Uygulanan yanlış ekonomi politikalarıyla uzun süredir ekonomik anlamda deprem yaşayan Türkiye, 6 Şubat'ta yaşanan depremlerle daha da zifiri bir karanlığın içine gömüldü.
Hükümet yetkilileri ekonomideki kötü gidişata mazeret üretirken, pandemiyi, depremleri örnek gösteriyorlar. Tamam da, bunlar yaşanmasaydı bile ekonomi yine de kötüye gidiyordu. Ayrıca ekonomideki gidişat iyi olsaydı, zaten pandemide, depremlerde bu kadar büyük sorunlar da yaşamayacaktık.
Devletiyle, milletiyle ekonomisi düzgün olan bir ülkede:
Kendi ilacımızı en sağlıklı bir şekilde üretebilir, sağlık hizmetlerimizi yeterli bir düzeye çıkarabilir, insanlarımızı kurtarabilirdik…
Depremlere dayanıklı konutlar, hastaneler, okular, yollar, köprüler inşa edebilir, arama kurtarmada daha hızlı ve kapsamlı olabilir, yıkılan binaların yerine yeniden sağlam binalar inşa edebilir, vatandaşlarımızın mağduriyetini tamamen devlet eliyle giderebilirdik…
Ama maalesef böyle olmadı.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın altını çizdiği gibi, 21. yüzyılda, 2023 yılında depremlerin yaşandığı 6 Şubat'tan bugüne yaklaşık 2 ay kadar geçmesine rağmen hala insanlarımız çadırlarda yaşıyor.
Ekonomideki her türlü olumsuz veriye rağmen seçime bir kala başarılardan söz edebilen Hükümet, bölgede kalan depremzede ailelere hala bir konteyner temin edemedi, onlara güvenli bir barınak sağlayamadı.
Depremlerden sonra yaşanan ani yağışlar ve sel felaketleri, her şeylerini kaybetmiş olan vatandaşlarımıza ayrıca acılar ve korkular yaşattı.
Deprem kısadır ama depreme hazırlık oldukça uzun ve masraflı bir süreçtir.
Güçlü bir devlet, çözüm sahibi samimi ve liyakatli bir siyaset ve güçlü bir ekonomi gerektirir.
11 ilimizi yerle bir eden, yüz binlerce cana mal olan Kahramanmaraş merkezli depremlerde gördük ki, ülkemizdeki depremler artık bir "milli güvenlik sorunu" haline dönüşmüştür. Tamamen vergilere dayalı bir bütçeyle, borca dayalı bir finans anlayışıyla, zayıflatılmış, elini ekonomiden çekmiş bir devlet anlayışıyla, vatandaşlarını aç, yoksul ve çaresiz bırakan bir ekonomik sistemle bu ve benzeri sorunlar asla çözülemez.
Bütçe konusunu biraz daha detaylandıralım.
AKP hükümeti, 2023 yılı için bütçe açığı hedefini 660 milyar TL olarak belirledi.
Sadece bu yılın ilk iki ayında verilen bütçe açığı 202.8 milyar TL… Hedefin yaklaşık 3'te 1'ine ulaşılmış vaziyette… Bu bütçe açığına EYT, taşeron işçileri kadroya alma, emekli maaşlarındaki artış ve seçim ekonomisi harcamaları daha ilave edilmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan depremin ekonomik maliyetinin 104 milyar doları bulduğunu ifade etmişti. Bu maliyet de bütçeye bir şekilde yansıyacak.
Bütçe gelirlerinin yüzde 80'den fazlası vergi gelirlerinden oluşuyor. Yani bütçe, vatandaşların cebine dayanıyor. Bütçe ne kadar açık verirse, vatandaşlardan daha fazla vergi alınacak demektir. Yaşanan ekonomik tablo, seçim sonrası ek bir bütçeyi zorunlu kılmaktadır. Mevcut iktidar da kazansa, muhalefet de kazansa yeni hükümetin en büyük sorunu ihtiyaç duyulan bütçeyi oluşturmak olacak.
2023 bütçesine göre vatandaşların dakikada 7 milyon 86 bin TL vergi ödediğini belirten Vergi Uzmanı Ozan Bingöl, "Yıl ortasında çıkarılması kaçınılmaz hale gelecek olan ek bütçe ile bu rakamların nasıl yukarılara çıktığını hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Normal şartlarda bu kadar verginin toplandığı bir coğrafyada açlık ve yoksulluk olmamalıdır. Şayet bunlardan biri oluyorsa orada ciddi bir 'paylaşım ve bölüşüm' sorunu var demektir" diye konuştu.
Seçim sonrası kaçınılmaz olan vergilerin maliyet artışına neden olacağını söyleyen Ozan Bingöl, "O da fiyat artışını getirmektedir. Ama bu enflasyondan en çok kim etkilenir, tabi ki sabit ücretliler, dar gelirliler, işçiler ve emekçiler… Enflasyon, başta ücret geliri elde edenler olmak üzere halkın büyük bir kesimini yoksullaştıran, gelir dağılımını bozan, temsilsiz ve adaletsiz bir vergidir. Enflasyon, cebimizdeki parayı gün gün, dakika dakika çalan hırsızdır" dedi.
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, bütün bu sorunların çözülebilmesi için bu sorunların sebebi olan ekonomik sistemin bırakılıp, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin acilen uygulanması gerektiğini belirtiyor.
- Milli Ekonomi Modeli ‘dinamik’ bir model / 12.02.2026
- 11. MEM Kongresi, tebliğ hazırlayan ve sunan bilim insanları, konular / 11.02.2026
- 11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana’da / 04.02.2026
- ABD-İran geriliminde Türkiye arabulucu olmalı mı? / 03.02.2026
- ABD, bu şartlarda İran’a saldırabilir mi? / 31.01.2026
- Hukuku tanımayan ülkenin parasını kimse tanımaz! / 30.01.2026
- ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı? / 29.01.2026
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026



























































