Enerji konusu, günümüzün en önemli problemlerinden biridir. Gelişmiş ülkeler için petrol ve doğalgaz, hayatî öneme sahip kaynaklardır. Öyle ki, bu kaynakların paylaşımı G-8'ler için savaş sebebi bile teşkil edebilir.
Mesaj TV'de ilgiyle izlediğimiz "Diyalog" programında önceki akşam, ilginç ve yerinde yaklaşımlar ortaya kondu. Ve, "Muhtemel bir ABD-Irak savaşı cereyan ederse, bu savaş aslında ABD ile Batılı ülkeler (Fransa ve Almanya) arasında yaşanan bir savaş olacaktır" tespiti yapıldı.
Bu tespit doğrudur. Çünkü, dünya petrol rezervlerinin % 12'sine sahip olan Irak, 112 Milyar varille petrol rezervlerinde Suudi Arabistan'dan sonra dünya ikincisidir. Aynı zamanda zengin doğalgaz yataklarına da sahip olan Irak'ta, petrol rezervleri ülkenin kuzey ve kuzeydoğusunda toplanmıştır. Petrol üretiminin ilk başladığı yer Kerkük'tür.
Bu derece zengin bir coğrafyayı büyük güçlerin sahipsiz bırakması düşünülebilir mi? Muhtemel bir Irak operasyonu, bu zenginliklerin paylaşım savaşı olacaktır.
Öte yandan, Irak'ta doğacak bir otorite boşluğunun Kuzey Irak'ta alt yapısı tamamlanan devletin ilân edilmesine vesile olacağı ve bu durumun bizi ne şekilde etkileyeceği malûmdur.
Celal Talabani, yaptığı açıklamada muhtemel bir Irak operasyonunda, ABD'nin, K. Irak'ta yaşanacak gelişmelerle ilgili olarak hiçbir dış devletin müdahalesine izin vermeyeceğini söyledi. Bu ifadenin açık şekli, K. Irak'ta yaşayan Türkmen nüfusunun akıbeti üzerinde Türkiye'nin hiçbir söz hakkı olamayacağı ve bölgede bizi yakından etkileyecek olan gelişmelerin seyrine müdahale edemeyecek olmamızdır. Burada cevabı aranacak soru şudur: Talabani bu cesareti nereden almaktadır?
ABD, Körfez'e yığınak yapmaya devam ediyor. ABD donanmasına ait bir savaş gemisi daha Körfez'e gidiyor. 2 Kasım'da ise, ABD'nin Costellation adlı uçak gemisi 72 uçağıyla beraber Körfez'e hareket edecek. Costellation'ın ABD'nin Körfez'deki üçüncü savaş gemisi olacağı, dördüncüsünün ise Aralık ayı başlarında gönderileceği açıklandı.
Bu arada Avrupa'nın, bilhassa Fransa ve Almanya'nın, bu harekata karşı olduğu biliniyor. Almanya'da son seçim döneminde Başbakan Scröder'in ABD aleyhinde yaptığı açıklamalar hatırlanacaktır.
Bütün bunlar aslında, büyük güçlerin Saddam bahanesiyle Irak'ta kozlarını paylaştığını gösteriyor.
Bu gergin ortamda ve; her ülkenin kendi çıkarlarını sonuna kadar korumayı hedeflediği bir dünyada, biz de bulunduğumuz coğrafyanın ve taşıdığımız misyonun gereği olan doğru politikayı takip etmeliyiz.
Mesaj TV'de ilgiyle izlediğimiz "Diyalog" programında önceki akşam, ilginç ve yerinde yaklaşımlar ortaya kondu. Ve, "Muhtemel bir ABD-Irak savaşı cereyan ederse, bu savaş aslında ABD ile Batılı ülkeler (Fransa ve Almanya) arasında yaşanan bir savaş olacaktır" tespiti yapıldı.
Bu tespit doğrudur. Çünkü, dünya petrol rezervlerinin % 12'sine sahip olan Irak, 112 Milyar varille petrol rezervlerinde Suudi Arabistan'dan sonra dünya ikincisidir. Aynı zamanda zengin doğalgaz yataklarına da sahip olan Irak'ta, petrol rezervleri ülkenin kuzey ve kuzeydoğusunda toplanmıştır. Petrol üretiminin ilk başladığı yer Kerkük'tür.
Bu derece zengin bir coğrafyayı büyük güçlerin sahipsiz bırakması düşünülebilir mi? Muhtemel bir Irak operasyonu, bu zenginliklerin paylaşım savaşı olacaktır.
Öte yandan, Irak'ta doğacak bir otorite boşluğunun Kuzey Irak'ta alt yapısı tamamlanan devletin ilân edilmesine vesile olacağı ve bu durumun bizi ne şekilde etkileyeceği malûmdur.
Celal Talabani, yaptığı açıklamada muhtemel bir Irak operasyonunda, ABD'nin, K. Irak'ta yaşanacak gelişmelerle ilgili olarak hiçbir dış devletin müdahalesine izin vermeyeceğini söyledi. Bu ifadenin açık şekli, K. Irak'ta yaşayan Türkmen nüfusunun akıbeti üzerinde Türkiye'nin hiçbir söz hakkı olamayacağı ve bölgede bizi yakından etkileyecek olan gelişmelerin seyrine müdahale edemeyecek olmamızdır. Burada cevabı aranacak soru şudur: Talabani bu cesareti nereden almaktadır?
ABD, Körfez'e yığınak yapmaya devam ediyor. ABD donanmasına ait bir savaş gemisi daha Körfez'e gidiyor. 2 Kasım'da ise, ABD'nin Costellation adlı uçak gemisi 72 uçağıyla beraber Körfez'e hareket edecek. Costellation'ın ABD'nin Körfez'deki üçüncü savaş gemisi olacağı, dördüncüsünün ise Aralık ayı başlarında gönderileceği açıklandı.
Bu arada Avrupa'nın, bilhassa Fransa ve Almanya'nın, bu harekata karşı olduğu biliniyor. Almanya'da son seçim döneminde Başbakan Scröder'in ABD aleyhinde yaptığı açıklamalar hatırlanacaktır.
Bütün bunlar aslında, büyük güçlerin Saddam bahanesiyle Irak'ta kozlarını paylaştığını gösteriyor.
Bu gergin ortamda ve; her ülkenin kendi çıkarlarını sonuna kadar korumayı hedeflediği bir dünyada, biz de bulunduğumuz coğrafyanın ve taşıdığımız misyonun gereği olan doğru politikayı takip etmeliyiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ahmet Hamza Baş / diğer yazıları
- Gazze'de yaşananlar ve Filistin meselesinin iç yüzü (2) / 25.07.2014
- Gazze'de yaşananlar ve Filistin meselesinin iç yüzü / 24.07.2014
- Aydınların zafiyeti / 13.02.2014
- İdareci kadroları seçerken / 25.12.2013
- Mevlana'yı anlamak / 20.12.2013
- Kim bir zalime yardım ederse / 17.12.2013
- Fransa'nın gerçeği / 26.12.2011
- Kapanmayan yara; Kerbela / 06.12.2011
- Ilımlı İslam deyince / 03.12.2011
- Vicdani red konusuna farklı bir bakış / 01.12.2011
- Gazze'de yaşananlar ve Filistin meselesinin iç yüzü / 24.07.2014
- Aydınların zafiyeti / 13.02.2014
- İdareci kadroları seçerken / 25.12.2013
- Mevlana'yı anlamak / 20.12.2013
- Kim bir zalime yardım ederse / 17.12.2013
- Fransa'nın gerçeği / 26.12.2011
- Kapanmayan yara; Kerbela / 06.12.2011
- Ilımlı İslam deyince / 03.12.2011
- Vicdani red konusuna farklı bir bakış / 01.12.2011





























































































