logo
30 EKİM 2026

Cumhuriyet Bayramı'nı nerede kutlayacağız?

30.10.2026 00:00:00
 
Dün 29 Ekim'di.

Cumhuriyetimizin 103. kuruluş yıl dönümü.

Bu anlamlı günün arifesinde, Anadolu'nun bir ilçesinden Genel Merkezimizin sosyal medya ekibine gönderilen bir mesaj beni derinden etkiledi.

Bir vatandaşımız soruyordu:

"İlçemizde Cumhuriyet Bayramı'nı nerede kutlayacağız?"

Kısacık bir soru.

Ama üzerinde düşününce ne kadar büyük bir anlam taşıyor!

Bu vatandaşımız yalnızca bir programın yerini öğrenmek istemiyordu. Ben o mesajda, Cumhuriyet Bayramı'nı eskisi gibi coşkuyla kutlamak isteyen bir milletin özlemini gördüm.

Bayraklarla süslenen sokakları, marşların yükseldiği meydanları, çocukların ellerinde Türk bayraklarıyla koştuğu günleri düşündüm.

Bayram dediğimiz şey yalnızca takvimde kırmızıyla işaretlenmiş bir gün müdür?

Yoksa milletin ortak sevinci, ortak hafızası ve geleceğe birlikte bakabilme iradesi midir?


Cumhuriyet bir günde kurulmadı


Cumhuriyet'in ilan edildiği 29 Ekim 1923'ü hepimiz biliyoruz.

Peki, o güne giden yolun ayrıntılarını ne kadar hatırlıyoruz?

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığında millet egemenliğine dayanan yeni bir yönetimin temelleri atılmıştı.

1921 Anayasası, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu kabul etmişti.

13 Ekim 1923'te Ankara başkent ilan edildi. Yani Ankara, Cumhuriyet'in ilanından tam 16 gün önce başkent olmuştu.

28 Ekim akşamı Mustafa Kemal Paşa, yakın çalışma arkadaşlarıyla yaptığı toplantıda ertesi gün Cumhuriyet'in ilan edileceğini bildirdi.

29 Ekim 1923 Pazartesi günü ise Meclis tarihî kararını verdi.

Saat 20.30'da Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Paşa ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

Bu tarihî gelişme 101 pare top atışıyla millete duyuruldu.

29 Ekim'in kanunla millî bayram olarak kabul edilmesi ise 1925 yılında gerçekleşti.

Bütün bu tarihler bize bir gerçeği hatırlatıyor:

Cumhuriyet, bir gecenin değil; yıllarca süren mücadelenin, fedakârlığın ve millet iradesinin eseridir.


Haydar Hoca'nın unutulmayan sözleri


Cumhuriyet Bayramı söz konusu olduğunda, merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce yaptığı uyarılar bugün de hafızalarımızda.

Şöyle diyordu:

"Millî bayramlarını kutlamayanlar, dinî bayramlarını kutlayamazlar."

Bu sözün üzerinde düşünmek gerekir.

Çünkü bağımsızlığını kaybeden bir milletin yalnız siyasi egemenliği değil; inancını, kültürünü ve geleneklerini özgürce yaşama imkânı da tehlikeye girer.

Haydar Hoca'nın millî bayramlarda yaptığı bir başka çağrı da şuydu:

"Evlerinize bayrak asın; eğer siz asmazsanız, gelir başka milletler kendi bayrağını asar."

Ne kadar açık ve anlamlı bir uyarı!

Bayrak asmak yalnızca bir kutlama geleneği değildir.

O bayrak, bu topraklarda özgürce yaşama irademizin sembolüdür.

Bir evin balkonunda dalgalanan al bayrak, yalnız o evin değil, bütün milletin ortak değeridir.


Cumhuriyet Bayramı meydanlarda yaşamalı


Cumhuriyet Bayramı yalnızca resmî törenlerle sınırlı kalmamalı.

Elbette devletimizin törenleri, protokol programları ve anma etkinlikleri değerlidir.

Ancak bayramın gerçek sahibi millettir.

Çocuklar bayramı görmeli. Gençler marşları birlikte söylemeli. Aileler meydanlarda buluşmalı. Köylerde, ilçelerde, şehirlerde bayramın heyecanı hissedilmeli.

Bağımsız Türkiye Partisi'nin yıllardır millî bayramlarda düzenlediği kutlamaları da bu anlayışın bir yansıması olarak görüyorum.

Merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın Cumhuriyet'e ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e verdiği önem, bugün Genel Başkan Hüseyin Baş'ın konuşmalarında ve partinin kutlama programlarında da kendisini gösteriyor.

Cumhuriyet Bayramı, siyasi görüşü ne olursa olsun 86 milyonun ortak bayramıdır.

Herkesin bu coşkuyu yaşayabileceği, çocuklarıyla katılabileceği, gururla hatırlayabileceği kutlamalara ihtiyacımız var.


Cumhuriyet'e sahip çıkmak ne demektir?


Cumhuriyet'i sevmek yalnızca 29 Ekim'de güzel sözler söylemek değildir.

Cumhuriyet'e sahip çıkmak; millet egemenliğine, hukuka, adalete, eğitime, bilime ve devletimizin kurumlarına sahip çıkmaktır.

Cumhuriyet'i gelecek nesillere güçlü biçimde devretmek, ekonomik bağımsızlığımızı da korumayı gerektirir.

Çünkü siyasi bağımsızlığın kalıcı olabilmesi için ekonomik bağımsızlık da önemlidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde kurulan Cumhuriyet'in bize bıraktığı en büyük sorumluluklardan biri, bağımsızlığımızı her alanda geliştirmektir.

Devlet demek kurumsallık demektir. Cumhuriyet ise bu kurumların millet iradesiyle yaşamasıdır.


Bir vatandaşın sorusunda saklı olan umut


Yazının başındaki soruya dönelim:

"İlçemizde Cumhuriyet Bayramı'nı nerede kutlayacağız?"

Bu soruyu soran vatandaşımızın hangi ilçede yaşadığının, kaç yaşında olduğunun veya hangi siyasi görüşe sahip olduğunun önemi yok.

Önemli olan, Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak istemesi.

Önemli olan, 103 yıl sonra bile o heyecanı taşıması.

Bence bu, milletimizin Cumhuriyet'le kurduğu gönül bağının güzel bir göstergesidir.

Bizlere düşen görev de bu heyecana karşılık vermek, bayramlarımızı çocuklarımızın unutamayacağı güzellikte yaşatmaktır.

Bugün evlerimize bayrak asalım.

Çocuklarımızın ellerine al bayrağımızı verelim.

Meydanları marşlarla, sokakları sevinçle dolduralım.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını ve Millî Mücadele'nin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla analım.

Çünkü Cumhuriyet yalnızca 103 yıl önce kazanılmış bir değer değil, her neslin koruyup yaşatması gereken ortak emanetidir.

Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun.

Yaşasın Cumhuriyet!
 
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.