logo
21 AĞUSTOS 2026

Çaycuma'da bir kadına yük treni çarptı

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesi Ahatlı köyü hemzemin geçitte demir yolu hattı üzerinden yolun karşısına geçmek isteyen kadına yük treni çarptı. Talihsiz kadın olay yerinde hayatını kaybetti

04.07.2023 11:43:00 / Güncelleme: 04.07.2023 11:47:28
İhlas Haber Ajansı
 
Çaycuma'da bir kadına yük treni çarptı
Çaycuma'da bir kadına yük treni çarptı
Olay, ilçenin 5 köye bağlanan üst geçidin altında meydana geldi. Ahatlı köyü hemzemin geçitte 23021 sefer sayılı Karabük-Çatalağzı yük treni geçtiği esnada raylara fazla yaklaşan 64 yaşındaki Gülşen Çarşambacık'a çarptı. Trenin çarptığı kadın metrelerce savrularak olay yerinde can verdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda sağlık ve polis ekibi yönlendirildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı incelemede kadının olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yeri inceleme ekipleri ve cumhuriyet savcısının olay yerinde incelemelerinin ardından talihsiz kadının cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.



Kaza sonrası ifadesi alınmak üzere trenin makinisti ise gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.İHA

100’den fazla madenci gözaltına alındı

Aylardır ödenmeyen ücret, kıdem tazminatı ve sigorta alacakları için Ankara'da eylem başlatan Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerine polis müdahale etti. Aralarında sendika temsilcilerinin de bulunduğu 100'den fazla madenci gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı ve soluğu yeniden bakanlık önünde aldı. İşçiler, "Garantör olan devlet sözünü tutana kadar buradayız" dedi

21.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
100’den fazla madenci gözaltına alındı
100’den fazla madenci gözaltına alındı
Ankara, maden işçilerinin hak arama mücadelesiyle hareketli günler geçirmeye devam ediyor. Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik ve Elazığ Eti Gümüş işletmelerinde çalışan yüzlerce işçi, uzun süredir alamadıkları maaş, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve eksik yatırılan sigorta primleri için seslerini duyurmaya çalışıyor.

Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde yürütülen eylemlerin 11. gününde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde toplanan işçilere kolluk kuvvetleri sert müdahalede bulundu. Müdahale sırasında 100'ün üzerinde madenci ve sendika uzmanı yaka paça gözaltına alınırken, sahada görev yapan basın mensupları da darp edildi.

Geceyi nezarethanede geçiren işçiler yeniden bakanlık önünde

Eylemin 11. gününde akşam saatlerinde yaşanan büyük arbedenin ardından geceyi nezarethanede geçiren işçiler ve Bağımsız Maden-İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, sabah saatlerinde serbest bırakıldı. Yaşanan gözaltılar madencileri yıldırmaya yetmedi. İşçiler serbest kalır kalmaz, eylemlerinin 12. gününde bir kez daha Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde toplanarak oturma eylemine ve nöbete devam etti. Madenciler, maruz kaldıkları baskılara "Hırsızlar dışarıda, madenci içeride!" sloganlarıyla tepki gösterdi.

"Şirket bir işçinin hakkını ödemek için diğerini mağdur ediyor"

Holding tarafından sosyal medyada yapılan "Ödemeler eksiksiz tamamlanıyor" yönündeki açıklamalara işçilerden ve sendikadan yalanlama geldi. Bağımsız Maden-İş yetkilileri, Doruk ve Eti Gümüş işçilerinin alacaklarının sadece çok küçük bir kısmının yatırıldığını deşifre etti. Üstelik bu ufak ödemenin yapılabilmesi için holdinge bağlı Yozgat Rasih ve İhsan Madencilik işçilerinin maaşlarının yatırılmadığı iddia edildi.

Rasih ve İhsan madeninde çalışan işçilerin bu ayla birlikte tam 4,5 aydır maaş alamadığı belirtildi. Sendika, şirketin adeta "bir işçinin hakkını gasp ederek diğerine pay ettiğini" vurguladı.

İşçilerin bu süreçte karşılanmasını istediği temel talepler arasında aylardır ödenmeyen net maaşlar, kıdem ve ihbar tazminatları, eksik yatırılan sigorta primleri ile bakanlığın verdiği garantörlük sözünün tutulması yer alıyor. 12. gününe giren eylemde, 100'den fazla işçinin gözaltına alınmasının ardından Ankara Valiliği 15 günlük bir yasak kararı ilan etse de işçiler 24 saat kesintisiz nöbet tutmaya kararlı görünüyor.

Bürokrasiye ve bakanlığa sert tepki: 'Garantör nerede?'

Serbest bırakılmasının ardından açıklamalarda bulunan sendika örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, Çalışma Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı'nın gözü önünde periyodik ve sistematik olarak işçi haklarının gasp edildiğini ifade etti.

Devlet yetkililerinin holdingleri koruduğunu savunan Aksu, "Madenci burada, garantör olan bakan nerede? Bürokrasinin, valilerin ve yargıçların holdinglerin hışmından korktuğu bir sistemle karşı karşıyayız. Kimseye zararımız yok, hakkımız verilene kadar bu kapıdan ayrılmayacağız" diyerek tepkisini dile getirdi.

Ankara Valiliği'nin eylemlerin yoğun insan sirkülasyonu yarattığı gerekçesiyle aldığı yasak kararına ve kolluk kuvvetlerinin abluka nedeniyle getirdiği kumanya-battaniye engeline rağmen madenciler geri adım atmayacaklarını ilan etti. Siyasi partilerden ve demokratik kitle örgütlerinden de destek alan maden işçileri, talepleri eksiksiz karşılanana kadar Enerji Bakanlığı binası önünde 24 saat baret vurarak bekleyişini sürdürecek.

Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, elektrik kesme ve tahliye baskısıyla fahiş kira ödemek zorunda kalan kiracının açtığı davada ezber bozan bir emsal karara imza attı. Yüksek mahkeme, davalarda hukuki etiketlere değil, kiracının maruz kaldığı baskıya ve uyuşmazlığın özüne bakılması gerektiğine hükmetti

21.08.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Türkiye genelinde ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin yargı kanadından milyonları ilgilendiren çok kritik bir hamle geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ev sahibinin tahliye baskısı ve elektrik/su kesme tehditleri doğrultusunda fahiş kira bedelleri ödemek zorunda bırakılan kiracılar için emsal bir karara imza attı.

Ankara'da yerel mahkemenin "icra tehdidi bulunmadığı" gerekçesiyle reddettiği dosyayı inceleyen yüksek mahkeme, haksız alınan fahiş kira farklarının "sebepsiz zenginleşme" kapsamında kiracıya iade edilmesinin önünü açtı.

"Davanın adına değil, özüne bakılması lazım"

Ankara'nın Polatlı ilçesinde bir kiracının, ev sahibinin sürekli tahliye baskısı ve elektrikleri kesme tehdidi üzerine fahiş kira artışını kabul etmek zorunda kaldığını belirterek açtığı "fazla ödenen bedelin iadesi" davası hukuk dünyasında yeni bir dönem başlattı. Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin davanın usul yönünden eksiklikleri nedeniyle verdiği ret kararının ardından, Adalet Bakanlığı devreye girerek dosyayı kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay'a taşıdı.

Dosyayı esastan inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemelerinin "isim ve etiket" takıntısından sıyrılması gerektiğini vurguladı. Kararda, bir davanın hukuken nasıl adlandırıldığından ziyade, davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların ve kiracının üzerinde kurulan psikolojik/ekonomik baskının (tehdidin) gerçek içeriğinin dikkate alınması gerektiği net bir dille belirtildi.

Haksız kazançlar sebepsiz zenginleşmeyle geri alınacak

Bu kararla birlikte ev sahibinin baskısıyla rayicin çok üzerinde kira ödeyen kiracılar, aradaki fahiş farkı geriye dönük olarak talep edebilecek. Mahkemeler bundan sonra "bu bir uyarlama davası mı, tespit davası mı?" gibi şekilsel tartışmalar yerine direkt mal sahibinin kiracı üzerinde kurduğu baskının boyutunu ve haksız kazancın miktarını inceleyecek.

Hukukçular, bu kararın özellikle son dönemde fahiş kira artışları için ara formüller arayan, abonelik iptali veya tahliye tehdidi savuran mülk sahiplerinin haksız kazanç sağlama girişimlerine büyük bir hukuki bariyer oluşturacağı görüşünde birleşiyor.

AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler

Kamuoyunda "Süleymancılar" cemaati lideri olarak bilinen Alihan Kuriş'e yönelik suç örgütü soruşturmasında yeni bir skandal patlak verdi. Günlerdir aranan firari kardeş Hilmi Tuna Kuriş, AKP'li eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e 2030 yılına kadar tahsisli olan geçiş üstünlüklü çakarlı araçla yurt dışına kaçmaya çalışırken Marmaris'te yakalandı

21.08.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler
AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen "Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" soruşturmasında, firari şüphelilerin izini süren emniyet güçleri, seyrini tamamen değiştirecek dev bir lojistik ağı deşifre etti. Soruşturma kapsamında günlerdir aranan örgütün kilit ismi ve cemaat liderinin kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile yanındaki Erhan Yılmaz, Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun Mahallesi'nde gayriresmi yollarla yurt dışına firar etme hazırlığı yaparken yakalandı.

Operasyonun ardından derinleştirilen incelemelerde, şüphelilerin İstanbul'dan Muğla'ya nakledilmesini sağlayan lüks aracın arkasından büyük bir siyasi ve bürokratik skandal çıktı.

2030 yılına kadar Bakan Şahin'e tahsisli sığınak araç

Emniyet birimlerinin yaptığı Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve teknik takip incelemelerine göre, firari isimlerin kaçışında kullanılan 34 SL 313 plakalı otomobilin, AK Parti'nin eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tescilli "koruma/makam aracı" olduğu saptandı. Aracın mülkiyetinin San Sistem Lojistik firmasına ait olduğu, ancak 17 Aralık 2025 tarihinde İdris Naim Şahin adına 5 yıl süreyle (2030 yılına kadar) koruma aracı olarak tahsis edildiği ve resmi geçiş üstünlüğünün bulunduğu öğrenildi.

Araç içerisinde yapılan aramalarda 58 bin euro nakit para ele geçirildi. Ayrıca yasal mevzuata tamamen aykırı şekilde ön ve arka cam içerisine yerleştirilmiş ışıklı uyarı (çakar) sistemleri tespit edilen lüks araç, trafik ekiplerince 1 ay süreyle trafikten menedildi.

Telefonunu kapatıp çakarla ilerlemiş

İstihbarat ve Mali Suçlarla Mücadele şube müdürlüklerinin ortak çalışması, şüphelilerin yakalanmamak için profesyonelce hareket ettiğini gösterdi.

Aracın sürücülüğünü yapan Mehmet Özmen'in, 14 Ağustos'ta şüphelileri İstanbul'dan alarak yola çıktığı belirlendi. Aracın 16 Ağustos günü İzmir'in Selçuk ilçesindeki bir akaryakıt istasyonundan yakıt aldığı PTS kayıtlarına yansıdı.

Yakıt alımı sırasında sürücü Özmen araçtan inerken, firari kardeş Hilmi Tuna Kuriş ile Erhan Yılmaz'ın tedbir amacıyla camları koyu renkli otomobilden hiç inmediği görüldü.

Sürücü Mehmet Özmen'in, takibi zorlaştırmak amacıyla İstanbul'dan çıkış yaptıktan sonra GSM hattını kapattığı, firarileri Muğla'ya bırakıp İstanbul'a döndüğü güne kadar telefonunu tamamen kapalı tuttuğu belirlendi.

Şirket deposundan servet çıkmıştı

Bugün Marmaris'te yakalanan Hilmi Tuna Kuriş'in ortak olduğu İstanbul Ümraniye'deki Yılmaz Kimya Genel Merkezi ile otoparkındaki araçlarda daha önce gerçekleştirilen aramalarda adeta bir servet ele geçirilmişti. Polis baskınlarında kaynağı açıklanamayan piyasa değeri yaklaşık 1.4 milyar TL olan 206 adet külçe altın (yaklaşık 200 kilogram), 358 bin dolar, 102 bin euro ve ruhsatsız silahlar bulunmuştu.

Soruşturmada son durum

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bu geniş kapsamlı soruşturma, cemaatin dini faaliyetlerini değil; hiyerarşik ve ekonomik çıkar odaklı bir suç yapılanması haline gelip gelmediğini inceliyor. MASAK tarafından hazırlanan 168 sayfalık dev raporda, örgüte bağlı şirketler arasında 66 milyar lirayı aşan şüpheli bir para trafiği olduğu, tek bir şirketten ise kaynağı belirsiz 8 milyar liralık olağan dışı nakit çıkışı yapıldığı belgelenmişti.

Şu ana kadar aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 şüpheli gözaltına alınmış ve bunlardan 32'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Firari kardeşin de yakalanması ve kullanılan koruma aracının eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e tahsisli çıkmasının ardından, kaçış planını organize eden yeni isimlere yönelik soruşturmanın daha da derinleştirileceği bildirildi.

TÜVTÜRK'ten araç sahiplerine muayene öncesi tavsiyeler

TÜVTÜRK, araç sahiplerine muayene tarihlerini geciktirmemeleri ve muayene öncesinde araçlarının temel güvenlik unsurlarını gözden geçirmeleri uyarısında bulundu

 

21.08.2026 10:33:00
Anadolu Ajansı
 
TÜVTÜRK'ten araç sahiplerine muayene öncesi tavsiyeler
TÜVTÜRK'ten araç sahiplerine muayene öncesi tavsiyeler

Şirketten yapılan açıklamaya göre, periyodik muayene, araç ve trafik güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak önem taşıyor.

Muayene sırasında, araç ve trafik güvenliğini doğrudan etkileyen teknik unsurlar incelenerek araçlardaki eksikliklerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması sağlanıyor. Araç sahiplerinin muayene öncesinde yapabilecekleri basit kontroller de olası eksikliklerin önceden fark edilmesine yardımcı oluyor.

Lastiklerin hava basıncı ve genel durumu, aydınlatma sistemleri, cam ve aynalar ile silecekler muayene öncesinde araç sahiplerinin gözden geçirebileceği başlıca noktalar arasında yer alıyor.

Fren sisteminde olağan dışı ses, titreşim veya çekme gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi, gösterge panelindeki arıza ve ikaz ışıklarının dikkate alınması gerekiyor.

İlk yardım çantası, yangın söndürme tüpü ve üçgen reflektör gibi araçta bulunması gereken ekipmanların mevzuata uygun şekilde araçta bulundurulması da muayene öncesi hazırlığın önemli parçasını oluşturuyor.

Geri vites lambasının işlevini yerine getirmemesi sık tespit edilen kusurlar arasında

TÜVTÜRK'ün bir yıllık muayene verilerine göre, sık karşılaşılan kusurlar arasında özellikle aydınlatma ve fren sistemlerine ilişkin eksiklikler öne çıkıyor.

Arka servis freni değerlerindeki dengesizlikler ve park freninin yetersizliği gibi fren sistemi sorunlarının yanı sıra kısa hüzmeli far ayarının bozuk olması, fren lambalarının kısmen ya da tamamen yanmaması ve geri vites lambasının işlevini yerine getirmemesi sık tespit edilen kusurlar arasında yer alıyor.

Araçlarda geçerli egzoz gazı emisyon ölçümünün bulunmaması da karşılaşılan önemli eksikliklerden biri olarak göze çarpıyor. Sonradan takılan ve standartlara uygun olmayan LED ampuller ise sürüş güvenliğini olumsuz etkileyebilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor.

Araç muayenelerinde lastikler, fren sistemi, aydınlatma ve görüş şartlarını etkileyen ekipmanlara ilişkin uygunsuzluklarla karşılaşılabiliyor. Günlük kullanım sırasında fark edilmeyen ya da önemsenmeyen teknik sorunlar, sürüş güvenliği açısından risk oluşturabiliyor.

TÜVTÜRK, söz konusu nedenle araçların bakım ve kontrollerinin yalnızca muayene dönemlerinde değil, düzenli olarak yapılmasını ve tespit edilen teknik sorunların ihmal edilmemesini tavsiye ediyor.

Araç muayene randevuları, şirketin resmi internet sitesi, çağrı merkezi, istasyon kioskları veya e-devlet üzerinden ücretsiz alınabiliyor.

Çankırı'da 4,2 büyüklüğünde deprem

Çankırı'nın Ilgaz ilçesinde saat 05.06'da 4,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi

21.08.2026 05:52:00
AA
 
Çankırı'da 4,2 büyüklüğünde deprem
Çankırı'da 4,2 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 05.06'da, merkez üssü Ilgaz olan 4,2 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin yerin 12,01 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.

 

Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı

İzmir'de Çiğli Belediye Başkanı'nın park halindeki aracına silahla ateş eden şüpheli gözaltına alındı

 

20.08.2026 20:44:00 / Güncelleme: 21.08.2026 08:01:33
Anadolu Ajansı
 
Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı
Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı

İzmir'de Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına silahla ateş eden şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Çiğli Belediyesi otoparkına çalıntı motosikletle giden K.S. (21), henüz belirlenemeyen bir nedenle Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına silahla ateş etti.

Olayın ardından kaçmaya çalışan şüpheli, güvenlik görevlilerince yakalanıp polise teslim edildi.

Olay anı, otoparkın güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Görüntülerde, otoparka motosikletle gelen şüphelinin, Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına tabancayla defalarca ateş ettiği, ardından kaçmaya çalışırken güvenlik personelince yakalandığı ve diğer görevlilerce etkisiz hale getirildiği yer alıyor. 

Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu

Şişli'de bir binadan yayılan kötü koku ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen ekipler, kokuların geldiği dairede yaptığı incelemede 25 yaşındaki gencin cansız bedeniyle karşılaştı

20.08.2026 20:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu
Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu
Olay, saat 16.30 sıralarında Kuştepe Mahallesi Zeytinlik Sokak'ta bulunan 4 katlı binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir binadan gelen kötü koku üzerine mahalle sakinleri ihbarda bulundu. Kötü kokunun geldiği binanın yöneticisiyle görüşen mahalleli durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi.

Polis ekipleri kötü kokunun geldiği tespit edilen binanın girişinde bulunan daireye çilingir yardımıyla girdi. Sağlık ve polis ekipleri yaptığı incelemelerde, dairede ikamet ettiği öğrenilen Yusuf Dinç'in (25) hayatını kaybettiğini belirledi. Bina önünde ve mahalle girişinde polis ekipleri güvenlik önlemi aldı. İncelemenin ardından şahsın cenazesi otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı. Ekipler, gencin vücudunda herhangi bir darp ve kesici alet izine rastlanmadığı öğrenildi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz

ABD Başkanı Trump’ın Temmuz’daki Ankara ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği sıcak mesajlar ve "yaptırımları kaldıracağız" taahhüdü, Washington bürokrasisinin ve Kongre engellerinin duvarına çarptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Söz aldıktan sonra 40 gün geçti, adım atılmadı" sitemiyle yeniden alevlenen krizde, ABD’nin övgü dolu söylemleri eyleme dönüştürmediği netleşti

20.08.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz
F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz
HABER ANALİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Al Jazeera ve farklı uluslararası mecralara verdiği röportajlarda, ABD Başkanı Donald Trump'tan F-35 savaş uçakları konusunda kesin bir söz aldığını belirterek, Washington yönetiminin bu vaadi yerine getirmesini beklediklerini kamuoyuna duyurdu.

Hatırlanacağı üzere, 7 Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında Trump, Erdoğan'ı ve Türkiye'nin askeri gücünü öven açıklamalarda bulunmuş; Rusya'dan alınan S-400 füze savunma sistemleri nedeniyle Aralık 2020'den bu yana uygulanan CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını ve Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşünü "kesinlikle değerlendireceğini" söylemişti. Hatta Trump, Netanyahu ile yapacağı görüşme öncesinde basına yansıyan demeçlerinde, "Türkiye harika bir müttefik olmuştur, kimse bana ne satıp satmayacağımı söyleyemez" diyerek rest çekmişti.

Ancak zirvenin üzerinden haftalar geçmesine rağmen Washington cephesinden somut hiçbir idari ya da yasal adım gelmedi; aksine tam bir sessizlik hakim oldu.


Kongre'ye gönderilen S-400 mektubu


Yunan ve Amerikan basınına sızan 22 Temmuz 2026 tarihli resmi yazışmalar, Trump'ın kameralar önündeki "sözlerinin" arka plandaki kurumsal devlet mekanizmasıyla çeliştiğini gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kongre üyelerine gönderdiği bilgilendirme mektubunda, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilebilmesi için gerekli hukuki şartları henüz karşılamadığı açıkça belirtildi.

Mektupta yer alan detaylara göre, ABD yasaları, Rus menşeili S-400 sistemleri Türkiye mülkiyetinde ve toprağında kaldığı sürece Pentagon'un F-35 transferi yapmasını kesin bir dille yasaklıyor. Trump yönetimi bürokrasisi, S-400 krizinin çözülmesi için bu sistemlerin tamamen Türkiye dışına çıkarılmasını ve gelecekte benzer alımlar yapılmayacağına dair yazılı ve bağlayıcı taahhütler verilmesini talep ediyor.

Bunun yanı sıra İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Kongre'deki güçlü Yunan-İsrail lobileri de Ankara'nın Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikalarını gerekçe göstererek Türkiye'ye radara yakalanmayan 5. nesil jetlerin teslim edilmesini engellemek için baskılarını sürdürüyor.


F-16 Blok 70 sözleşmesinde fiyat ve teslimat çıkmazı


F-35 programına alternatif olarak yürütülen ve görece daha kolay çözülmesi beklenen 40 adet yeni F-16 Blok 70 savaş uçağı ile modernizasyon kitleri tedariki de Washington'un oyalama taktiklerinden nasibini almış durumda.

2024 yılında ön sözleşmesi imzalanan 23 milyar dolarlık dev pakette, ABD'li üretici Lockheed Martin ile Ankara arasında ciddi bir fiyat ve maliyet krizi yaşanıyor. ABD'nin Türkiye'ye sunduğu yüksek maliyetler ve üretim yoğunluğunu öne sürerek teslimat takvimini sürekli ertelemesi üzerine, Milli Savunma Bakanlığı geçtiğimiz süreçte F-16 modernizasyon kitlerinin bir kısmından vazgeçildiğini açıklamıştı. Tayvan gibi ülkelere F-16V teslimatları tam gaz devam ederken, Türkiye'nin taleplerinin pazarlık masalarında kilitlenmesi, ABD'nin "müttefiklik" samimiyetini bir kez daha sorgulatıyor.


Ankara'nın alternatif hamleleri


Washington'dan istediğini alamayan ve Trump'ın "övgü dolu sessizliğiyle" karşı karşıya kalan Ankara, hava gücünü tahkim etmek için çoklu bir strateji izliyor.

İlk olarak Türkiye, Birleşik Krallık ile imzaladığı 20 adet yeni Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik süreci kapsamında, uçuş ve bakım personelini Ağustos 2026 itibarıyla kademeli olarak eğitim için İngiltere'ye göndermeye başladı. İkinci olarak, ABD'den gelecek yeni F-16'ların gecikmesi, ASELSAN imzalı MURAD AESA radarı ve milli görev bilgisayarlarını içeren ÖZGÜR modernizasyonu ile telafi edilmeye çalışılıyor. Bu yerli hamle sayesinde envanterdeki mevcut F-16'lar 4,5. nesil seviyesine yaklaştırılıyor. Son olarak, Milli Muharip Uçak KAAN'ın seri üretim takvimi için kritik öneme sahip olan ABD menşeili General Electric F110 motorlarının tedarik süreçleri de Ankara tarafından yakından takip ediliyor.

Özetle; Trump liderliğindeki Beyaz Saray, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kurduğu kişisel dostluk köprülerini ve kamuoyu önündeki jestleri bir dış politika enstrümanı olarak kullanırken, kurumsal planda Türkiye'ye yönelik askeri ambargoyu gevşetmeye niyetli görünmüyor. Ankara ise Washington'un bu oyalama siyasetine karşı, "Trump'ın sözünü tutmasını beklerken" bir yandan da kendi yerli savunma sanayii ekosistemini ve alternatif ittifaklarını güçlendirerek jet açığını kapatmayı hedefliyor.

8 milyonluk rüşveti mahkemede anlattı

İBB davasının 2. duruşmasının 4'üncü gününde, savunma yapan tutuksuz sanık iş insanı Hamit Demir, "2017'de ruhsatlarımızı çıkarma esnasında belediye gelirler müdürlüğüne gittiğimde bana, 'belediyeye bir ödeme yapacaksınız' dediler. Beni bir arkadaşa yönlendirdiler. O kişi bana, '8 milyon civarı bir ödeme yaparsanız, bu konuda destek oluruz' dedi. Baktım ki, yapmak zorundayım, yapmasam sıkıntı yaşayacağım. Ben de, 'şu anda hiç param yok, bu konuda nasıl destek olursunuz' dedim. Konuşma sonrası ruhsatlarımı aldım, inşaatımı yapıp bitirdim" dedi

20.08.2026 17:40:00 / Güncelleme: 21.08.2026 08:00:14
İhlas Haber Ajansı
 
8 milyonluk rüşveti mahkemede anlattı
8 milyonluk rüşveti mahkemede anlattı
'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ikinci duruşmasının görülmesine, 4'üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Duruşmada, davanın soruşturma aşamasında tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen İBB Özel Kalem Müdürü tutuksuz sanık Kadriye Kasapoğlu savunma yaptı.

"Benden bir suç örgütü üyesi çıkması mümkün değildir"

Sanık Kasapoğlu, savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "19 Mart'ta 100 çalışanım ve İBB başkanım gözaltına alındı. Bir suçun delillerini yok etmek için suç olması lazım. Bu iddiaları reddediyorum, böyle bir durum söz konusu değildir. Mesai arkadaşım Caner Kara'ya bir şeyler taşıtma talimatım olmamıştır. Bu iddia, beni yarısından fazlasını tanımadığım, örgüt olarak nitelendirilen insanların arasına koymuştur. Ben özel kalem müdürüyüm. Ben, devletin bana para verdiği işle yargılandım. Benden bir suç örgütü üyesi çıkması mümkün değildir. Ben, bir özel kalem müdürünün yetkileri dışına çıkarak bir işlem yapmadım" ifadelerini kullandı.

"İmamoğlu'ndan ruhsatlama konusunda destek istedim, 'tabii ki oluruz' dedi"

Kasapoğlu'nun savunmasının ardından tutuksuz sanık iş insanı Hamit Demir savunma yaptı. Savunmasında, savcılık aşamasında verdiği ifadeye açıklık getirmek istediğini vurgulayan sanık Demir, "2013 yılının son çeyreğinde Yusuf Uzun'a gittim. Uzun, bir arazi için 'çok sorunludur, bunu seçimden sonra gündeme getirelim' dedi. Savcılık İfademde, 'ruhsat alındı, sözleşme yapıldı' gibi karışıklığa neden olacak ifadeler yer aldı. Ben Murat Ongun'la herhangi bir görüşmem ve bir araya gelmem olmamıştır. 2010 senesinde ben, Beylikdüzü'nde ilk projemi yaparken bana bir plancı lazımdı.

Ben o zaman AK Parti belediye başkan yardımcısı Ali Bey'e, 'bir plancıya ihtiyacım var, bana destek olur musun' dedim. O da bana, 'Murat Çalık diye bir arkadaş var, biz de çalışıyoruz. Onunla görüşebilirsin' dedi ve numarasını verdi. Ben de görüştüm. Görüşmenin ardından da yaklaşık üç yıl Çalık ile beraber çalıştık. Sonra belediye seçimlerinde Murat Bey'le yolları ayırdık. Başka bir arkadaşla çalışmaya başladık. Burada çok hacizler vardı, çok davalar vardı. Malikler birbirine girmişti. Ben bura için çalışma yapmaya başlarken, Murat Çalık'a, 'burayı alacağım' dedim. O da bana, 'burası çok sorunlu, sıkıntılı. Açarsa açabilirsen al. Bu senin kararın' dedi. Ben de aldım. Aldıktan sonra yürütmelere başladım, görüşmelere. Belirli bir süre sonra satın almalar başladı. Sonraki süreçte Ekrem İmamoğlu'ndan randevu istedim. 2015 yılında İmamoğlu ile görüştüm. Dedim ki, 'bu arazileri alıyorum ama biraz sıkıntılı süreç, ruhsatlama konusunda destek istiyorum' dedim. O da, 'tabii ki oluruz' dedi" şeklinde konuştu.

"Belediye gelirler müdürlüğüne gittiğimde bana, '8 milyon civarı bir ödeme yaparsanız, bu konuda destek oluruz' dedi"

Savunmasına devam eden sanık Hamit Demir, "2017'de ruhsatlarımızı çıkarma esnasında belediye gelirler müdürlüğüne gittiğimde bana, 'belediyeye bir ödeme yapacaksınız' dediler. Beni bir arkadaşa yönlendirdiler.

O kişi bana, '8 milyon civarı bir ödeme yaparsanız, bu konuda destek oluruz' dedi. Baktım ki, yapmak zorundayım, yapmasam sıkıntı yaşayacağım. Ben de, 'şu anda hiç param yok, bu konuda nasıl destek olursunuz' dedim. Konuşma sonrası ruhsatlarımı aldım, inşaatımı yapıp bitirdim. Sonraki süreci şirketteki yöneticiler yürüttü. 8 milyon lira daire, çek ve nakit akışı oldu. Adem Soytekin'i ilk tanıdığımda benim taşeronluk işim vardı. Bir görüşmemde, Mehmet Murat Çalık da vardı. Çalık, Soytekin için dedi ki, 'düzgün bir arkadaş, buna iş verebilirsin' dedi. Ben de, 'bakarız' dedim. Şantiyeyi gezerken Soytekin bana, 'ben Ekrem Başkan'ın da işleri yapıyorum. Çok yoğun işim var, buraya da talibim' dedi. Biz de, 'değerlendirelim' dedik. Yönetim olarak değerlendirdikten sonra başka bir arkadaşla yürümeye karar verdik.

Adem Soytekin'i tercih etmeme nedenimiz, fiyattan ziyade tutumu, tavrı, şantiye şeflerinin kararıyla belirlendi. Murat Çalık sadece karşılaştığımız zaman 'ben, büyük, iyi bir taşeron aradım abi' dedi. Asla kimseyi tavsiye etmedi, yönlendirmedi. Sonraki süreçte biz bu dairelerin devamıyla ve belediye ödemeleriyle ilgili Adem Bey ile buluştuk. Buluşmada ona, 'buradaki inşaattan alır mısın' dedim. O ise kabul etmedi. Ondan sonra ki süreçte Adem Soytekin ile iş konularıyla ilgili görüşmedim" dedi. Duruşma, diğer sanıkların savunmaları ile devam ediyor.

Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde sahilde önce 2 kadının, kısa süre sonra ise bir erkeğin cansız bedeni bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı

20.08.2026 17:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu
Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu
Cami Mahallesi'nde bulunan Şehit Cevher Dudayev Parkı Sahili'nde kıyıya vuran 2 kadının cansız bedeni bulundu. Kısa süre sonra aynı bölgede bir erkeğe ait cansız beden de görüldü.

Çevredekiler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi. Bölgeye ulaşan ekipler tarafından yapılan ilk incelemede üzerlerinde kıyafetleri bulunduğu belirlenen 3 kişinin cenazesi, kimlik tespiti ve kesin ölüm nedenlerinin belirlenmesi amacıyla otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı.

Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.