HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 OCAK 2022, CUMARTESİ

Cumhuriyeti korumak…

29.10.2021 00:00:00

Siz hiç okyanusta bir yelkenlinin güvertesinde boyunuzu aşan dalgalar ile iyi geçinmeye çalışarak, sınırlı güçteki motorunuzla tekne seyrinde bulundunuz mu? 

Peki ya, Karadeniz'in fırtına mevsiminde bir şilebin güvertesini yıkayarak geçen dalgaları kaptan köşkünden endişeli gözlerle izlediniz mi?

Veya bir balıkçı takasında bir torba balık için canını dişine takmış, bozan havaya rağmen ağlarını toplamaya çalışan sıradan bir tayfa oldunuz mu?

Sanırım çoğunuz bu sorularıma "hayır" diye cevap vereceksiniz…

Doğrudur.

Bu konuda televizyonlarda, kartpostallarda, bilgisayarların açılışında masa üstü resmi olarak sadece romantik manzaraları seyretmişsinizdir. 

Ancak bütün bu resimlerin birde görünmeyen, gösterilmeyen bir yüzü vardır. 

* * *

Tıpkı Bandırma Vapuru ve yolcuları gibi…

16 Mayıs'ta yola çıkıp, 19 Mayıs'ta Samsun'a varan; geride kalan üç günü, üç yıllık bir kâbus gibi yaşayan yolcularını düşünün… Nasıl bir inanç ve cesarettir ki, o zorlu yolculuk bile kendilerini yıldıramamış; Anadolu'da özgürlük ateşini yakıp, her yere taşıyacak daha da zor bir uğraşa girişmişlerdir. 

Çok zor koşullarda kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin hepimize sunduğu eşitlik, özgürlük ve dayanışma imtiyazı pek çok ülke tarafından kıskanılmış, zaman içinde yıpratılmaya, kendi halklarına örnek olmaması için içten ve dıştan yapılan müdahaleler ile yıkılmaya çalışılmıştır. 

Anadolu aydınlarının kardığı sevgi hamuru, kardeşlik birliğinin kurulmasını sağlamış; ülkenin tehlikede olduğu dönemlerde yurdun korunması için cansiperane savaşan yiğitlerin, "mesele vatan ise gerisi teferruattır" diyerek cephelere koşmasına yol açmıştır. 

Bugün bizi bölmeye çalışanların elindeki tek silah "DİN" dir. Kökene dayalı "etnik milliyetçilik" oyunları tutmamıştır. Görmüşlerdir ki, kurtuluş mücadelesinde Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü gibi farklı kökenlerden bir araya gelmiş, yıllar boyu birlikte yaşamış, birbirinden kız alıp oğlan vermiş, aralarındaki akrabalık bağları güçlenmiş, ayni siperde şehit olmuş, gazi olmuş insanları birbirinden ayırmak ve bölmek mümkün değildir. 

Son koz "DİN" dir. Şimdi bu koz oynanmaya çalışılmaktadır. 

Bugüne kadar ne çocukluğumuzda ne de okul sıralarında biz arkadaşlarımızın hangi dine ve hangi mezhebe bağlı olduklarını hiç sorgulamazdık. Bilmezdik. İlgilenmezdik…

Bugün cami önünde lokma dökmek isteyen ustaya, hayır sahibine inancına göre izin veya elektrik vermeme ayrımına imza atılmakta, insanlar nasıl bir itme-çekme kuvveti var ise birbirine düşman edilmektedirler. 

Oysa bizler hayır yapmayı görev, yapanı da hoş gören bir anlayışın çocukları idik. Bugün vatan için şehit olmuş askerin cenaze namazlarında bile bu ayrım yapılıyorsa Cumhuriyet ilkelerine dinamit konuyor demektir. 

Atatürk'ün kurduğu kurumları farklılaştırmak, onları sadece bir mezhebin merkezi ve savunucusu yapmak, özellikle azınlıkları yok saymak ve yabancı kabul etmek kültür mozaiğimizi parçalamaktır. 

Meydanları süsleyip şatafatlı konuşmalar ve hamaset ile bayram kutlaması yapmak yeterli değildir. Cumhuriyetin getirdiği fikri hür, irfanı hür insan modelinin biatçı ve ayrımcı bir kültürle değiştirilmek istendiğini fark etmek, buna mani olmak; kafa kesenlere hayranlık duyan bir toplumu körükleyenleri iyi takip etmek ve cezalandırmak zorundayız. 

Atatürk heykellerinin kaldırıldığı, isminin spor salonlarından, kültür merkezlerinden silindiği, yerine zamanında bu ülkeye en büyük ihaneti yapmış olanların isimlerinin cadde ve sokaklara verildiği bir anlayışa seyirci kalmak, ileride olacak daha büyük olayların ve değişikliklerin, iç karışıklıkların, ayrımcılığın ayak sesleridir. 

Bizler sadece toplumun içinde yaşayan ve düşünen bireyler olarak gördüklerimizden sonuçlar çıkaran, geride bıraktığımız mutluluk yıllarının özlemini çeken kişiler olarak ancak endişelerimizi dile getirebiliriz. 

Ama bir kesim var ki, kendileri gibi düşünmeyenlerin kellelerini almayı, kanını dökmeyi helal kabul ediyorsa, Cumhuriyet için tehlike çanları çalıyor demektir.

O zaman bize de düşen Cumhuriyeti korumaktır…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

29.10.2020, 29.10.2019, 29.10.2018, 29.10.2017, 29.10.2016, 29.10.2015, 29.10.2014, 29.10.2013, 29.10.2012, 29.10.2011, 29.10.2010, 29.10.2009, 29.10.2008, 29.10.2007, 29.10.2006, 29.10.2005, 29.10.2004, 29.10.2003, 29.10.2002
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.