Ayağında giyecek ayakkabısı, elinde yiyecek bir parça ekmeği, arabasına koyacağı benzini, sürecek tekerleği, eli silah tutan askerinin yeterli silahı yoktu.
Milletin morali bozulmuş, gelecek adına umutlarını kaybetmiş, açlık ve sefalet içinde; anne babalar evladını, kadın kocasını, çocuk anasını ve babasını savaşta kaybetmişti.
Osmanlı'nın ekonomik ve siyasi batışından, topraklarının emperyalist devletler tarafından paylaşılmasından sorumlu olan padişah ve yönetimi, kurtuluşu İngilizlerin himayesinde arıyordu.
Osmanlı'nın son dönem aydını da farklı düşünmüyor, onlar da manda fikrini savunuyorlardı.
Bu olumsuz koşullarda ortaya çıkarak, Türk halkına yeniden umut aşılayan ve halkı ayağa kaldıran Osmanlı paşası Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul hükümeti tarafından tutuklanmak üzere aranıyordu.
Tüm bunları tahayyül ederek herkes lütfen empati yapsın.
Mustafa Kemal Atatürk;
Allah'ın yardımıyla, keskin zekasıyla, askeri dehasıyla, ölüme meydan okuyan inanmış silah arkadaşlarıyla; tüm dünyaya örnek ve ilham olmuş kurtuluş savaşı vererek, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuştur.
26 Ağustos'ta büyük taarruz başlar, Atatürk Başkomutanlık yetkisini TBMM'den alarak bizzat ordunun başına geçer, 30 Ağustos'ta Kurtuluş Savaşını başlatır.
Kurtuluş Savaşı 18 Eylül 1922 de düşmanın Anadolu topraklarından temizlenene kadar devam eder.
30 Ağustos, o günleri hatırlamak ve anlamak için her yıl idrak ettiğimiz kurtuluş bayramımızdır.
Bu koşullarda yazılan 1924 kurucu anayasasında, "Türkiye cumhuriyeti devletini kuran Türkiye'de yaşayan halka, Türk Milleti denir" ifadesi yer almıştır.
Anayasamızın 66. maddesinde vatandaşlık tanımı, "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" şeklinde ifade edilir.
Anayasanın 66. maddesi her türlü ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı, bir ve beraber olmanın, kardeş olmanın teminatıdır.
Mevcut Anayasanın 10. maddesinde; kanun önünde etnik, mezhepsel, dinsel, felsefi, sınıfsal vs. farklılıklar aynıdır, eşittir denmektedir.
Türk milletinin yaşadığı toprağa "ülke", o toprakların üzerinde yaşayan halka ise "millet" denir.
Onun için anayasada yer alan 'Türkiye Devleti, ülkesi (toprakları) ve milletiyle (Türk halkıyla) bölünmez bir bütündür'
Anayasanın bu maddesini tartışmaya açmak, topraklarımızı tartışmaya açmak anlamına gelir.
Ayrıca Türk milleti olan, Türkiye'de yaşayan halkı, etnik ve mezhepsel ayrıma tabi tutmak anlamına gelir ki, bu da bizi felakete sürükler.
Bunun hesabını ne tarih önünde, ne de Allah'ın huzurunda veremeyiz.
Yapmayın, makam, şöhret ve dünyalık menfaatler için ahiretinizi heba etmeyin.
Değmez…
Milletin morali bozulmuş, gelecek adına umutlarını kaybetmiş, açlık ve sefalet içinde; anne babalar evladını, kadın kocasını, çocuk anasını ve babasını savaşta kaybetmişti.
Osmanlı'nın ekonomik ve siyasi batışından, topraklarının emperyalist devletler tarafından paylaşılmasından sorumlu olan padişah ve yönetimi, kurtuluşu İngilizlerin himayesinde arıyordu.
Osmanlı'nın son dönem aydını da farklı düşünmüyor, onlar da manda fikrini savunuyorlardı.
Bu olumsuz koşullarda ortaya çıkarak, Türk halkına yeniden umut aşılayan ve halkı ayağa kaldıran Osmanlı paşası Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul hükümeti tarafından tutuklanmak üzere aranıyordu.
Tüm bunları tahayyül ederek herkes lütfen empati yapsın.
Mustafa Kemal Atatürk;
Allah'ın yardımıyla, keskin zekasıyla, askeri dehasıyla, ölüme meydan okuyan inanmış silah arkadaşlarıyla; tüm dünyaya örnek ve ilham olmuş kurtuluş savaşı vererek, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuştur.
26 Ağustos'ta büyük taarruz başlar, Atatürk Başkomutanlık yetkisini TBMM'den alarak bizzat ordunun başına geçer, 30 Ağustos'ta Kurtuluş Savaşını başlatır.
Kurtuluş Savaşı 18 Eylül 1922 de düşmanın Anadolu topraklarından temizlenene kadar devam eder.
30 Ağustos, o günleri hatırlamak ve anlamak için her yıl idrak ettiğimiz kurtuluş bayramımızdır.
Bu koşullarda yazılan 1924 kurucu anayasasında, "Türkiye cumhuriyeti devletini kuran Türkiye'de yaşayan halka, Türk Milleti denir" ifadesi yer almıştır.
Anayasamızın 66. maddesinde vatandaşlık tanımı, "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" şeklinde ifade edilir.
Anayasanın 66. maddesi her türlü ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı, bir ve beraber olmanın, kardeş olmanın teminatıdır.
Mevcut Anayasanın 10. maddesinde; kanun önünde etnik, mezhepsel, dinsel, felsefi, sınıfsal vs. farklılıklar aynıdır, eşittir denmektedir.
Türk milletinin yaşadığı toprağa "ülke", o toprakların üzerinde yaşayan halka ise "millet" denir.
Onun için anayasada yer alan 'Türkiye Devleti, ülkesi (toprakları) ve milletiyle (Türk halkıyla) bölünmez bir bütündür'
Anayasanın bu maddesini tartışmaya açmak, topraklarımızı tartışmaya açmak anlamına gelir.
Ayrıca Türk milleti olan, Türkiye'de yaşayan halkı, etnik ve mezhepsel ayrıma tabi tutmak anlamına gelir ki, bu da bizi felakete sürükler.
Bunun hesabını ne tarih önünde, ne de Allah'ın huzurunda veremeyiz.
Yapmayın, makam, şöhret ve dünyalık menfaatler için ahiretinizi heba etmeyin.
Değmez…
Harun Kayacı / diğer yazıları
- Bunun hesabını veremezsiniz / 29.08.2026
- ABD’ye vurulan en büyük darbe / 25.08.2026
- Sermayeleri iftira ve yalan / 18.08.2026
- Aydınımız kayıtsız kalmamalı / 15.08.2026
- Siyasette yepyeni sayfa açmak kendi elimizde / 14.08.2026
- Çözüm, ışığı açmaktır / 12.08.2026
- Yeni dünya düzeni ve Türkiye'nin rolü / 21.07.2026
- Lebbeyk ya Hz. Hüseyin (a.s) / 27.06.2026
- BTP’ye üye olmanın tam zamanı / 14.06.2026
- Türkiye’yi oyuna getirmek istiyorlar / 30.03.2026
- ABD’ye vurulan en büyük darbe / 25.08.2026
- Sermayeleri iftira ve yalan / 18.08.2026
- Aydınımız kayıtsız kalmamalı / 15.08.2026
- Siyasette yepyeni sayfa açmak kendi elimizde / 14.08.2026
- Çözüm, ışığı açmaktır / 12.08.2026
- Yeni dünya düzeni ve Türkiye'nin rolü / 21.07.2026
- Lebbeyk ya Hz. Hüseyin (a.s) / 27.06.2026
- BTP’ye üye olmanın tam zamanı / 14.06.2026
- Türkiye’yi oyuna getirmek istiyorlar / 30.03.2026



























































