HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 AĞUSTOS 2022, PERŞEMBE

Durup, anlamak

30.12.2011 00:00:00
Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu 2011 yılı Ocak ayının ilk Pazartesinde Ankara'da "Üçüncü Büyükelçiler Konferansı"nın açılış konuşmasında "Türkiye Cumhuriyeti'nin akil ülke vizyonu"nu açıklamıştı. Çıta birden ne kadar çok yükselmişti. Doğrusu, biz de hadi bakalım, Türk diplomatları krizden krize koşturan "itfaiye eri" olmaktan çıkıyor mu? diye durup, sevinmiştik. Ama bu sefer, Sayın Davutoğlu bundan on bir buçuk ay sonra, dördüncüsü düzenlenen 'Büyükelçiler Konferansı'nın açılış konuşmasında yaptığı yıllık muhasebede "Akil Ülke Vizyonu"nun değişik bir versiyonunu veciz bir şekilde ifade etti. "Akil Ülke Vizyonu" açıklamasından daha bir sene bile geçmeden "Durmak ve anlamak" dedi, haberiniz olsun. Ne dersiniz, Türkiye sağa sola koşturmaktan bilinen, bir türlü "itfaiye eri" pozisyonundan kurtulamamış mıydı acaba? Bu biraz da bize "Hop, ağır ol da Molla desinler" özdeyişini anımsattı ya, olsun. Bunun Dışişleri Bakanı tarafından açıklanması oldukça anlamlıydı. Dışişleri Bakanının, 2012 yılına bir hafta kala 23 Aralık Cuma günü Ankara'nın yeni açılan beş yıldızlı otelinde JW Marriott'ta, İngilizce, Almanca ve Arapça etimolojisinden örnekler verip, Türkiye'nin 2012 vizyonu olarak "Durmak ve anlamak" demesi gerçekten manidardı. Konferansın adı da özenle seçilmişti, besbelliydi. "Türk Dış Politikasının Temel Dayanakları: Demokratik Değerler ve Ulusal Çıkarlar". Bu ad konulurken, bu kapsamda "Durup, Anlamak" demek zorunluluğunu hissetmek farklı bir algılamayı da dikte ettiriyordu sanki anlayan için. Acaba Dışişleri Bakanı Türk Dış Politikasındaki acullüğümüzü, birileri tarafından oradan oraya koşturulduğumuzu ya da her şeyden önemlisi kraldan fazla kralcı tavrımızı eleştiriye mi tabi tuttu, doğrusu pek anlayamadım. Bir başka eleştirel bakış ise, yoksa diyorum "Akil Ülke Vizyonu"ndan gerisin geriye dönüldü mü? Yoksa bu vizyonun farklı bir versiyonu mu gündeme alındı? Bu konudaki soruları çoğaltmak mümkün?"Büyükelçiler Konferansı" ilk olarak Ali Babacan'ın Dışişleri Bakanlığı döneminde gerçekleştirilmişti. Toplantılar Ankara'da başlayıp, ikincisi Mardin'de, Üçüncüsü Erzurum'da sonlandırılmış, bu yılkinin de Edirne'de sonlandırılacak olması gerçekten önemlidir. Bir hafta süren istişare toplantılarından sonra, Sırbistan Dışişleri Bakanının bir konuşma yapacağı Edirne'nin seçilmesi, Sırbistan ve Türkiye'nin başını çektiği "2012 Balkanlar Barış Yılı" etkinlikleri için simgesel önem ifade etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu arada hemen söylemeliyim, konferansın Ankara'daki yarım gün süren Açılış Töreni Programına Dışişleri Bakanlığı tarafından davet edildim, üçüncüsüne katılmıştım, bu dördüncü nazik davete de icap ettim. Bu süreye kadar Türkiye'nin yurtdışında görev yapan yaklaşık 180 büyükelçisi, vizyon belirleyen Devletin üst düzey yöneticileri ile bu yeni vizyonunu tartışacaklar ve de merkezden talimatlandırılacaklar. Bakan Davutoğlu, IV. Büyükelçiler Konferansı'nın Marriot Otel'de düzenlenen açılışında büyükelçilere hitaben yaptığı bir planlama direktifi olarak yapmış olduğu konuşmasında, 2011 yılının genel bir değerlendirmesini yaptı. Her on yılda bir yaşanan üç depremden, soğuk savaş sonrası yaşanan jeopolitik, 11 Eylül 2001'de yaşanan güvenlik ve 2011'de yaşanan siyasi ve ekonomik depremden, en az etkilenen ülkenin Türkiye olduğunu söyledi. Ancak Türkiye'nin soğuk savaşın galip ülkesi olmasına karşın bu dönemin maalesef kayıp yıllar olduğunu, ortaya çıkan fırsatları Türkiye'nin yeteri kadar algılayamadığını ifade etmekten kendini alamadı. Dışişleri Bakanı Türkiye'nin geçmiş on yılda restorasyonunu tamamladıktan sonra 2012 yılında uzlaşma dönemine girildiğini büyük harflerle ifade etti. Görünen odur ki, 2012 yılında Türkiye "Tarihle Yüzleşmek" masalı adı altında hemen herkesten özür dileyecek ve bu bağlamda o kadar özgürleşecek ve de uzlaşacak. Bu açık seçik artık göründü. Bütün bunlardan sonra, insanın keşke her devlet birbirlerine karşı önyargısız olarak beyaz sayfalar açabilseydi, ne güzel olurdu, diyesi geliyor. Ama nedense kapalı kapılar arkasında örgütlendirilen açılımlardan ve de tazminatlarla bütünleşen yaptırımlardan hiç söz edilmiyor, bu konuşmalar açıldığında? Hiç kuşkunuz olmasın bütün bunlar yapıldı ve de yapılıyor.Hemen arkasından Sayın Bakan, Türkiye'nin bundan sonra küresel güç olacağı ütopyasını da açıklamaktan kendini alamadı. Haydi, hayırlısı, duyduk duymadık demeyin. Kuşkusuz, tarih akıp giderken, arada sırada durmak ve rasyonel bir zeminde tarihin akışını yorumlamak güzel de... Ama bunun için her şeyden önce, Türkiye'nin kendi temel dayanakları ile gerçekleştirebileceği sağlam milli bir zeminin olması gerekmez mi? Tarihin akışında sorgulanmakta olan demokratik değerler ve bu değerler bağlamında ulusal çıkarların nerede ve nasıl konumlandırılacağı ondan daha da önemli değil midir?İşte böyle, sevgili okurlar inanın biz de sizler gibi durup, bakacağız ve olup bitenleri anlamaya çalışacağız. Doğrusu bu. Ama bir şeyi büyük harflerle ifade edelim ve de şurası açık ki, iktidar tarafından şapkanın öne konulduğu aşikâr, besbelli. Ne bileyim, Hani Kızıl derilinin koşup durduktan sonra söylediği gibi acaba "Çok hızlı gittik de Ruhumuz mu arkada kaldı." Bence ruhumuzla birlikte milli değerlerimizi de geride bıraktığımız çok açık belli öyle değil mi? Sevgili okurlar?
 
Prof. Dr. Esat Arslan / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

30.12.2010, 30.12.2009, 30.12.2008, 30.12.2007, 30.12.2006, 30.12.2005, 30.12.2004, 30.12.2003, 30.12.2002, 30.12.2001, 30.12.2000, 30.12.1999, 30.12.1998, 30.12.1997, 30.12.1996, 30.12.1995, 30.12.1994, 30.12.1993, 30.12.1992


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.