logo
18 AĞUSTOS 2026

Kene ısırığı sonrası halka şeklindeki kızarıklığı önemseyin

Kene kaynaklı risklerin yalnızca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile sınırlı olmadığına dikkat çeken Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, kene ısırığı sonrası ciltte ortaya çıkan ve giderek genişleyen halka şeklindeki kızarıklığın Lyme hastalığının önemli belirtilerinden biri olabileceğini söyledi

17.08.2026 12:14:00
İHA
 
Kene ısırığı sonrası halka şeklindeki kızarıklığı önemseyin
Kene ısırığı sonrası halka şeklindeki kızarıklığı önemseyin
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, Türkiye'de kene kaynaklı sağlık risklerinin yalnızca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ile sınırlı olmadığına dikkati çekti. Türkiye'de farklı kene türlerinin Lyme hastalığı ve riketsiyozlar gibi enfeksiyonlarla da ilişkili olabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, "Kene temasından sonra ateş, belirgin halsizlik, baş ve kas ağrısı, döküntü, giderek genişleyen cilt kızarıklığı ya da ısırık bölgesinde kabuklu yara gelişmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı" dedi.

Yaz aylarında kırsal alanlarda, ormanlık bölgelerde, piknik alanlarında ve hayvanlarla temasın yoğun olduğu bölgelerde kene tutunmalarının arttığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, Türkiye'de görülen farklı kene türlerinin farklı enfeksiyonlarla ilişkili olabileceğini söyledi.

"Her kene aynı hastalığı taşımıyor"

Kenenin türüne göre taşıdığı enfeksiyon etkenlerinin değişebildiğini vurgulayan Akyol, "Türkiye'de Hyalomma marginatum KKKA açısından en önemli türlerden biri. Bunun yanında Ixodes ricinus Lyme hastalığı, Rhipicephalus sanguineus grubu ve bazı Dermacentor türleri ise riketsiya enfeksiyonları açısından önem taşıyor. Dolayısıyla her kene tutunmasını yalnızca KKKA açısından değerlendirmek doğru değil. Hastanın bulunduğu bölge, kenenin türü ve temas sonrasında gelişen klinik belirtiler birlikte değerlendirilmelidir" diye konuştu.

Halka şeklinde büyüyen kızarıklığa dikkat

Türkiye'de bulunan Ixodes ricinus türünün Lyme hastalığına yol açabilen bakterilerin taşınmasında rol oynayabildiğini belirten Akyol, Lyme hastalığında özellikle cilt bulgularının dikkat çekici olabileceğini söyledi.

Akyol, "Kene temasından sonraki günler veya haftalar içerisinde ısırık bölgesinin çevresinde giderek genişleyen, zaman zaman halka görünümü alan bir kızarıklık ortaya çıkabilir. Ateş, yorgunluk, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları da tabloya eşlik edebilir. Böyle bir durumda kişinin kene temasını mutlaka hekime bildirmesi gerekir" ifadelerini kullandı.
Isırık bölgesinde koyu renkli yara oluşabilir

Türkiye'de görülebilen Rhipicephalus sanguineus ve Dermacentor marginatus gibi kene türlerinin bazı riketsiya enfeksiyonlarıyla ilişkili olabileceğine işaret eden Akyol, bu enfeksiyonlarda da farklı belirtilerin ortaya çıkabileceğini kaydetti.

Akyol, "Riketsiya enfeksiyonlarında yüksek ateş, baş ağrısı ve döküntünün yanı sıra kenenin tutunduğu bölgede koyu renkli, kabuklu bir yara görülebilir. Bazı hastalarda bölgesel lenf bezlerinde büyüme de eşlik edebilir. Bu tür bulguların kene temasından sonra ortaya çıkması önemsenmeli" dedi.

"Kene üzerine kolonya, yağ veya kimyasal madde dökmeyin"

Kenenin vücutta fark edildiğinde mümkün olan en kısa sürede uygun şekilde çıkarılması gerektiğinin altını çizen Akyol, halk arasında uygulanan bazı yöntemlerin yanlış olduğuna dikkati çekti.

"Kenenin üzerine kolonya, alkol, yağ, deterjan veya başka bir kimyasal madde dökmek, sigarayla yakmaya çalışmak ya da keneyi sıkmak doğru değil" diyen Akyol, "Bu uygulamalar kenenin kusmasına veya vücut sıvılarını temas ettiği bölgeye bırakmasına neden olarak bulaş riskini artırabilir. Kene uygun bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulmalı ve ezilmeden, bütün olarak çıkarılmalıdır. Kişi bunu yapamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" açıklamasında bulundu.

"10 gün boyunca belirtiler takip edilmeli"

Özellikle KKKA açısından kene temasının ardından kişinin kendisini takip etmesinin önemli olduğunu belirten Akyol, "Kene çıkarıldıktan sonra süreç bitmiş kabul edilmemeli. Özellikle ilk 10 gün içerisinde ateş, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve yakın zamanda kene teması olduğu mutlaka belirtilmeli" dedi.

Akyol, acil değerlendirme gerektirebilecek durumları ise şöyle sıraladı:

"Yüksek ateş, belirgin halsizlik, şiddetli baş veya kas ağrıları, vücutta yaygın döküntü, kanama bulguları, bilinç değişikliği, tekrarlayan kusma veya genel durumun hızla bozulması halinde beklenmemeli ve acil servise başvurulmalıdır."

Kırsal alandan dönünce vücut kontrolü önemli

Kene kaynaklı hastalıklardan korunmada kişisel önlemlerin önemli olduğunu belirten Akyol, özellikle kırsal alanlardan dönüşte tüm vücudun kontrol edilmesini önerdi.

Akyol, "Koltuk altları, kasıklar, diz arkaları, kulak çevresi, ense ve saçlı deri gibi kenelerin kolay fark edilmeyebileceği bölgeler dikkatle incelenmeli. Çocuklarda saçlı deri ve kulak arkaları özellikle kontrol edilmeli. Kenenin erken fark edilip uygun şekilde uzaklaştırılması, kene kaynaklı hastalıklardan korunmada alınabilecek önemli önlemlerden biridir" ifadelerini kullandı.

Şeker sektörüne operasyon

Adalet Bakanı Gürlek, "Şeker Soruşturması" kapsamında 8 ilde, 26 adreste 25 şirkete yönelik arama ve evraka el koyma işlemleri gerçekleştirildiğini bildirdi

18.08.2026 12:50:00
Haber Merkezi
 
Şeker sektörüne operasyon
Şeker sektörüne operasyon
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Şeker Soruşturması" kapsamında nişasta bazlı şekerde kota ve satış sınırlamalarını ihlal ettiği belirlenen 47 şirket yöneticisinin ifadeye çağrıldığını bildirdi.

Bakan Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızın sağlığını, devletimizin vergi gelirlerini ve ekonomik düzenimizi hedef alan her türlü yasa dışı faaliyetin üzerine kararlılıkla gitmeye devam ediyoruz" ifadesini kullandı.

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarla kurulan koordinasyonun çok boyutlu suçlarla mücadelede en önemli güç olduğunu belirten Gürlek, "Nişasta bazlı şeker üretimi ve ticareti yapan bazı firmaların, 'Şeker Kanunu' ile belirlenen kota ve iç piyasa satış sınırlamalarını ihlal ederek, iç piyasaya arz edilmemesi gereken nişasta bazlı şeker niteliğindeki ürünleri piyasaya sürdükleri tespit edilmiştir." açıklamasında bulundu.

Gürlek, yapılan incelemelerde ayrıca bazı ürünlerin gerçek niteliğinin "maltodekstrin", "glukoz", "nişasta", "fruktoz" ve benzeri adlarla faturalandırılarak gizlendiğini, faturada gösterilen ürünle fiilen teslim edilen ürün cinsi arasında farklılıklar bulunduğunun anlaşıldığını bildirdi.

Bu kapsamda halk sağlığının, tüketicinin güveninin ve piyasa düzeninin etkilendiğini belirten Gürlek, "Şeker Soruşturması"nın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesince yürütülerek eş zamanlı adli işlemlerin başlatıldığını bildirdi.

Gürlek, şunları kaydetti:

"İstanbul merkezli 8 ilde, 26 adrese, 25 şirkete yönelik arama ve evraka el koyma işlemleri gerçekleştirilmiş, soruşturma kapsamında şirket yöneticisi olarak belirlenen 47 şüpheli ise çağrı yoluyla ifadeye çağrılmıştır. Soruşturma, 'Bozulmuş veya Değiştirilmiş Gıda veya İlaçların Ticareti', 'Vergi Usul Kanunu kapsamında vergi kaçakçılığı' ve muhteviyatı itibarıyla 'yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma', 'özel belgede sahtecilik ve fiyatları etkileme' suçları yönünden çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir."

Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ve katkı sağlayan tüm kurumlara teşekkür eden Gürlek, "Halk sağlığını tehlikeye atan, vatandaşlarımızı yanıltan, devletimizi vergi kaybına uğratan ve hukuka aykırı kazanç elde etmeye çalışan kim olursa olsun, hukuk önünde hesabını verecektir." ifadelerini kullandı.

Üretimi ve ticaretinde sıkı kotalar var

Türkiye'de nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimi ve ticareti, yerli şeker pancarı üretimini korumak ve halk sağlığını gözetmek amacıyla sıkı kotalar ve yasal denetimler altında yürütülmekte.

Sektörün yasal çerçevesini çizen 4634 Sayılı Şeker Kanunu, NBŞ üreticilerine pazar payı sınırlamaları getirirken, kurallara uymayan firmalara yönelik son dönemde geniş çaplı adli yaptırımlar uygulanıyor.

Nişasta bazlı şeker kotalarında yüzde 2,5 sınırı

Geçmiş yıllarda toplam A kotasının yüzde 10'una kadar çıkabilen NBŞ üretim kotası, yapılan yasal düzenlemeler neticesinde yüzde 2,5 seviyesine indirildi. Resmi Gazete'de yayımlanan güncel Cumhurbaşkanı Kararları doğrultusunda, 2026/2027 pazarlama yılı için ülke toplam A kotası 2 milyon 910 bin ton olarak belirlenirken; nişasta bazlı şeker kotası bu miktarın yüzde 2,5'ine karşılık gelen 72 bin 750 ton ile sınırlandırıldı. Bu sınırın üzerindeki üretimin iç piyasada satılması kesinlikle yasak.

Ticaret düzenlemeleri ve denetim mekanizması

NBŞ üretimi ve pazar faaliyetleri, Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı tarafından yakından takip ediliyor. Türk Gıda Kodeksi mevzuatlarına göre, paketli ürünlerin etiketlerinde kullanılan tatlandırıcının türü (glukoz şurubu, fruktoz şurubu vb.) net bir şekilde belirtilmek zorunda.

Yeni Parti Burdur İl Başkanı Barış Ayten tutuklandı

Yeni Parti Burdur İl Başkanı Barış Ayten, 3 Temmuz gecesi alkollü araç kullanırken kazaya karışması nedeniyle aldığı 7 ay hapis cezası ve daha önceki mükerrer suç dosyası çerçevesinde tutuklanarak cezaevine gönderildi

18.08.2026 12:09:00
İHA
 
Yeni Parti Burdur İl Başkanı Barış Ayten tutuklandı
Yeni Parti Burdur İl Başkanı Barış Ayten tutuklandı
Edinilen bilgiye göre olay, 3 Temmuz günü gece saatlerinde Burdur'da meydana geldi. Alkollü şekilde araç kullandığı sırada kazaya karışan Ayten, olayın ardından polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Polis ekiplerinin olayla ilgili işlemlerini tamamlamasının ardından Ayten, ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen Ayten, savcılıkta verdiği ifadenin ardından serbest bırakıldı. Kazayla ilgili yürütülen adli süreçte Ayten hakkında 7 ay hapis cezası kararı verildi.

Öte yandan Ayten'in daha önce işlediği bir suç nedeniyle hakkında bulunan mükerrer dosya da adli süreçte yeniden gündeme geldi.

Hakkındaki 7 aylık hapis cezası ve mükerrer suç durumu çerçevesinde işlemleri gerçekleştirilen Ayten hakkında tutuklama kararı çıktı.

Ayten, dün akşam saatlerinde tutuklanarak cezaevine gönderildi.

‘Çerçeve yasa’ Resmi Gazete'de

7595 sayılı "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun", Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasının ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Meclis Genel Kurulu'nda 467 kabul oyuyla yasalaşan tarihi düzenleme, PKK/KCK'nın silah bırakması şartıyla kademeli ceza ertelemelerini ve toplumsal bütünleşme adımlarını içeriyor

18.08.2026 10:40:00 / Güncelleme: 18.08.2026 10:42:13
Haber Merkezi
 
‘Çerçeve yasa’ Resmi Gazete'de
‘Çerçeve yasa’ Resmi Gazete'de
MHP lideri Devlet Bahçeli ve AK Parti'nin öncülüğünü yaptığı "Terörsüz Türkiye" süreci bir aşamayı daha geride bıraktı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un partiler arası mekik diplomasisi yürütmesiyle başlayan süreç, Meclis'te grubu bulunan birçok siyasi partinin katılımıyla Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun kurulmasını sağladı. Haftalar boyu süren yoğun mesailerin ardından TBMM Genel Kurulu'nda 467 evet oyuyla kabul edildi ve onaylanmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderildi.

Yasayla birlikte "bundan sonra ne olacak?"

Kanunun yürürlük maddelerine göre, yasal mekanizmaların fiilen işletilebilmesi için iki kritik aşamanın tamamlanması zorunlu tutuluyor.

Birincisi, güvenlik birimleri, terör örgütünün fiili varlığına son verdiğini ve kontrolündeki tüm mühimmatı teslim ettiğini resmi olarak tespit edecek.

İkincisi ise güvenlik kurumlarının yaptığı bu tespit, Millî Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla onaylanacak. Bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yasa resmen uygulamaya girmiş oldu ve örgüt üyeleri için 6 aylık başvuru süresi başladı.

Ceza ertelemeleri ve istisnalar

Kanun detaylarına göre düzenleme genel bir af niteliği taşımıyor; örgüt faaliyeti kapsamındaki belirli suçlara kademeli ertelemeler getiriyor.

Buna göre üst sınırı 15 yıl veya daha az olan suçlarda soruşturma ve infazlar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası gerektiren ağır suçlarda ise 10 yıl ertelenecek. Cezaevindekiler tahliye edilecek, dışarıdakilerin davaları askıya alınacak.

Erteleme süresi içinde yeni bir terör suçu işlenirse erteleme kararı derhal kaldırılacak ve yargılama kaldığı yerden devam edecek.

Kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenmiş müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları kapsam dışı bırakıldı. Bu yasal bariyer nedeniyle terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın yasadan faydalanması tamamen engellendi.

Kanundan faydalanan kişilere yönelik, haklarında verilen karara göre 2 ila 3 yıl arasında değişen siyaset yasağı uygulanacak.

Kurul 24 Ağustos'ta toplanıyor

Yasanın sahada uygulanmasını, takibini ve gözlem raporlarının oluşturulmasını yürütmek üzere üst düzey bürokratlardan oluşan bir kurul yetkilendirildi. Adalet, İçişleri, Dışişleri ve Milli Savunma bakanları ile MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri'nin yer alacağı bu kurul, ilk toplantısını 24 Ağustos'ta gerçekleştirecek.

Eş zamanlı olarak TBMM Başkanlığı bünyesinde de süreci gözlemleyecek bir İzleme Komisyonu kurulacak. Sürecin başarıyla tamamlanması halinde ilerleyen dönemlerde Siyasi Partiler Yasası ve Terörle Mücadele Kanunu'nda yeni reform adımlarının atılması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü


 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü. Erdoğan görüşmede, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'yla bölgesel istikrar ve güvenliğin temini için güçlü bir duruş sergilendiğini ifade etti.
 

18.08.2026 01:40:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erdoğan-Trump görüşmesinde, Türkiye-ABD ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesinin mühim olduğunu, görüşmelerin sürmesini temenni ettiklerini ve Türkiye'nin barış çabalarına destek vermeye devam edeceğini belirtti.

Görüşmede Erdoğan, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'yla bölgesel istikrar ve güvenliğin temini için güçlü bir duruş sergilediklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçilmesinin hedeflendiği bir dönemde İsrail yönetiminin Filistinlileri hedef alan eylemlerinde artış yaşandığını belirterek, Türkiye olarak bölgede kalıcı barışa ve Gazze'nin yeniden imarı için atılacak adımlara destek vermeyi sürdüreceklerini vurguladı.

Mersin’den Cizre’ye skandal görüntüler

DEM Parti Milletvekilleri Ali Bozan ve Mehmet Zeki İrmez’in terör örgütü PKK’nın ilk kanlı eylemlerini "diriliş günü" ve "özgürlük şenliği" adı altında açıkça kutsayan sosyal medya paylaşımları ile bu organizasyonlara küçük çocukların alet edilmesi kamuoyunda infial yarattı

17.08.2026 21:08:00
Haber Merkezi
 
Mersin’den Cizre’ye skandal görüntüler
Mersin’den Cizre’ye skandal görüntüler
DEM Parti Milletvekilleri Ali Bozan ve Mehmet Zeki İrmez'in terör örgütü PKK'nın ilk kanlı eylemlerini "diriliş günü" ve "özgürlük şenliği" adı altında açıkça kutsayan sosyal medya paylaşımları ile bu organizasyonlara küçük çocukların alet edilmesi kamuoyunda infial yarattı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğini ve sivil vatandaşların can güvenliğini hedef alan, askeri garnizonları basarak kan döken bir terör şebekesinin ilk silahlı eylemleri, DEM Partili vekiller tarafından adeta resmi birer bayram gibi lanse edilmektedir.

Mersin Akdeniz'in ardından Şırnak Cizre'de (Cizîra Botan) düzenlenen bu sözde "kutlamalar", terör örgütünün şiddet tarihini meşrulaştırma ve tabana yayma çabasının koordineli bir propaganda faaliyeti olduğunu gözler önüne sermektedir.

Terörün İlk Kanlı Saldırılarına "Diriliş" Güzellemesi



15 Ağustos 1984 gecesi düzenlenen hain Eruh ve Şemdinli baskınlarında, vatan görevini yapan Jandarma Onbaşı Komando Er Süleyman Aydın ve Jandarma Astsubay Çavuş Memiş Arıbaş şehit düşmüştü. İlk şehitlerimizin kanının aktığı, feryatların yükseldiği bu katliam gecesinin 40 yılı aşkın süre sonra "Roja Vejînê" (Diriliş Günü) ve "Özgürlük Şenliği" olarak adlandırılması, aziz şehitlerimizin hatırasına ve Türk milletinin milli vicdanına yapılmış açık bir saldırıdır.

DEM Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez'in paylaştığı "Bi şîara 'Bi gaveke berxwedanê ber bi hezar gavên azadiyê ve'..." ("Direnişle özgürlüğe doğru bin adım" şiarıyla...) ifadeleri, mecliste namusu ve şerefi üzerine anayasal düzene sadakat yemini eden bir milletvekilinin, devletin bütünlüğüne silah çeken bir terör odağının dilini ve ideolojisini doğrudan sahiplendiğini göstermektedir.

Çocukların Kirli Propagandaya Alet Edilmesi ve Tarihi İhanet Şebekesi

Mersin Akdeniz'deki etkinlik başta olmak üzere, bu provokatif organizasyonlara henüz algı dünyası şekillenmemiş küçük yaştaki çocukların dahil edilmesi infiali daha da büyütmektedir. Çocukların, bir terör örgütünün katliam kronolojisini öven sanatsal veya siyasi görünümlü etkinliklerin içine çekilmesi, evrensel çocuk haklarına ve pedagojiye indirilmiş ağır bir darbedir.

1984'teki ilk baskında terörist grubun askeri garnizona sızmasına rehberlik eden Seferi Yılmaz örneği, bu yapının sızma stratejisini açıkça ortaya koymaktadır. Hain eylemin kılavuzunun ilerleyen yıllarda Şemdinli Belediye Başkanı yapılması ve geçmişteki "çözüm süreci" dönemlerinde meclis çatısı altındaki komisyonlarda dinlenmesi, devletin ve hukukun iyi niyetli adımlarının terör odakları tarafından nasıl bir meşruiyet devşirme aracı olarak suistimal edildiğinin en somut tarihsel belgesidir.

Sonuç ve Yargı Beklentisi

Mersin'den Şırnak Cizre'ye kadar uzanan bu eş zamanlı terör övgüleri, münferit birer paylaşım değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenlik haklarına ve toplumsal huzuruna karşı yapılmış planlı bir meydan okumadır.

Terörü "direniş ve diriliş" olarak makyajlayıp sokaklara taşıyan, çocukları bu kirli ajandaya alet eden siyasi uzantılar hakkında Cumhuriyet Savcılıklarının ve adli makamların anayasal düzene karşı işlenen suçlar kapsamında ivedilikle harekete geçmesi beklenmektedir.

Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı

Eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral Türker Ertürk, katıldığı bir yayındaki açıklamaları ve sosyal medyada paylaşılan video içerikleri nedeniyle başlatılan resen soruşturma kapsamında gözaltına alındı

17.08.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı
Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı
Eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral Türker Ertürk, dijital platformlarda ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan video içeriklerindeki ifadeleri nedeniyle adli takibata uğradı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen resen soruşturma kapsamında, Ertürk hakkında öğle saatlerinde gözaltı kararı uygulandı.

Soruşturmanın gerekçesi olan sözler

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Ertürk'ün internet ortamında yayılan bir programda sarf ettiği iddia edilen siyasi içerikli ifadeleri üzerine inceleme başlattı. Kamuoyunda geniş yankı bulan ve soruşturma dosyasına giren açıklamalarda Ertürk'ün şu sözleri kullandığı belirtildi:

"Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli. Siz de, ben de... Tabii ki herkes de... Onun için Yüksek Seçim Kurulu'nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece diye düşünüyorum."

Suçlamalar neler?

Başsavcılık tarafından yürütülen resen soruşturmanın detayları da netleşmeye başladı. Alınan bilgilere göre emekli Amiral Türker Ertürk'e, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında "halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" ve "suç işlemeye tahrik" suçlamaları yöneltiliyor.

Emniyete götürüldü, savcılığa sevk edilmesi bekleniyor

Hakkında başlatılan adli sürecin ardından harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri, Türker Ertürk'ü saat 14.00 sıralarında gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilerek savcılık makamına ifade vermesi beklenen Ertürk hakkında adli kontrol veya tutuklama talebinin gelip gelmeyeceği ise işlemlerin ardından belli olacak.

Sürece ilişkin güncel yasal ve idari gelişmeler yakından takip ediliyor.

Avukatlar, çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine taşınmasını istedi

Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, YENİ Parti'yi, çerçeve yasayı iptali için Anayasa Mahkemesine taşımaya davet etti. Yayımlanan yazılı basın açıklamasında, "YENİ PARTİ grubunda bu kanuna 54 milletvekili "ret" oyu vermiştir. Dolayısıyla ortada hukuken kullanılabilecek somut ve son derece açık bir yol vardır. 54 milletvekili bu kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünüyorsa bir araya gelerek grup kararı alması ve kanunu Anayasa Mahkemesine taşıması mümkündür" denildi  

17.08.2026 13:03:00 / Güncelleme: 17.08.2026 13:07:21
Haber Merkezi
 
Avukatlar, çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine taşınmasını istedi
Avukatlar, çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine taşınmasını istedi
Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, yayımladıkları yazılı basın açılamasında çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulması gerektiğini vurguladı. Avukatlar bunun için de YENİ Parti'ye çağrıda bulundular.

Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu Basın Açıklaması şöyle:

"Değerli Basın Mensupları, Türk Hukukçusu değerli meslektaşlarımız ve Büyük Türk Milleti. 

PKK'lı teröristleri affetme yasasına karşı tarihsel sorumluluklarının farkına varmaları, bir ulus devlet olan laik, sosyal ve hukuk devletimize karşı "etnik azınlık ırkçılığı" düşüncelerinin önünü açan bu çerçeve yasaya karşı Türk Milletinin yanında yer almaları gerektiği konusunda Ankara Barosu'nu ve Türkiye Barolar Birliği'ni 5 Ağustos tarihinde uyarmıştık. Ancak Anayasaya açıkça aykırılıklar taşıdığı kabul oyu veren milletvekillerince dahi sabit görülen bu kanuna karşı tek laf etmeyen bu iki kurum Avukatlık Kanunu'nun kendilerine yüklediği vazifeleri ihmal etmiş, bugün burada Türk Milliyetçisi Avukatlar olarak bu basın açıklamasını yapmamıza neden olmuşlardır. 

Ülkemizde 40 yılı aşkın süredir bölücü terör örgütlerinin saldırıları sonucunda binlerce vatandaşımız şehit olmuş, gazilerimiz çok ciddi bedensel zararlar görmüşlerdir. Kahraman gazilerimiz bugün hainler affedilmeye çalışılırken, dün yapılanlar bugün yokmuş gibi sayılırken Ankara Güvenpark'ta hak ettikleri konumu ve saygınlığı kazanmak için günlerdir nöbette beklemektedir.

Devletin birinci vazifesi terörü yok etmektir. Devlet terörle müzakere etmez. Devlet terör unsurlarıyla görüşmez. Devlet terör unsurlarını ancak teslim alır. Terör kahraman güvenlik güçlerimiz eliyle ezilip sindirilerek teslim alındıktan sonra, terör örgütüyle ilişkili kişilerin durumuyla ilgili düzenleme yapar. Böyle bir düzenlemenin temel amacı, olmazsa olmaz şartı "Türkiye Cumhuriyeti Devletinde ve Türk Ulusu varlığında bütünleşmedir". Böyle bir bütünleşmede olması gereken irade "Federasyon ve özerklik taleplerimizden vazgeçiyoruz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk Ulus Kimliğinin bir parçası olmayı kabul ediyoruz." olmalıdır. 

Yine böyle bir düzenlemede Türk ulus kimliği dışında etnik azınlık ırkçılığı fikriyle siyaset yapan bütün partiler yasaklanıp kapatılmalı, yine aynı amaçlarla faaliyet gösteren bütün sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerine son verilmeli ve yasaklanmalıdır. Terör örgütü teslim olmadan güya olacağı varsayımıyla bugüne kadar olanları yok sayıp bu eli kanlı katil teröristlerin affını istemek toplumsal barış ve uzlaşı duygusundan değil, ancak ihanete ortak olmaktan doğan aşağılık bir davranıştır. 

Diğer taraftan ihanet karşısında sessiz durmakta ihanete ortak olmaktır. Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği!ni sessiz kalmamaya çağırıyoruz. Çünkü; Devlet, kendi otoritesiyle mücadeleye girişen terör örgütlerini birbirinden ayırmaz, içlerinden birini ayırıp onunla ilgili özel düzenlemeler yapmaz, diğer terör örgütlerinin amaçlarına ulaşmak için eylemlerini artırma konusunda onları teşvik eden görüşmeler ve yasal düzenlemeler yapmaz. 



Bu çerçeve yasa koşullu özel af mahiyeti taşımaktadır. "1 Haziran 2005 tarihinden günümüze kadar terör faaliyetleri kapsamında suç işleyenler teklif hükümlerinden yararlanabilecek." demek suretiyle bebek katili terörist başının da bu tarihten sonraki suçları örtülü olarak af kapsamına alınmıştır. Zira İmralı'daki hücresinde avukatları ve kendisine gelen heyetler marifetiyle terör örgütüne verdiği talimatlarla işlenen suçlar, bu kapsam dışında bırakılmıştır. Her ne kadar kasten öldürme suçu teklif kapsamı dışında tutulmuş ise de, teklif hükümlerine göre; Kamu görevlisi, asker, öğretmen, mühendis, çocuk, genç, yaşlı, kadın ayırt etmeksizin binlerce insanın katledildiği terör suçlarının işlendiği süreçte örgütü yöneten kişiler haklarında hiçbir soruşturma işlemi olmadan serbest bırakılabileceklerdir. Terör örgütü yöneticilerinin haklarında soruşturma başlatılmış olsa bile, bunlar kasten öldürme suçlarının işlenişine herhangi bir şekilde iştirak edip etmedikleri araştırılmadan soruşturmaları Cumhuriyet Savcısının kararıyla ertelenebilecektir. Bu karara karşı sulh ceza hakimleri kararı inceleyip karara bağlayacaktır. Dolayısıyla kişilerin ağır suretle yaralanmaları ve sürekli engelli kalmaları sonucunu doğuran saldırıları gerçekleştiren örgüt mensupları haklarında soruşturma işlemi yapılmadan tamamen serbest bırakılacaklardır. 

Çerçeve yasasının 7. maddesinin 4. fıkrasının hukuk devletiyle bağdaşan hiçbir yönü bulunmamaktadır. Çünkü haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılanlarla ilgili olarak verilen erteleme kararı üzerine başlatılan denetim sürecinde terör örgütü mensupları hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmadan seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebileceklerdir. Çerçeve yasası kapsamında kurulacak kurullara yargı organı konumu verilmekte ve 10. madde ile bu kurullarda görev yapan kamu görevlilerine yaptıkları işlerle ilgili hukuki, idari ve cezai sorumluluğun doğmayacağına ilişkin güvence sağlanmaktadır. Millet için yapılan bir hizmetle ilgili hukuki sorumluluktan kaçmak, cezai sorumluluktan korkmak, her şeyden önce yaptığı işin doğru olmadığını peşinen kabul etmektir. Yine çerçeve yasa kapsamında bir yürütme organı olan Milli Güvenlik Kuruluna yargı organı konumu verilmektedir. Terör örgütü üyesi teröristlerle ilgili bir karar verirken yargı organlarını Milli Güvenlik Kurulunun yapacağı tespitler bağlamaktadır. Bağımsız mahkemelerin kararları Milli Güvenlik Kurulu'nun tespitlerinin vesayeti altına alınmıştır. 

Çerçeve yasasının gerekçesinde "Milli egemenlik ilkesi ve ortak vatandaşlık bilinci etrafında şekillenen…" ifadesindeki ortak vatandaşlık bilinci bu çerçeve yasasından sonra gündeme getirilecek olan yeni anaysa çalışmalarındaki devletin kurucu unsurları adı altında Türk ulusunun egemenliğine ortak koşma çalışmalarının bir işaretidir. Gelinen noktada Türk Ulusu'nun bu hukuksuzluğa karşı haklarının korunması için önümüzde çok açık bir Anayasal denetim yolu bulunmaktadır. 

Anayasa'nın 150. maddesi, kanunların Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine götürülmesini üç ayrı yoldan mümkün kılmaktadır:

* Cumhurbaşkanı, 
* Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ve
* TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki milletvekilleri. 

Cumhurbaşkanının ve iktidar partisinin bu kanunu Anayasa Mahkemesine götürmeyeceği siyasi irade olarak ortaya çıkmıştır. 120 milletvekilinin imzasını toplamak da mevcut Meclis aritmetiği içerisinde son derece güç görünmektedir. Zira kanuna karşı çıkan milletvekillerinin sayısı dahi 120'ye ulaşmamaktadır. Ancak burada kamuoyunun bilmediği, son derece önemli bir anayasal imkan daha vardır: Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde 91 milletvekili bulunan YENİ PARTİ, en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubundan biridir. 91 milletvekilinin salt çoğunluğu olan 46 milletvekilinin grup kararı yeterlidir. Ve bildiğimiz üzere YENİ PARTİ grubunda bu kanuna 54 milletvekili "ret" oyu vermiştir. Dolayısıyla ortada hukuken kullanılabilecek somut ve son derece açık bir yol vardır. 54 milletvekili bu kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünüyorsa bir araya gelerek grup kararı alması ve kanunu Anayasa Mahkemesine taşıması mümkündür. 

Başlığıyla içeriği dahi birbirini tutmayan, terör örgütü PKK'lılar lehine infaz düzenlemeleri içeren kanunun Anayasa'ya uygun olup olmadığının Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesi gerekmektedir. 

Biz Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu olarak Türkiye Barolar Birliği ve Ankara Barosu'nun yapmadığı çağrıyı YENİ PARTİ milletvekillerine yapıyoruz. Milletvekillerinin görevi yalnızca kanunlara oy vermek değildir. Anayasa'nın üstünlüğünü ve hukuk devletini korumak da milletvekilliğinin asli sorumluluklarındandır. Sadece seçim bölgesindeki seçmen hassasiyetini gözeterek oy vermekten öte, gerçekten bahsettiğimiz milli kaygılarla hayır oyu verdiyseniz bir araya gelerek alacağınız grup kararıyla bu yasanın iptali için Anayasa mahkemesine başvurmalısınız. 

Türk süngüsü ve coşkun ırmaklar gibi akan Türk kanıyla elde edilen bağımsızlık ve ulusal egemenliğimiz, kimseye verilemez, kimseyle ortak koşulamaz.

Egemenliğimize zarar verecek her türlü terör örgütüyle müzakere ve yasal düzenlemelere karşı tek başımıza kalsak dahi mücadeleye devam edeceğiz. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bizlere emanet ettiği laik, sosyal, hukuk devleti olan Türk Cumhuriyeti Devletini ve ulus kimliğimiz Türklüğü savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Ankara Barosu'ndaki Türk hukukçularının rehberi Ulu Gazi'nin yalnızca Gençliğe Hitabesi değil, her an yüreğimizde kor ateşiyle duran Bursa Nutku da olacaktır. Herkes sussa da Ankara Barosu'nda Türk Hukukçuları susmayacaktır.

Ne Mutlu Türk'üm Diyene!"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi

17.08.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi
MHP lideri Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye"nin bir devlet politikası olduğunu, TBMM'de kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" ile önemli bir aşamaya geçildiğini söyledi.
Bahçeli, "Kanunun 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiş olması 'Terörsüz Türkiye'ye, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı göstermektedir" dedi.
"Milletimizin kahir ekseriyeti Terörsüz Türkiye'nin yanında duruyor" diyen Bahçeli, "Süreçte vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir. Vurgulamak isterim ki bu aşamaya onlar sayesinde, onların kutlu mücadelelerinin sonucunda gelinmiştir. Bununla beraber Gazi ordumuzun ve fedakâr milletimizin dünden bugüne terörle mücadele hafızası, azmi ve iradesi bütün aşamalarıyla sahiplenilmiştir. Gizli kapaklı herhangi bir pazarlık, vatandaşlarımızın bilgisi dışında bir yol söz konusu olmamıştır. Sürecin hassasiyetine uygun bir üslupla, sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle hareket edilmiştir" diye konuştu.

'Süreci karalamak isteyene fırsat yok'
Süreci karalamak isteyenlere karşı uyarılarda bulunan Bahçeli şu ifadeleri kullandı;
"Şüphesiz fitne fesat çıkarmak, iftira ile gelişmeleri enfekte etmek isteyen dahili ve harici karanlık odaklar olacaktır. Provokasyonlara karşı aziz milletimizi duyarlı olmaya davet ediyorum. Süreci karalamak ve çarpıtmak isteyenlere fırsat vermeyecek, emperyalizmin taşeronlarının kışkırtıcı hamlelerine, onların içerideki sözcülerine imkan tanımayacağız."

'Kanun bir af düzenlemesi değil'
Çıkarılan kanunun bir af düzenlemesi olmadığını hatırlatan Devlet Bahçeli, "Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacak, suçun vasfına, mahkûmiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bu yönüyle Kanun, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır." dedi.

Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı

Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı. Prof. Dr. Naci Görür, olası bir depreme karşı uyarılarını sürdürdü

17.08.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı
Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı
Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.

Türkiye tarihine bir "felaket" olarak geçen 7,4 büyüklüğündeki deprem, saat 03.02'de meydana geldi ve 45 saniye sürdü. Sarsıntı Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce'de yıkıma neden oldu.

17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı.

Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi farklı düzeylerde etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.

İstanbul'da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük'ten kentteki hastanelere getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981'e çıktı.

Binaların depreme dirençli hale getirilmesine ilişkin çalışmalar tüm hızıyla sürerken uzmanların uyarıları da sürüyor.

Türkiye'de kentsel dönüşüm destekleri başta olmak üzere bugüne dek birçok adım atıldı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, geçtiğimiz günlerde İstanbul'da kentsel dönüşümü tamamlanan bağımsız bölüm sayısının 1 milyona ulaştığını belirterek "Şehrimizi afetlere hazırlamak için dönüşüme süratle devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

Konuyla ilgili olarak bakanlıktan yapılan açıklamada da Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'nın, kurulduğu 2012'den bu yana Türkiye genelinde deprem ve diğer afetlere karşı riskli binaların dönüşüm süreçlerini yürüttüğü belirtildi.

Bugüne kadar 81 ilde 2 milyon 761 bin bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığı belirtilen açıklamada, 2 milyon 378 bin bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığı, 383 bin bağımsız bölümün dönüşümünün ise devam ettiği vurgulandı.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığının iki kentsel dönüşüm projesinden birini deprem tehdidiyle karşı karşıya olan İstanbul'da hayata geçirdiği vurgulanarak "İstanbul'da 2012'den bu yana 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. Kentte 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise devam ediyor" bilgisine de yer verildi.

"Er ya da geç büyük bir deprem olacak"

Dr. Naci Görür de 17 Ağustos'un yıldönümü nedeniyle kişisel X hesabında yayınladığı mesajda Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlattı.

Türkiye'nin ülkeyi depreme dirençli hale getirmeye gücü olduğunu belirten Görür, şöyle konuştu:

"Arkadaşlar kendimizi aldatmayalım. Bir deprem ülkesinde yaşıyoruz. Er veya geç, orada veya burada büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecektir. Bırakın fayı, bırakın yeri, insanlar ölmesin istiyorsanız ülkenizi deprem dirençli yapınız ve depremi minimum zararla atlatınız. Bütün iş bir bakanlık kurup bunu en az 20 sene siyaset yapmadan ciddiyetle çalıştırmak gerekir. Türkiye'nin bunu yapmaya gücü vardır."

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında soruşturma başlatıldı

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında sosyal medyada paylaşılan video içeriğindeki ifadeleri nedeniyle soruşturma başlatıldı

 

17.08.2026 11:48:00
Haber Merkezi
 
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında soruşturma başlatıldı
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında soruşturma başlatıldı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan video içeriklerinde geçen ifadeleri nedeniyle Türker Ertürk hakkında resen soruşturma başlattı.

Soruşturmaya, Ertürk'ün videoda dile getirdiği "Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli... Yüksek Seçim Kurulu'nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece..." şeklindeki açıklamaları neden oldu.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.