logo
04 AĞUSTOS 2026

İnsanlar haklarına kavuşacak

15.08.2008 00:00:00
 
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Milli Ekonomi Modeli" ve "Sosyal Devlet" tezlerinin çıkış noktasının insanları haklarına kavuşturmak olduğunu söyledi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli'nin bugüne kadar geliştirilen ekonomi sistemlerinden çok farklı olduğunun altını çizdi. "Milli Ekonomi Modeli" ve "Sosyal Devlet" tezlerini kapitalizm ve sosyalizmle mukayese etmenin hiç ama hiç mümkün olmadığını dile getiren BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş konuşmasına şöyle devam etti: "Milli Ekonomi Modeli, tüketim eksenli bir analizdir. Yani biz kapitalizm ve komünizm gibi üretimden yana teori üreterek yola çıkmış değiliz. Bizim sistemimiz, fakir vatandaşın karnını nasıl doyurmalıyızdan başlar. Hamalın karnını nasıl doyururuz? İşçinin karnını nasıl doyururuz? Çiftçinin ve memurun karnını nasıl doyururuz? Emeklinin, işsizin hülasa 7'den 77'e tüketicinin karnı nasıl doyar? İlaveten bunları nasıl giydiririz? Bu düşünce etrafında biz tezimizi ürettik."İnsanları haklarına kavuşturacağızBTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, küresel düzende bir avuç azınlığın tüm kaynaklara sahip olduğunu, öte yandan milyarlarla ifade edilen insanların neredeyse hiçbir hakkı bulunmadığını vurguladı. "Milli Ekonomi Modeli" ve "Milli Devlet - Sosyal Devlet" tezlerinin çıkış noktasının bu insanları haklarına kavuşturmak olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baş, şöyle devam etti: "Hiçbir sistem bu insanları dikkate dahi almamıştır. Kapitalizmde bütün imkanlar sermayeyi elinde tutan gruplara verilir. Komünizmde vatandaşların tamamı devlete çalışır. Milli Ekonomi Modeli'nde belli bir menfaat grubu yoktur, toplumun her kesimine imkanlar sağlanır. Bu hiçbir sistemin getirmediği bir çıkış noktasıdır. Milli Ekonomi Modeli, sürekli büyümeyi, işsizlik konusunu, adil bir gelir dağılımını sisteminde halletmiştir. Bütün bunların halledildiği bir düzende sosyal adaleti sağlayacak sosyal bir devlet anlayışı ortaya çıktı."

Tansiyon ile mücadelede potasyum alımı ihmal edilmemeli


 
Yüksek tansiyonla mücadelede yalnızca tuz tüketimini azaltmaya odaklanan geleneksel yaklaşım yeniden değerlendiriliyor. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi'nde yayınlanan bir rapora göre, sodyum kısıtlamasına potasyum alımının artırılması eşlik ettiğinde hipertansiyon kontrolünün etkinliği önemli ölçüde artıyor. 

04.08.2026 11:18:00
Murat Çorbacı
 
Tansiyon ile mücadelede potasyum alımı ihmal edilmemeli
Tansiyon ile mücadelede potasyum alımı ihmal edilmemeli

Yüksek tansiyonla mücadelede yalnızca tuz tüketimini azaltmaya odaklanan geleneksel yaklaşım yeniden değerlendiriliyor. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi'nde yayınlanan bir rapora göre, sodyum kısıtlamasına potasyum alımının artırılması eşlik ettiğinde hipertansiyon kontrolünün etkinliği önemli ölçüde artıyor. Uzmanlar, bu iki faktörün kardiyovasküler sistemi düzenlemek için birleşik bir mekanizma olarak ele alınması gerektiğinde ısrar ediyor.

Potasyum ne işe yarıyor?

Hipertansiyon, dünya çapında 1.28 milyardan fazla yetişkini etkiliyor, kalp krizi ve inmenin önde gelen nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. On yıllardır, DSÖ ve ulusal sağlık sistemlerinin standart önerileri, tuzu (sodyum klorür) en aza indirmeye öncelik vermişti. Bununla birlikte, IAFNS komitesi tarafından toplanan veriler, fizyolojik bir karşılıklı bağımlılığa işaret ediyor: sodyum vücutta sıvı tutarak kan basıncını yükseltirken, potasyum kan damarlarının gevşemesine yardımcı olur ve böbrekler tarafından fazla sodyumun atılmasını kolaylaştırır.

Sodyumdan vazgeçilmiyor

Araştırmacılar, çoğu ülkede durumun tamamen tersine döndüğünü vurguluyor: sodyum tüketimi evrensel olarak standartları aşarken, diyetteki potasyum seviyeleri kritik derecede düşük kalıyor. Raporun yazarları, odak noktasını izole tuz kaçınmasından potasyum açısından zengin bir diyet ortamı yaratmaya kaydıran "bütünleyici fizyolojiye" geçişi öneriyor.
"Potasyumun sadece bir takviye değil, aynı zamanda sodyumun fizyolojik bir antagonisti olduğunu anlamak önemlidir. Sadece tuzu uzaklaştırıp potasyumu yerine koymazsak, damar duvarı strese uyum sağlamak için gerekli kaynakları alamaz. Tansiyon şikayeti olan bir hastanın tedavi planı sadece tansiyon ölçümüyle değil, aynı zamanda beslenme alışkanlıklarının analiziyle de başlamalıdır" diye açıklıyor uzman doktorlar durumu...

Potasyumu nereden ve nasıl alacağız?

Sebzeler ve Yeşillikler: Ispanak, fırında patates, kabak
Baklagiller: Mercimek, fasulye, nohut
Meyveler: Muz, kuru kayısı, kuru erik


Böbrek hastaları dikkat etmeli?

Hipertansiyonu olan çoğu insan için potasyumun bariz faydalarına rağmen, diyet takviyeleri veya tuz ikameleri yoluyla alımının kontrolsüz artışı tehlikeli olabilir. Aşırı potasyumun (hiperkalemi) aşırı tuz kadar kritik olduğu bir hasta kategorisi vardır. Bu, kendi başlarına diyetlerini ayarlarken dikkatli olmalarını gerektirir. Kardiyologlar, "Özellikle kronik böbrek hastalığı olan veya bazı tansiyon ilaçları (ACE inhibitörleri gibi) kullanan kişiler için, tıbbi gözetim olmadan reçetesiz ilaçlarla potasyum dozlarını aniden artırma girişimleri risklidir. Bu gibi durumlarda, böbrekler minerali ortadan kaldıramayabilir ve bu da kalp ritmi bozukluklarına yol açabilir" görüşünü seslendiriyor.

Serin havasıyla kavurucu sıcaklarda 'bana gel' diyor!


 
 
Van'ın Muradiye ilçesindeki Muradiye Şelalesi, yaz sıcaklarından bunalanların serinlemek ve doğayla iç içe vakit geçirmek için tercih ettiği yerlerden biri olmayı sürdürüyor.

04.08.2026 10:50:00 / Güncelleme: 04.08.2026 10:57:02
AA
 
 Serin havasıyla kavurucu sıcaklarda 'bana gel' diyor!
 Serin havasıyla kavurucu sıcaklarda 'bana gel' diyor!

Gürül gürül akan suyu, yemyeşil doğası ve etkileyici manzarasıyla ziyaretçilerini ağırlayan şelale, özellikle fotoğraf tutkunları ile düğün fotoğrafı çektiren çiftlerin ilgisini çekiyor. Hafta sonu yaşanan yoğunluğun hafta içinde de devam ettiği Muradiye Şelalesi, vatandaşlara serin bir ortam sunarken, yaz boyunca yerli ve yabancı ziyaretçileri ağırlamayı sürdürüyor.




İlgi büyük

Ailesiyle birlikte Muradiye Şelalesi'ni ziyaret eden Cumali Bozlan, yaz sıcaklarından uzaklaşmak için bölgeye geldiklerini söyledi. Şelalenin her mevsim ilgi gördüğünü belirten Bozlan, şunları kaydetti: "Biraz daha sakin olmasını bekliyorduk ancak her zamanki gibi oldukça kalabalık. İnsanlar aileleriyle birlikte burada vakit geçiriyor. Özellikle düğün fotoğrafı çektiren gelin ve damatların yoğunluğu dikkatimizi çekti. Şelalenin serin havası, yemyeşil doğası ve suyun oluşturduğu atmosfer insanı dinlendiriyor. Yazın bunaltıcı sıcaklarından kaçmak isteyenler için çok güzel bir ortam sunuyor."



Fotoğrafçılar da ilgi gösteriyor

Fotoğrafçı Murat Doğan da "Bugün gündüz çekimlerimizi gerçekleştirdik. Gece de çadır kurarak yıldız pozlama ve gece fotoğrafları çekmeyi planlıyoruz. Muradiye Şelalesi hem doğal güzelliği hem de sunduğu manzarayla fotoğrafçılar için önemli rotalardan biri" dedi.

En düşük emekli aylığı fark ödemeleri başlıyor

En düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükseltilmesi kapsamında oluşan aylık fark ödemeleri, 7 Ağustos'ta hak sahiplerinin hesaplarına yatırılacak

04.08.2026 10:47:00
İhlas Haber Ajansı
 
En düşük emekli aylığı fark ödemeleri başlıyor
En düşük emekli aylığı fark ödemeleri başlıyor
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), en düşük emekli aylığına ilişkin fark ödemelerinin tarihini açıkladı. Temmuz ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilerek yasalaşan düzenlemeyle en düşük emekli aylığı, 2026 yılı Temmuz ödeme döneminden geçerli olmak üzere 23 bin 552 liraya yükseltildi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından maaş ödemeleri takvim doğrultusunda gerçekleştirilirken, zam farklarının ödeneceği tarih de netleşti.

SGK'dan yapılan açıklamada, en düşük emekli aylığının 2026 yılı Temmuz ödeme dönemi itibarıyla 23 bin 552 liraya yükseltilmesi kapsamında oluşan aylık fark ödemelerinin 7 Ağustos 2026 tarihinde yapılacağı bildirildi. Açıklamada, hak sahiplerinin söz konusu fark ödemelerini 7 Ağustos'tan itibaren aylıklarını aldıkları banka hesaplarından çekebilecekleri ifade edildi.

Kabaiş rektörü işaret etti

Rojin Kabaiş'ın babası Nizamettin Kabaiş, kızının ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın etkin yürütülmediğini öne sürerek, üniversitedeki güvenlik kameraları, cep telefonu incelemesi ve DNA çalışmalarına ilişkin sürecin hızlandırılmasını talep etti

03.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Kabaiş rektörü işaret etti
Kabaiş rektörü işaret etti
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'ın babası Nizamettin Kabaiş, yaptığı basın açıklamasında kızının ölümüne ilişkin soruşturmanın etkin yürütülmediğini iddia etti. ANKA'nın haberine göre olayın aydınlatılması açısından kızının cep telefonunun incelenmesinin kritik önemde olduğunu belirten Kabaiş, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, "Telefon asit kuyusunda da olsa biz o telefonu açarız" sözlerini hatırlattı.

Kabaiş, "Madem açabiliyorsunuz, neden iki yıldır bize bu acıyı yaşatıyorsunuz? Neden telefonu İspanya'ya, Çin'e gönderiyorsunuz? Bu telefonun açılması çok önemlidir. Olayın mutlaka aydınlanacağına eminim" dedi.

Kızının ölümüne ilişkin soruşturmada üniversite yönetiminin de araştırılması gerektiğini öne süren Kabaiş, "Üniversiteyle ilgili neden bir sorgulama yapmıyorsunuz?" diye sordu.

"ÜNİVERSİTENİN KAMERA KAYITLARI NEREDE?"

Kızının kaybolduğu noktada güvenlik kulübesi ve döner güvenlik kamerası bulunduğunu belirten Kabaiş, üniversite yönetiminin aileye söz konusu kameranın çalışmadığını söylediğini ancak daha sonra Adalet Bakanlığı'na gönderilen yazıda üniversitedeki kameraların arızalı olmadığının bildirildiğini ileri sürdü.

Kabaiş, "Madem hiçbir kamera bozuk değil, o görüntüler nerede? Rojin'in telefonu neden açılmıyor? İki erkek DNA'sı neden bulunmuyor? Biz acı çekiyoruz" şeklinde konuştu.

"SORUMLU ÜNİVERSİTE YÖNETİMİDİR"

Kızının ölümüne ilişkin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin sorumlu olduğunu söyleyen Kabaiş, şunları kaydetti:

"Üniversite ile ilgili şu ana kadar herhangi bir kişi gözaltına alınmadı. Sorumlu üniversitedir. Sorumlu yurttur. Rektördür ve yurdun yönetimidir. Bunların hem büyük ihmalleri vardır hem de bize 17 saat sonra haber verdiler. Ayrıca rektör, kendisi gelip otopsiye müdahale etti. Delilleri kararttı. Özel olarak savcıyla görüştü. Başka bir odaya gitti. Rojin'in otopsisine başlanmadan önce her iki salona da girdi. Rojin'in cansız bedeninin bulunduğu odaya da girdi. Delilleri kararttı. Bu nettir, kesindir. Ben bunu biliyorum. Rica ediyorum, Adalet Bakanı bu konuyu takip etsin."

"REKTÖRLE İLGİLİ İDDİALAR ARAŞTIRILMALI"

Rektör hakkında bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmadığını savunan Kabaiş, otopsinin gerçekleştirildiği geceye ait görüntülerin incelenmesini talep etti. Rektörün saatlerce hastaneden ayrılmadığını öne süren Kabaiş, bu durumun soruşturulması gerektiğini söyledi.

Kızının kaybolmasının ardından öğrencilerin düzenlediği eylemlere müdahale edildiğini iddia eden Kabaiş, üniversite yönetiminin emniyet güçlerini kampüse çağırdığını ve öğrencilerin şiddete maruz kaldığını ileri sürdü.

GÜLİSTAN DOKU ÖRNEĞİNİ HATIRLATTI

Kabaiş, Tunceli'de kaybolan Gülistan Doku dosyasını örnek göstererek, "Tunceli'de de bu olay oldu. Orada da aynı şekilde devletin valisiydi. Gülistan Doku için valiye 78 tane soru soruyorlar. Neden Rojin Kabaiş için Van Üniversitesi'nin rektörüne soru sormuyorlar? Bunun sebebi nedir?" dedi.

Yaklaşık 2 bin 500 kişinin DNA örneğinin inceleneceğinin ifade edildiğini ancak şu ana kadar yalnızca 400-500 kişinin DNA'sının incelendiğini öne süren Kabaiş, "Biz aile olarak gerçekten çok büyük acılar çekiyoruz. Çocuğumuza ne olduğunu bize söyleyin" dedi.

Mollakasım bölgesindeki çok sayıdaki villa ve iş yerinin güvenlik kameralarının da soruşturma kapsamında incelenmesi gerektiğini ifade eden Kabaiş, dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle bilgi alamadıklarını belirterek, olayın bir an önce aydınlatılmasını istedi.

Çerçeve Yasa imzaya açıldı

Silah bırakma sürecinin hukuki ve idari altyapısını oluşturacak 15 maddelik Çerçeve Kanun Teklifi, milletvekillerinin imzasına sunuldu. Milletvekillerinin yarın saat 17.00'ye kadar imzalayabileceği teklifin, bu hafta içinde Meclis Başkanlığına sunularak hızla yasalaşması bekleniyor

03.08.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Çerçeve Yasa imzaya açıldı
Çerçeve Yasa imzaya açıldı
Türkiye'nin iç barış ve istikrarını güçlendirmeyi hedeflediği iddiasıyla "Terörsüz Türkiye" vizyonunun en kritik hukuki ayağı olan Çerçeve Kanun Teklifi'nde resmi süreç başladı. Edinilen son bilgilere göre, sürecin yasal güvencelerini ve idari mekanizmalarını belirleyecek olan kanun teklifi bugün itibarıyla TBMM'de milletvekillerinin imzasına açıldı.

İmza için son tarih yarın saat 17.00

Meclis kulislerini hareketlendiren düzenleme için milletvekillerine tanınan imza süreci hızla ilerliyor. Vekillerin, hazırlanan kanun teklif metnini yarın saat 17.00'ye kadar imzalamaları gerekiyor. İmza trafiğinin tamamlanmasının ardından, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in diğer siyasi partilere ön bilgilendirme yapması ve teklifin vakit kaybetmeden TBMM Başkanlığına sunulması planlanıyor.

15 maddelik "geçiş dönemi" yasası

Yaklaşık 15 maddeden oluşması öngörülen ve kalıcı bir yapıdan ziyade sürece özgü bir "geçiş dönemi yasası" niteliği taşıyan çerçeve metin, silah bırakma eğiliminde olan örgüt üyelerine yönelik net hukuki sınırlar çiziyor.

Silah ve şiddet eylemlerini tamamen bıraktığını beyan ederek teslim olan örgüt üyelerine, "terör örgütü üyeliği" ve "propaganda" gibi suçlardan ötürü denetimli serbestlik hükümleri uygulanabilecek.

"Kasten öldürme", "işkence" gibi ağır suçlara doğrudan karışanlar ile örgütün üst düzey yöneticileri bu düzenlemenin ve denetimli serbestliğin tamamen dışında tutulacak.

MİT denetleyecek, meclis bilgilendirilecek

Yasa teklifinin en dikkat çeken yönlerinden biri de "güçlü denetim mekanizması" oldu. Silah bırakma, teslim olma ve toplumsal entegrasyon süreçlerinin sahadaki takibi ve denetimi doğrudan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde yürütülecek. Sürecin şeffaflığı ve güvenliği açısından, yürütülen faaliyetler hakkında TBMM'ye düzenli olarak kurumsal bilgilendirme ve raporlama yapılacak.

Siyasi partilerin göstereceği refleksler ve Meclis komisyonlarındaki görüşme takvimi yakından takip edilirken, teklifin bu hafta içinde genel kurul gündemine gelerek yasalaşması bekleniyor.

İmralı'dan "anahtar yasa" açıklaması

Öte yandan Meclis'teki hareketlilik sürerken, yasa teklifine dair en kritik gelişmelerden biri de İmralı Adası'nda yaşandı. DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol'un adada gerçekleştirdiği 3 saatlik görüşmenin ardından, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın yasa teklifine dair kamuoyuna iletilmesini istediği mesaj paylaşıldı.

Teklife yeşil ışık yakan bebek katili Öcalan, metni "anahtar" olarak nitelendirdi. DEM Parti İmralı Heyeti şunları söyledi:

"Öcalan, yasa teklifini sürecin önünü açan bir "anahtar" olarak niteleyerek, atılan adımın ülke kaderini etkileyeceğini ve herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti. Sürecin henüz tamamlanmadığını ancak metne olumsuz yaklaşılmaması gerektiğini vurguladı."

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026 yılında hakim ve savcılara yönelik olarak yürütülen disiplin soruşturmalarının detaylarını paylaştı. Bakan Gürlek'in verdiği bilgilere göre, 2026'da 84 hakim ve savcı meslekten ihraç edildi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026 yılında hakim ve savcılara yönelik olarak yürütülen disiplin soruşturmalarının detaylarını paylaştı. Gürlek, "HSK İkinci Dairesince 2026 yılında 525 hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında esasa ilişkin karar alınmıştır. Bunlardan 333'ü hakkında; 168 uyarma, 24 kınama, 23 aylıktan kesme, 4 kademe ilerlemesini durdurma, 30 yer değiştirme ve 84 meslekten çıkarma cezası uygulanmıştır" dedi

03.08.2026 14:40:00
AA
 
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026 yılında hakim ve savcılara yönelik olarak yürütülen disiplin soruşturmalarının detaylarını paylaştı. Bakan Gürlek'in verdiği bilgilere göre, 2026'da 84 hakim ve savcı meslekten ihraç edildi
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026 yılında hakim ve savcılara yönelik olarak yürütülen disiplin soruşturmalarının detaylarını paylaştı. Bakan Gürlek'in verdiği bilgilere göre, 2026'da 84 hakim ve savcı meslekten ihraç edildi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026 yılında hakim ve savcılara yönelik olarak yürütülen disiplin soruşturmalarının detaylarını paylaştı. Gürlek, "HSK İkinci Dairesince 2026 yılında 525 hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında esasa ilişkin karar alınmıştır. Bunlardan 333'ü hakkında; 168 uyarma, 24 kınama, 23 aylıktan kesme, 4 kademe ilerlemesini durdurma, 30 yer değiştirme ve 84 meslekten çıkarma cezası uygulanmıştır" dedi.

Akın Gürlek'in açıklamasının tamamı şöyle: "Milletimizin huzurunu ve kamu düzenini hedef alan suçlularla ve suç örgütleriyle kararlılıkla mücadele ediyoruz. Adaletin gereğini yerine getirirken kimsenin makamına, unvanına veya nüfuzuna bakmıyoruz. Bu hassasiyetimiz, yargı teşkilatımızın mensupları bakımından da aynen geçerlidir. Hâkim ve Cumhuriyet savcılarımızın büyük çoğunluğu görevlerini hukuka, vicdana ve meslek onuruna bağlılıkla yerine getirmektedir. Ancak bu sıfatın hiç kimseye ayrıcalık sağlamayacağı da açıktır.

Hâkimler ve Savcılar Kurulumuz denetim ve disiplin mekanizmalarını etkin biçimde işletmektedir. Bu çerçevede HSK İkinci Dairesince 2026 yılında 525 hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında esasa ilişkin karar alınmıştır. Bunlardan 333'ü hakkında; 168 uyarma, 24 kınama, 23 aylıktan kesme, 4 kademe ilerlemesini durdurma, 30 yer değiştirme ve 84 meslekten çıkarma cezası uygulanmıştır. Adalet sistemimizin hızını ve etkinliğini artırırken denetim mekanizmalarını daha da güçlendireceğiz. Dışarıda suç örgütleriyle, yargı teşkilatımız içinde ise hukuku ve meslek onurunu zedeleyen her türlü tutumla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz."

Şanlıurfa'da 12 kilo altın ile 2 milyon TL'yi gasbeden zanlılar tutuklandı

Şanlıurfa'da altın sevkiyatı yapan araca yönelik gerçekleştirilen silahlı gasp olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 9 şüpheliden 8'i tutuklandı

03.08.2026 05:45:00
İHA
 
Şanlıurfa'da 12 kilo altın ile 2 milyon TL'yi gasbeden zanlılar tutuklandı
Şanlıurfa'da 12 kilo altın ile 2 milyon TL'yi gasbeden zanlılar tutuklandı
29 Temmuz 2026 günü saat 21.00 sıralarında Haliliye ilçesi Kösecik Mahallesi mevkisindeki D-400 Karayolu'nda meydana gelen olayda, kimliği belirsiz kişiler havaya ateş ederek altın sevkiyatı yapan aracı durdurdu. Şüpheliler, araçta bulunan 2 kilo altın ile 2 milyon TL'yi gasp ederek olay yerinden kaçtı. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Jandarma Komutanlığı tarafından oluşturulan özel ekip, Akıncı TİHA destekli operasyon, güvenlik kamerası incelemeleri, teknik analizler ve saha çalışmaları sonucunda şüphelilerin kimliklerini tespit etti.

Düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 9 şüpheli gözaltına alındı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Veli D., Emrah G., Ercan S., Mehmet Ö., Alaaddin Ö., Ümit A., Mehmet Şerif Ö. ve Mehmet Şirin S. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Bir şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Dışişleri Bakanlığından İsrail'in mutabakata rağmen Gazze'ye yaptığı saldırılara tepki:

Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Gazze'ye saldırılarının, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Filistinlilerle barış yapma iradesini taşımadığını gösterdiğini belirterek, Netanyahu'nun tek amacının Filistinlileri ana yurtlarından uzaklaştırmak ve bölgede barış ve istikrarın tesisine engel olmak olduğunu bildirdi

03.08.2026 01:38:00
AA
 
Dışişleri Bakanlığından İsrail'in mutabakata rağmen Gazze'ye yaptığı saldırılara tepki:
Dışişleri Bakanlığından İsrail'in mutabakata rağmen Gazze'ye yaptığı saldırılara tepki:

Bakanlık, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, "Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesini mümkün kılacak yol haritası üzerinde mutabakat sağlanmasının hemen ardından İsrail'in Gazze'de 30'dan fazla sivili katletmesi ve sağlık tesislerini hedef alması, Netanyahu hükümetinin Filistinlilerle barış yapma iradesini taşımadığını bir kez daha göstermiştir. Netanyahu'nun tek amacı Filistinlileri ana yurtlarından uzaklaştırmak ve bölgede barış ve istikrarın tesisine engel olmaktır. Bu doğrultuda, bölgedeki kırılgan dengeleri bozacak adımlar atmaktan ve ABD başta olmak üzere arabulucu ülkelerin çabalarını baltalamaktan çekinmemektedir." ifadeleri kullanıldı.

Orta Doğu'nun tamamını bir çatışma alanına dönüştürmek isteyen Netanyahu'nun "yayılmacı ve militarist anlayışına" karşı uluslararası toplumun daha kararlı, tutarlı ve güçlü bir tutum sergilemesinin artık bir zorunluluk haline geldiği vurgulanan açıklamada, bölgenin ve Filistin'in huzur ve refaha kavuşmasını destekleyen tüm ülkelere ortak sorumluluk bilinciyle hareket etme, uluslararası hukuka ve insani değerlere sahip çıkma çağrısında bulunuldu. 

TBMM'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlanacak

TBMM Genel Kurulu'nda, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlanacak, bir uluslararası anlaşma ele alınacak
 

02.08.2026 15:00:00
AA
 
TBMM'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlanacak
TBMM'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlanacak
Haftalık çalışmalarına 4 Ağustos Salı günü başlayacak Genel Kurul, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşecek.

Teklifle, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 19 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmolunacak.

Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında yaş indirimi uygulanmayabilmesi, 12-15 yaş grubundaki çocuklara ise bir üst grubun ceza rejiminin uygulanabilmesi hususunda hakime takdir yetkisi tanınıyor.

Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

Çocuk Koruma Kanunu'nda yer alan "suça sürüklenen" ibaresi, "adli süreçteki" olarak değiştirilecek ve çocuk hakkında kamu davası açılması halinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilecek.

Çocuk Koruma Kanunu'na eklenen yeni maddeyle, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar için çocuklara özgü güvenlik tedbiri niteliğinde "yönlendirme tedbirleri" belirleniyor.

Çocuk Koruma Kanunu'nda yapılan değişiklikle, 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu olacak. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hakimi tarafından 15 yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilecek.

Genel Kurul'da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgızistan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasını Tadil Eden Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi de görüşülecek.

Salı ve çarşamba günleri, Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları gerçekleştirilecek.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplanacak.

11 şehri buluşturan "Anadolu Dostluk Rallisi" yolculuğu başladı

TÜVTÜRK'ün desteğiyle ilk kez düzenlenen Anadolu Dostluk Rallisi, İstanbul Sultanahmet'ten yolculuğuna başladı. Rallinin 11 şehri kapsayan rotasında; kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenli yolculuk bilinci öne çıkacak. Hız odaklı bir yarıştan ziyade yerel deneyimleri odağına alan ralli; görmek, tanımak, paylaşmak ve iz bırakmak için tasarlanan bir yolculuk olarak dikkat çekecek

02.08.2026 14:52:00
İhlas Haber Ajansı
 
11 şehri buluşturan "Anadolu Dostluk Rallisi" yolculuğu başladı
11 şehri buluşturan "Anadolu Dostluk Rallisi" yolculuğu başladı
TÜVTÜRK'ün desteğiyle ilk kez düzenlenen Anadolu Dostluk Rallisi, İstanbul Sultanahmet'ten yolculuğuna başladı. Rallinin 11 şehri kapsayan rotasında; kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenli yolculuk bilinci öne çıkacak. Hız odaklı bir yarıştan ziyade yerel deneyimleri odağına alan ralli; görmek, tanımak, paylaşmak ve iz bırakmak için tasarlanan bir yolculuk olarak dikkat çekecek.
Türkiye genelinde araç muayene hizmetlerini yürüten TÜVTÜRK, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı'nın katkılarıyla Anadolu Dostluk Rallisi'nin ilkini hayata geçirdi. İstanbul Sultanahmet'te 2 Ağustos Pazar günü düzenlenen bir törenle başlayan ralli; kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenlik bilincini aynı rota üzerinde buluşturacak. Yolculuk sırasıyla; Çanakkale, Akçay, Efes, Bodrum, Pamukkale, Olimpos, Konya, Niğde, Kapadokya ve Aksaray duraklarının ardından 12 Ağustos Çarşamba günü Ankara'da son bulacak.
Toplam 11 şehri kapsayan Anadolu Dostluk Rallisi, hız odağında kurgulanan klasik ralli anlayışından farklı olarak katılımcılara; Türkiye'nin tarihi ve doğal zenginliklerini görme fırsatı sunarken her şehirde yerel kültürlerin deneyimlendiği ve toplumsal değer üretiminin arttığı bir yolculuk olarak dikkat çekecek.

"11 şehirlik rota boyunca okulları ve huzurevlerimizi ziyaret edeceğiz"
Sultanahmet'te gerçekleştirilen etkinlikte konuşan TÜVTÜRK Genel Müdürü Koray Özcan, "Anadolu Dostluk Rallisi'ni bu yıl Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı'nın destekleri ve rotamız üzerindeki valiliklerimizin çok değerli koordinasyonuyla hayata geçiriyoruz. İlk kez düzenlediğimiz bu ralli, alışılagelmiş bir hız yarışı değil; ülkemizin eşsiz kültür noktalarında uzanan ve sosyal etki oluşturmak istediğimiz anlamlı bir yolculuk. Çanakkale, Akçay, Efes, Dalyan, Pamukkale, Olimpos ve Kapadokya gibi kültürel zenginliklerimizin olduğu bölgeleri kapsayan 11 şehirlik bu rota boyunca okulları ve huzurevlerimizi ziyaret ederek yolculuğumuzu bir 'macera ve iyilik rallisine' dönüştürüyoruz. Bugün yaklaşık 50 aracın katılımıyla başlayan ve 10 gün sürerek 12 Ağustos'ta Ankara'da sona erecek bu organizasyonda, tüm vatandaşlarımızı da geçtiğimiz şehirlerde bu heyecana ortak olmaya davet ediyoruz" dedi.
Doğu-Batı Dostluk ve Barış Rallisi Derneği Başkanı Nadir Serin, "Anadolu Dostluk Rallisi'nde ilk kez bu kadar özel bir Batı rotası çizdik. Çanakkale'den Dalyan'a, Olympos'tan Kapadokya'ya uzanan hat üzerinde 1952 model klasiklerden 2026 model araçlara kadar çok geniş bir yelpazede katılımcımız var. Burada asıl önemli olan araçların modelleri değil, insanların otomobil sevgisinde ve ortak bir tutkuda buluşabilmesi. Ailesiyle gelenler, yıllardır kurduğu hayalleri gerçekleştirenler var. Yarışmacılarımız organizasyon boyunca kendilerine verilen özel görev ve ödevleri yerine getirirken bir yandan da kimsesiz çocuklara ve yaşlılara yönelik sosyal yardımlarla yerel halkı bu sürecin bir parçası kılacak" şeklinde konuştu.

Yol boyunca büyüyen iyilik
TÜVTÜRK ve Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı'nın destek verdiği Anadolu Dostluk Rallisi, "İyilik Durakları" yaklaşımıyla her şehirde sosyal fayda üretmeyi hedefliyor. Rota üzerindeki belirli duraklarda, yerel kurumlar ve yetkililerle birlikte önceden tespit edilen ihtiyaç noktalarına destek sağlanacak. Katılımcılar ise rallinin seçili noktalarında gerçekleştirilecek bu çalışmalarda iyiliğin yaygınlaşmasına katkı sunacak.

Güvenlik bu yolculuğun merkezinde
TÜVTÜRK'ün güvenli mobilite alanındaki uzmanlığıyla desteklenen Anadolu Dostluk Rallisi, uzun yolda güvenli sürüşün ve araç bakımının önemine de dikkat çekecek. Katılımcıların yolculuk sırasında yapacağı paylaşımlarda; düzenli araç muayenesinin önemi, yola çıkmadan önce yapılması gereken kontroller ve trafik güvenliğinin önemine değinilecek.İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.