Allah Teala Kur'an-ı Kerim'de dünya hayatını, mahiyetini, bizi nasıl ve niçin yarattığını haber verip, 'mutlaka-kesinlik' vurgusu ile imtihan edileceğimizi (Bakara 155) bildiriyor.
Diyeceksiniz ki! 'bunu biliyoruz zaten. Bütün sosyal medya fenomeni hacı-hocalar, devlet memuru din görevlileri hatta bazı siyasetçiler bile bundan bahsediyor'.
Doğrudur! Hepsi bahsediyor ama imtihan başlıklarını açıklamıyorlar. Açıklayanlar ise kendilerine göre doğru cevap koyup pazarlıyorlar. Oysa ayetlerde, hadislerde ve Ehl-i Beyt'in hayatında bütün imtihan başlıkları doğru cevaplarıyla beraber önümüze konulmuş.
Madem genelden başladık, o halde genel imtihan başlıklarını bir hatırlayalım!
Örneğin siyasi tercihlerimiz imtihandır.
Yöneticilere karşı tavır ve itaat sınırı bir imtihandır.
Güç ve otorite sahiplerine yaltaklanma imtihandır.
Ekonomik sistemler ve faiz imtihandır.
Ticari ahlak, ölçü-tartıda adalet, haksız kazanç ve kul hakkı imtihandır.
Farklı inanç mensupları ile ilişkiler, ticari ve sosyal sınırlar, gayrimüslimlerin devletleriyle (ABD-AB-Çin-Rusya vs.) ilişkilerin boyutları imtihandır.
İnsan hakları, çevre, doğa ve hayvan hakları imtihandır.
Irkçılık, kavmiyetçilik, toplumsal kutuplaşma, yalan haber imtihandır.
Grup, cemaat, parti taassubu iftira, karalama ve algı operasyonları imtihandır.
Kendimize bir bakalım! Bu gibi imtihan başlıklarında cevaplarımızı Resulüllah'ın sünnetine göre mi işaretliyoruz, veriyoruz yoksa birilerinin yorumlarına, propagandalarına, ateşli söylemlerine ya da menfaatlerimize göre mi?
Kuran ve Sünnet, diyorsan! Kendiniz aldatıyorsun! Ülkemizde ve İslam coğrafyasında çoğunluğun cevabı Kuran ve Sünnet olsaydı bu hale düşmezdik!
Bireysel imtihan başlıkları
'Bu hale düşmezdik' dedik! Evet, bireysel imtihan başlıklarında yanlış şıkları işaretlememizin sebebi bireysel imtihan başlıklarındaki yanlış şıklarımızdan ötürüdür. Haliyle, 'Nasıl yaşarsanız öyle idare olunursunuz' Hadisi Şerifi tecelli etti. Nasıl mı?
Ahlak, adalet, korku, açlık, mallarda eksilme, canlarda eksilme, ürünlerde eksilme…
Zenginlik, bolluk, fakirlik, darlık, makam, mevki, güç, evlat, aile, sağlık, hastalık, iyilik, kötülük, zaman-ömür, gençlik-güzellik, ilim, bilgi, akıl, irade, rahatlık, zorluk, meşakkat, sabır, şükür, sosyal çevre, arkadaşlar, ana-baba ve akraba ilişkileri…
Nefis ve şehvet, şeytanın vesveseleri, haksızlık-zulüm karşısındaki duruş, emanetler, sözler, dil ve konuşma gibi nice başlıklarda Allah ve Resulünün gösterdiği şıkları işaretleyip sabretmek yerine nefsimizin ve şeytanın gösterdiği şıkları işaretledik.
Haliyle bireysel çöküş zamanla toplumsal çöküşü ve de topyekün ümmetin delaletini peşinden getirdi.
Ümitsizliğe kapılmayalım
'Allah sabredenlerle beraberdir, sabredenleri müjdele, sabredenlere karşılıkları hesapsız verilecektir' gibi nice ayetler var.
Yine 'De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Zümer Suresi 53)
'O, kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve sizin yaptıklarınızı bilendir' (Şura 25)
'Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları ise dilediği kimseler için bağışlar...' (Nisa 48) gibi Kur'an-ı Kerim'de doğrudan Allah'ın affediciliğini, merhametini ve bağışlayıcılığını içeren 500'den fazla ayet bulunduğu alimler tarafından ifade edilmektedir.
Dünyaya aldanmamak lazım
Derler ya, asıl mesela işte bu'. Aynen öyle! Mal, makam, mevki, şöhret, şehvet, servet vs… aldanmamak lazım.
Ha! Bunlara aldanmayanlar çileye, zorluğa, yokluğa, zulme, hor görülmeye vs. taliptir.
Ne güzel ifade etmiş Allah Resulü: 'Müminin durumu, rüzgarın eğrilttiği taze ekin başağına benzer. Rüzgar onu bazen yatırır, bazen doğrultur (mümin de sürekli musibetlerle imtihan edilir).
Münafığın durumu ise çam ağacına benzer; kökünden sökülüp devrilene kadar dimdik durur (imtihan olunmaz ama sonu hüsrandır)." (Buhârî, Tevhid 31).
'Müminin durumu ne gariptir! Onun her hali kendisi için bir hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır: Başına güzel bir şey gelse şükreder, bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı gelse sabreder, bu da onun için hayır olur'. (Müslim, Zühd 64).
'Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, hatta ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi, Allah onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar." (Buhârî, Merdâ 1).
İmam Ali Efendimizde bu çile, meşakkat dünyasını, 'altını, topraktan' ayıran ateşe benzeterek: 'Dünya bir köprüdür. Onun üzerinden geç ama orada ev kurma' derken bir başka sözünde ise 'Dünyanın hiçbir yerinde sıkıntısız insan yoktur. Sadece sabırlı ve sabırsız insanlar vardır 'buyuruyor.
İmtihan dünyasında tercihlerimizi neye ve kime göre yapıyoruz? Sabırlı mıyız yoksa sabırsız mı?
Diyeceksiniz ki! 'bunu biliyoruz zaten. Bütün sosyal medya fenomeni hacı-hocalar, devlet memuru din görevlileri hatta bazı siyasetçiler bile bundan bahsediyor'.
Doğrudur! Hepsi bahsediyor ama imtihan başlıklarını açıklamıyorlar. Açıklayanlar ise kendilerine göre doğru cevap koyup pazarlıyorlar. Oysa ayetlerde, hadislerde ve Ehl-i Beyt'in hayatında bütün imtihan başlıkları doğru cevaplarıyla beraber önümüze konulmuş.
Madem genelden başladık, o halde genel imtihan başlıklarını bir hatırlayalım!
Örneğin siyasi tercihlerimiz imtihandır.
Yöneticilere karşı tavır ve itaat sınırı bir imtihandır.
Güç ve otorite sahiplerine yaltaklanma imtihandır.
Ekonomik sistemler ve faiz imtihandır.
Ticari ahlak, ölçü-tartıda adalet, haksız kazanç ve kul hakkı imtihandır.
Farklı inanç mensupları ile ilişkiler, ticari ve sosyal sınırlar, gayrimüslimlerin devletleriyle (ABD-AB-Çin-Rusya vs.) ilişkilerin boyutları imtihandır.
İnsan hakları, çevre, doğa ve hayvan hakları imtihandır.
Irkçılık, kavmiyetçilik, toplumsal kutuplaşma, yalan haber imtihandır.
Grup, cemaat, parti taassubu iftira, karalama ve algı operasyonları imtihandır.
Kendimize bir bakalım! Bu gibi imtihan başlıklarında cevaplarımızı Resulüllah'ın sünnetine göre mi işaretliyoruz, veriyoruz yoksa birilerinin yorumlarına, propagandalarına, ateşli söylemlerine ya da menfaatlerimize göre mi?
Kuran ve Sünnet, diyorsan! Kendiniz aldatıyorsun! Ülkemizde ve İslam coğrafyasında çoğunluğun cevabı Kuran ve Sünnet olsaydı bu hale düşmezdik!
Bireysel imtihan başlıkları
'Bu hale düşmezdik' dedik! Evet, bireysel imtihan başlıklarında yanlış şıkları işaretlememizin sebebi bireysel imtihan başlıklarındaki yanlış şıklarımızdan ötürüdür. Haliyle, 'Nasıl yaşarsanız öyle idare olunursunuz' Hadisi Şerifi tecelli etti. Nasıl mı?
Ahlak, adalet, korku, açlık, mallarda eksilme, canlarda eksilme, ürünlerde eksilme…
Zenginlik, bolluk, fakirlik, darlık, makam, mevki, güç, evlat, aile, sağlık, hastalık, iyilik, kötülük, zaman-ömür, gençlik-güzellik, ilim, bilgi, akıl, irade, rahatlık, zorluk, meşakkat, sabır, şükür, sosyal çevre, arkadaşlar, ana-baba ve akraba ilişkileri…
Nefis ve şehvet, şeytanın vesveseleri, haksızlık-zulüm karşısındaki duruş, emanetler, sözler, dil ve konuşma gibi nice başlıklarda Allah ve Resulünün gösterdiği şıkları işaretleyip sabretmek yerine nefsimizin ve şeytanın gösterdiği şıkları işaretledik.
Haliyle bireysel çöküş zamanla toplumsal çöküşü ve de topyekün ümmetin delaletini peşinden getirdi.
Ümitsizliğe kapılmayalım
'Allah sabredenlerle beraberdir, sabredenleri müjdele, sabredenlere karşılıkları hesapsız verilecektir' gibi nice ayetler var.
Yine 'De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Zümer Suresi 53)
'O, kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve sizin yaptıklarınızı bilendir' (Şura 25)
'Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları ise dilediği kimseler için bağışlar...' (Nisa 48) gibi Kur'an-ı Kerim'de doğrudan Allah'ın affediciliğini, merhametini ve bağışlayıcılığını içeren 500'den fazla ayet bulunduğu alimler tarafından ifade edilmektedir.
Dünyaya aldanmamak lazım
Derler ya, asıl mesela işte bu'. Aynen öyle! Mal, makam, mevki, şöhret, şehvet, servet vs… aldanmamak lazım.
Ha! Bunlara aldanmayanlar çileye, zorluğa, yokluğa, zulme, hor görülmeye vs. taliptir.
Ne güzel ifade etmiş Allah Resulü: 'Müminin durumu, rüzgarın eğrilttiği taze ekin başağına benzer. Rüzgar onu bazen yatırır, bazen doğrultur (mümin de sürekli musibetlerle imtihan edilir).
Münafığın durumu ise çam ağacına benzer; kökünden sökülüp devrilene kadar dimdik durur (imtihan olunmaz ama sonu hüsrandır)." (Buhârî, Tevhid 31).
'Müminin durumu ne gariptir! Onun her hali kendisi için bir hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır: Başına güzel bir şey gelse şükreder, bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı gelse sabreder, bu da onun için hayır olur'. (Müslim, Zühd 64).
'Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, hatta ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi, Allah onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar." (Buhârî, Merdâ 1).
İmam Ali Efendimizde bu çile, meşakkat dünyasını, 'altını, topraktan' ayıran ateşe benzeterek: 'Dünya bir köprüdür. Onun üzerinden geç ama orada ev kurma' derken bir başka sözünde ise 'Dünyanın hiçbir yerinde sıkıntısız insan yoktur. Sadece sabırlı ve sabırsız insanlar vardır 'buyuruyor.
İmtihan dünyasında tercihlerimizi neye ve kime göre yapıyoruz? Sabırlı mıyız yoksa sabırsız mı?
Akın Aydın / diğer yazıları
- İmtihan dünyasında tercihlerimizi neye ve kime göre yapıyoruz? / 04.09.2026
- Prof. Dr. Haydar Baş, Bişkek’teydi / 03.09.2026
- Rakamlarla ispatlı: PKK, AKP döneminde güçlendi! / 02.09.2026
- Emperyalizme de kapitalizme de düşman olmak zorundasınız / 31.08.2026
- Bin 625 günde ayağı kalktık / 30.08.2026
- ‘Samsun’a çıktığım gün umumî vaziyet ve manzara’ / 29.08.2026
- Yezid’i mantığa karşı Hüseyin olmak Hüseyin ile olmak / 28.08.2026
- ‘Reis bizi, Gazze'ye götür’ / 27.08.2026
- Dış politikada, Hz. Muhammed’in ‘Sünneti’ yok mu? / 26.08.2026
- Resulullah’ı sevmek ve O’na kardeş olmak / 24.08.2026
- Prof. Dr. Haydar Baş, Bişkek’teydi / 03.09.2026
- Rakamlarla ispatlı: PKK, AKP döneminde güçlendi! / 02.09.2026
- Emperyalizme de kapitalizme de düşman olmak zorundasınız / 31.08.2026
- Bin 625 günde ayağı kalktık / 30.08.2026
- ‘Samsun’a çıktığım gün umumî vaziyet ve manzara’ / 29.08.2026
- Yezid’i mantığa karşı Hüseyin olmak Hüseyin ile olmak / 28.08.2026
- ‘Reis bizi, Gazze'ye götür’ / 27.08.2026
- Dış politikada, Hz. Muhammed’in ‘Sünneti’ yok mu? / 26.08.2026
- Resulullah’ı sevmek ve O’na kardeş olmak / 24.08.2026


























































