bileyim. Ben Anneler Gününü severim ama, Babalar Gününe pek ısınamadım. Belki de dede olduğum ve henüz dedeler günü kutlanmadığı içindir.

Kalın sağlıcakla…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

25.06.2020, 25.06.2019, 25.06.2018, 25.06.2017, 25.06.2016, 25.06.2015, 25.06.2014, 25.06.2013, 25.06.2012, 25.06.2011, 25.06.2010, 25.06.2009, 25.06.2008, 25.06.2007, 25.06.2006, 25.06.2005, 25.06.2004, 25.06.2003, 25.06.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.