logo
10 EYLÜL 2026

Almanya: AfD kazandı, merkez kaybetti

10.09.2026 00:00:00
 
Almanya'da pazar günü yapılan Saksonya-Anhalt Eyalet Seçimleri, yalnızca bir eyalet seçimi olarak görülmemeli. Aşırı sağ AfD yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli eyalet meclisinde 39 sandalye kazandı. Mutlak çoğunluk için 42 sandalye gerekiyor. Dolayısıyla AfD tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşamadı. Fakat sandıktan çıkan tabloyu yalnızca sandalye hesabıyla okumak, seçimin asıl siyasi anlamını kaçırmak olur. Beş yıl önce yüzde 20,8 oy alan AfD'nin bu kez yüzde 43,8'e ulaşması başlı başına önemli bir değişim. Aynı dönemde CDU'nun oy oranı yüzde 37,1'den yüzde 17,2'ye geriledi. AfD ayrıca 41 doğrudan seçim bölgesinin 38'inde birinci oldu. 2021 seçimlerinde bu bölgelerin 40'ını CDU kazanmıştı. Rakamlar, özellikle Doğu Almanya'da siyasi tercihlerin ne kadar hızlı değişebildiğini açık biçimde ortaya koyuyor.
 
Mesele sadece göç değil
 
AfD'nin seçim başarısını göç ve güvenlik politikaları üzerinden okumak mümkün. Ancak yüzde 43,8'lik sonucu yalnızca bu başlıklara bağlamak, bölgedeki ekonomik ve toplumsal sorunların etkisini ikinci plana atmak olur. Saksonya-Anhalt uzun süredir nüfus kaybı, yaşlanma, gençlerin başka bölgelere gitmesi ve ekonomik dönüşüm gibi sorunlarla karşı karşıya. İş imkanları, enerji maliyetleri, kamu hizmetleri ve geleceğe ilişkin beklentiler de insanların siyasi tercihlerini şekillendiriyor. Göç ve güvenlik tartışmaları ise bütün bu meselelerle birlikte seçmenin gündemine giriyor.
 
Bu yüzden AfD'ye oy veren seçmenlerin tamamını aynı gerekçeyle hareket eden tek bir grup olarak görmek doğru değil. Kimi göç politikasını öncelikli mesele olarak görüyor, kimi ekonomik koşullardan memnun değil, kimi de federal siyasetin genel yönelimlerine tepki gösteriyor olabilir. Farklı nedenler aynı siyasi tercihte birleşebiliyor. Fakat yüzde 43,8'lik sonuç, AfD'ye verilen desteğin yalnızca geçici bir protesto davranışı olarak değerlendirilmesini de zorlaştırıyor. Bir siyasi tercih uzun süre devam ettiğinde, başlangıçtaki protesto niteliğini aşarak kalıcı bir seçmen davranışına dönüşebilir.
 
Asıl kayıp CDU'da
 
Seçimin üzerinde en fazla durulması gereken sonuçlarından biri de şuanda iktidardaki CDU'nun yaşadığı büyük oy kaybı. AfD'nin yükselişini konuşurken CDU'nun yaklaşık 20 puan gerilemesini ikinci plana atmak, seçimdeki değişimin önemli bir bölümünü gözden kaçırmak olur. Çünkü burada basit ama çok önemli bir soru var: CDU'nun seçmeni nereye gitti?
 
Bunun tek bir cevabı yok. Ancak sonuçlar, merkez sağın mevcut siyasi yaklaşımının seçmenin önemli bir bölümünü yeterince ikna edemediğini düşündürüyor. Ekonomi, enerji, göç, güvenlik ve federal hükümetin politikalarına ilişkin değerlendirmeler bu tercihte rol oynamış olabilir. Buradan çıkarılacak sonuç, merkez partilerin yalnızca AfD'ye karşı bir pozisyon belirlemesinin yeterli olmadığıdır. Seçmene aynı zamanda neden kendilerine oy vermesi gerektiğini anlatmaları gerekiyor. Çünkü "AfD'ye oy verme" demek başka, "Bize neden oy vermelisin?" sorusuna ikna edici bir cevap vermek başka.
 
Brandmauer neyi çözer?
 
Öncelikle "Brandmauer " nedir ? CDU/CSU gibi ana akım partilerin AfD gibi aşırı sağ partilerle siyasi iş birliği yapmama ilkesidir.
 
AfD'nin 39 sandalyesi tek başına hükümet kurmak için yeterli değil. CDU ise AfD ile koalisyon veya siyasi iş birliğine karşı olduğunu sürdürüyor. Brandmauer olarak ifade edilen bu siyasi yaklaşım, AfD'nin hükümette doğrudan sorumluluk üstlenmesini engelleyen önemli bir siyasi sınır oluşturuyor.
 
Fakat iki ayrı meseleyi birbirine karıştırmamak gerekiyor. AfD'nin hükümet dışında kalması başka, bu partiye yönelen seçmen desteğinin nedenleri başka. Bir siyasi partinin hükümete katılmasını engelleyen bir tutum, o partiye oy veren insanların ekonomik, sosyal veya siyasi beklentilerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Brandmauer siyasi sınırı koruyabilir; fakat sandıktaki tercihin nedenlerini ortadan kaldırmaz. Merkez siyasetin asıl sınavı da burada başlıyor: Kendi siyasi sınırlarını korurken, kendisinden uzaklaşan seçmene yeniden ulaşabilecek bir politika ortaya koyabilecek mi?
 
Saksonya-Anhalt bütün Almanya değil
 
Bu seçim sonucundan hareketle Almanya'nın tamamı hakkında kesin bir hüküm vermek doğru olmaz. Saksonya-Anhalt'ın Doğu Almanya'ya özgü ekonomik, demografik ve siyasi özellikleri bulunuyor. Bu nedenle tek bir eyalet seçiminden yola çıkarak Almanya'nın tamamındaki siyasi dengelerin değiştiğini söylemek için henüz erken.
 
Ama bunun tersini yapmak, yani sonucu "sadece bir eyalet seçimi" diyerek geçiştirmek de doğru değil. 20 Eylül'de Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin'de yapılacak seçimler bu açıdan önemli. AfD benzer bir performansı başka bölgelerde de gösterirse, Saksonya-Anhalt'ta yaşananları yalnızca bölgesel şartlarla açıklamak giderek zorlaşacak. O zaman Almanya'daki siyasi değişimin daha geniş bir zemine yayılıp yayılmadığı konusunda daha güçlü bir değerlendirme yapmak mümkün olacak.
 
Türkiye Almanya'yı sadece Berlin'den okumamalı
 
Türkiye'nin Almanya'ya bakışında da bir alışkanlığı değiştirme zamanı geldi: Almanya'yı yalnızca Berlin'den okumak artık yeterli değil. Federal hükümet elbette önemli; ancak Almanya'nın ekonomik gücü aynı zamanda eyaletlerde, sanayi bölgelerinde, belediyelerde, şirketlerde ve ticaret çevrelerinde şekilleniyor. Türkiye'nin Almanya ile ekonomik ilişkilerini bu çok katmanlı yapıya göre geliştirmesi gerekiyor.
 
Özellikle otomotiv yan sanayii, makine, enerji teknolojileri, lojistik ve tedarik zincirleri gibi alanlarda eyaletler üzerinden daha güçlü bağlantılar kurulabilir. Almanya sanayisinin önemli bir dönüşüm geçirdiği bir dönemde Türkiye'nin sadece Berlin'deki siyasi gelişmeleri takip etmesi yeterli değil. Ekonomik ilişkilerin gerçek zeminine, yani üretimin ve yatırımın gerçekleştiği bölgelere daha fazla bakmak gerekiyor.
 
Göç konusunda da aynı dikkat gerekli. Düzensiz göçle mücadele politikaları ile Almanya'nın ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücüne yönelik politikalar aynı konu değil. Türkiye'nin bu ayrımı doğru okuması, Almanya ile ilişkilerin yalnızca göç tartışması üzerinden şekillenmesini önleyebilir. Türkiye açısından mesele, Almanya'daki siyasi değişimlerden endişe etmekten çok, bu değişimleri doğru okuyup kendi ekonomik ve diplomatik imkanlarını çeşitlendirebilmek.
 
Saksonya-Anhalt seçimleri Almanya'nın siyasi geleceğinin kesin olarak değiştiği anlamına gelmiyor. Fakat görmezden gelinemeyecek bir uyarı ortaya koyuyor. AfD özellikle Doğu Almanya'da güçlü bir seçmen desteğine ulaşmış durumda. CDU'nun yaşadığı büyük oy kaybı ise en az AfD'nin yükselişi kadar önemli. Çünkü mesele sadece yeni bir partinin büyümesi değil, merkez siyasetin bir bölüm seçmeniyle arasındaki bağın zayıflaması.
 
Bu yüzden Almanya siyasetinin önündeki soru artık yalnızca "AfD nasıl durdurulur?" değil. Daha zor ve daha önemli soru şu: Merkez siyaset, kendisinden uzaklaşan seçmene yeniden ne söyleyecek?
 
Saksonya-Anhalt'ta sandık yalnızca AfD'nin yükselişini göstermedi. Merkez siyasete de eski yöntemlerle devam etmenin artık yeterli olmayabileceğini gösterdi.

 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.