logo
03 EKİM 2026

Irak'taki direniş artıyor

10.04.2004 00:00:00
 
ABD bombardımanı altındaki Felluce'ye ulaştırılmak üzere toplanan yardımlar, konvoylarla kente gönderiliyor. Ancak ABD askerleri, bu konvoylar Felluce girişinde durduruyorlar.

Bombardıman devam ederken yaralıları taşıyan ambulanslar, onları en yakın hastanelere ulaştırmaya çalışıyorlar. Felluce'de Pazartesi gününden beri hayatının kaybedenlerin sayısının 200'den fazla olduğu belirtiliyor.

Kenti ahalisi ise çareyi kaçmakta buldu. Hafta başından beri silahların susmadığı kentte yaşayanlar, yanlarına alabildikleri eşyalarla kentten kaçmaya başladı. Çatışmalar devam ettiği için yollarda vurulma riskini göze alan insanlar, yaya olarak özellikle güneydeki Naimiye köyüne gidiyor. Yolları tutan ABD askerlerinin de kaçanlara yol verdiği görülüyor. Şehir ABD askerleri tarafında kuşatılmış bulunuyor ve izinsiz kente giriş yapılamıyor. Felluce'de halk korku ve öfke içinde yaşıyor.

Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa, aman dikkat!


 
Türkiye'de her 4 kişiden birinde insülin direnci görülüyor. İnsülin direnci, kendini bel çevresinde genişleme, sık acıkma, yemeklerden sonra uyku isteği, sürekli susama hissi gibi bazı sinyallerle gösteriyor.

03.10.2026 00:49:00
Murat Çorbacı
 
 Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa, aman dikkat!
 Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa, aman dikkat!

İnsülin direnci, vücudun kan şekerini düzenleyen insülin hormonuna karşı duyarlılığının azalmasıyla ortaya çıkıyor. Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve fazla kilo gibi nedenlerle ülkemizde her 4 kişiden birinde insülin direnci görüldüğünü belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, "İnsülin direnci çoğu zaman sessiz ilerleyen bir sorun olsa da, bel çevresinde genişleme, sık acıkma, yemeklerden sonra uyku isteği, sürekli susama hissi gibi bazı sinyallerle de kendini gösterebilir. Bunların hiçbiri tek başına insülin direncinin kanıtı olmadığı için, kişinin mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çünkü erken tanı ve tedavi, ileride gelişebilecek tip 2 diyabet riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir" dedi. Dr. Turunç, insülin direncinin 6 sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Bel çevresiniz genişliyorsa

Göbek çevresinde yağlanma, insülin direnci açısından dikkate alınması gereken önemli işaretlerden biridir. Özellikle iç organların çevresinde biriken yağ dokusu metabolik açıdan daha fazla risk taşır. Kilo artışıyla birlikte bel çevresinde genişleme, hareketsiz yaşam ve ailede diyabet öyküsü de varsa, metabolik durumunuzun değerlendirilmesi gerekir. Ancak bel çevresi tek başına tanı koydurmaz; diğer risk faktörleriyle birlikte ele alınmalıdır.

Yemekten kısa süre sonra yeniden acıkıyorsanız

Bazı kişiler insülin direnciyle birlikte öğünlerden kısa süre sonra yeniden acıktıklarını ve gün içerisinde daha sık yemek yeme ihtiyacı duyduklarını ifade edebiliyorlar. Porsiyonlarınız yeterli olmasına rağmen sürekli açlık hissediyorsanız, özellikle yoğun karbonhidrat içeren öğünlerin ardından açlık hissiniz tekrarlıyorsa bu durumu önemsemek gerekir.

Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa…

Yemek sonrasında hafif rehavet çoğumuzun yaşadığı normal bir durum olabilir. Özellikle ağır ve yüksek kalorili öğünlerden sonra bu durum daha fazla hissedilebilir. Ancak her öğünden sonra belirgin halsizlik, uyku hali ve enerji düşüklüğü yaşanması; özellikle kilo artışı, sık acıkma veya kan şekeri yüksekliği gibi başka bulgular da varsa dikkate alınmalıdır.

Tatlıya karşı koyamıyorsanız

Tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik yoğun istek, insülin direncinde en sık dile getirilen yakınmalardan biridir. Ancak uzun süre aç kalmak, düzensiz beslenmek, yetersiz uyumak, stres gibi etkenler de tatlı isteğini artırabilir. Bu nedenle tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik aşırı tüketim isteği sadece insülin direncine bağlanamaz. Sık acıkma, kilo artışı ve bel çevresinde genişleme gibi başka belirtiler de eşlik ediyorsa hekime başvurulmalıdır. 

Boyun ve koltuk altınız koyulaştıysa

Cilt değişikliği, insülin direnci açısından diğer yakınmalara göre daha dikkat çekici bulgulardan biridir. Boyun, koltukaltı veya kasık bölgesinde cildin koyulaşması ve kalınlaşması şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle fazla kilolu kişilerde böyle bir değişiklik fark edildiğinde kan şekeri metabolizmasının değerlendirilmesi gerekir.

Kan yağlarınız yüksekse

İnsülin direnci yalnızca kan şekeriyle ilgili bir durum değildir. Trigliserid yüksekliği, HDL kolesterol (iyi kolesterol) düşük olması, yüksek tansiyon ve bel çevresinde yağlanma bir arada görülebilir. Kilonuz, bel çevreniz, tansiyonunuz, kan şekeriniz ve kan yağlarınızın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Birden fazla risk faktörünün aynı anda bulunması, metabolik açıdan daha dikkatli olunması gerektiğini gösterir. 

'Şekerim sınırda' deniyorsa

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, insülin direncinin uzun süre kan şekeri normalmiş gibi görünerek ilerleyebildiğini ancak zamanla prediyabetin ortaya çıkabildiğini belirterek, şunları söyledi: "Zamanla pankreasın artan insülin ihtiyacını karşılaması zorlaştığında kan şekeri yükselmeye başlayarak prediyabet ortaya çıkabilir. Bu nedenle açlık kan şekeri veya üç aylık şeker ortalamasını gösteren HbA1c değerlerinin prediyabet aralığına gelmesi önemli bir uyarıdır. Prediyabet, 'henüz diyabet değilim, dolayısıyla sorun yok' anlamına gelmez. Tam tersine diyabet riskinin ufukta görünmeye başladığı, yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun takip ile müdahale edilmesi gereken kritik bir dönemdir."

Ünlü felsefeci Prof. Dr. İoanna Kuçuradi öldü


 
Türkiye'de felsefe ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, 90 yaşında hayatını kaybetti.

03.10.2026 00:47:00
AA
 
Ünlü felsefeci Prof. Dr. İoanna Kuçuradi öldü
Ünlü felsefeci Prof. Dr. İoanna Kuçuradi öldü

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşamını yitirdi. Kuçuradi'nin cenazesi, 4 Ekim'de Maltepe Üniversitesi Mimar Vedat Çakırca Konferans Salonu'nda düzenlenecek törenin ardından Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı'na defnedilecek.

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi kimdir?

İoanna Kuçuradi, 4 Ekim 1936'da İstanbul'da doğdu. 1954'te Zapyon Kız Lisesinden, 1959'da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden mezun olan Kuçuradi, 1965'te doktora derecesini aldı.
Erzurum Atatürk Üniversitesinde 1965-1968 yıllarında görev yapan Kuçuradi, 1970'te doçent, 1978'de profesör oldu.
Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümünü 1969'da kuran Kuçuradi, 2003'e kadar bölüm başkanlığı görevini yürüttü. Kuçuradi, 1997'den itibaren Hacettepe Üniversitesi İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünü yürüttü, merkez bünyesinde kurulan UNESCO Kürsüsünün de başkanlığını üstlendi.
Türkiye Felsefe Kurumunun başkanlığını yürüten Kuçuradi, Uluslararası Felsefe Dernekleri Federasyonunda da çeşitli görevlerde bulundu ve federasyonun başkanlığını yaptı.
Felsefe, etik, insan hakları ve değerler alanlarında çalışmalar yapan Kuçuradi, ulusal ve uluslararası çeşitli kuruluşlarda görev aldı.

Eserleri ve ödülleri

Kuçuradi'nin "Nietzsche ve İnsan", "Schopenhauer ve İnsan", "İnsan ve Değerleri", "Etik", "Sanata Felsefeyle Bakmak" ve "Çağın Olayları Arasında" adlı eserleri bulunuyor. Prof. Dr. Kuçuradi, çalışmaları dolayısıyla Goethe Madalyası, Türkiye Bilimler Akademisi Ödülü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü ve çeşitli uluslararası onur ödüllerine layık görüldü.

Denizolgun soruşturmasında şok gelişme

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çok konuşulacak bir perde aralandı. Savcılık, cinayet iddialarını aydınlatabilecek mesaj, fotoğraf ve notların yer aldığı cep telefonunun kasten ortadan kaldırıldığını belirledi. Olayla ilgili 3 ayrı kamu davası açılırken, Kuriş ailesinden iki ismin 5 yıla kadar hapsi isteniyor

02.10.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunan eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli vefatına dair yürütülen geniş çaplı soruşturma yeni bir boyut kazandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen "kasten öldürme" soruşturması kapsamında, davanın en kritik materyali olan cep telefonunun akıbeti netleşti.

Savcılık tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianameye göre, Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden muhafaza altına alınan ve üzerinde hiçbir teknik ya da bilirkişi incelemesi yapılmayan cep telefonu aile bireyleri tarafından yok edildi.


Telefonun ortadan kaybolma kronolojisi iddianamede


Haber kaynaklarından edinilen bilgilere göre, telefonun adli emanetten yok edilme sürecine dair detaylar adım adım deşifre edildi.

Denizolgun'un vefatının ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı ve cihaz Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasına gönderildi.

Daha sonra başlayan miras (tereke) işlemleri kapsamında telefon, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ulaştırıldı.

Mahkeme, 4 Mayıs 2017 tarihli kararıyla söz konusu telefonu diğer kişisel eşyalarla birlikte eski bakanın kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın derinleştirdiği soruşturmalarda, telefonun izine bir daha rastlanamadı. Emniyetin yaptığı IMEI sorgulamaları ve fiziksel aramalara rağmen cihaz bulunamayınca, 30 Eylül tarihli tutanakla telefonun resmen "kayıp" olduğu ve yok edildiği kayda geçirildi.


"Telefondaki mesajlar ve notlar cinayeti aydınlatabilirdi"


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianamede yok edilen telefonun önemine dikkat çekti. Metinde, maktul Arif Ahmet Denizolgun'un telefonunda ele geçirilebilecek olası mesaj içerikleri, fotoğraflar ve kişisel notların olayın bir "kasten öldürme" vakası olup olmadığını kanıtlayacak nitelikte hayati birer delil olduğu vurgulandı.

Teknik analiz yapılmadan telefonun ortadan kaldırılmasının, doğrudan suç delillerini gizleme amacını taşıdığı ifade edildi.


Kuriş ailesine 5 yıla kadar hapis istemi


Soruşturma kapsamında, başka bir suçtan dolayı tutuklu bulunan Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında kamu davası açıldı.

Tanık avukatların ifadelerine göre, mahkemeden çuvalla teslim alınan tereke eşyaları Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürülerek bir çalışana teslim edildi. Hilmi Tuna Kuriş ifadesinde telefonu kendisinin aldığını kabul ederken; anne Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş eşyalarla şahsen ilgilenmediğini savundu. Ancak savcılık, mahkeme kararıyla eşyayı bizzat teslim alan annenin adli muhafazadan hukuken sorumlu olduğunu kaydetti.

Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, anne ve oğul hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" (TCK 281/1) suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.


Soruşturma genişliyor: 3 ayrı kamu davası, 6 şüpheli


Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen ana soruşturma sadece kayıp telefonla sınırlı değil. Savcılık, sürece ilişkin farklı suçlamalarla toplam 3 ayrı kamu davası açmış durumda. Davalarda, aralarında "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklanan eski bakanın özel doktoru Nurettin Demirkol ile sahte rapor düzenledikleri iddia edilen 3 Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisinin de bulunduğu toplam 6 kişi yargılanıyor.

Daha önce Adli Tıp raporlarındaki çelişkiler ve yastıkla boğulma şüpheleri nedeniyle mezarı açılarak (fethi kabir) inceleme yapılan Denizolgun dosyası, delil niteliğindeki telefonun da yok edildiğinin kesinleşmesiyle önümüzdeki günlerde yargıda çok daha büyük tartışmaları beraberinde getireceğe benziyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi

02.10.2026 14:16:00
AA
 
 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi
 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından yapılan açıklamaya göre, İkinci Fon Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz başkanlığında toplandı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Toplantıda Sermaye Piyasası Kurulunun 30 Eylül 2026 tarihli kararları çerçevesinde hesaplanacak net yatırım tutarı hesap yöntemine ilişkin ilgili kurumların çalışmaları ile Kurulun aynı tarihte fon hesaplarına ilişkin aldığı ödeme kararına yönelik ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi değerlendirilmiştir. Devamında çalışmaları bir süredir devam eden Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin taslak üzerinde çalışılmış ve nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatlar iletilmiştir.

Ele alınan bütün düzenlemelerde vatandaşlarımıza herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış vurgulanmıştır. İlgili kurumlarımız ile fon piyasasının belirli ve sınırlı bir bölümünde ortaya çıkan sorunun çözümüne ilişkin sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adalet gözetilerek gerekli çalışmalar hızlı ve etkili bir şekilde sürdürülecektir."

Doktor Özlem Gültekin Çelik'in ölümüne ilişkin 5 kişi gözaltına alındı

Spiker Erhan Çelik'in boşanma aşamasındaki eşi doktor Özlem Gültekin Çelik'in hayatını kaybetmesine ilişkin olayda 5 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin Çelik'in ölümüne neden olan maddeleri temin ettiği belirlendi

02.10.2026 13:57:00
İHA
 
Doktor Özlem Gültekin Çelik'in ölümüne ilişkin 5 kişi gözaltına alındı
Doktor Özlem Gültekin Çelik'in ölümüne ilişkin 5 kişi gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaçakçılık, Narkotik Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde, spiker Erhan Çelik'in doktor olan eşi Özlem Gültekin Çelik'in 13 Ağustos'ta vefat etmesine ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla yapılan otopsi sonucu Çelik'in yüksek dozda propofol (genel anestezi) indüksiyonu sonucu vefat ettiği belirlendi.

Alınan gizli tanık beyanları ve cep telefonları üzerinde yapılan incelemeler sonucu olay günü Çelik'in ölümüne neden olan maddeleri temin ettiği belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesine verilen talimat doğrultusunda şüpheliler Ç.K, F.A, H.Ç, H.Y ve P.Ç gözaltına alındı.

Olaya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

Denizolgun'un ölümüne ilişkin 6 zanlı hakkında 3 ayrı dava

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, özel doktoru ile Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlilerinin de aralarında olduğu 6 şüpheliye ilişkin farklı suçlardan 3 ayrı kamu davası açıldı

 

02.10.2026 11:42:00
Anadolu Ajansı
 
Denizolgun'un ölümüne ilişkin 6 zanlı hakkında 3 ayrı dava
Denizolgun'un ölümüne ilişkin 6 zanlı hakkında 3 ayrı dava

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosunca, Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki vefatına ilişkin iddialar üzerine başlatılan soruşturma devam ediyor.

Elde edilen yeni deliller çerçevesinde, Denizolgun'un tutuklanan özel doktoru N.D. hakkında "yalan tanıklık", Adli Tıp Kurumu görevlileri İ.Ç, Ç.K. ve S.Ç. hakkında "belgede sahtecilik", şüpheliler A.G.D.K. ve H.T.K. hakkında ise "suç delillerini yok etme" suçlarından ayrı ayrı kamu davası açıldığı öğrenildi.

Şüpheli ölüm iddiasına ilişkin de soruşturmanın çok yönlü devam ettiği belirtildi.

Ne olmuştu?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından 18 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Eylül 2016'da vefat eden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ve otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığı kaydedilmişti.

Karar doğrultusunda başsavcı vekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos'ta Denizolgun'un kabrine gelmiş, görevlilerce açılan mezardan Denizolgun'un cesedine ait parçalar alınıp incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna götürülmüştü.

Mezardan çıkarılan örnekler, işlemlerin ardından 20 Ağustos'ta yeniden kabre konulmuştu.

Başsavcılıktan 26 Ağustos'ta yapılan açıklamada ise Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldığı, Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında "adam öldürme" suçundan soruşturmanın sürdürüldüğü bildirilmişti.

Denizolgun'un mezarının açılması sonrası yapılan ön inceleme neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler, raporlama yapılması için Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kuruluna gönderilmişti.

Soruşturma kapsamında daha önce tanık sıfatıyla ifade veren N.D. hakkında "yalan tanıklık" suçundan soruşturma başlatılmıştı. Gözaltına alınan şüpheli N.D. tutuklanmıştı.

Ayrıca, Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili sosyal medyada gerçeğe aykırı ve manipülatif içerikler yayımlayan kişiler hakkında resen soruşturma başlatıldığı bildirilmişti. 

Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil 28 kişi gözaltına alındı

Eyüpsultan Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında sabah saatlerinde operasyonda CHP'li Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen gözaltına alındı

02.10.2026 11:20:00
Haber Merkezi
 
Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil 28 kişi gözaltına alındı
Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil 28 kişi gözaltına alındı
Eyüpsultan Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında sabah saatlerinde operasyonda CHP'li Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen gözaltına alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 23'ü kamu görevlisi toplam 28 kişi gözaltına alındı.

Eyüpsultan Belediyesi'nde arama işlemleri yapıldı.

Mithat Bülent Özmen kimdir?
Mithat Bülent Özmen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde siyaset bilimi ve kamu yönetimi okudu.

Ardından Avrupa Birliği Jean Monnet bursuyla University of Kent, Brussels School of International Studies'de uluslararası ilişkiler yüksek lisansı yaptı.

Özmen'in bankacılık ve finans üzerine doktorası bulunuyor.

1992 yılında Dışişleri Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Özmen, 1994'de Türkiye İş Bankası Teftiş Kurulu'na katıldı.

Banka ve finans kuruluşlarının yanı sıra reel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı.

Doğal Gaz İthalatçıları Derneği (GAZİD) yönetim kurulu başkanlığı yaptı.

2019'da İGDAŞ'ta CEO ve yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Enerji Grup Başkanlığı yaptı.

Özmen üniversitelerde MBA ve yüksek lisans programlarında konut politikaları, risk yönetimi, finansal piyasalar ve finansal yönetim üzerine ders veriyor.

Özmen, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'den Eyüpsultan Belediye Başkanı seçildi.

A Haber ve Takvim ne yapmaya çalışıyor?

Fon soruşturması Türkiye gündemini sarsarken, A Haber ve Takvim’in soruşturma kapsamında adı geçen Tera yöneticisi Emir Münir Sarpyener’in aile bağlarını ve İsmet İnönü’nün 1968’de kazandığı Milli Piyango ikramiyesini gündeme taşıması yeni bir tartışma başlattı

02.10.2026 11:10:00
Haber Merkezi
 
A Haber ve Takvim ne yapmaya çalışıyor?
A Haber ve Takvim ne yapmaya çalışıyor?
Fon soruşturması Türkiye gündemini sarsarken, A Haber ve Takvim'in soruşturma kapsamında adı geçen Tera yöneticisi Emir Münir Sarpyener'in aile bağlarını ve İsmet İnönü'nün 1968'de kazandığı Milli Piyango ikramiyesini gündeme taşıması yeni bir tartışma başlattı.

A Haber, Sarpyener'in anne tarafından 1932 Dünya Güzeli Keriman Halis'in torunu, baba tarafından ise İsmet İnönü'nün kız kardeşinin torununun oğlu olduğunu aktardı.

Takvim ise haberi daha sert bir çerçeveyle verdi: "Biri piyangocu, diğeri foncu."

Haberde İnönü'nün 1968'de kazandığı 50 bin liralık Milli Piyango ikramiyesi yeniden gündeme getirildi ve olay için "İnönü'nün 'piyango' şaibesi" ifadesi kullanıldı.

FON DOSYASI NEDEN 1968'E GÖTÜRÜLDÜ?

Asıl tartışma tam da burada başlıyor. Bugünkü soruşturmanın konusu 2026'da gerçekleşen fon işlemleri, şirketler, yöneticiler, yatırımcılar ve para hareketleri.

Ancak iktidara yakın medya kuruluşlarının haberlerinde, soruşturmanın önemli isimlerinden birinin aile ağacı üzerinden İsmet İnönü'ye kadar uzanan bir bağlantı kuruluyor. Ardından 1968'deki Milli Piyango ikramiyesi yeniden gündeme taşınıyor.

Oysa İnönü'nün 1968'deki piyango kazanması ile 2026'daki fon soruşturması arasında doğrudan bir hukuki bağlantı gösterilmiş değil. Haberlerde kurulan bağlantı esas olarak akrabalık ve aile geçmişi üzerinden yapılıyor.

"İSİM DEĞİŞTİR, SORUŞTURMA DEĞİŞSİN" Mİ?

Fon soruşturmasıyla ilgili kamuoyunun merak ettiği temel başlıklar; kimlerin hangi işlemler nedeniyle soruşturulduğu, para hareketlerinin nasıl gerçekleştiği, yatırımcıların durumunun ne olacağı ve soruşturmanın siyasi bağlantılarının bulunup bulunmadığı.

Buna karşılık İnönü'nün 1968'de kazandığı piyango ikramiyesi, bugünkü soruşturmanın doğrudan konusu olmamasına rağmen haberlerin önemli bir unsuru haline getirildi.

Bu durum muhalif çevrelerde "gündemi bugünden geçmişe taşıyarak siyasi sorumluluğu tartışmadan uzaklaştırma çabası mı?" sorusunu gündeme getirdi.

ASIL HESAPLAŞILMASI GEREKEN NE?

Soruşturmanın hukuki sonucu elbette mahkemelerin ve ilgili adli makamların ortaya koyacağı delillerle belirlenecek.

Ancak siyasi tartışmanın merkezindeki soru farklı: 2026'da yaşanan bir fon soruşturmasının hesabı neden 1968'deki bir piyango üzerinden soruluyor?

Bugünün soruşturmasındaki sorumlular tartışılırken neden 58 yıl önce hayatını kaybetmiş bir siyasetçinin aile bağlantısı manşete çıkarılıyor?

Fon soruşturmasında dikkat çeken gelişme

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Borsa İstanbul'daki bazı hisselerde fonlar aracılığıyla manipülatif işlemler yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı

02.10.2026 10:10:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında dikkat çeken gelişme
Fon soruşturmasında dikkat çeken gelişme
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Borsa İstanbul'daki bazı hisselerde fonlar aracılığıyla manipülatif işlemler yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski bakan Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın mal varlığına yönelik tedbir kararı aynı gün içerisinde kaldırıldı. Yazıcı hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Başsavcılığın daha önceki yazışmalarında, soruşturma kapsamında aralarında Mustafa Yazıcı'nın da bulunduğu kişilerin mal varlıklarını azaltabilecek devir, satış, bağış, hesap kapatma, yüksek miktarda nakit çekme ve para transferi gibi işlemlerinin durdurulması istenmişti. Tedbirin eş ve çocukları da kapsayacak şekilde geniş tutulduğu aktarılmıştı.

Ancak Mustafa Yazıcı'nın ifadesinin alınmasının ardından yapılan değerlendirmede, Yazıcı ile birlikte 5 kişi hakkındaki mal varlığı tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi. Savcılığın ilgili yazısında gerekçe olarak alınan ifadeler ve toplanan diğer delillerin değerlendirilmesi gösterildi.

YURT DIŞI YASAĞI DEVAM EDİYOR

Tedbirin kaldırılması, soruşturmanın tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Mustafa Yazıcı hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanıyor.

TBMM'nin 1 Ekim 2026'daki açılışının ardından gazeteciler, oğlu Mustafa Yazıcı hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağını sordu. Hayati Yazıcı soruya: 'Açıklayacağım' cevabını verdi.

GÜRLEK: "HİÇ KİMSE KANUNLARIN YAPTIRIMINDAN MUAF OLAMAZ"

Tam da bu gelişmenin tartışıldığı günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sözleri yeniden gündeme geliyor.

Gürlek, 7 Eylül 2026'daki Adli Yıl Açılış Programı'nda şu ifadeleri kullandı: "Hukuk karşısında herkes eşittir ve hiç kimse kanunların yaptırımından muaf olamaz. Adalet, herkese lazım olan can suyudur. Hiç kimse kendisini imtiyazlı veya ayrıcalıklı bir konumda göremez."

Bu sözler, Mustafa Yazıcı hakkında uygulanan tedbirin saatler içerisinde kaldırılması nedeniyle yeni bir tartışmanın önünü açtı.

"Hakemler dosyası" soruşturmasında, görevli ve eski hakemler müşteki ve tanık olarak ifade verdi

İstanbul'da "hakemler dosyası" olarak bilinen soruşturma kapsamında çok sayıda görevli ve eski hakem, müşteki ve tanık olarak ifade verdi

02.10.2026 03:00:00
AA
 
"Hakemler dosyası" soruşturmasında, görevli ve eski hakemler müşteki ve tanık olarak ifade verdi
"Hakemler dosyası" soruşturmasında, görevli ve eski hakemler müşteki ve tanık olarak ifade verdi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosunca bazı şüpheliler hakkında "eziyet", "resmi belgede sahtecilik", "güveni kötüye kullanma" ve "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme" suçlarıyla ilgili başlatılan "Hakemler dosyası" soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında, düzenlenen operasyon öncesi ve sonrası çok sayıda görevli ve eski hakem, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde müşteki ve tanık olarak ifade verdi.

İfade veren bazı görevli hakemlerin isimleri şöyle:

"Abdullah Buğra Taşkınsoy, Erdem Onur Uçarcı, Sarper Barış Saka, Murat Zirek, Kerem Ersoy, Oğuzhan Uğurlu, Zorbay Küçük, Mustafa İlker Coşkun, Gamze Durmuş Pakkan, Burak Pakkan, Mehmet Dilaver Ay, Burak Taşkınsoy, Ümit Öztürk, Emir Eray Eyisoy, Direnç Tonusluoğlu, Abdullah Polat, Mert Güzenge, Taner Gizlenci, Tugay Kaan Numanoğlu, İbrahim Hakan Ceylan, Burak Şeker, Burak Erdoğan, Mesut Arık, Abdulkadir Bitigen."

Yine müşteki ve tanık olarak eski hakemler Deniz Ateş Bitnel, Alparslan Dedeş, Hüseyin Göçek, Mete Kalkavan, Süleyman Abay, Alper Ulusoy, Ali Tuna, Emre Altun da ifade verdi.

Soruşturma

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosunun koordinasyonunda yürütülen "Hakemler dosyası" soruşturması kapsamında, bazı şüpheliler hakkında "eziyet" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarına ilişkin iddialar olduğu belirlenmişti.

Dosya kapsamında açık kaynak araştırmaları, MASAK ve HTS çalışmaları, müşteki ve tanık ifadeleri ile bilirkişi tespitleri sonucunda MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile MHK üyesi olan bazı hakem ve gözlemcilerin suçla bağlantılı olabilecekleri değerlendirilmişti.

Bunun üzerine İstanbul, Ankara, Elazığ ve Manisa'da belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda Ferhat Gündoğdu, TFF Faal Hakemler Derneği Başkanı Ferdi Karadoruk, eski TFF Merkez Hakem Kurulu Başkan Vekili Ahmet Şahin, eski TFF Merkez Hakem Kurulu Üyesi Yunus Yıldırım, TFF Eğitim ve 4'üncü Bölge Sorumlusu Sebahattin Şahin, TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul Şubesi Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar ile TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul İl Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında, Süper Lig hakemi Yasin Kol ile Süper Lig yardımcı hakemi Göktuğ Hazar Erel de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınmıştı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.