logo
09 AĞUSTOS 2026

Dünyayı köleleştiren dolar tezgâhı nasıl çöküyor?

Yıllarca ürettiği uyuşturucu ve savaş paralarını finans sistemine akıtarak ayakta kalan ABD, matbaasında bastığı karşılıksız dolarlarla tüm insanlığın alın terini ve doğal kaynaklarını gasp ediyor

09.08.2026 09:08:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Dünyayı köleleştiren dolar tezgâhı nasıl çöküyor?
Dünyayı köleleştiren dolar tezgâhı nasıl çöküyor?
Yıllarca ürettiği uyuşturucu ve savaş paralarını finans sistemine akıtarak ayakta kalan ABD, matbaasında bastığı karşılıksız dolarlarla tüm insanlığın alın terini ve doğal kaynaklarını gasp ediyor.

Kapitalizmin bu küresel sömürü çarkına karşı ezberleri bozan ve dünyada tescillenen tek alternatif ise Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu "Milli Ekonomi Modeli"nden başkası değil.

Küresel finansal krizler derinleşirken, dünyayı haraca bağlayan "Dolar Hegemonyası" artık mızrağın çuvala sığmadığı bir sömürü düzenine dönüştü.







İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Bretton Woods sistemiyle doları altına endeksleyen, ancak 1971'de bu sözünü tek taraflı fesheden ABD, yarım asırdır arkasında hiçbir altın veya üretim karşılığı olmayan yeşil kağıtları dünyaya ihraç ediyor.

Süper güçler, sınır ötesinde ürettikleri narko-paraları, silah ticaretini ve spekülatif sermayeyi bu karşılıksız dolar çarkı üzerinden küresel bankacılık sistemine enjekte ederek meşrulaştırıyor.

Dünyanın geri kalanı ise petrolünü, madenlerini, fabrikalarını ve en acısı da milyarlarca insanının gece gündüz döktüğü alın terini, ABD'nin sadece bir matbaa maliyetine bastığı bu kağıt parçaları karşılığında teslim etmek zorunda kalıyor.







İnsanlığın Emeği Nasıl Gasp Ediliyor?

ABD, kendi ülkesinde enflasyon yaratmamak için bastığı trilyonlarca doları dış dünyaya ihraç ediyor. Gelişmekte olan ülkeler bu dolarları borç ve rezerv olarak tutmak için kendi kaynaklarını ucuza satarken, ABD sadece kağıt basarak dünyanın reel zenginliğini bedavaya topluyor.

Asya'dan Afrika'ya kadar milyarlarca işçi günde 12 saat çalışarak üretim yaparken, bu emeğin karşılığı olan değer, ABD Merkez Bankası'nın (FED) bir düğmeye basarak ürettiği dijital rakamlar ve karşılıksız paralarla sıfırlanıyor. Kapitalizm, modern bir kölelik düzeni olarak insanlığın emeğini sömürüyor.

ABD kendi yarattığı ekonomik krizlerin ve karşılıksız para basmanın bedelini, doları rezerv para olarak kullanmak zorunda kalan diğer ülkelere enflasyon ve devalüasyon olarak fatura ediyor.







Sömürü Düzenini Yıkan Manifesto

Kapitalizmin insanlığı uyuşturucu, savaş ve karşılıksız para sarmalıyla yok ettiği bu karanlık dönemde, tüm dünyada kabul gören yegane kurtuluş reçetesi Prof. Dr. Haydar Baş tarafından kaleme alınan Milli Ekonomi Modeli oldu.

Rusya başta olmak üzere birçok ülkenin meclisinde bizzat bütçe ve kalkınma modeli olarak uygulanan bu tez, kapitalizmin tüm ezberlerini çökerterek sömürge çarkına balta vuruyor.

Milli Ekonomi Modeli'nin küresel finans sistemini kökten sarsan ve emeği koruyan temel sütunları şunlardır:

1. Emek ve Üretim Karşılığı Para Basımı

Prof. Dr. Haydar Baş, ABD'nin "karşılıksız para" sömürüsüne karşı "Milli Para" kavramını getirmiştir. MEM'e göre bir devletin parası, yabancı para birimlerine (dolara) endeksli olamaz.

Para, o ülkenin emeği ve üretimi karşılığında basılır. Bu sayede senyoraj hakkı küresel çetelerin elinden alınarak doğrudan millete ve devlete devredilir.







2. Tüketim Eksenli Analiz ve Vatandaşlık Maaşı

Kapitalizm sürekli üretimi teşvik ederken tüketiciyi (halkı) yoksullaştırıp sistemi tıkar. MEM ise "Tüketim Eksenli" bir modeldir. Toplumda paranın dönmesi ve pazarın canlanması için her vatandaşa koordine edilen "Vatandaşlık Maaşı", ev hanımlarına meslek maaşı ve çocuk maaşı gibi sosyal devlet projelerini hayata geçirir. Bu, sömürülen emeğin halka geri iade edilmesidir.

3. Kaynakların Sınırsızlığı İlkesi

Kapitalizmin "kaynaklar sınırlıdır, ihtiyaçlar sınırsızdır" yalanını çürüten Prof. Dr. Haydar Baş; ihtiyaçların sınırlı, Allah'ın sunduğu kaynakların ve insan emeğinin ise sınırsız olduğunu kanıtlamıştır. Devletlerin kendi yeraltı ve yerüstü kaynaklarını millileştirerek kendi paralarıyla işletmesi gerektiğini savunur.

Sonuç: Küresel Çetelere Karşı "Milli Ekonomi" Kalkanı

Bugün dünyayı saran uyuşturucu ağları, finanse edilen terör örgütleri ve ülkeleri teslim alan ekonomik krizler, ABD'nin karşılıksız dolar imparatorluğunu ayakta tutma çabasının kanlı sonuçlarıdır.

İnsanlığın bu küresel narko-kapitalist kölelikten kurtulmasının tek yolu, dışa bağımlı IMF ve Dünya Bankası politikalarını yırtıp atarak, emeği haysiyetiyle buluşturan Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ne sarılmaktır. Kendi parasını emeğine endekslemeyen her ülke, ABD matbaasının kölesi olmaya mahkumdur.

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.