Bir örgüt neden feshedilir?
Yenildiği için mi?
Görevini tamamladığı için mi?
Yoksa artık ihtiyaç duyulmadığı için mi?
Suriye Demokratik Güçleri'nin, yani SDG'nin bağımsız askerî yapı olarak sona erdirilmesi, bugün bize "Suriye yeniden birleşiyor" cümlesiyle anlatılıyor.
Görünen bu.
Peki gerçek gerçekten bundan mı ibaret?
Çünkü dün ABD'nin sahadaki en önemli ortaklarından biri olan, geniş bir coğrafyayı kontrol eden ve Suriye'nin kuzeydoğusunda ayrı bir askerî ve siyasi güç merkezi oluşturan bir yapı, bugün Şam'ın devlet mekanizmasının içine alınıyor.
Neden şimdi?
İşte bizim asıl sorumuz budur.
SDG'nin doğduğu şartlara bakalım.
Suriye parçalanmıştı.
IŞİD büyük bir tehditti.
Şam'ın ülkenin tamamı üzerindeki kontrolü zayıflamıştı.
ABD'nin sahada güvenilir bir ortağa ihtiyacı vardı.
O dönemde SDG gerekliydi.
Bugün ise şartlar değişti.
Şam yeniden güçleniyor.
Suriye'nin toprak bütünlüğü yeniden gündeme geliyor.
Türkiye'nin güvenlik kaygıları daha fazla dikkate alınıyor.
ABD'nin bölgedeki hesabı da eski şartlara göre yürümüyor.
Öyleyse şu soruyu sormak hakkımızdır:
SDG gerçekten yenildiği için mi sona erdi, yoksa görev yaptığı dönem sona erdiği için mi?
Çünkü mesele sadece silahların bırakılması değildir.
Mesele petrol sahalarıdır.
Sınır kapılarıdır.
Toprak kontrolüdür.
Yerel yönetimlerdir.
Ve bütün bunların yeniden Şam'a bağlanmasıdır.
Demek ki ortada yalnızca bir örgütün feshi yoktur.
Bir savaş düzeninden devlet düzenine geçiş vardır.
Fakat burada başka bir soru daha ortaya çıkıyor:
Bu yeni düzen kimin hesabına kuruluyor?
Şam devlet otoritesini güçlendiriyor.
Türkiye sınırının ötesindeki ayrı silahlı yapının sona ermesinden güvenlik kazanıyor.
ABD, eski saha ortaklığı yerine yeni Suriye devlet düzeniyle çalışabileceği bir zemine kavuşuyor.
Kürtler ise askerî güçten vazgeçerken siyasi ve kültürel haklarının korunmasını bekliyor.
Yani herkes aynı şeyi kazanmıyor.
Herkes aynı şeyi kaybetmiyor.
Asıl pazarlık şimdi başlıyor.
Çünkü örgütler feshedilebilir.
Ordular birleştirilebilir.
Sınırlar yeniden kontrol altına alınabilir.
Ama bir topluluğun korkusu, beklentisi ve siyasi talebi bir kararnameyle ortadan kalkmaz.
İşte bu yüzden SDG'nin feshi bir son değil, bir başlangıçtır.
Ve tarihin önümüze koyduğu soru şudur:
SDG'nin boşalttığı alanı kim dolduracak?
Şam mı?
Türkiye'nin güvenlik anlayışı mı?
Yoksa bölgeyi yeniden şekillendiren başka güçlerin hesabı mı?
Bunu görmeden "Suriye birleşti" demek kolaydır.
Fakat tarih kolay cevapları değil, perdenin arkasındaki hesabı hatırlar.
Belki de bugün kapanan SDG'nin dosyası değildir.
Bugün kapanan bir dönemin dosyasıdır.
Yeni dönemin kimin tarafından ve hangi şartlarla yazılacağını ise henüz bilmiyoruz. Vesselam…
Yenildiği için mi?
Görevini tamamladığı için mi?
Yoksa artık ihtiyaç duyulmadığı için mi?
Suriye Demokratik Güçleri'nin, yani SDG'nin bağımsız askerî yapı olarak sona erdirilmesi, bugün bize "Suriye yeniden birleşiyor" cümlesiyle anlatılıyor.
Görünen bu.
Peki gerçek gerçekten bundan mı ibaret?
Çünkü dün ABD'nin sahadaki en önemli ortaklarından biri olan, geniş bir coğrafyayı kontrol eden ve Suriye'nin kuzeydoğusunda ayrı bir askerî ve siyasi güç merkezi oluşturan bir yapı, bugün Şam'ın devlet mekanizmasının içine alınıyor.
Neden şimdi?
İşte bizim asıl sorumuz budur.
SDG'nin doğduğu şartlara bakalım.
Suriye parçalanmıştı.
IŞİD büyük bir tehditti.
Şam'ın ülkenin tamamı üzerindeki kontrolü zayıflamıştı.
ABD'nin sahada güvenilir bir ortağa ihtiyacı vardı.
O dönemde SDG gerekliydi.
Bugün ise şartlar değişti.
Şam yeniden güçleniyor.
Suriye'nin toprak bütünlüğü yeniden gündeme geliyor.
Türkiye'nin güvenlik kaygıları daha fazla dikkate alınıyor.
ABD'nin bölgedeki hesabı da eski şartlara göre yürümüyor.
Öyleyse şu soruyu sormak hakkımızdır:
SDG gerçekten yenildiği için mi sona erdi, yoksa görev yaptığı dönem sona erdiği için mi?
Çünkü mesele sadece silahların bırakılması değildir.
Mesele petrol sahalarıdır.
Sınır kapılarıdır.
Toprak kontrolüdür.
Yerel yönetimlerdir.
Ve bütün bunların yeniden Şam'a bağlanmasıdır.
Demek ki ortada yalnızca bir örgütün feshi yoktur.
Bir savaş düzeninden devlet düzenine geçiş vardır.
Fakat burada başka bir soru daha ortaya çıkıyor:
Bu yeni düzen kimin hesabına kuruluyor?
Şam devlet otoritesini güçlendiriyor.
Türkiye sınırının ötesindeki ayrı silahlı yapının sona ermesinden güvenlik kazanıyor.
ABD, eski saha ortaklığı yerine yeni Suriye devlet düzeniyle çalışabileceği bir zemine kavuşuyor.
Kürtler ise askerî güçten vazgeçerken siyasi ve kültürel haklarının korunmasını bekliyor.
Yani herkes aynı şeyi kazanmıyor.
Herkes aynı şeyi kaybetmiyor.
Asıl pazarlık şimdi başlıyor.
Çünkü örgütler feshedilebilir.
Ordular birleştirilebilir.
Sınırlar yeniden kontrol altına alınabilir.
Ama bir topluluğun korkusu, beklentisi ve siyasi talebi bir kararnameyle ortadan kalkmaz.
İşte bu yüzden SDG'nin feshi bir son değil, bir başlangıçtır.
Ve tarihin önümüze koyduğu soru şudur:
SDG'nin boşalttığı alanı kim dolduracak?
Şam mı?
Türkiye'nin güvenlik anlayışı mı?
Yoksa bölgeyi yeniden şekillendiren başka güçlerin hesabı mı?
Bunu görmeden "Suriye birleşti" demek kolaydır.
Fakat tarih kolay cevapları değil, perdenin arkasındaki hesabı hatırlar.
Belki de bugün kapanan SDG'nin dosyası değildir.
Bugün kapanan bir dönemin dosyasıdır.
Yeni dönemin kimin tarafından ve hangi şartlarla yazılacağını ise henüz bilmiyoruz. Vesselam…
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- SDG'nin sonu mu, yeni bir düzenin başlangıcı mı? / 29.08.2026
- Yeni bir blok mu, yeni bir kaos mu? / 27.08.2026
- Amerika geri mi çekiliyor, oyunun kurallarını mı değiştiriyor? / 26.08.2026
- Mekke Anlaşmasında Mısır neden yok, İran neden dışarıda? / 25.08.2026
- Mekke'den yeni bir Ortadoğu düzeni mi çıkıyor? / 24.08.2026
- Mekke Anlaşması: Türkiye güçleniyor mu, yük mü alıyor? / 23.08.2026
- Mekke anlaşması: Görünen başka, gerçek başka mı? / 21.08.2026
- Terörsüz Türkiye için ekonomik bağımsızlık şart / 20.08.2026
- Terörsüz Türkiye mi, yeni bir Türkiye mi? / 19.08.2026
- Terörsüz Türkiye, bağımsız Türkiye / 17.08.2026
- Yeni bir blok mu, yeni bir kaos mu? / 27.08.2026
- Amerika geri mi çekiliyor, oyunun kurallarını mı değiştiriyor? / 26.08.2026
- Mekke Anlaşmasında Mısır neden yok, İran neden dışarıda? / 25.08.2026
- Mekke'den yeni bir Ortadoğu düzeni mi çıkıyor? / 24.08.2026
- Mekke Anlaşması: Türkiye güçleniyor mu, yük mü alıyor? / 23.08.2026
- Mekke anlaşması: Görünen başka, gerçek başka mı? / 21.08.2026
- Terörsüz Türkiye için ekonomik bağımsızlık şart / 20.08.2026
- Terörsüz Türkiye mi, yeni bir Türkiye mi? / 19.08.2026
- Terörsüz Türkiye, bağımsız Türkiye / 17.08.2026



























































