logo
07 HAZİRAN 2026

İzmir yine sallandı!

21.10.2005 00:00:00
SON HABER Ege Denizi'nde saat 00.40'da 5.9 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Halk panik içinde...

Ege Denizi'nde 17 Ekim'de meydana gelen 3 büyük depremin ardından gece 00.40'ta 5.9 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Halk geceyi sokakta geçirdi, okullar 1 gün tatil edildi. Deprem sonrası panik ve yaralanmadan 37 kişi hastanelere kaldırılırken, 3 kişi kalp krizi geçirdi. Uzmanlar uyarıyor: Hasarlı evlere girmeyin...

Çevre illerden hissedildiYaklaşık 15 saniye sürdüğü belirtilen deprem İzmir'in yanı sıra Manisa, Aydın, Denizli, Balıkesir ve Çanakkale ile ilçelerinde de hissedildi. Sarsıntının İstanbul'da da hissedildiği öne sürüldü. Seferihisar açıklarında meydana gelen depreme yataklarında yakalanan vatandaşlar korku içinde sokaklara fırladı. Sarsıntı sırasında pencere ve balkonlardan atlayan 19 kişi yaralandı. Yeşilyurt'ta bir kişi ise kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.      Okullar tatilİzmir Valisi Oğuz Kağan Köksal, depremin önemli bir yıkıma neden olmadığını açıklayarak, "Sadece korku içinde yüksekten atlayan ve panik atak yaşayan bazı vatandaşlar hastanelere kaldırıldı. Hastanelerimiz teyakkuz halinde. Kriz merkezi faal durumda" dedi. Urla Kaymakamı Ahmet Mailoğlu da oturulmayan 4 metruk binada hasar meydana geldiğini belirterek, "Mal zararımız yok, can zararımız yok" dedi. İzmir Valiliği'nden yapılan açıklamada, ilköğretim okulları ve liselerin 1 gün süreyle eğitime ara verdiği kaydedildi.      75'ten fazla artçıBoğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Gülay Barbarosoğlu, 5.9 büyüklüğündeki depremin bağımsız bir deprem olduğunu açıkladı. Depremin pazartesi meydana gelen sismik faaliyetlerin uzantısı olduğunu belirten Barbarosoğlu, "Çanakkale, Balıkesir'e kadar hissedilmesi normal. Sismik faaliyet devam ettiğinden dikkat edilmeli, çatlak, hasar görmüş binalara girilmemelidir. Bundan sonra daha büyük bir deprem olmaz diyemeyiz. Normal süreç devam edecek" dedi. Kandilli Rasathanesi yetkilileri ile birlikte 02.50'de toplantı düzenleyen Barbarosoğlu, pazartesiden bu yana 1300'den fazla artçı sarsıntı meydana geldiğini, son depremin ardından da 75 artçı sarsıntı olduğunu kaydetti. Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Zafer Akçığ da "Allah'tan fay tek parçada kırılmadı, 4 ayrı depremle kırılma meydana geldi" dedi.Ege Denizi'nde pazartesi 08.45'te 5.7, 12.46'da 5.9 ve 12.55'te 5.6 büyüklüğünde sarsıntılar meydana gelmişti.

37 yaralı var, 3 kişi kalp krizi geçirdiİzmir'in Seferihisar İlçesi açıklarında meydana gelen deprem sonrası toplam 37 kişinin yaralanma ve paniğe kapılarak rahatsızlanmaları nedeniyle hastanelere başvurdukları bildirildi. Deprem sırasında kalp krizi geçiren 3 kişiden biri öldü, ikisi ise yoğun bakım altına alındı. İzmir Emniyet Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, deprem sırasında, panik yaparak balkondan atlayan, düşerek yaralanan ve panik atak rahatsızlığı yaşayan 37 kişi, hastane acil servislerine başvurdu.

Güzelbahçe'den Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'ne balkondan atlayarak başından yaralandığı için getirilen Mahmut Bütün'ün (24) ameliyat edilerek Beyin Cerrahi Servisi'nde gözlem altında tutulduğu öğrenildi.Depremde üç kişi de kalp krizi geçirdi. Hatay Semti İnönü Caddesi'nde oturan Güngör Yaylalı (68) apartmandan çıkmak isterken merdivenlerde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.Balçova'da öğretmen Çiğdem Güven (32) ile Pınarbaşı Semti'nde ise Hediye Abdan (67) kalp krizi geçirdikleri için Dokuz Eylül ve Ege Üniversitesi Hastaneleri'nde tedavi altına alındı.Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ise deprem sırasında çatlaklar meydana geldi.Panik yaşayan hastalar, görevlilerce hastane bahçesine çıkartıldı. Hastane yetkilileri, ciddi bir hasarın bulunmadığını belirtti.

Yunan adalarında da depremİzmir'in Seferihisar ilçesinde saat 00.40'ta meydana gelen depremin hemen ardından, Yunanistan'da Sakız ve Samos adası açıklarında, 6 büyüklüğünde bir deprem oldu.      Saat 01.00'de meydana gelen depremde can ve mal kaybı olmadı. Yunanistan'da üç gün önce de en büyüğü 6 büyüklüğünde olan orta şiddetli üç deprem meydana gelmişti.      'HASARLI BİNALARA GİRMEYİN'Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, Ege Bölgesi'nde devam eden sismik faaliyetin binaları her geçen gün biraz daha yorduğunu belirterek, "Dolayısıyla hasar görebilecek binalara girilmemesi konusunda uyarımızı kuvvetle tekrarlıyoruz" dedi.

Prof. Dr. Barbarosoğlu, Enstitü yönetim binasında düzenlenen basın toplantısında, hem istatistiksel açıdan, hem de yer bilimlerinin jeolojik değerlendirmeleri sonucunda, yaşanan deprem faaliyetinin yörenin özellikleriyle uyumlu ve normal olduğunu değerlendirdiklerini bildirdi.Ancak doğanın kendi kuralları içinde özel bir kurgusu bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Barbarosoğlu, şöyle konuştu: "Dolayısıyla İzmirliler'in özellikle dikkatli olmalarını ben şahsen öneriyorum. Özellikle binalarında hasar meydana gelmiş, evlerinde çatlak oluşmuş, hasar görebileceği ihtimali olan, kullanılmayan binalara bundan sonra özellikle girilmemesi gerekmekte.Çünkü sismik faaliyet binaları her geçen gün biraz daha yormaktadır. Dolayısıyla hasar görebilecek binalara girilmemesi konusunda uyarımızı kuvvetle tekrarlıyoruz." Ulusal Deprem Konseyi Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan ise, 17 Ekim sabahından itibaren başlayan sismik hareketliliği izlediklerini belirterek, bölgede çok sayıda aktif fay bulunduğunu ve bunların birbiriyle ilişkileri nedeniyle çok sayıda küçük ve orta büyüklükte deprem ürettiklerini söyledi.      "Aktivite bir müddet daha devam edecek"

Son depremin de bölgenin kendine özgü jeolojik ve sismolojik yapısından kaynaklandığını vurgulayan Prof. Dr. Eyidoğan "Buna benzer aktivitenin bir müddet daha süreceği kanısındayız" dedi.Prof. Dr. Eyidoğan, "bölgede beklenebilecek en kötü senaryonun ne olabileceği" yönündeki bir soru üzerine de şu yanıtı verdi: "Bölgenin birbirine paralel çok sayıda deprem yaratacak faylarla donandığını görüyoruz. Bu 5 virgüllü depremlerin mekanizmasına, çözümlerine baktığımız zaman aynı rejimin sürekli deprem ürettiğini fark ettik. Bölgede mevcut yapıyı incelediğimizde, umarım yanılmayız, 6.0'dan daha büyük deprem olma olasılığı (bu 6.5'a kadar çıkabilir.Tarihsel süreç içinde 6.6 büyüklüğünde depremler var) 6.0-6.5 arasında deprem olma olasılığı var. Ama bunun zamanını söylemek mümkün değil.Bölgenin şu andaki yapısı, başlayan aktivite ve gelişen duruma göre, bölgede halkımızın zayıf, problemli yapılardan, çatlağı ve sorunları olan yapılardan uzak durması, kullanmamasını özellikle tavsiye ediyoruz." Prof. Dr. Eyidoğan, 5.9 büyüklüğündeki depremin olası İstanbul depremi ile bir ilişkisi bulunup bulunmadığı yönündeki soruyu da, "Hayır, sistem kendi içerisinde çalışmaktadır. Türkiye'nin başka yerlerindeki depremlerle ilişkili değildir. Bunu çok açık ifade etmek isterim" yanıtını verdi.       "Daha büyük ölçekli deprem beklenmiyor"Ulusal Deprem Konseyi üyesi Prof. Dr. Ömer Alptekin ise bölgede meydana gelen en büyük depremin 1970 yılında Gediz'de kaydedilen 7 büyüklüğündeki deprem olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:"Fakat bu grabenler üzerinde ve düşey atımlı hareketlerle olmuştur. Bu karşılaştığımız depremler ise hemen sahilde bu grabenlerin uçlarını keserek kuzeybatı-güneydoğu ve kuzeydoğu-güneybatı yönlerinde uzanan doğrultu atımlı faylar üzerinde meydana gelmektedir. Buradaki faylar çok büyük ölçekli faylar değil ve dolayısıyla bunların üretebilecekleri deprem büyüklükleri genellikle 6.0'ın altındadır. Ender olarak 6.0'ın biraz üzerinde depremler olabilir. Fakat çok daha büyük ölçekli deprem burada beklenmiyor.Çünkü bu faylar bu kadar büyük enerjiyi biriktirecek kadar büyük faylar değil." Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Jeofizik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Niyazi Türkelli de 5.9 büyüklüğündeki depremin, İstanbul'un bazı ilçelerinde de hissedildiğini, bunun zemin özelliklerine bağlı olarak normal olduğunu söyledi.Ulusal Deprem İzleme Merkezi (UDİM) Müdürü Dr. Doğan Kalafat da, bölgede çok sık olmasa da yaklaşık 4-5 veya 6 yıllık periyotlarda 5.8'lik depremler olabildiğini belirterek, bunu bölgenin olağan aktivitesi şeklinde değerlendirmek gerektiğini kaydetti.

İstanbul'dan bile hissedildi

İzmir halkının dün gece sokaklarnda sabahlamasına neden olan 5.9'luk deprem komşu illeri de sarstı. Sarsıntı İzmir'in yanı sıra Manisa, Aydın, Denizli, Balıkesir ve Çanakkale'de hissedildi. Merkez üssü Seferhisar olan depremi İstanbul'un Avcılar ve Büyükçekmece semtlerinde yaşayanlar da hissetti.

"TEK DEPREM OLSA BÜYÜKLÜ?Ü 6.2 OLURDU"İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan, merkez üssü Ege Denizi'nin Seferihisar açıkları olan 5.9 büyüklüğündeki depremle ilgili olarak, "İzmir'de meydana gelen küme depremler, sonrası artçı ve öncülerle değil de, tek bir depremle boşalsaydı, depremin büyüklüğü 6.2, şiddeti de 8 olacaktı" dedi.Prof. Dr. Ahmet Ercan, yaptığı açıklamada, Seferihisar-Urla kırığının sönüme geçtiği izlenimi verirken, Sığacık Körfezi'nin Seferihisar açıklarında meydana gelen 5.9'luk depremle yeniden boşalma yaptığını söyledi.

İzmir'deki depremlerin pliyosen yaşlı kuzey-güney doğrultulu kırık kuşağı boyunca, Urla-Seferihisar-Sığacık Körfezi arasında gidip geldiğini ve inip çıktığını belirten Ercan, kümesel görünümdeki bu boşalmanın alışılmışın dışında bir davranış olduğunu bildirdi."Umarım, orta büyüklükteki bu deprem davranışı, İzmir Körfezi'ni geçip Körfez girişine uzanmaz" diyen Ercan, şöyle devam etti: "Bu olasılık gerçekleşirse deprem büyür, diğer türlü bundan sonraki beklentiler 6'yı geçmez. İzmir'deki 5.7, 5.9, 5.6, 5.9'luk küme depremler, sonrası artçı ve öncülerle değil de, tek bir depremle boşalsaydı, depremin büyüklüğü 6.2, şiddeti de 8 olacaktı. Depremin süresi de 14 saniye olacak, uzun sarsıntının yıkıntısı daha yaygın olacak, önemli yıkımla karşı karşıya kalacaktık. 6.2'lik depremin 4'e paylaştırılarak aralıklarla oluşması İzmir'in şansıdır. Toplam 4 depremle çıkan enerji 5 atom bombasına denktir." İzmir'in en devingen kırığı olan Seferihisar-Urla kırığının 2003'ten beri etkin olduğunu, bu yaşlı fayın üretebileceği en büyük depremin de 6.2 büyüklüğünde olacağını ifade eden Ahmet Ercan, "Dolayısıyla oluşan bu 4 deprem ve artçı depremlerle bu enerji bugüne kadar boşaldığı için daha büyük bir deprem beklentisi yoktur. Yer kükremesi 6.2'den daha küçük depremlerle sürebilir" dedi. İzmir'de ikinci bir "Diri kırık" dizisinin daha olduğuna işaret eden Ercan, göçüntü kırıkları şeklinde doğu-batı doğrultulu uzanan bu faylarda etkinlik gözlenmediğini anlattı. Ercan, bu kırıkların, Küçük Menderes çukurunda Ödemiş-Pamucak arasında, Büyük Menderes çukurunda Denizli-Nazilli-Aydın-Kuşadası arasında, Gediz göçüntüsü içinde Alaşehir-Salihli-Manisa-İzmir Körfezi ile Foça Yarımadası'nda bulunduğunu vurguladı. Bu göçüntü kırıkları altındaki yer kabuğunun kalınlığının 26-28 kilometre olduğuna dikkati çeken Ercan, şöyle konuştu: "Bunlar 7-7.2 gibi daha büyük deprem üretebilmektedir. Ancak bu kırıklar, bugün için devinime geçmedi. Asıl büyük İzmir depreminin, Foça- Salihli doğu-batı kırığı ile Seferhisar-Urla kırıklarının kesim yerinde oluşması beklenmektedir. Ancak depremler bu kesişme kavşağına ulaşmadı. Bu ulaşmanın sonucu ürkütücü olabilir. Ancak, bugün için bu eğilim görülmüyor. Bunun olacağı kavşak İzmir Körfezi'nin girişidir. Asıl İzmir depreminin de yaklaşık 10 kilometre derinde Foça-Karaburun-Midilli üçgeni içinde olması beklenmektedir. Körfez girişindeki depremcik yoğunluğundaki artış asıl depremin körfez girişinde olacağını göstermektedir. Ancak 4 gündür olan depremlerin bu Karaburun üçgeniyle ilgisi yoktur. İzmir'in yeni depremlere karşı uyanık olmasında yarar var." Seferihisar-Urla depremlerinin bazı yararlarının da olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ahmet Ercan, kırıklar boyunca yeni jeotermal alanların ortaya çıktığını, bu alanların İzmir'in kaplıca turizminde ve ısınmasında etkili olacağını sözlerine ekledi.

Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.

07.06.2026 23:05:00
İhlas Haber Ajansı
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.
Gastronomi şehri Bolu'nun köklü mutfak kültürü, ulusal arenada bir kez daha zirveye taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu İzzet Baysal Abant Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) öğrencileri temsil etti. Yarışmada hünerlerini sergileyen genç aşçılar, hazırladıkları yöresel menüyle jüriden tam not aldı. Öğrencilerin özenle hazırladığı "Seben Asma Yaprağı Kapaması", "Bolu Sarı Patatesli Anne Köftesi" ve "Çıtırlı Bal Kabağı" menüsü büyük beğeni toplayarak Bolu'ya Türkiye birinciliğini getirdi.

Kupayı bakan Tekin verdi
Bolu'nun eşsiz lezzetlerini başarıyla tanıtarak şampiyonluğa uzanan öğrenciler ve danışman öğretmenlerine birincilik kupası, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından takdim edildi.İHA

Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek

Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi" kapsamında köy okullarının kütüphaneleri yenilendi, 5 bin kitap öğrencilerle buluşturuldu

07.06.2026 21:03:00
İhlas Haber Ajansı
Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek
Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek
Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi" kapsamında köy okullarının kütüphaneleri yenilendi, 5 bin kitap öğrencilerle buluşturuldu.
Tunceli'de çocukların eğitim hayatına katkı sunmak ve okuma alışkanlığını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi", kent genelindeki köy okullarında önemli bir dönüşüme imza attı. Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak çalışmasıyla yürütülen proje kapsamında, jandarma personelinin gönüllü katkılarıyla temin edilen 5 bin kitap öğrencilerle buluşturulurken, birçok okulun kütüphanesi yenilenerek daha modern ve işlevsel hale getirildi. Eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunmayı hedefleyen proje sayesinde çocukların bilgiye erişim imkânları artırılırken, kitaplarla kurdukları bağın güçlenmesi ve okuma kültürünün yaygınlaştırılması amaçlandı. Proje çerçevesinde ayrıca Mazgirt Akpazar İlkokulu'ndaki anasınıfı modernize edilerek minik öğrenciler için daha çağdaş bir eğitim ortamı oluşturuldu. Bunun yanı sıra, Tunceli İl Jandarma Komutanlığında görev yaparken şehit olan kahraman jandarmanın hatırasını yaşatmak amacıyla Tokat'taki Şehit J. Uzm. Onb. Doğan Kızılateş İlkokulu Kütüphanesine de 500 kitap bağışlandı.İHA

Kılıçdaroğlu CHP'de grup kürsüsüne dönüyor, Özel'in 'grup başkanlığı iptal edilebilir'

Mutlak butlan kararıyla CHP'de genel başkanlık görevine geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun partinin 9 Haziran'daki grup toplantısına başkanlık edeceği duyuruldu

07.06.2026 16:37:00
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu CHP'de grup kürsüsüne dönüyor, Özel'in 'grup başkanlığı iptal edilebilir'
Kılıçdaroğlu CHP'de grup kürsüsüne dönüyor, Özel'in 'grup başkanlığı iptal edilebilir'
Kılıçdaroğlu'nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, CHP'nin Meclis Grup Toplantısı'nın Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında 9 Haziran Salı Günü saat 13.30'da gerçekleştirileceğini belirtti.

CHP mutlak butlan kararı sonrasındaki ilk grup toplantısını Özgür Özel başkanlığında 2 Haziran'da yapmıştı.

21 Mayıs'taki mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu partiye genel başkan olarak döndü. Özgür Özel ise CHP'nin TBMM'deki Grup Başkanı olarak seçildi. Partide ikili bir yapı oluştu.

Kılıçdaroğlu kanadından yapılan son açıklamada Özgür Özel'in grup başkanlığının da iptal edileceği duyuruldu.

Yeni atanan CHP sözcüsü Müslüm Sarı, grup başkanlığı seçiminin "usulsüz" olduğunu savundu ve "Genel başkanın bilgisi dahilinde olmayan bir seçim yapılabilir mi, grup başkanı genel başkana bağlı olarak çalışılır" dedi.

Konuyla ilgili 6 Haziran'da konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP'nin grup toplantısını genel başkan liderliğinde yapmasının önünde yasal bir engel olmadığını söyledi.

Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler


 
Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor.

06.06.2026 11:04:00
Haber Merkezi
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler

Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar birçok alanda çevre dostu çözümler üreten şirket, "akıllı şehircilik uygulamaları", "akıllı aydınlatma projeleri" ve "akıllı kavşak" çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor.

Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran'da yapılacak Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun destekçileri arasında yer alarak, sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor.

Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak gördüklerini belirtti.

AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki


 
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Kürt kadın ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir" ifadesini kullandı.

06.06.2026 10:19:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki

FOTO ALTI: İzmir Amerikan Hastanesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Törene İzmir Valisi Süleyman Elban (sol5), Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım (sol4), Koç Holding Onursal Başkanı ve Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç (sol3), Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç (sağda) Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel (sağ2) katılmıştı.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'un bazı ifadeleri üzerine NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınadıklarını belirtti.
İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımların nefret söylemi doğuracağını bildiren Çelik, "Kadınlarla ilgili söylemlerin saygılı, özenli ve nitelikli bir yaklaşıma sahip olması esastır. Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerin konusu olamaz" değerlendirmesini yaptı.

Çelik, şunları kaydetti: "Bu yanlış söylemlerden kesinlikle uzak durulması gerekir. 'Kürt kadın' ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir. Kürt vatandaşlarımızla beraber hepimizi ve tüm kadınlarımızı inciten bu yanlış ve çirkin yaklaşımları en net şekilde ve kökten reddediyoruz. Nefret söylemleri, mizah kılıfı ile asla mazur gösterilemez. Yanlış söylemlerin düzeltilmesi ve özür dilenmesi, değerlerimize saygının bir gereğidir. Herkes inanç, kültür, etnik köken, kimlik ve cinsiyet konularında sağduyulu, nitelikli ve saygılı bir dil kullanmaya özen göstermelidir. Vatandaşlarımızın tamamı eşit onura, saygınlığa ve değere sahiptir."

Binali Yıldırım da hedefte

Öte yandan Rahmi Koç'un İzmir Amerikan Hastanesi açılığında yaptığı "Kürt kadın hasta" şakasına ve eski Başbakan Binali Yıldırım'ın bu şakaya kahkahayla gülmesine de tepki yağıyor. İzmir Balçova'da gerçekleştirilen Amerikan Hastanesi açılışında konuşan Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç'un anlattığı bir fıkra, sosyal medyada gündem oldu. Hasta mahremiyeti, kadın kimliği ve etnik kimlik üzerinden yapılan esprinin yer aldığı görüntüler kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.
Videoda Koç'un, protokol üyelerine hastaneyi gezdirdiği sırada fıkra anlattığı ve salondaki bazı isimlerin bu espriye güldüğü görüldü. Görüntülerde yer alan isimlerden biri de eski Başbakan Binali Yıldırım oldu. Sosyal medyada paylaşılan videoda Yıldırım'ın fıkraya kahkahalarla güldüğü anlar dikkat çekti. Fıkranın yayılmasının ardından eleştirilerin bir bölümü doğrudan Rahmi Koç'a yönelirken, bir kısmı da fıkraya gülen protokol üyelerini hedef aldı.

O fıkra!

Koç, anlattığı fıkrada, "Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş 'Hanımefendi perdenin arkasına gidin, soyunun' deyince kadın, 'Doktor Bey, ilk sen soyun' demiş" ifadelerini kullandı. DEM Parti ve HÜDA-PAR da Koç'a tepki gösterdi.

İstanbul'da mafya operasyonu


 
İstanbul'da 2 suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli gözaltına alındı.

06.06.2026 08:55:00
Haber Merkezi'AA
İstanbul'da mafya operasyonu
İstanbul'da mafya operasyonu

Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt, Eyüpsultan başta olmak üzere kent genelinde silahlı saldırı, tehdit ve benzeri suçları işledikleri ve organize ettikleri belirlenen 2 ayrı suç örgütünün yakalanmasına yönelik çalışma yaptı.

Bu kapsamda hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilen suç örgütlerine yönelik özel harekat destekli eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli yakalandı.
Aramalarda 7 ruhsatsız tabanca, çok sayıda mermi ve bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildi.
Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı


 
İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada "İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında yasaklanmıştır" denildi.

06.06.2026 08:49:00
AA
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı

İstanbul Valiliği, kent genelinde ormanlık alanlara girişlerin, mangal, tüp kullanımı ve nargile gibi sebeplerle ateş yakmanın 8 Haziran-15 Ekim tarihlerinde yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, yaz mevsimiyle ormanlık alanlarda insan ve araç hareketliliğinde artış olduğu, bu durumun orman yangınları riskini artırdığı bildirildi.

Amaç ormanları korumak

Kasten veya kusurlu olarak ortaya çıkabilecek bu risklerin önüne geçebilmek için bir dizi tedbirin uygulanmasına kararı verildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında, Orman Kanunu'nun 31. ve 32. maddesi kapsamında köy/mahalleler başta olmak üzere orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan tüm köy ve mahallelerde anız, bağ–bahçe, zeytinlik ve tarla temizliği gibi gerekçelerle ağaç, dal ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır. İstanbul il sınırları içerisinde yer alan ve belirlenen piknik ve mesire alanları, korular, parklar, tabiat parkları ve eko turizm alanlarında piknik, spor, yürüyüş ve benzeri faaliyetler için herhangi bir kısıtlama kararı bulunmamaktadır."

Enerji hatları uyarısı

Açıklamada, orman alanı civarındaki tesisler ile sanayi kuruluşlarının, orman alanlarını etkileyebilecek her türlü faaliyet nedeniyle oluşabilecek yangın riskine karşı önleyici tüm tedbirleri eksiksiz almaları konusunda yükümlü olduklarına işaret edildi. Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşların enerji hatlarının özellikle ormanlık alanlardan geçen bölümlerinde gerekli bakımları gerçekleştirecekleri, yangın riskine karşı her türlü tedbiri alacakları, gerektiğinde enerji kesintisi uygulayacakları belirtildi: "Tüm belediyelerimiz, orman içi, orman kenarı ve bitişiğinde bulunan çöp toplama alanları çevresinde koruma bandı oluşturacak ve yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini (dozer, loder, kepçe) hazır bulunduracaklardır. Kaymakamlıklarımız ve Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda genel kolluk ve orman kolluğundan oluşturulan denetim ekipleri etkin gözetim ve denetim çalışmalarını yürütecektir. Gerekli hallerde kaymakamlıklarımızın emriyle tüm kamu ve özel sektör imkanları kullanılarak olası yangınlara karşı etkili mücadele yapılacaktır. Yukarıda belirtilen karar ve önlemlere aykırı hareket edenler hakkında ilgili kanunların belirlediği şekilde idari ve adli işlem yapılacaktır."

Milli devlet ve etnik çeşitlilik

Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır

06.06.2026 00:42:00
Haber Merkezi
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Milli devlet ve etnik çeşitlilik
Devletlerin parçalanması için istismar edilen değerlerden biri de etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında azınlık hakları kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır.

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlanmaktadır. Hatta güçlü devletler parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir.

Halbuki "kimlik" kavramı etnik farklılıkların üstünde bir olgudur. Kimlik, milletlerin sahip oldukları inançları, kültürleri, dilleri, tarihleri ile şekillenmektedir.







Örneğin Türk kimliği, bir millet olma ve medeniyet kimliğidir.

Bu millet ve medeniyet çatısı, altında Laz, Kürt, Çerkez, Türk vb birçok etnik özelliği barındırır. Balkanlarda Sırp kökenli olanların Müslüman olanlarına Boşnak denmektedir. Boşnaklar kendilerini ifade ederlerken Türk olduklarını söylerler ki, bu doğrudur…

Zira Türk kimliği, aynı değerleri paylaşan bütün etnik kökenlerin ortak adıdır, ortak kimliğidir.

Bir kimlik etrafında bir ve beraber olan etnik kökenler milletleri oluşturmaktadır.

Türkiye örneği de aslında böyledir. Yıllardan beri ifade ettiğimiz gibi topraklarımızdaki vatandaşlarımızın Türk, Kürt, Laz, Çerkez… gibi etnik çeşitliliği, kardeşliğimizi, birliğimizi bozmamaktadır.







Yıllarca bu vatanda Türk kimliği altında aynı değerlerle yoğrulmuş ve aynı değerleri koruma sevdalısı olan halklar, Türk bünyesini, yani Türk milletini oluşturmuşlardır.

Bu sebeple etnik çeşitlilik, asla bir ayrımcılık sebebi değil, tam tersine bir zenginliktir. Tarihten gelen kültür birliği, siyaset birliği, inanç birliği vs. gibi değerlerle süzülerek gelip medeniyet birliğimizi oluşturan bu çeşitlilik, ayrılık sebebi değil; bilakis güçlü bir bünyenin oluşması demektir. Hepsi aynı kaynaktan beslendikleri için örfleri, adetleri, gelenekleri birdir.

Dili, dini, tarihi, kültürü, gelenekleri, siyaseti, medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet, Türk Milleti olup; bu grupların birinin diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi, aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir.

Bir bünyeyi meydana getiren bu etnik zenginliğimizi tarih boyu aşındırıp yok etmeye çalışanlar; tek vücut halindeki bu bünyeyi oluşturan unsurların dini, dili, kültürü, medeniyeti ile oynayanlar, tarihin hiçbir döneminde başarılı olamamışlardır.







Lozan görüşmelerinde Atatürk, ancak gayrimüslimler azınlıktır ölçüsünü ortaya koyarak, etnik çeşitliliğin bir istismar unsuru olmasına müsaade etmemiş; aksine birlik ve beraberliğimizin dayandığı temellerden olduğunu belirlemiştir.

Ne gariptir ki, globalleşme adı altında ayrı özelliklerdeki devletler, bir araya gelirken; AB projesi adı altında Avrupa kıtası ortak bir kültür etrafında birleşmeye çalışırken; parçalanmak istenen ülkelerde etnik çeşitlilik, azınlık hakları adı altında kavga unsuru haline getirilmeye çalışılmaktadır.

Bir taraftan ortak değerler etrafında farklı milletleri bir araya getirme gayreti, diğer taraftan ortak değerlere sahip milletleri etnik çeşitlilik adı altında parçalama projeleri, globalleşmenin hedeflerini göstermesi açısından manidar bir örnektir.

Milli Devlet, milletini tek bir kimlik etrafında hiçbir ferdine ayrım yapmaksızın bir bütün olarak görmekte, milletin kendi içerisindeki renk farklılıklarını milletin birlik ve berberliğine, kaynaşmasına vesile kılmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Madenciler haklarını söke söke aldı

Eskişehir'de aylardır hakları için direnen Doruk Madencilik işçileri, kararlı mücadeleleri sonucunda tüm taleplerini kabul ettirerek tarihi bir zafer kazandı

05.06.2026 18:00:00
Haber Merkezi
Madenciler haklarını söke söke aldı
Madenciler haklarını söke söke aldı
Eskişehir Mihalıççık'ta bulunan Doruk Madencilik'te çalışan işçilerin aylardır kararlılıkla sürdürdüğü hak arama mücadelesi zaferle sonuçlandı. Şirketin yasadışı dayatmalarına, baskılarına ve sözlerine karşı yalnızca kendi iradelerine ve emek dayanışmasına güvenen madenciler, tüm haklarını söke söke aldı.

Direniş boyunca yeraltında açlık grevleri yapan, yerüstünde nöbet tutan ve seslerini tüm Türkiye'ye duyuran maden işçileri, gasp edilen kıdem ve ihbar tazminatlarını, yıllık izin ücretlerini, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) farklarını ve yasadışı zorunlu ücretsiz izne çıkarıldıkları döneme ait tüm maaş alacaklarını hesaplarında gördü.

Gelecek haklar da güvence altında

Kazanılan zafer sadece geçmiş alacakların ödenmesiyle sınırlı kalmadı. İşçilerin hak kaybı yaşamaması için sendika, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve şirket yönetimi arasında sıkı bir denetim mekanizması kuruldu. Hesaplamalarda oluşabilecek en ufak eksiklik veya yanlışlık bu mekanizma üzerinden anında düzeltilecek.

Ayrıca Bakanlığın sendikal hak ihlalleri ve zorunlu ücretsiz izin uygulamasına yönelik başlattığı resmi teftiş süreci de devam ediyor. Varılan kesin mutabakata göre, teftiş sonucunda işçiler lehine ortaya çıkabilecek her türlü fazladan hak ve alacak, şirket tarafından hiçbir itiraz öne sürülmeksizin derhal ödenecek.

"Hiçbir söze kanmadık, dayanışmayla kazandık"

Direnişi örgütleyen sendika tarafından yapılan açıklamada, madencilerin bu süreçte gösterdiği çelikten iradeye vurgu yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Hiçbir söze kanmadık, yalnızca irademize ve dayanışmaya inandık. Bizimle yürüyen halkımıza, madenci dostlarına teşekkür ederiz. Birlikte direndik, birlikte kazandık!"

Direniş ateşi Edirne'ye taşınıyor

Doruk Madencilik'te kazanılan bu tarihi zafer, Türkiye genelinde hak mücadelesi veren diğer işçilere de büyük bir umut ve moral oldu. Ankara'daki görüşmeleri yürüten işçi heyeti ve sendika temsilcileri, Eskişehir'deki zaferin ardından hiç vakit kaybetmeden rotayı Edirne'ye çevirdi.

Heyet, Edirne'de sendika öncülüğünde 15 gündür benzer hak gasplarına karşı direnen Özşen Madencilik işçilerine destek vermek ve mücadeleyi büyütmek üzere yola çıktı. Maden işçileri, "Köleliğe karşı her daim, her yerde mücadele edeceğiz" diyerek direniş ateşini Edirne'ye taşıyacaklarını ilan etti.

Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı

Diyarbakır'da iddiaya göre aralarında husumet bulunan ve konuşmak için bir kahvehanede buluşma planlayan taraflardan biri, kendilerini bekleyen aileye kurşun yağdırdı. Olayda 1 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı

05.06.2026 17:47:00
İhlas Haber Ajansı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Olay, Kayapınar ilçesi Peyas Mahallesi'nde bulunan bir kahvehanede meydana geldi. İddiaya göre, aralarında husumet bulunan iki aile konuşmak için bir kahvehanede buluşma ayarladı. Kahvehaneye giden Çınar ailesi, karşı tarafı beklemeye başladı. Bu sırada telefonla aranan ve kahvehanenin önüne çıkmaları istenen Çınar ailesine, kimlikleri öğrenilemeyen şahıslar tarafından ateş açıldı.

Olayda Sedat Çınar ile kardeşi Mehmet Çınar ve eniştesi A.Y. yaralandı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk kontrolde ağır yaralanan Sedat Çınar'ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Diğer 2 yaralı, ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Sedat Çınar'ın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere morga kaldırılırken, yaralılardan A.Y.'nin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Olayla ilgili geniş çapta inceleme başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.