HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 OCAK 2022, CUMARTESİ

Böyle bir şey olabilir mi, biz neyi tartışıyoruz?

01.12.2021 00:00:00

Dünyada ve Türkiye'de uygulanan ekonomi sistemi (Neoliberalizm) üzerine, çok kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. 

Kapitalizmin, dünya ekonomisini getirdiği yere kısaca bir bakalım: 

Dünyanın borcu, 4 tane dünyanın parasal değerinden daha fazla. 296 trilyon dolar borcun dağılımına baktığımızda, devletlerin, bankaların, şirketlerin ve bireylerin, yani senin, benim borcumuzun olduğunu görürüz. Bu borcun alacaklısı ise, kapitalizmin matematiğini yazanlar. Yani finansa hükmeden birkaç aile. İnsanlar yarı aç, yarı çıplak çalışıyor, hiçbir reel emek ve üretim ortaya koymadan finansı kontrol eden efendiler kazanıyor. 

Dünyada 2020 verilerine göre 270 milyon insan açlıktan ölümün eşiğinde yaşıyor. Her yıl ortalama 35 milyon insan açlıktan ölüyor. Dünyada 11 dakikada bir kadın öldürülüyor. Kapitalizmin, Neoliberalizmin dünyayı sürüklediği çıkmaz sokağın sonuna gelinmiştir. 

Dünyada işlenen kadın cinayetlerine küçük bir not düşelim.

Kadın cinayetleri sorununun temelini, kadının evde ağır bir işçi gibi çalışıyor olmasına rağmen, emeğini yok gören Neoliberalizmdir. 

Milli Ekonomi Modeli uygulanarak kadının ekonomik özgürlüğünü, "Ev Hanımı Maaşı" ve "Vatandaşlık Maaşı" ile sağlanabilir. Ancak o zaman kadın cinayetleri son bulur.

Türkiye'de uygulanan sistem de aynı olduğuna göre, aynı sistemle farklı sonuç beklemek hayal kurmaktan başka bir işe yaramaz. Kurduğun hayalin hiçbir manası ve gerçekliliği de yoktur. 

Türkiye özeline bir göz atarsak, insanlar en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, kredi kartlarına, banka kartlarına ve aldıkları tüketici kredi borçlarına saplanmış, gırtlağına kadar borç içerisinde olduğunu görürüz. Sadece tüketici ve konut kredileri toplamı 656 milyar lira. 

Ocak 2021 itibarıyla bankaların kullandırdığı kredi toplamı 3 trilyon 700 milyar lira. Yani halkımızın bankalara olan borcu 3 trilyon 700 milyar lira. 

Devletimizin çok ciddi iç ve dış borcu var. Her yıl cari açık veriyoruz. Devlet vergileri altında üretici eziliyor. Üretici kazanamadığı için memnun değil. Her şeyi ithal eder duruma geldik. Tüketici döviz kurları altında eziliyor. Devlet yüksek faizlerle borçlanabiliyor. Türkiye, yurt dışından döviz bazında yüzde 7,5 faiz oranıyla Eurobond ihraç ederek borç bulabiliyor. 

İnsanlar en temel ihtiyaçlarını karşılamak, firmalar yatırım yapmak veya yaşamını sürdürebilmek için bankalara mahkûm bırakılmış durumda. 

Ekim ayı itibariyle insanımız, 82 milyon 800 bin kredi kartı, 147 milyon 500 bin banka kartı, diğer kartlarla beraber toplam 284 milyon 600 bin kart kullanıyor. 

Bu durum, piyasada olması gereken likidite darlığının, bireye yansımasının bir göstergesidir.  

Tüm bu gerçeklere rağmen ekonomik sorunlarımızı hala, Faiz, Döviz, Borsa üçgeninde tartışıyor olmamız doğru değildir. 

Sorunun kendisini oluşturan unsurlar arasından çözümü aramak ya çaresizliğimizden ya da çözümü öneren sistemin görünmesinden rahatsızlık duyduğumuzdandır. 

Bu yaklaşımlardan vazgeçmeliyiz. Ülkemizin içine yuvarlandığı çukurdan çıkmamıza yardımcı olacak çözüme odaklanmalıyız.

 
Harun Kayacı / diğer yazıları
- Bermuda ekonomi üçgeninden kurtulmanın yolu / 02.12.2021
- Böyle bir şey olabilir mi, biz neyi tartışıyoruz? / 01.12.2021
- Sizin hakkınız ve haddiniz değil! / 10.10.2021
- Başarı sınavsız üniversite ile gelir / 28.06.2021
- Kutsal mekanların hukuku yeniden belirlenmeli / 28.05.2021
- Türkiye'nin B planı / 09.05.2021
- ABD yaptıklarıyla yüzleştirilmeli / 03.05.2021
- ABD yaptıklarıyla yüzleştirilmeli ve yargılanmalıdır / 02.05.2021
- ABD yaptıklarıyla yüzleştirilmeli / 01.05.2021
- Ağzımızın tadını kaçıran ölüm / 24.04.2021
- Duygunun akılla buluştuğu an / 20.04.2021
- Duygunun akılla buluşması / 16.04.2021
- Karadeniz’in huzuru Montrö’den geçer / 12.04.2021
- Karadeniz'in huzuru Montrö'den geçer / 11.04.2021
- Osmanlı’nın borç hikâyesinden ders çıkarmak / 06.04.2021
- Osmanlı’nın enkazından tam bağımsız Türkiye’ye / 05.04.2021
- Osmanlı'nın enkazından Tam Bağımsız Türkiye'ye / 04.04.2021
- Ekonomimiz her türlü müdahaleye açık / 27.03.2021
- Andımızı bir de böyle okuyun / 19.03.2021
- Mustafa Kemal'siz Çanakkale'yi anlamak / 18.03.2021
- Tek başına yeter de artar bile / 15.03.2021
- Akademik ve sivil cübbeliler nerede ? / 14.03.2021
- Rol yapmakla kendin olmak / 07.03.2021
- Duma ne anlatıyor / 02.03.2021
- İnsan, lider doğarsa lider olur / 01.03.2021
- Anayasa, devlet egemenliğinin tapu senedidir / 19.02.2021
- Stratejik düşmanımızı tanımak / 12.02.2021
- Türkiye’nin geleceği… / 09.02.2021
- Sistem değişmeden dünya değişmez / 27.01.2021
- ABD kendi sonunu hazırlıyor / 22.01.2021
- Pandemiden kurtulmak bizim elimizde / 05.12.2020
- Zengezur Müslüman Türk toprağıdır / 18.11.2020
- Yeniden tam bağımsız Türkiye için BTP -2- / 23.10.2020
- Yeniden tam bağımsız Türkiye için BTP -1- / 22.10.2020
- Keynes’e iftira atmayalım / 13.08.2020
- Ey sevgili, en sevgili / 21.07.2020
- Neden Hüseyin Baş / 30.04.2020
- Biz neyi bekliyoruz / 08.04.2020
- Memurun maaş alamayacağı günlere doğru / 24.11.2019
- Sosyal medya buluşmasının verdiği mesaj / 23.11.2019
- Esaretten kurtuluştur Cumhuriyet / 01.11.2019
- Yerel seçim işaret fişeği taşıyor / 06.02.2019
- Krizi gösteren resmi veriler / 17.12.2018
- Krizin adı reel sektör krizi / 13.12.2018
- Anıtkabirde mescit (II) / 01.12.2018
- Anıtkabirde mescit (I) / 30.11.2018
- Bilen de bilmeyen de milli parayı konuşuyor (2) / 02.09.2018
- Bilen de bilmeyen de milli parayı konuşuyor (1) / 01.09.2018
- Biz neyin seçimini yaptık? / 27.06.2018
- Faizin kontrol ve terbiye ettiği ekonomi / 07.06.2018
- 24 Haziran sonrası? / 06.06.2018
- Özgün ve özgür düşünebilmek / 04.06.2018
- Gizli el ve demokrasi / 02.06.2018
- Bu siyaseti sevmiyorum / 01.06.2018
- İtiraf ederek haykırmalıyız? / 31.05.2018
- MEM barışın, kapitalizm savaşın sembolüdür / 15.03.2018
- Globalizmin zorbalığından renklerin zenginliğine / 04.03.2018
- Para, MEM'de ekonomik bağımsızlık demek / 03.03.2018
- Milli Para olsaydı 15 temmuz olmazdı / 02.03.2018
- 'Milli Para'dan ne anlıyoruz? / 25.10.2017
- Dalga geçtiğin senin hikayen - II / 18.09.2015
- Dalga geçtiğin senin hikayen(1) / 16.09.2015
- Ahir zamanda doğruyu bulma rehberi / 08.09.2013
- Paniğinizi anlıyorum / 01.12.2012
- Paniğinizi anlıyorum / 30.11.2012
- Kardeşler, babalarının huzuruna çıktı / 10.08.2012
- Milli Eğitimin adı var kendi yok / 25.07.2012
- “Evlere şenlik” / 24.07.2012
- Hele şükür saflar netleşiyor / 19.07.2012
- Ha Numan, ha başkası, ne fark eder? / 18.07.2012
- Siz samimi değilsiniz / 16.07.2012
- Siz var mısınız? / 14.07.2012
- Bu da Amerikan projesi / 13.07.2012
- Hiç bir haklı gerekçe Müslümanın kanını helal kılamaz / 12.07.2012
- Sıra kimde? / 10.07.2012
- İsterlerse ihtilal yaparlar / 18.01.2012
- Meclis’te uğultu var / 13.01.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

01.12.2020, 01.12.2019, 01.12.2018, 01.12.2017, 01.12.2016, 01.12.2015, 01.12.2014, 01.12.2013, 01.12.2012, 01.12.2011, 01.12.2010, 01.12.2009, 01.12.2008, 01.12.2007, 01.12.2006, 01.12.2005, 01.12.2004, 01.12.2003, 01.12.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.