Bu yıl birinci dönemde lise ikiye giden kızımla coğrafya dersinde gördükleri nüfus konusu üzerine bir sohbetimiz geçti. Kızım da Milli Ekonomi Modeli'ni bildiğinden "Nüfus arttıkça işsizlik artar" bilgisine sinirlenmiş. Haliyle ben de sinirlendim. Bir kere bizim inancımızla da alakası yok. Çünkü Peygamberimiz (s.a.a.), "Ben sizin çokluğunuzla övünürüm" buyurmaktadır.
Coğrafyaya ait bu bilgi, Kapitalizm kaynaklıdır. Papaz Malthus'a göre kaynaklar sınırlı olduğundan, insan nüfusu da kontrol altında tutulmalıdır. Doğum kontrolü de bu zihniyetin ürünüdür ama konumuzun dışına çıkmayalım. Nüfusun kontrol altında tutulması için salgın hastalıkları ve savaşları bir fırsat görür bu zihniyet! Haliyle, nüfusun arttıkça işsizliğin de artacağını ileri sürmüşlerdir.
Hadi bu adamlar Hıristiyan, papaz... Peki, bize ne oluyor ki papazların öğretisini çocuklarımıza ders olarak okutup sınavlarda soruyoruz?! "Bilim, evrenseldir kardeşim" demeyin sakın! Çünkü bu, bilim falan değil! Dağların uzanış yönünün iklime etkisinden bahsetmiyorum ya da iki meridyen arasının 4 dakika olması değil benim derdim. Bunlar sebep-sonuç ve matematik ilkelerine göre aksi iddia edilemeyecek bilgiler. Ancak, nüfusun arttıkça işsizliğin artması, böyle bir ilkeye değil, tamamen inanç ekseninde oluşturulmuş bir bilgiye bağlıdır.
Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş Bey'i ne kadar övsek azdır ve tüm insanlık ona şükran borçludur. Yine coğrafyanın konusu olan coğrafi keşifler adlı soykırımların başladığı 15. ve 16. yüzyıldan günümüze, hemen hemen 500 yıllık bir insanlık tarihinin, toplu kıyım ve savaşlar olmasının ana nedeni "ekonomi"dir; kaynakları ve zenginlikleri ele geçirmektir. Aslında 500 yıl ile sınırlandırmaktaki maksadım kabaca bir fotoğrafı göz önüne koymak için. (Haydar Baş Bey'in ifadesiyle insanlığın ekonomide gördüğü bolluk ve refahın yaşandığı zamanlar, Hz. Yusuf, Ehl-i Beyt dönemleridir; bizim için de Mustafa Kemal Atatürk dönemi...).
Coğrafi keşiflerin ne menem şey olduğunu öğrenmek için; Sefa M. Yürükel'in "Soykırımlar Tarihi-Batı'nın İnsanlık Suçları" ile 16. yüzyılda yaşamış rahip Bartolomeo de Las Casas'ın anılarını yazdığı "Kızılderililer" kitaplarına başvurabilirsiniz.
Haydar Baş Bey'e niye insanlık borçludur? Çünkü Milli Ekonomi Modeli kitabında ortaya koyduğu öyle tespitler var ki her bir cümlesi bir kitap, bir tez niteliğindedir. Konumuzla ilgili kısmına dönersek, Milli Ekonomi Modeli'ne (ve dahi inancımıza göre) "nüfus arttıkça bolluk ve bereket artar." Çünkü "Her birey, tükettiğinden fazlasını üretme kabiliyetine sahiptir." Bu, şu demektir: Bir insan 10 dönümlük bir yerde 5 ila 10 ton arası bir buğday üretimi ortaya koyar ancak, bunun hepsini ürettiği zamanda tüketemez. Ya da bir ev hanımı, bir saatte 15 kişilik yemek üretir fakat bir saatte kendisi tüketme kabiliyetine sahip değildir. Bütün alanlarda bu şekilde olduğundan, nüfusun artması, işsizliği değil bolluğu ve refahı artırır.
Tabii, Milli Ekonomi Modeli'ni uygularsanız; Haydar Baş Bey'i dinlerseniz... O'nu dinlerseniz, her doğan çocuğun yetenekleri insanlığa kazandırılacak ve mükemmel kabiliyetler ile mükemmel hayatlar ortaya çıkacaktır. Yoksa, insanlara yanlışı öğretip yanlışı uygularsanız nüfus, problem olacaktır; insanlar problem olacaktır.
Coğrafi keşifler, sanayi devrimi, dünya savaşları vs. gibi milyonlarca insanın ölümüne yol açan ekonomi problemlerinin tek çözümü Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in ellerinde, Milli Ekonomi Modeli'ndedir.
Sonuç olarak; insanlık coğrafyasının bolluk ve bereket ile dolup taşması için, nüfusun artışı büyük bir nimettir diyoruz.
Coğrafyaya ait bu bilgi, Kapitalizm kaynaklıdır. Papaz Malthus'a göre kaynaklar sınırlı olduğundan, insan nüfusu da kontrol altında tutulmalıdır. Doğum kontrolü de bu zihniyetin ürünüdür ama konumuzun dışına çıkmayalım. Nüfusun kontrol altında tutulması için salgın hastalıkları ve savaşları bir fırsat görür bu zihniyet! Haliyle, nüfusun arttıkça işsizliğin de artacağını ileri sürmüşlerdir.
Hadi bu adamlar Hıristiyan, papaz... Peki, bize ne oluyor ki papazların öğretisini çocuklarımıza ders olarak okutup sınavlarda soruyoruz?! "Bilim, evrenseldir kardeşim" demeyin sakın! Çünkü bu, bilim falan değil! Dağların uzanış yönünün iklime etkisinden bahsetmiyorum ya da iki meridyen arasının 4 dakika olması değil benim derdim. Bunlar sebep-sonuç ve matematik ilkelerine göre aksi iddia edilemeyecek bilgiler. Ancak, nüfusun arttıkça işsizliğin artması, böyle bir ilkeye değil, tamamen inanç ekseninde oluşturulmuş bir bilgiye bağlıdır.
Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş Bey'i ne kadar övsek azdır ve tüm insanlık ona şükran borçludur. Yine coğrafyanın konusu olan coğrafi keşifler adlı soykırımların başladığı 15. ve 16. yüzyıldan günümüze, hemen hemen 500 yıllık bir insanlık tarihinin, toplu kıyım ve savaşlar olmasının ana nedeni "ekonomi"dir; kaynakları ve zenginlikleri ele geçirmektir. Aslında 500 yıl ile sınırlandırmaktaki maksadım kabaca bir fotoğrafı göz önüne koymak için. (Haydar Baş Bey'in ifadesiyle insanlığın ekonomide gördüğü bolluk ve refahın yaşandığı zamanlar, Hz. Yusuf, Ehl-i Beyt dönemleridir; bizim için de Mustafa Kemal Atatürk dönemi...).
Coğrafi keşiflerin ne menem şey olduğunu öğrenmek için; Sefa M. Yürükel'in "Soykırımlar Tarihi-Batı'nın İnsanlık Suçları" ile 16. yüzyılda yaşamış rahip Bartolomeo de Las Casas'ın anılarını yazdığı "Kızılderililer" kitaplarına başvurabilirsiniz.
Haydar Baş Bey'e niye insanlık borçludur? Çünkü Milli Ekonomi Modeli kitabında ortaya koyduğu öyle tespitler var ki her bir cümlesi bir kitap, bir tez niteliğindedir. Konumuzla ilgili kısmına dönersek, Milli Ekonomi Modeli'ne (ve dahi inancımıza göre) "nüfus arttıkça bolluk ve bereket artar." Çünkü "Her birey, tükettiğinden fazlasını üretme kabiliyetine sahiptir." Bu, şu demektir: Bir insan 10 dönümlük bir yerde 5 ila 10 ton arası bir buğday üretimi ortaya koyar ancak, bunun hepsini ürettiği zamanda tüketemez. Ya da bir ev hanımı, bir saatte 15 kişilik yemek üretir fakat bir saatte kendisi tüketme kabiliyetine sahip değildir. Bütün alanlarda bu şekilde olduğundan, nüfusun artması, işsizliği değil bolluğu ve refahı artırır.
Tabii, Milli Ekonomi Modeli'ni uygularsanız; Haydar Baş Bey'i dinlerseniz... O'nu dinlerseniz, her doğan çocuğun yetenekleri insanlığa kazandırılacak ve mükemmel kabiliyetler ile mükemmel hayatlar ortaya çıkacaktır. Yoksa, insanlara yanlışı öğretip yanlışı uygularsanız nüfus, problem olacaktır; insanlar problem olacaktır.
Coğrafi keşifler, sanayi devrimi, dünya savaşları vs. gibi milyonlarca insanın ölümüne yol açan ekonomi problemlerinin tek çözümü Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in ellerinde, Milli Ekonomi Modeli'ndedir.
Sonuç olarak; insanlık coğrafyasının bolluk ve bereket ile dolup taşması için, nüfusun artışı büyük bir nimettir diyoruz.
Hüsamettin Çalışkan / diğer yazıları
- ‘Otomobil uçar gider’ / 14.03.2023
- ‘Masa da masaymış ha!’ / 11.03.2023
- Reddiye-III / 29.12.2020
- Reddiye-II / 28.12.2020
- ABDAL MUSA SULTAN PEND-NAMESİ / 26.12.2020
- Reddiye-I / 25.12.2020
- Peygamberimiz (s.a.v) okuma yazma biliyordu! / 23.12.2020
- ‘Sınavsız üniversite’ ontolojisi / 18.12.2020
- Haydar Haydar… / 24.04.2020
- Sonuç ve Milli Ekonomi Modeli / 21.04.2020
- ‘Masa da masaymış ha!’ / 11.03.2023
- Reddiye-III / 29.12.2020
- Reddiye-II / 28.12.2020
- ABDAL MUSA SULTAN PEND-NAMESİ / 26.12.2020
- Reddiye-I / 25.12.2020
- Peygamberimiz (s.a.v) okuma yazma biliyordu! / 23.12.2020
- ‘Sınavsız üniversite’ ontolojisi / 18.12.2020
- Haydar Haydar… / 24.04.2020
- Sonuç ve Milli Ekonomi Modeli / 21.04.2020



























































