logo
30 EKİM 2026

Halkın kalbi BTP'ye döndü

09.08.2006 00:00:00
 
BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, AKP'den ümidini kesen halkımızın BTP'ye yöneldiğine işaret ederek, "Siyasetteki yeni arayışların amacı BTP'nin önünü kesmek" dedi.

 

 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr Haydar Baş, partisinin Başkanlık Divanı'nı bu kez Bolu'da topladı. Burada partililere hitap eden BTP Lideri, son iki ay içinde 25 ayrı ilde program düzenlediklerini belirterek, bugüne kadar hayırlı tek bir icraatta bulunmayan iktidardan ümidini kesen halkımızın artık BTP'ye yöneldiğini vurguladı. Prof. Dr. Baş, "Bu milletin tek ümidi biziz" diye konuştu.BTP'ye ilgi artıyor"Yediden yetmişe, kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle çocuğuyla halkın çok ciddi bir teveccühü var. Halkın kalbi BTP'ye döndü" diyen Prof. Dr. Baş, Türkiye'nin içinde bulunduğu genel tabloyu da özetledi. BTP Lideri; işçi, memur, köylü, emekli gibi tüketici kesimin cebinde para olmadığı için çok zor durumda bulunduğunu anlattı ve hem bu tüketici kesimin, hem de aynı kaderi yaşayan tarım kesiminin ancak BTP projeleri ile ayağa kalkabileceğini söyledi.'Tarım bizim işimiz'Prof. Dr. Baş, şunları kaydetti: "Çiftçimiz bilhassa perişan olmuştur, esnaf perişan olmuştur. Niye? Tüketici sınıf Türkiye'de bitti. Tüketici bitince esnaf iş yapamıyor. Tarım kesiminin derdine deva olabilecek tek parti BTP'dir. Bizim dışımızda tarımdan anlayan Genel Başkan da yok. Neden? Ben ayağı yalınayak, yamayla büyümüş bir insanım. Ben sırtında tütün sepeti taşımış adamım, ben bilmeyeceğim de kim bilecek."Yeni tezgahlar kurulduBTP lideri siyasetteki yeni lider ve parti arayışlarıyla, bazı eski siyasetçilerin yeniden siyasete girme faaliyetleri üzerine de ilginç açıklamalar yaptı. Yeni yeni yüzlerin siyasete girmeye çalıştığını hatırlatan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: "Milleti aldatmaya çalışıyorlar, halkımızı ayıktırmak bizim boynumuzun borcu. Geçmiş iktidar dönemlerinde hiçbir şey yapamayanlar, mahkeme kapılarında süründükten sonra bir geçit buldular, şimdi çıkmış diyor ki; memleket batmış da onu çıkartacak. Yahu bu hale getiren zaten sizsiniz. Ne yaptın daha evvel ki, bundan sonra bir şeyler yapacaksın. Millet şimdi tercih noktasında, bu iktidar bir şey yapmadı AKP bitti. Kim var ortada doğru dürüst planı, programı, projesi olan? Sadece BTP. Bütün oyun oylar BTP'ye gitmesin diye. AKP'den kopanlar BTP'ye gitmesin diye şimdi meydanlara çıkıyorlar.Bugün bu millete hizmet edecek olan tek bir parti var. Milletine, devletine, vatanına, bayrağına, sancağına sahip çıkan tek parti var. Hangi partidir o? BTP?Dünyanın takdir ettiği, en ünlü iktisatçıların sadece Türkiye'ye değil tüm dünyayı kurtaracak bir tez dedikleri Milli Ekonomi Modeli tezine sahibiz Alah'a şükürler olsun. Onun için biz bu işi yaparız, kimsenin kuşkusu olmasın."

Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü. Trump, Erdoğan'a TDT Liderler Zirvesi için başarı dileklerini iletti

29.10.2026 20:54:00
Anadolu Ajansı
 
Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü
Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Liderler Zirvesi için başarı dileklerini iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle liderlerin de katıldığı akşam yemeği sırasında TDT Zirvesi dolayısıyla telefonla aradı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump'a yemeğe katılan liderlerin selamlarını iletti.

Görüşmede, Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13'üncü Zirvesi'nin Ankara'da düzenleneceğini belirten Erdoğan, bu toplantıda 200 milyonu aşan nüfusuyla Orta Asya'da istikrar ve güvenin adresi haline gelen Teşkilatı ileriye taşıyacak kararlar alınacağını söyledi.

ABD Başkanı Trump da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi için başarı dileklerini iletti. 

Aliyev Ankara’daki zirveye katılmıyor

Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Ankara’da düzenlenen 13. Zirvesi’nde dönem başkanlığını Türkiye’ye devretmeye hazırlanan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yoğun programı gerekçesiyle zirveye katılmama kararı aldı. Ankara-Bakü hattında son dönemde yaşanan "başörtüsü gerilimi" iddialarının gölgesinde alınan bu karar sonrasında, Azerbaycan’ı zirvede Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor

29.10.2026 20:10:00
Haber Merkezi
 
Aliyev Ankara’daki zirveye katılmıyor
Aliyev Ankara’daki zirveye katılmıyor
Türk dünyasının gözü kulağı Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi'ne çevrilmişken, Bakü'den diplomatik dengeleri hareketlendiren bir son dakika haberi geldi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, dönem başkanlığının Türkiye'ye devredileceği bu kritik zirveye katılmayacağı resmi olarak açıklandı.


Resmi gerekçe: Bakü'deki FIFA organizasyonu


Azerbaycan'ın önde gelen basın mecralarından Report Haber Ajansı ve Oxu.az'ın resmi kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre, Aliyev'in Ankara programını iptal etmesinin arkasında Bakü'deki yoğun çalışma takvimi yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Aliyev, Bakü'nün ev sahipliğinde ilk kez düzenlenen FIFA U-15 Dünya Şampiyonası ve Festivali'nin kapanış ile ödül törenine katılacak. Bu organizasyonun önceden planlanmış bir program olması nedeniyle Aliyev'in Ankara'daki zirve yerine Bakü'deki törende yer alacağı bildirildi.

Aliyev'in talimatıyla Ankara'daki liderler zirvesinde ve öncesinde gerçekleştirilen Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'nda Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor.


İptalin perde arkası


Bakü yönetimi katılamama gerekçesini "yoğun takvim ve FIFA organizasyonu" olarak açıklasa da, kulislerde bu kararın arkasında son günlerde iki ülke arasında yaşanan diplomatik gerilimin etkili olduğu konuşuluyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ekim'de gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde İlham Aliyev'i Ankara'daki zirveye şahsen davet etmişti. Ancak bu davetin ardından, Azerbaycan'daki Türk eğitim kurumlarında başörtüsü takılmasının yasaklandığına dair iddialar ve buna bağlı olarak iki ülkenin siyasi figürleri ile medya organları arasında karşılıklı sert açıklamalar yaşandı. Ankara-Bakü hattında diplomatik bir soğukluğa neden olan bu tartışmaların, Aliyev'in liderler zirvesine fiziken katılmama kararında rol oynamış olabileceği değerlendiriliyor.


Mesajlarla "müttefiklik" vurgusu korunuyor


Zirveye katılamayacak olmasına rağmen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ankara ile köprüleri kurmayacak adımlar atmaya özen gösteriyor. Aliyev, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderdiği resmi tebrik mektubunda, iki ülke arasındaki Şuşa Beyannamesi ile taçlanan müttefiklik ilişkilerinin en üst düzeyde olduğunu ve "tek millet, iki devlet" şiarının kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Dönem başkanlığının Azerbaycan'dan Türkiye'ye geçeceği bu tarihi zirvede, iki ülke arasındaki ilişkilerin seyri ve liderlerin önümüzdeki süreçte gerçekleştireceği yüz yüze temaslar diplomatik çevreler tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor.


31 Türk vatandaşına giriş yasağı ve "istenmeyen kişi" kararı


Ankara-Bakü hattındaki kırılmanın en somut adımlarından biri, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın radikal bir kararla 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını "persona non grata" (istenmeyen kişi) ilan ederek ülkeye girişini yasaklaması oldu.

Bakü yönetimi, bu kişilerin Azerbaycan'ın egemenliğini, millî güvenliğini ve anayasal düzenini hedef alan açıklamalarda bulunduğunu öne sürdü. Giriş yasağı getirilen ve kamuoyunda bilinen kritik isimler şunlar:

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yeni Şafak yazarları Yusuf Kaplan, İsmail Kılıçarslan, ilahiyatçı Mehmet Boynukalın, gazeteci Adem Özköse, spor yorumcusu Ahmet Çakar.

Ayrıca, yasak kararının ardından sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Köklü Değişim İstanbul Temsilcisi Muhammed Emin Yıldırım'ın İstanbul Emniyeti tarafından gözaltına alınması, krizin Türkiye içindeki hukuki yansımalarını gösteren bir diğer gelişme oldu.


Oktay Saral'ın görevden alınması


Krizin merkezinde yer alan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Azerbaycan'daki başörtüsü kısıtlamalarını sert bir dille eleştirmesinin ardından 26 Ekim'de görevinden ayrıldı. Saral, sosyal medya hesabından "Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!" ifadelerini kullanmış ve bu çıkış Bakü'de büyük bir rahatsızlık yaratmıştı.

Kulislere yansıyan bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İlham Aliyev arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Aliyev bizzat Saral'ın görevden alınmasını talep etti. Gazeteci Talat Atilla'ya konuşan Saral, görevden ayrılmasının Azerbaycan açıklamalarıyla ilgili olup olmadığı sorusuna "Evet, öyle görünüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ayrıldım" diyerek bu iddiaları doğruladı.


Bakü'nün talepleri Saral ile sınırlı değil


Diplomatik kaynaklardan sızan bilgilere göre, Aliyev yönetiminin Ankara'dan talepleri sadece Oktay Saral'ın istifasıyla sınırlı kalmadı. Azerbaycan'ın, sosyal medyada Aliyev'e yönelik eleştiri ve hakaret içerikli paylaşımlar yapan hesapların listesini Türkiye'ye ileterek erişim engeli ve hukuki işlem talep ettiği belirtildi.

Hatta Azerbaycan Başsavcılığı, Türkiye'de faaliyet gösteren ve aralarında Rıdvan Kaya ile Fatih Tezcan'ın da bulunduğu yedi kişi hakkında "anayasal düzeni zorla değiştirmeye çağrı ve dini nefreti körükleme" suçlamalarıyla gıyabi tutuklama kararı çıkartarak uluslararası arama başlattı.


Ankara'nın "Saral" hamlesi Aliyev'i getirmeye yetmedi


Türkiye, müttefikiyle ilişkileri korumak adına Başdanışman Oktay Saral'ı görevden alarak Bakü'ye net bir jest yapmış olsa da, bu hamle Aliyev'in Ankara'daki liderler zirvesine katılımını sağlamaya yetmedi.

Aliyev'in bu adımların ardından yaptığı konuşmada isim vermeden "başkalarına nasıl yaşamaları gerektiğini öğretmeye kalkanları" eleştirerek çifte standart vurgusu yapması, iki ülke ilişkilerinde "abi-kardeş" yaklaşımından duyulan rahatsızlığın ve diplomatik soğukluğun bir süre daha devam edeceğine işaret ediyor.

Yeni Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik "kara para aklama" iddialarıyla yürütülen soruşturmada 8 kişi gözaltına alındı

Yeni Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik "kara para aklama" iddialarıyla yürütülen soruşturmada 8 kişi gözaltına alındı. Soruşturma, dün dosyaya giren bir videonun ardından cinsel saldırı ve istismar iddialarını da kapsayacak şekilde genişletilmişti

29.10.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik "kara para aklama" iddialarıyla yürütülen soruşturmada 8 kişi gözaltına alındı
 Yeni Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik "kara para aklama" iddialarıyla yürütülen soruşturmada 8 kişi gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamasıyla yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 10 kişiden 8'i gözaltına alındı.

Operasyon kapsamında haklarında gözaltı kararı bulunan diğer 2 kişinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.

Soruşturmanın kapsamı genişletilmişti
Mustafa Sarıgül ve ailesine yönelik "kara para aklama" iddialarıyla başlatılan soruşturma, dün (28 Ekim 2026) dosyaya Sarıgül'e ait olduğu öne sürülen bir videonun dahil edilmesinin ardından cinsel saldırı ve istismar iddialarını da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Soruşturma kapsamında 10 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti. Bu kişiler arasında Sarıgül'ün iki yakın koruması, dönemin Şişli Belediyesi'nde lise kamplarından sorumlu bir çalışan ve Ankara'da faaliyet gösteren bir erkek berberinin bulunduğu belirtilmişti.

Ayrıca lise öğrencisi oldukları dönemde istismara uğradıkları iddia edilen iki kardeş ile söz konusu görüntüleri kaydettiği öne sürülen bir temizlik görevlisinin de gözaltı kararı verilen kişiler arasında yer aldığı bildirilmişti.

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi

29.10.2026 14:18:00
Haber Merkezi
 
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi.

Avukat Akın Atalay, tahliye başvurusu üzerine müvekkili ve Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiriyle cezaevinden tahliyesine karar verildiğini duyurdu.

"Rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Dedetaş, 31 Temmuz'da tutuklanmıştı.

Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"

Muğla'nın Bodrum ilçesinde 2010 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybeden ve Yargıtay'ın kararı bozması ile yeniden görülmeye başlanan 2003 Türkiye Mankenler Kraliçesi Aslı Baş davası, Baş ailesinin mazeret bildirmesiyle ertelendi. 16 yıldır hukuk mücadelesi veren baba Mehmet Yavuz Baş, kızının cinayete kurban gittiğini iddia etti. Acılı baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. "Dava başladığında 62 yaşındaydım, şimdi 78. Benim ölümü mü bekliyorlar' Öldüğümde mahkeme sonuçlanacak mı' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Benim ahım var" dedi

29.10.2026 14:03:00 / Güncelleme: 29.10.2026 14:09:11
İhlas Haber Ajansı
 
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
2003 yılında düzenlenen 'Miss Model Of Turkey' yarışmasında birinci olan Aslı Baş, 21 Temmuz 2010'da gece saatlerinde turizmci Ahmet Bayer'in Bodrum'da bulunan Tatil Köyündeki villasının 6,5 metre yüksekliğindeki balkonundan düşerek hayatını kaybetmişti. Aslı Baş'ın Bodrum'daki şüpheli ölümüyle ilgili kararın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından Muğla 1'inci ağır Ceza Mahkemesinde tekrar başlayan duruşmanın bugün yapılan celsesine Aslı Baş ailesinin avukatı ve ailenin mazeret bildirmesi nedeniyle 21 Ocak 2027 tarihine ertelendi.

"16 senedir hukuk mücadelesi veriyoruz"

Aslı Baş'ın Antalya'da yaşayan babası Mehmet Yavuz Baş, rahatsızlığı nedeniyle ertelenen duruşmaya katılamadığını kaydetti. 16 yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini belirten ve kızının cinayete kurban gittiğini savunan acılı Baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. Onun çözülmesi, teknik sorunların giderilmesi, o telefon konuşmalarının ne olduğu, teknik olarak ortaya çıkması için araştırma yapıldı. Bir sonuç alınamadı. Ve Yargıtay'ın beraat kararını bozmasından sonra üç mahkemeye girdik. Dördüncü mahkemede ben rahatsızlandım. Gidemeyecek durumdaydım. Avukatlarım ile mazeret bildirerek bu mahkemeye katılamadık" dedi.

"Çitli bitkiden atlamış olsaydı eteği bir yerlere takılırdı"

Olayın gerçekleştiği günden bahseden Mehmet Yavuz Baş, "Cinayetin işlendiği gece 112 aranıyor. Oradaki eleman, 'Ne var'' diyor. 'Bir düşme hadisesi var. Merdivenlerden düştü, kafası kanıyor' diyor. 'Kim bu'' 'Müşteri.' 'Evet, müşteri.' diyor. Aslı'dan bahsediyor. Ambulans üç saat sonra geliyor. Yani bu arada da benim görüşüm, benim tahminim, ölmesi bekleniyor. Merdivenlerden düştü, başı kanıyor dediğiniz insan kendini nasıl yüksekten atıp da intihar etti deniyor' Şahitlerden bir tanesi diyor ki, şahitlerden bir tanesi, 'Çit bitkisini balıklama atladı.' Bir tanesi diyor ki, 'Sportif atladı.' Diğer bir tanesi diyor ki, 'Bitkileri araladı, arasından" Bakın, bu yüksekliği bir metre, eni 80 santim bir bitkiden üzerinde entarisi olan bir kişi buradan balıklama dahi atlasa eteği oralardan bir yere takılır, yırtılır. Böyle bir şey de yok. Zaten bunlar da saklanmış, gizlenmiş. Yani elbisesi de verilmedi. Yırtık da yok zaten. Öyle bir şey de söz konusu değil" diye konuştu.



"Mazlumun ahı indirir şahı"

Baba Baş, olay zamanında 62 yaşında olduğunu, şuanda yaşının 78 olduğuna dikkat çekerek, yine de adalete olan inancını yitirmediğini söyledi. Baş, "Benim ölümümü mü bekliyor' Ben ölünce mahkeme bitecek mi' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Mazlumun ahı indirir şahı. Benim ahım var" ifadelerini kullandı.

"Yaşama sevincimizi elimizden aldılar"

Kızının her zaman hayata pozitif bakan ve daima gülümseyen bir kız olduğunu ifade eden Baş,

"Onun canına kıyanlar da kendilerine göre, affedersiniz, psikopat. Benim kızım dünya güzeli. Yani fizikselden hariç, ölümünden üç dört gün evvel doğaya teşekkür ediyor. Yani yaşama teşekkür ediyor. Her şeyin çok güzel olduğunu, dünyaya pozitif olarak baktığı için teşekkür ediyor her şeye. Bu sevgimizi elimizden aldılar. Bize dünyayı kapkara yaptılar. Yaşama sevincimizi elimizden aldılar. Dünya kapkara bir hâl alıyor. En büyük acının evlat acısı olduğunu biz de tattık. Yani ateş düşmüyor, ateşi düşürüyorlar. Ateş ediyorlar bize. Biz ateşin düştüğü yerde değil, ateş altında kaldık" dedi.

Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz." dedi

29.10.2026 13:09:00 / Güncelleme: 29.10.2026 13:12:56
Haber Merkezi
 
Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti
Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz." dedi.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet'in ilanının 103. yıl dönümü kutlamaları kapsamında ilk tören, Anıtkabir'de düzenlendi. Tören, devlet erkanının Aslanlı Yol'da yürüyüşüyle başladı.

Anıtkabir'de 29 Ekim töreni
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Aslanlı Yol'daki kortejde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri ve diğer devlet erkanı yer aldı.
Erdoğan'ın, üzerinde ay yıldız bulunan çelengi Atatürk'ün mozolesine bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Daha sonra Erdoğan ve beraberindekiler, Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı:
"Aziz Atatürk, bugün, uğruna buyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin kurulușunun 103'üncü seneidevriyesini kutluyoruz. Tarihimize yeni bir istikamet çizen bu önemli günde, zatıalinizi, silah arkadașlarınızı ve kahraman şehitlerimizi şükranla yad ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz. Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken zatıalinizin 1 Mart 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi hitabında münderiç, 'Bizi, milli davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. Milli davamız bizim hayatımızdır' sözleri ışığında, milli davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Ruhun şad olsun."

Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet

29 Ekim 1923’te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti, salt egemenliğin tek bir kişiden alınarak asıl sahibi olan millete devredilmesiyle Türk tarihinin en büyük toplumsal ve siyasal dönüşümünü başlattı. Cumhuriyet fikri sadece anlık bir siyasi krizin çözümü değil, temelleri Milli Mücadele’nin başında, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda atılmış köklü bir bağımsızlık ve iman hareketidir

29.10.2026 11:06:00
Eyüp Kabil
 
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Cumhuriyet'in ilanı ve Türk milleti üzerindeki eşsiz kazanımları manevi bir uyanışın ve sarsılmaz bir iradenin öyküsüdür.


İlk karar ve Hacı Bektaş Veli dergâhı ziyareti


Milli Mücadele'nin henüz ilk dönemlerinde, Sivas Kongresi'nin ardından Ankara'ya doğru yola çıkan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 22-23 Aralık 1919 tarihlerinde Kırşehir'in Hacıbektaş ilçesine uğradı. Hoş Geldin Atatürk eserinde bu ziyaretin sıradan bir duraklama değil, kurulacak yeni devletin yönetim şeklinin ilk kez kararlaştırıldığı tarihi bir eşik olduğu aktarılır.

Dönemin dergâh postnişini Cemalettin Çelebi ile baş başa yapılan uzun görüşmede Mustafa Kemal, kafasındaki yönetim modelini paylaşmıştır. Çelebi'nin "Paşam, açacağınız meclis ve kuracağınız devletin idare şekli Cumhuriyet olacak mı?" sorusuna Gazi, kesin ve kararlı bir dille "Olacak Çelebi Efendi, elbet olacak" yanıtını vermiştir. Bu tarihi mutabakatın ardından Atatürk, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hazretleri'nin kabrine kapanarak şu duayı etmiştir:

"Evladını önüme rehber eyledim. Meydana çıkıyorum. Yüzümü utandırma."

Prof. Dr. Haydar Baş'ın eserinde vurguladığı üzere, Cumhuriyet'in manevi harcı ve ilk kararı işte bu inanç ve birlik ruhuyla, Ehlibeyt meşrebinin merkezinde atılmıştır.


Çankaya'dan Meclis kürsüsüne: 29 Ekim mucizesi


Hacıbektaş'ta sözü verilen ve sarsılmaz bir "sır" gibi taşınan o büyük ideal, takvimler 28 Ekim 1923 gecesini gösterdiğinde ete kemiğe büründü. Çankaya Köşkü'nde kurmaylarını toplayan Atatürk, tarihe geçen "Efendiler, yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz" sözüyle Türk milletinin makus talihini kökten değiştirecek adımı attı.

29 Ekim 1923 Pazartesi günü TBMM'de Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu'nun birinci maddesine "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyettir" ibaresi eklendi. Saat 20.30'da oturuma katılan 158 milletvekilinin tamamının oy birliğiyle Cumhuriyet resmen ilan edildi ve salon "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleriyle yankılandı.


Prof. Dr. Haydar Baş'ın perspektifinden cumhuriyet ve "kul hakkı"


Prof. Dr. Haydar Baş, Hoş Geldin Atatürk eserinde dikkate değer bir tespitte bulunur: İslam inancına göre her insan, yaratıcısına karşı doğrudan ve eşit bir mesuliyete sahiptir. Bu bağlamda, egemenliğin tek bir kişiden (saltanattan) alınarak milletin tamamına devredilmesi, devlet idaresindeki adalet terazisinin kurulması ve İslam'ın özünde yer alan "kul hakkı" bilincinin devlet yapısına aktarılmasıdır.

Atatürk, inancından aldığı bu güçle hiçbir gücün Türk milletinin üzerinde bir tahakküm kurmasına izin vermemiştir. Nitekim Prof. Dr. Haydar Baş'ın meşhur "Milli bayramlarımız olmasa, dini bayramlarımız olmazdı" tezi de Cumhuriyet'in işgalci Haçlı dünyasına karşı İslam'ı ve Türk varlığını koruyan en büyük kalkan olduğunu tescil etmektedir.


Cumhuriyet'in devlet ve millet üzerindeki olumlu etkileri


• Kişilerin birer kul/tebaa olarak görüldüğü dönem kapanmış; her bir vatandaş kanun önünde eşit, devletin asli ve egemen unsuru olan "yurttaş" kimliğini kazanmıştır.

• Meclis Hükümeti sistemindeki tıkanıklıklar aşılmış, kabine sistemine geçilerek devlet mekanizmasının daha hızlı, demokratik ve kalıcı çalışması sağlanmıştır.

• Eğitimde, hukukta ve sosyal yaşamda topyekûn bir kalkınma hamlesi başlatılmış, Türk kadını hak ettiği sosyal ve siyasal özgürlüğe kavuşmuştur.

• Siyasi bağımsızlık, sonraki yıllarda yerli üretim hamleleriyle desteklenmiş ve kendi kendine yeten devlet idealinin ilk sarsılmaz temeli atılmıştır.


Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte 46 fabrika kuruldu


Cumhuriyet'in ilanından sonra, Atatürk'ün "Her fabrika bir kaledir" sözüyle başlattığı milli ve bağımsız ekonomi hamlesi kapsamında 1923-1938 yılları arasında 46 büyük fabrika ve üretim tesisi kuruldu. Kurulan bazı fabrikalar şunlardı:

Ankara Fişek Fabrikası (1924)

Gölcük Tersanesi (1924)

Şakir Zümre Fabrikası (1925)

Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)

Kayseri Uçak Fabrikası (1926)

Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)

Alpullu Şeker Fabrikası (1926)

Uşak Şeker Fabrikası (1926)

Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)

Turhal Şeker Fabrikası (1934)

Ankara Çimento Fabrikası (1928)

Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)

Paşabahçe Cam Fabrikası (1935)

İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1936)

Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937 - Temel Atma)

Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in Kadıköy Lisesi ziyareti öncesinde "Bize gelecek yoksa sana huzur yok, Yusuf Tekin istifa" yazılı pankart astıkları gerekçesiyle tutuklanan üniversite öğrencileri Nehir Dizdar ve Nevin Tekin, kamuoyunda oluşan büyük tepkilerin ardından tahliye edildi

28.10.2026 19:10:00
Haber Merkezi
 
Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi
Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in İstanbul'daki Kadıköy Lisesi'ne gerçekleştireceği ziyaret öncesinde okul çevresine pankart asan üniversite öğrencileri Nehir Dizdar ve Nevin Tekin, "tehdit" suçlamasıyla çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

Bu karar eğitim sendikaları, barolar, siyasetçiler ve demokratik kitle örgütlerinin sert tepkisini çekti. Kamuoyunda yükselen itiraz dalgasının ardından savcılık, avukatların resmi tahliye dilekçesini sunmasını beklemeden öğrencilerin resen serbest bırakılmasına karar verdi.

Destek eylemlerindeki gözaltılar da serbest

Gelişmeler bununla da sınırlı kalmadı. İki öğrencinin tutuklanmasına karşı İstanbul başta olmak üzere farklı kentlerde protesto eylemleri düzenlenmişti.

Son olarak sabah saatlerinde bu protestolara katıldıkları gerekçesiyle ev baskınlarıyla gözaltına alınan dört üniversite öğrencisi, savcılık işlemlerinin ardından yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

"Sıra arkadaşlarımızı geri aldık"

Tahliye kararının ardından Öğrenci Sendikası ve TİP'li Öğrenciler cephesinden ardı ardına açıklamalar geldi.

Öğrenci Sendikası, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı açıklamada, "Geçtiğimiz günlerde 'Yusuf Tekin istifa' dedikleri için bir pankart gerekçe gösterilerek tutuklanan sıra arkadaşlarımız Nehir ve Nevin tahliye edildi!" ifadelerine yer vererek kararı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Sucuktan domuz ve at eti çıktı

Tarım ve Orman Bakanlığı, halk sağlığını hiçe sayarak gıdada taklit ve tağşiş yapan firmaların listesini güncelledi. Son denetimlerde 38 yeni ürün listeye eklenirken; dana sucukta domuz eti, çok sayıda et ürününde tek tırnaklı (at, eşek) eti ve çikolatalarda ilaç etken maddesi tespit edildi

28.10.2026 12:05:00
Haber Merkezi
 
Sucuktan domuz ve at eti çıktı
Sucuktan domuz ve at eti çıktı
Tarım ve Orman Bakanlığı, tüketicinin sağlığını korumak ve gıda sahtekarlarını deşifre etmek amacıyla yayımladığı "Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar" ile "Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar" listelerini bugün yeniden güncelledi.

Yapılan laboratuvar incelemelerinin ardından uygunsuzluk saptanan 38 yeni ürün listeye eklenirken, bu ürünlerden 10'unun doğrudan "Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar" kategorisinde yer alması tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.


Dana sucukta domuz eti şoku!


Listenin en çok dikkat çeken ve infial yaratan kaydı Sakarya'dan geldi. Sakarya'nın Serdivan ilçesinde faaliyet gösteren bir firmanın "Hacı Kemal" markasıyla satışa sunduğu ısıl işlem görmüş dana sucukta domuz eti tespit edildi.

Tüketicileri şoke eden bu gelişme, sağlığı ve inanç hassasiyetlerini tehlikeye düşüren gıdalar listesinde ilk sıralarda yer aldı.


3 ilde "tek tırnaklı" (at, eşek) eti alarmı


Bakanlık denetimleri, kırmızı et ürünlerinde hilenin sadece domuz etiyle sınırlı kalmadığını ortaya koydu. Kayseri, Balıkesir, Bursa ve Kahramanmaraş'taki çeşitli işletmelerde %100 dana eti olarak satılan ürünlerde tek tırnaklı hayvan (at, eşek, katır) eti bulundu.

Kayseri Kocasinan'da Beyarslan markalı dana sucuk hamurunda tek tırnaklı hayvan eti belirlendi. Yine aynı ilçedeki Öz Arslan işletmesinin çiğ dana kıymasında tek tırnaklı eti saptandı.

Balıkesir İvrindi'de Serdenet markalı "Dana Kazan Kavurma" ürününde at/eşek eti tespit edildi.

Bursa Nilüfer'de Namlı Et Tanzim markalı dana sucuğunda tek tırnaklı hayvan eti kalıntılarına rastlandı.

Kahramanmaraş Onikişubat'da Ercan Usta Et Tanzim isimli işletmenin çiğ sığır eti ürününde tek tırnaklı eti belgelendi.


Çikolatada ilaç, çiğ köftede yasaklı boya!


Gıda terörünün ulaştığı nokta sadece et ürünleriyle sınırlı kalmadı. İstanbul Kağıthane'de satışa sunulan "Diblong" markalı "Ginseng Chocolate" (çikolata) ürününde gıdalarda kullanımı kesinlikle yasak olan ilaç etken maddesi tespit edildi.

Bir diğer skandal ise Çorum'dan geldi. Çorum Merkez'deki bir işletmeye ait "Mor Renkte Etsiz Çiğ Köfte" ürününde gıdada kullanımına izin verilmeyen kimyasal boya saptandı. Sıklıkla tüketilen baharat ürünlerinde de benzer şekilde mevzuata aykırı renklendirici boyaların kullanıldığı açıklandı.


Süt ürünleri ve zeytinyağında da hile bitmiyor


Güncellenen tağşiş listesinde temel gıda maddelerindeki sahtekarlıklar da listelendi. Toplam 14 peynir, tereyağı ve yoğurt markası listeye dahil edildi.

Peynir ve tereyağlarında maliyeti düşürmek amacıyla süt yağı yerine bitkisel yağ karıştırıldığı ortaya çıktı.

Soğuk sıkım natürel sızma zeytinyağlarına ucuz tohum yağları karıştırıldığı, süzme çiçek ballarında ise taklit/tağşiş yapılarak şeker şurupları eklendiği listeyle kesinleşti.


Bakanlıktan vatandaşlara çağrı: "Alo 174'ü arayın"


Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri, vatandaşların güvenilir gıdaya erişimi için sahada 7/24 denetimlerin devam edeceğini vurguladı. Tüketicilerin satın aldıkları ürünleri anlık olarak Bakanlık Güvenilir Gıda Portalı üzerinden sorgulayabilecekleri hatırlatıldı.

Şüpheli görülen gıda maddeleri, kalitesiz içerikler veya kurallara uymayan işletmeler için vatandaşların zaman kaybetmeden Alo 174 Gıda İhbar Hattı'na bildirimde bulunması istendi.

Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmada 3 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı

Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması kapsamında Fatih Erdoğan, Abdulkerim Fırat ve Mehmet Erdoğan'ın mal varlıklarına tedbir konuldu

28.10.2026 08:01:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmada 3 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı
Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmada 3 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında başsavcılık tarafından ilgili kurumlara yazılan yazıda, Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkanvekili Abdulkerim Fırat ile Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Erdoğan'ın ilgili kuruluşlar nezdinde yapmak istedikleri devir, temlik, satış, bağış, ipotek/rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, yüksek tutarlı EFT/havale ve benzeri mal varlığını azaltıcı nitelikteki her türlü iş ve işlem bakımından bildirim yükümlülüğü kapsamında gerekli tedbirlerin alınması gerektiği belirtildi.

Söz konusu kişiler tarafından olağan dışı nitelikte bir işlem talebinde bulunulması halinde, işlem gerçekleştirilmeden önce başsavcılıktan görüş alınması ve görüş sorulmadan tasarruf işlemi yapılmaması hususunun ilgili birimlere/üye kuruluşlara bildirilmesi gerektiği ifade edilen yazıda, şunlar kaydedildi:

"Bildirim usulüne tabi kılınan şahısların olağan işlemlerin (mesleki faaliyetler kapsamındaki işlemler, maaş-fatura-kurum ödemeleri, emekli aylığı kullanımı gibi) mağduriyete yol açacak şekilde engellenmemesi, özellikle olağan faaliyet dışı, işlem tutarı veya sıklığı bakımından dikkat çekici, mal varlığını azaltıcı ya da muvazaalı olduğu değerlendirilebilecek şüpheli işlemlerden başsavcılığımızın gecikmeksizin haberdar edilmesi rica olunur."

Yazıda, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve Türkiye Noterler Birliği tarafından bu müzekkerenin, tüm üye banka ve noterliklere duyurulması ve duyuru yapıldığına dair bilginin başsavcılığa iletilmesi gerektiği belirtildi.

Fatih Erdoğan, Mehmet Erdoğan ve Abdulkerim Fırat'ın hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının şüpheliler hakkında yürütülen dosya kapsamı ve isnat edilen suçlar dikkate alınarak ilgili kurumlarca dondurulması istenen yazıda, 3 ismin mal varlığını azaltıcı''''''' nitelikteki işlem talepleri ile gerçekleştirilen bu tür işlemler yönünden, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'na (MASAK) da gecikmeksizin bildirimde bulunulması ve bildirime ilişkin bilginin başsavcılığa iletilmesi hususunda gereğinin yapılması ifade edildi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.