Osmanlı'nın ikinci padişahı Sultan Orhan Bey zamanında kurulmuş, hala günümüze kadar ulaşan eserleri ile Gebze'ye tarih ve kültür açısından değer katan, ilk şehir yerleşimin burada olduğu Sultan Orhan mahallesi bugünkü yazımın konusu.
Gebze'de Osmanlı dönemi ilk yerleşimin bu bölgede olması nedeniyle ile, camisi, hamamı, kervansarayı, medresesi ve çeşmesi ile tipik Osmanlı yerleşik hayatındaki insanların o günkü ihtiyaçlarını karşılamak maksadı ile yapılan yapılardır.
Bu bölge, halk arasında menzilhane olarak adlandırılır.
Menzilhane, Osmanlı haberleşme ve ulaşım teşkilatının son derece önemli bir unsuru olarak yollarda coğrafi şartlara göre değişen mesafelerde, önemli devlet işleri ile ilgili haberlerin ve görevlilerin bir an önce ulaştırılması amacıyla konaklama noktaları şeklinde tesis edilmiş olan mekanlardır.
Cami, hamam, hela ve konak günümüze ulaşmıştır.
Kocaeli Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi girişimleri ile konak aslı uygun bir şekilde restore edilerek, Dil ve Edebiyat Derneği'nin himayesinde vatandaşların kullanımına açılmıştır.
Az da olsa kalan bahçeli evlerin olduğu, kapısında incir ağaçlarının, limon ağaçlarının dallarının sarktığı, tarihi mahalle Gebze'nin kamu binalarının da yerleştiği bölgedir.
Çarşının kalabalığının arasından bir kaç adım atıp bu güzel mahalle sokaklarında kaybolmak en çok sevdiğim işlerden birisidir.
Her yanı tarih, her sokağı süprizlerle dolu mahallemizin en güzel evi de Dil ve Edebiyat Derneği Köşkü'dür.
2 katlı, altı müştemilat, Horasan harcı ile Anadolu kesme taş ustalarının hünerli ellerinden çıkmış yapı, yaklaşık 70 m² ön bahçesi ile misafirlerine dinginlik ve huzur veren bir özelliğe sahiptir. Girişte sizi ahşap Edirne sedef kakma işlemeleri ile bezenmiş ahşap kapısı ile karşılamakta.
İç duvarlarındaki beyaz duvar üstü işlemeler, gözünüzü kendisine hapis etmekte.
İki yana açılan odaları içinde bulunan eski ve günümüz neşriyatları ve ağır kitap hamuru kokusu sizi eski çağlara yolculuk yapmaya götürüyor. Girişin karşısında duran oymalı ağaç merdiven başınızı döndürmeye yeter de artar bile.
Merdivenin başında derneğin çınarı Sayın Mehmet Şensoy hocam karşılıyor misafirlerini.
Kendisi ömrünü sanata ve bilime adamış, etimolok ve yazar, tabiri caizse kelimelere fısıldayan adam.
Binlerce kelimenin özüne inmiş, nereden geldiklerini, köklerini araştırmış ve bu çalışmalarını cilt cilt kitaplara dönüştürmüş bir edebiyat aşığı.
Güzel hoş sohbeti ve her daim demli tavşan kanı çayı ile ne zaman gitsek, nezaket ehli kimliği ile işini gücünü bırakır, kitapları, okumayı eğitimli ve bilgili olmanın erdemini anlatır, bıkmadan usanmadan.
Onunla zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız.
Bu koca çınar, güzeller güzeli bahçesinde limon ağaçlarının altında, siz değerli edebiyat ve sanat düşkünlerini beklemektedir.
Ayrıca okullar, dernekler ve bireysel olarak da derneği ziyaret eden insanlar bu tarihi yapıdan ve içindeki kültürel hazineden istifade etmektedirler.
Son bir kaç yıla kadar KOMEK kurslarının belli bölümleri öğrencilerine bu tarihi binada hizmet ve eğitim vermekte idiler.
Yüzyıllar boyunca gelen kervanlara ve konaklayan insanlara hizmet veren bu ecdad yadigarı yapı, günümüzde de çok manalı bir amaç uğruna kapıları ardına kadar açmakta.
Tamir eden, bakımı için ilgilenen ve yaşaması için açık tutan herkesten Allah razı olsun.
Gebze'nin kültür hazinelerinin izinde yürümeye devam...
- Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki kötü etkileri / 23.01.2026
- Türkiye'de üniversite diploması ve işsizlik / 22.01.2026
- Yurt dışına giden konut yatırımı 100 milyar Türk Lirası / 21.01.2026
- Susuzluk kader mi, yoksa tercih mi? / 20.01.2026
- Eshab-ı Kehf / 19.01.2026
- Miraç Kandili ve Miraçlama / 18.01.2026
- Metrobüsten tramvaya dönüş / 17.01.2026
- Yüzde 10 / 16.01.2026
- Gebze’de Geleceği Savunmak / 15.01.2026



























































