Halimizden şikayet etmemek mümkün mü?
Sıkıntılar türlü türlüdür. Kimisi bedende, kimisi kalptedir. Bazı sıkıntılar halktan, bazısı da Hak’tan gelir. Sıkıntıya duçar olmayan kimsede hayır yoktur. Sıkıntılar Hakk’ın çengelleridir
07.06.2026 00:31:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





"Sıkıntılar türlü türlüdür. Kimisi bedende, kimisi kalptedir. Bazı sıkıntılar halktan, bazısı da Hak'tan gelir. Sıkıntıya duçar olmayan kimsede hayır yoktur. Sıkıntılar Hakk'ın çengelleridir.
Bu sıkıntılarla ilgili Allah'a şikayet etme.
Nefsin, aile efradın, malın hususunda Allah ile çekişme. Allah'ın bu hususlardaki hükmüne karşı gelmeye ve onları değiştirmesini istemeye kalkışma. Allah'ın bu hususlardaki hükmünü değiştirmesini adeta O'na emretmekten utanç duymuyor ve sıkılmıyor musun?

Ey oğul!
Bu âlemde yalnız İzzet ve Celal sahibi Allah vardır. Eğer Allah ile birlikte olursan işte bu takdirde sen O'nun kulusun. Yok, eğer Allah ile birlikte değil de insanlarla ve mahlûkatla birlikte olursan; bu takdirde de sen onların kulusun.
İstisnasız bütün fani varlıklar izzet ve celal sahibi Allah ile aranda birer perdedir. Hangisi ile birlikte olur ve hangisine bağlanırsa Allah ile kendisi arasında birer perdedir.
Şunu iyi öğren ki, Hakk'ın kapısından başka kapı yoktur. Ondan kaçmanın mümkün olmadığına inan ve hak işlerden intikam almanın imkânsız olduğunu bil.
Günah yapmak yalnız seni köreltir. Hakk'a yapacağın taarruz yalnız senin tabiatını karartır.
Akıllı ol. Dünyanın azıyla yetin, ahiretin çok şeyi gelinceye dek az dünyalıkla yetinmeyi elden bırakma. Böyle olursan yediklerini yeterlik duygusu ile alırsın. Kısmetini dünyada dünyanın eli ile ve tabiat, heva, şeytan, avam, halk ve sultanlarla değil, Yüce Mevla'nın kapısında durarak, O'nun kudret ve fiil tecellisi, O'nun Zatı ile alır yersin…

Dünyanın cenneti, gönül rahatıdır
Buna ermek isteyen, sakin ve olanlara razı olmalıdır. Olanlara razı olmak, bunların içinde kendini Hakk'a teslim olmuş bulmak en iyi yoldur.
Allah'ın mana kapısı buradan açılır. Ve kulun sevilmesi böyle oldukça gerçeğe uyar. 'Sıkıntı' denen illet en büyük dünya azabıdır. Ahiret azabı daha başkadır.
Allah bir kuluna sevgi yolunu gösterirse evvela ona gönül rahatlığı verir; o da bu rahatlık sayesinde hoş bir ömür sürer. Allah'a kavuşma yolu buradan başlar. O'nun nuruna vasıl olma böyle tahakkuk eder.
Halinden şikayet etmemek Allah'tan rıza halidir.
Oğlum! Amellerinde ihlaslı olmaya bak. Ameline bakmayı ve yaptığın amele Yaratan'dan ve yaratılanlardan karşılık beklemeyi bırak. Allah'ın vereceği nimetler için değil, sırf Allah rızası için amel et. Allah'ın rızasını arayanlardan ol. O'nun rızasını ara ki sana versin. Sana verdiği zaman dünyada da, ahirette de cenneti elde etmiş olursun.
Dünyadaki cennet Allah'a yakınlık, ahirette ki ise O'nun cemalini seyretmektir…
O kimse ki, Allah'ın hükmüne rıza duygusuna sahip olmayı diler, ona gerektir ki, ölümü düşünmeye devam ede…

Nefsine, malına ve yavruna taraf çıkarak Hak Teâlâ'yı itham etme. Sana gereken, "Bu işi Rabb'im daha iyi bilir" demektir.
Buna devam edersen razı olmanın tadı sana gelir; uyar olmayı sevmeye başlarsın. Afetlerin parçası da, aslı da sökülüp gider. Onların karşılığı nimet ve güzellik olarak sana gelir. Her ne zaman ki, uyar oldun ve bela içinde razı olmanın tadını aldın, her yandan ve her yerden nimetler sana doğru akmaya başlar.
Hak Teâlâ'ya itirazda bulunmak kalbi ve yüzü karartır. Hakk'a itiraz haramdır.
Bu insanlar neden ellerindekilere razı olmazlar. Öyle zaman olur ki, bu huysuzlukları sonunda ellerindeki de gider. Çünkü kendilerine has olan hiçbir şeyi beğenmezler.

Bütün bu durum, onları öyle perişan eder ki, çabukça yaşları büyür. İşleri dağılır. Vücutları yorulur. Bir başkasının elindekine ermek için günlerce alınlarından ter boşanır. Netice olarak günah veya sevap kaygıları da yok olur ve böylece günah sayfaları dolar.
Bu arada, en büyük suçları yapmaktan çekinmezler. Emr-i ilâhi onların hiç düşünmek istemedikleri bir şey olur. İstediklerini de bulamazlar.
Dünyadan giderken elleri boş olur. Ne başkasının malı bir fayda vermiştir, ne de kendi mallarından bir kazanç temin edebilmişlerdir.
O zavallılar, eğer Allah'a şükredip dursalardı, en büyük nimete ererlerdi. Elinde bulunana ve kısmetine razı olup şükür ve ibadet yolunu aramış olsalardı; kendileri için iyi olurdu.
Kısmetlerine razı olup ibadet ve taat ile meşgul olsalardı, kendilerine yetecek kadar dünyalık gelirdi. Öbür âleme geçtikleri zaman ise, umduklarından daha iyisini bulurlardı. Allah, cümlemizi haline razı olanlardan kılsın." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
Bu sıkıntılarla ilgili Allah'a şikayet etme.
Nefsin, aile efradın, malın hususunda Allah ile çekişme. Allah'ın bu hususlardaki hükmüne karşı gelmeye ve onları değiştirmesini istemeye kalkışma. Allah'ın bu hususlardaki hükmünü değiştirmesini adeta O'na emretmekten utanç duymuyor ve sıkılmıyor musun?

Ey oğul!
Bu âlemde yalnız İzzet ve Celal sahibi Allah vardır. Eğer Allah ile birlikte olursan işte bu takdirde sen O'nun kulusun. Yok, eğer Allah ile birlikte değil de insanlarla ve mahlûkatla birlikte olursan; bu takdirde de sen onların kulusun.
İstisnasız bütün fani varlıklar izzet ve celal sahibi Allah ile aranda birer perdedir. Hangisi ile birlikte olur ve hangisine bağlanırsa Allah ile kendisi arasında birer perdedir.
Şunu iyi öğren ki, Hakk'ın kapısından başka kapı yoktur. Ondan kaçmanın mümkün olmadığına inan ve hak işlerden intikam almanın imkânsız olduğunu bil.
Günah yapmak yalnız seni köreltir. Hakk'a yapacağın taarruz yalnız senin tabiatını karartır.
Akıllı ol. Dünyanın azıyla yetin, ahiretin çok şeyi gelinceye dek az dünyalıkla yetinmeyi elden bırakma. Böyle olursan yediklerini yeterlik duygusu ile alırsın. Kısmetini dünyada dünyanın eli ile ve tabiat, heva, şeytan, avam, halk ve sultanlarla değil, Yüce Mevla'nın kapısında durarak, O'nun kudret ve fiil tecellisi, O'nun Zatı ile alır yersin…

Dünyanın cenneti, gönül rahatıdır
Buna ermek isteyen, sakin ve olanlara razı olmalıdır. Olanlara razı olmak, bunların içinde kendini Hakk'a teslim olmuş bulmak en iyi yoldur.
Allah'ın mana kapısı buradan açılır. Ve kulun sevilmesi böyle oldukça gerçeğe uyar. 'Sıkıntı' denen illet en büyük dünya azabıdır. Ahiret azabı daha başkadır.
Allah bir kuluna sevgi yolunu gösterirse evvela ona gönül rahatlığı verir; o da bu rahatlık sayesinde hoş bir ömür sürer. Allah'a kavuşma yolu buradan başlar. O'nun nuruna vasıl olma böyle tahakkuk eder.
Halinden şikayet etmemek Allah'tan rıza halidir.
Oğlum! Amellerinde ihlaslı olmaya bak. Ameline bakmayı ve yaptığın amele Yaratan'dan ve yaratılanlardan karşılık beklemeyi bırak. Allah'ın vereceği nimetler için değil, sırf Allah rızası için amel et. Allah'ın rızasını arayanlardan ol. O'nun rızasını ara ki sana versin. Sana verdiği zaman dünyada da, ahirette de cenneti elde etmiş olursun.
Dünyadaki cennet Allah'a yakınlık, ahirette ki ise O'nun cemalini seyretmektir…
O kimse ki, Allah'ın hükmüne rıza duygusuna sahip olmayı diler, ona gerektir ki, ölümü düşünmeye devam ede…

Nefsine, malına ve yavruna taraf çıkarak Hak Teâlâ'yı itham etme. Sana gereken, "Bu işi Rabb'im daha iyi bilir" demektir.
Buna devam edersen razı olmanın tadı sana gelir; uyar olmayı sevmeye başlarsın. Afetlerin parçası da, aslı da sökülüp gider. Onların karşılığı nimet ve güzellik olarak sana gelir. Her ne zaman ki, uyar oldun ve bela içinde razı olmanın tadını aldın, her yandan ve her yerden nimetler sana doğru akmaya başlar.
Hak Teâlâ'ya itirazda bulunmak kalbi ve yüzü karartır. Hakk'a itiraz haramdır.
Bu insanlar neden ellerindekilere razı olmazlar. Öyle zaman olur ki, bu huysuzlukları sonunda ellerindeki de gider. Çünkü kendilerine has olan hiçbir şeyi beğenmezler.

Bütün bu durum, onları öyle perişan eder ki, çabukça yaşları büyür. İşleri dağılır. Vücutları yorulur. Bir başkasının elindekine ermek için günlerce alınlarından ter boşanır. Netice olarak günah veya sevap kaygıları da yok olur ve böylece günah sayfaları dolar.
Bu arada, en büyük suçları yapmaktan çekinmezler. Emr-i ilâhi onların hiç düşünmek istemedikleri bir şey olur. İstediklerini de bulamazlar.
Dünyadan giderken elleri boş olur. Ne başkasının malı bir fayda vermiştir, ne de kendi mallarından bir kazanç temin edebilmişlerdir.
O zavallılar, eğer Allah'a şükredip dursalardı, en büyük nimete ererlerdi. Elinde bulunana ve kısmetine razı olup şükür ve ibadet yolunu aramış olsalardı; kendileri için iyi olurdu.
Kısmetlerine razı olup ibadet ve taat ile meşgul olsalardı, kendilerine yetecek kadar dünyalık gelirdi. Öbür âleme geçtikleri zaman ise, umduklarından daha iyisini bulurlardı. Allah, cümlemizi haline razı olanlardan kılsın." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)



















































































