logo
04 AĞUSTOS 2026

ABD tıkandı, İsrail rahatsız, İran'dan geri adım yok

04.08.2026 00:00:00
 

İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki stratejik hamleleri, Ortadoğu'daki askeri ve diplomatik dengeleri yeniden şekillendiriyor. 

ABD ve İsrail'in sert söylemlerine, bölgedeki askeri hareketliliğe rağmen Tahran yönetimi, hem sahada kurduğu üstünlüğü masada tescillemek hem de ABD'nin bölgesel planlarını boşa çıkarmak adına çok katmanlı bir diplomasi yürütüyor. 

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi'nin açıklamaları ile ABD Başkanı Donald Trump'ın son kararları yan yana getirildiğinde, bölgede yeni bir güç dengesinin inşa edildiği açıkça görülüyor.

Hürmüz Boğazı'nda dönüşü olmayan yeni statü ve Umman diplomasisi

İran, Hürmüz Boğazı'nın geleceğini sadece kendi ulusal güvenliği açısından değil, küresel enerji taşımacılığının ve bölgesel güç dengelerinin ana ekseni olarak değerlendiriyor. 

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin Umman ile yürütülen müzakerelerde son aşamaya gelindiğini bildirmesi, Tahran'ın boğaz üzerindeki denetimini diplomatik kanallarla sabitleme amacını taşıyor. 

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi'nin net bir dille ifade ettiği "Hürmüz Boğazı hiçbir şart altında savaş öncesindeki duruma geri dönmeyecek" çıkışı, İran'ın sahada elde ettiği jeopolitik avantajlardan geri adım atmayacağının en somut kanıtıdır.

Tahran ile Maskat arasında deniz ulaşımının güvenliğine dair yürütülen ikili görüşmeler, ABD ve müttefiklerinin denetimindeki eski düzenin tamamen kapandığını gösteriyor. 

Bekayi'nin bölgedeki geleceğin ABD'nin adımlarına ve bölgesel güvenlik gelişmelerine bağlı olduğunu belirtmesi, İran'ın oyun kurucu rolünü pekiştirmektedir. 

Üstelik İran'ın İngiltere, Ukrayna ve Bulgaristan gibi ülkelerle temas kurarak kendilerine yönelik olası bir askeri harekata lojistik ya da üs desteği veren her ülkeyi doğrudan hedef alacağını ilan etmesi, meşru müdafaa hakkı çerçevesinde çizilen kararlı sınırları ortaya koymaktadır. 

Ukrayna'nın Hazar Denizi'ndeki İran gemisine yönelik saldırısı ve Bulgaristan'ın ABD uçaklarına üs açması gibi gerilimi tırmandıran adımlara rağmen İran, diplomasinin şartlarını kendisi belirlemektedir.

Bölgesel ittifaklarla kurulan saldırmazlık çemberi

İran, Washington ve Tel Aviv ikilisinin kendisini bölge ülkeleriyle karşı karşıya getirme ve Ortadoğu genelinde bir cephe savaşı başlatma stratejisini doğrudan diplomasi ile etkisiz hale getiriyor. 

İran Dışişleri Bakanı Erakçi'nin Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi, bu stratejik aklın en önemli hamlelerinden biridir. 

Suudi tarafının bölgedeki tüm ülkelerin ve halkların ortak çıkarlarını koruma, güvenlik ve istikrarı tesis etme yönündeki vurgusu, Körfez ülkelerinin ABD-İsrail ekseninin bir parçası olmak istemediğini göstermektedir.

ABD Başkanı Trump'ın, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana planlanan en büyük askeri harekatı tam tetiği çekecekken iptal ettiğini itiraf etmesi ve buna gerekçe olarak Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi bölge ülkelerinin "Lütfen bunu yapmayın" ricasını göstermesi oldukça dikkat çekicidir. 

İran, komşularıyla kurduğu iletişim kanalları sayesinde ABD'nin bölgeyi sürüklemek istediği büyük çatışma tuzağını bozmuş, bölgesel aktörleri savaşın değil, diplomasinin yanında durmaya ikna etmiştir.

Trump'ın geri adımı ve İsrail'in savaş kışkırtıcılığı

ABD Başkanı Trump'ın 3 Ağustos Pazartesi günü İran ile müzakerelerin yeniden başlayacağını duyurması ve bir anlaşmaya varılacağı konusunda iyimser olduğunu açıklaması, Washington'ın askeri, ekonomik ve diplomatik açmazlarının bir sonucudur. 

Trump'ın nükleer silahsızlanma ve Hürmüz Boğazı'nın durumu üzerinden bir anlaşmaya yakın olunduğunu belirtmesi, ABD'nin sahada dayatma gücünü kaybettiğini kanıtlamaktadır.

Zira nükleer anlaşmayı geçmişte tek taraflı fesheden taraf ABD iken, İran masadaki ilkelerinden ve Hürmüz'deki yeni statüden taviz vermeden ilerlemektedir. 

Trump'ın "insan hayatını kurtarmak" söylemi arkasında, ABD'nin bölgede yeni bir bataklığa saplanma korkusu yatmaktadır.

Diğer taraftan, sürecin en büyük huzursuzluk kaynağı olan İsrail, diplomasi ihtimalinden ciddi şekilde rahatsızlık duymaktadır. 

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın İran'a yönelik tehditlerini sürdürmesi, Hamaney ve üst düzey İranlı yöneticilerin hedef alınmasını bir "başarı" gibi sunması ve Tel Aviv yönetiminin ABD'nin operasyonu iptal etmesine tepki göstermesi, bölgedeki savaş kışkırtıcısını açıkça ifşa etmektedir. 

İsrail'in güvenlik bürokrasisi alarm seviyesini en üste çıkarıp ABD'yi savaşa çekmeye çalışırken, Tahran hem masada hem sahada sergilediği duruşla Ortadoğu'da yeni kuralları koyan taraf konumunu korumaktadır.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.