logo
08 HAZİRAN 2026

KKTC'nin ipi çekiliyor

25.06.2005 00:00:00


BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, AB'nin Ankara'ya gönderdiği Gümrük Birliği Protokolünü Türkiye'nin imzalamasının, belirtilenlerin aksine Kıbrıs Rum Kesimini tanımak, tüm Kıbrıs'ın hükümeti olduğunu kabul etmek ve KKTC'yi idam sehpasına götürmek anlamına geleceğini söyledi.

*PKK belasıPKK'yı başımıza bela eden ABD'dir. Çekiç Güç ile beraber o bölgede taa baştan beri ABD bu işin temelini atmıştır. Sen, gidiyorsun, ona, "Bunun önüne geç" diyorsun. Adam onunla seni vuruyor. Planı, programı, projesi onunla beraber hayata geçecek. Şayet biz siyasi olarak bunu göremiyorsak o koltukta oturmak bize haram olur. Yani orada o gücü, o hareketi başlatan da, bu noktaya taşıyan da ABD'dir. Onunla demek baştan beri hesabı var.

*KKTC idam sehpasındaGümrük Birliği Ek Protokolü'nun imzalanması Rum Kıbrıs devletinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından onaylanması demektir. KKTC'nin de Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından yokluğunun kabul edilmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bunu takip eden zaman içerisinde adayı resmen terk edeceğinin işareti demektir. Siyasiler, bunun Rum devletini kabul etmek manasına gelmez, diyorlar. Madem bu manaya gelmez ise niye imzalıyorsun?

  BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Haftanın Sohbeti"nin bugünkü bölümünde, ABD'nin, Irak'taki PKK unsurlarına karşı niye harekete geçmediğini, geçmesinin de mümkün olmadığını PKK'yı başımıza ABD'nin bela ettiği tespitiyle bir kez daha dikkatlere sunarken, büyüme konusunda Türk insanının gözünün boyanmasına devam edildiği uyarısında bulunuyor. Prof. Dr. Haydar Baş, en son Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde meydana gelen olayla birlikte ülke gündemine tekrar oturan türban konusunda AKP iktidarının samimi davranmadığını belirtiyor.  n Hükümet, başta Kandil dağı olmak üzere Kuzey Irak'ta bulunan PKK'nın ABD tarafından bertaraf edileceğini söyledi. Bu medyaya yansıdı. Fakat tam tersi, terörün Anadolu'nun içlerine kadar artmaya başladığını görüyoruz. Her gün bir kaç Mehmetçiğin şehit edilmeye başladığını görüyoruz. En son, Başbakan, ABD'ye bunun sözünü alacağını söyleyerek gitti. Ama bırakın sözünü almayı geçenlerde Avrupa ülkeleri büyükelçileri verilen bir yemekte PKK ile mücadeleyi durdurun, PKK'ya yol verin, dediler. Prof. Dr. Haydar Baş- Federasyon kuruldu ya diğer ayağına da müsaade edin, diyorlar. Lafın tamamı deliye söylenir dedik ya bunun için söyledik. "Biz federasyonu orada kurduk. Bir ayağı da sizin orasıdır. Lütfen bunun önünü açın" diyorlar. PKK'yı başımıza bela eden ABD'dirÇekiç Güç ile beraber o bölgede taa baştan beri ABD bu işin temelini atmıştır. Biz yeni değil, 1980'li yıllardan bu yana, "Bu gücün burada ne işi var? Ne yapar?" diye sorduk. Bakıyorsun Çekiç Güç orada birtakım olayların, anarşinin merkezi. Eğer bunlar güvenliği temin etmek için burada ise anarşinin burada olmaması lazım. Bakıyoruz tamamen tersi oluyor. Dolayısıyla o bölgede bahsettiğiniz gücü, PKK'yı, milletin başına besleyip bela eden ABD'dir. Sen, gidiyorsun, ona, "Bunun önüne geç" diyorsun. Adam onunla seni vuruyor. Planı, programı, projesi onunla beraber hayata geçecek. Şayet biz siyasi olarak bunu göremiyorsak o koltukta oturmak bize haram olur. Millet adına bunu bugüne kadar göremediysek bundan sonra hiç bir şey göremeyiz. Yani orada o gücü, o hareketi başlatan da, bu noktaya taşıyan da ABD'dir. Onunla demek baştan beri hesabı var. Bir eylemi hayata geçirecek. Bu eylemi başlattı ve devam ettiriyor. Bir bütünü tamamlamak için bu tarafı hazırlama cihetinde devamlı adımlarını atıyor. Hiç bir zaman önüne geçmez. Geçmesi de mümkün değildir. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesinin ayaklarından bir tanesi de orada kurulacak olan Kürt Federasyonunun dört dörtlük olarak hayata geçmesidir. Bunu çok iyi görelim. ABD kesinlikle orada federasyonun aleyhinde bir adım atmaz. Bunu böyle bilmiş olalım.n Bu hususta yıllar öncesi Çekiç Güç ile ilgili olarak yaptığınız tespiti dönemin hiç bir siyasisi görememişti. Bir önceki Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu Paşa da bunu söyleyerek hiç bir hükümetin Çekiç Güç'ün ne olduğunu göremediğini ifade etmişti. Prof. Dr. Haydar Baş- Evet, sayın Hüseyin Paşa bunu ifade buyurdular. n Sizin yıllar önce yaptığınız tespitin doğruluğu en üst ağızdan seslendirildi.Prof. Dr. Haydar Baş-  O gün aslında bu mevzuyu gören çok siyasi de vardı. Bendeniz bunu konferanslarımda ifade ediyordum. Konferanslardan sonra mesela bazı partilerin il başkanları geliyor, "Biz de yanı şeyi görüyoruz. Ama niçin bu siyaset bu kararı veriyor" diyorlardı. Her yıl yeni yeni kararlarla uzatılıyordu. Biz de bunu eleştiriyorduk. Bu gücün burada kalması Türkiye'nin aleyhinde birtakım güçlerin odaklanması manasına geldiğini hatta PKK'lıları ABD uçak ve helikopterlerinden atılan silah ve erzaklarla destekliyor olduklarını hatırlatıyorduk. O zaman bize gelen siyasiler de bunu söylüyor, bize katılıyorlardı.KKTC idam sehpasından Hocam, Kıbrıs'ta da çık sıcak gelişmeler yaşanıyor. 17 Aralık süreci ile birlikte bir metne imza attık. Güney Kıbrıs Rum kesimini adanın tamamını temsil eden bir devlet olarak tanıyacağımızı belirttik. Protokol şu anda hazırlandı. Önümüze gelecek. Dışişleri Sözcüsü Namık Tan da açıkladı. Dışişleri Bakana Abdullah Gül de açıkladı. Metin gelir gelmez, Bakanlar Kurulunda hemen imzalanacak. Böyle bir metnin imzalanması KKTC açısından ne getirir, Türkiye açısından ne götürür?Prof. Dr. Haydar Baş- Böyle bir metnin hazırlanması Rum Kıbrıs devletinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından onaylanması demektir. KKTC'nin de Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından yokluğunun kabul edilmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bunu takip eden zaman içerisinde adayı resmen terk edeceğinin işareti demektir. Bunu farklı bir şekilde okumak hiç mümkün değildir. Şimdi siyaseti takip ediyoruz. Güney Kıbrıs Rum devletini kabul etmek manasına gelmez, diyorlar. Madem bu manaya gelmez ise niye imzalıyorsun? Adam sana bunu niçin imzalatıyor? Gümrük Birliğine Güney Kıbrıs da dahil olsun diye niye sana bunu imzalatıyor? Senin imzanın madem ki böyle bir ehemmiyeti yoktur imzasız da bunu yapabilir. Yapamayacağına göre senin bunu kabulün güneyde kurulan Rum devletini kabul etmek manasına gelir ki zaten orada kabul edilen bir tek devlet var. İki tane yok. Adanın tamamını temsil eden tek devlet olduğu kabul ediliyor. O da Rum devleti olmuş olacak. Siz onu kabul ettiğiniz zaman KKTC'yi kendi ellerinizle idam sehpasına çekiyorsunuz, çektiniz demektir. Bunun hiç bir farklı izahı olamaz. Bu, bundan başka manaya da gelmez.n Siz, "Kıbrıs anavatandır" diyorsunuz. "Kıbrıs yavru vatan değil, vatandır. Türkiye'nin ulusal güvenliğinin en önemli parçasıdır" şeklinde açıklamalarınız var. Bu açıdan bakıldığında, bu kabul Türkiye açısından ne getirir, götürür?Prof. Dr. Haydar Baş- Tabii biz hükümet olarak bugüne kadar bu konuları düşünmüş, Kuzey Kıbrıs elimizden çıkarsa başımıza ne tip belalar gelir şeklinde muhasebe etmiş değiliz gözüküyor. Ama bu da bence geçerli değildir. Kuzey Kıbrıs Devletinin ilgası, orada farklı bir gücün hayata geçmesi Türkiye'nin bir kontrol mekanizmasıyla tamamen kontrol altına alınması manasına gelir. Zaten iddialara göre ABD orada bir üs kurma hazırlığı içerisinde. Siz Akdeniz bölgesinin, Egenin Türk hakimiyetinden çıktıktan sonra varın geleceğini düşünün. Eğer asker kafası ile düşünürsek geleceğimiz ciddi manada rizikodadır, diyorum. Onun için Kıbrıs bizim vatanımızdır. Orası olmazsa Ege ve Akdeniz'in olacağı ihtimaline ben asla inanmıyorum. Bu sadece benim kanaatim değil. Aklı başında insanlarla yapılan sohbetlerde herkes aynı düşünceyi paylaşıyor.n Hocam, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. O dönemde Mustafa Kemal Atatürk yıkıcı faaliyet yapan bütün vakıfların hepsini kaldırdı. Diğer taraftan Bursa'da Amerikan Kız Kolejinde üç öğrenci hıristiyan oldu diye 29 Ocak 1928'de Bakanlar Kurulunu topladı ve okulu kapattı. Bu hassasiyeti gösterdi. Bunlar, bağımsızlığın temellerine dinamit koyan unsurladır diye hepsini kaldırdı. Türkiye'de ne değişti ki AKP hükümeti geldi, bütün bu yıkıcı yabancı vakıfların önündeki bütün engelleri kaldırdı? Prof. Dr. Haydar Baş-  Türkiye'de değişen hiç bir şey yok. Eğer siyasetçiler "biz değiştik" diyerek yola çıktıysa başka bir şeye değişen açısından bakmamak lazım. Yani değişen siyasettir. Milletin gözü boyanıyorn Muhterem Hocam, 2004 yılında % 9,9 oranında büyüdüğümüz iddia ediliyor. Altı ay sonra IMF danışmanlarından bir yetkili esasen Türkiye'nin büyümemiş olabileceğini söyledi. Bir taraftan 145 900 esnaf kepenk kapattı. Siz bu büyüme 6 ay önce açıklandığı zaman çok net ifadeleriniz var. 6 ay sonra yine bu büyüme konuşuluyor. Yine "büyüdük" deniliyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?Prof. Dr. Haydar Baş- Hiç unutmam, YTL'ye geçileceği zaman  büyük bir devrim olarak sunulmuştu. Ne imiş devrim? "Türk Lirasının önünden altı sıfırı attık. Ekonomiye şöyle bir rahatlık gelecek" denmişti. Buna gülmemek mümkün değildir. Ama televizyonları açıyoruz, gazeteleri okuyoruz, bunun propagandası yapılıyor. Tamam kardeşim de senin Yeni TL alacağın ekmeğe bir fazla ekmek mi getirdi? Yok. O halde bunun neresi yenilik? İnsanlar o kadar gaflette ki onun bu gafletinden istifade ile aynı şeyi ısıtıp ısıtıp insanların önüne taşıyorlar. Nerede büyüme oldu? Senin cebine maaş olarak giren bir kuruş fazla var mı? İşçinin, memurun, tarım kesiminin cebine giren var mı?n Azalma var.Prof. Dr. Haydar Baş- Soruyorum. Hiç kimsenin cebine bir kuruş fazla girdi mi? Peki, Türkiye'de büyüme olacak da bu büyüme nereye yansır? Ekonomide paranın piyasaya girmesine yansır. Esnaf bir iş yapıyordu, şimdi bu işi yüzde 100, yüzde 30 katladı mı? Böyle bir ticaret piyasası var mı? Yok. Adam, "akşam oldu siftah edemedim" diyor. O halde bütün bunlar tiyatro. Büyüme diye bir şey yok. Borçla beraber sen ülkeyi yöneteceksin. Senin getirin aldığın borçların faizini ödemiyor. Hesap ortada. Türkiye'nin şu anda 380 milyar dolar iç ve dış borcu var. 380 milyar dolara 2004 yılında verdikleri faiz tutarı tam 120 katrilyon. 2004 yılında Türkiye'nin topladığı vergiler 90 katrilyon. Yani biz zarardayız. Bizim akarımız aldığımız borçların faizini ödemiyor. Peki sen ne ile hangi büyümeden bahsediyorsun. Bütçede yatırıma kaç para tahsis ettin, bana gösterebilir misin? Büyüme yatırımla olur. Bütçede göstermediğim yatırımı "yaptım" diyorsun. Çocuk mu kandırıyorsun? "Bizim altı ay sonramız, bir sene sonramız daha iyi olacak" deniliyor. Körün aradığı iki göz bir ela biri boz. Güzel de yapılacak olan yatırım bütçede görünmesi lazım. Göster bakayım bana bütçede bu var mı? Yok. Peki nerede bu büyüme? Televizyon ekranlarında, gazete sütunlarında. Bunlar milleti aldatmak, milletin gözünü boyamaktan başka bir şey değildir. Onun için insanımız bu yalanları duyduğu zaman nefretle "hayır" demesi ve korkutması lazım. Tabii şimdi bakıyor ki hiç kimse kendisine tepki koymuyor. Artık demokratik hakkımızı kullanıp tepkimizi ortaya koymamız lazım. Kişi başına milli gelir 6 bin dolarmış. Bir evde eğer beş nüfus varsa 30 bin dolar eder. Adam günde 30 kuruş kazanmıyor, 30 bin dolardan bahsediyorsun. Kuru 1,300'den hesap ederseniz 30 bin dolar, 39-40 milyar ediyor. Bırak 40 milyarı hangi vatandaşın evine 4 milyar para giriyor. Bu kadar yalan, bu kadar afaki konuşma olmaz. Büyüme diye  bir şey yok. Büyüme olmuş olsa evvela büyüme iş dünyasında mutlaka kendini gösterir. Basit bir misal verelim. Ev yaparken inşaat sektörü bir iş yapıyor mu? Elbette yapıyor. Çünkü demir alıyorsun, çimento, menteşe alıyorsun. Pencere, cam siparişi veriyorsun. Vs. vs. İnşaat sektöründe büyüdük derken yüzlerce insan iş yapıyor demektir. İnşaat sektöründe böyle bir şey var mı? Yok. Tarım sektöründe, denizcilikte, sanayide var mı? Yok. Peki nerede bu büyüme? Böyle bir şey yok. Bunlar laf ü güzaftır. Milletin gözünü boyamaktır. Olacaksa, önce bütçeye bunu koyacaksın, biz de bunu okuyacağız. Onun adına burada avukatlık yapacağız. "Helal olsun sana. Sen gerçekleri gördün, gündeme taşıdın" diyeceğiz. Hiç merak etmesinler. Eğer bunu yaparlarsa biz bunu da söyleriz. Ama bugüne kadar böyle bir şey olmadı. Bu ekonomi yoluyla olması da mümkün değildir. n

Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.

07.06.2026 23:05:00
İhlas Haber Ajansı
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.
Gastronomi şehri Bolu'nun köklü mutfak kültürü, ulusal arenada bir kez daha zirveye taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu İzzet Baysal Abant Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) öğrencileri temsil etti. Yarışmada hünerlerini sergileyen genç aşçılar, hazırladıkları yöresel menüyle jüriden tam not aldı. Öğrencilerin özenle hazırladığı "Seben Asma Yaprağı Kapaması", "Bolu Sarı Patatesli Anne Köftesi" ve "Çıtırlı Bal Kabağı" menüsü büyük beğeni toplayarak Bolu'ya Türkiye birinciliğini getirdi.

Kupayı bakan Tekin verdi
Bolu'nun eşsiz lezzetlerini başarıyla tanıtarak şampiyonluğa uzanan öğrenciler ve danışman öğretmenlerine birincilik kupası, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından takdim edildi.İHA

Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek

Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi" kapsamında köy okullarının kütüphaneleri yenilendi, 5 bin kitap öğrencilerle buluşturuldu

07.06.2026 21:03:00
İhlas Haber Ajansı
Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek
Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek
Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi" kapsamında köy okullarının kütüphaneleri yenilendi, 5 bin kitap öğrencilerle buluşturuldu.
Tunceli'de çocukların eğitim hayatına katkı sunmak ve okuma alışkanlığını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi", kent genelindeki köy okullarında önemli bir dönüşüme imza attı. Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak çalışmasıyla yürütülen proje kapsamında, jandarma personelinin gönüllü katkılarıyla temin edilen 5 bin kitap öğrencilerle buluşturulurken, birçok okulun kütüphanesi yenilenerek daha modern ve işlevsel hale getirildi. Eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunmayı hedefleyen proje sayesinde çocukların bilgiye erişim imkânları artırılırken, kitaplarla kurdukları bağın güçlenmesi ve okuma kültürünün yaygınlaştırılması amaçlandı. Proje çerçevesinde ayrıca Mazgirt Akpazar İlkokulu'ndaki anasınıfı modernize edilerek minik öğrenciler için daha çağdaş bir eğitim ortamı oluşturuldu. Bunun yanı sıra, Tunceli İl Jandarma Komutanlığında görev yaparken şehit olan kahraman jandarmanın hatırasını yaşatmak amacıyla Tokat'taki Şehit J. Uzm. Onb. Doğan Kızılateş İlkokulu Kütüphanesine de 500 kitap bağışlandı.İHA

Kılıçdaroğlu CHP'de grup kürsüsüne dönüyor, Özel'in 'grup başkanlığı iptal edilebilir'

Mutlak butlan kararıyla CHP'de genel başkanlık görevine geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun partinin 9 Haziran'daki grup toplantısına başkanlık edeceği duyuruldu

07.06.2026 16:37:00
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu CHP'de grup kürsüsüne dönüyor, Özel'in 'grup başkanlığı iptal edilebilir'
Kılıçdaroğlu CHP'de grup kürsüsüne dönüyor, Özel'in 'grup başkanlığı iptal edilebilir'
Kılıçdaroğlu'nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, CHP'nin Meclis Grup Toplantısı'nın Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında 9 Haziran Salı Günü saat 13.30'da gerçekleştirileceğini belirtti.

CHP mutlak butlan kararı sonrasındaki ilk grup toplantısını Özgür Özel başkanlığında 2 Haziran'da yapmıştı.

21 Mayıs'taki mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu partiye genel başkan olarak döndü. Özgür Özel ise CHP'nin TBMM'deki Grup Başkanı olarak seçildi. Partide ikili bir yapı oluştu.

Kılıçdaroğlu kanadından yapılan son açıklamada Özgür Özel'in grup başkanlığının da iptal edileceği duyuruldu.

Yeni atanan CHP sözcüsü Müslüm Sarı, grup başkanlığı seçiminin "usulsüz" olduğunu savundu ve "Genel başkanın bilgisi dahilinde olmayan bir seçim yapılabilir mi, grup başkanı genel başkana bağlı olarak çalışılır" dedi.

Konuyla ilgili 6 Haziran'da konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP'nin grup toplantısını genel başkan liderliğinde yapmasının önünde yasal bir engel olmadığını söyledi.

Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi

06.06.2026 10:30:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 27 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, 6 Haziran tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonda; Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt ve Eyüpsultan başta olmak üzere Avrupa ve Anadolu yakalarında örgütlü şekilde suç faaliyetlerinde bulundukları, iş yerlerine yönelik silahlı saldırı, tehdit ve benzeri olayları organize ettikleri tespit edilen iki ayrı suç örgütüne yönelik çalışma yürütüldü.

Çalışmalar kapsamında örgütlerin hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilirken, çeşitli olaylarla bağlantıları tespit edilen 27 şüpheli yakalandı.

Öte yandan, yapılan aramalarda 7 adet ruhsatsız tabanca, çok sayıda fişek ve bir miktar uyuşturucu ele geçirildiği öğrenildi.

Konuyla ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği belirtildi.

AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki


 
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Kürt kadın ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir" ifadesini kullandı.

06.06.2026 10:19:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki

FOTO ALTI: İzmir Amerikan Hastanesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Törene İzmir Valisi Süleyman Elban (sol5), Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım (sol4), Koç Holding Onursal Başkanı ve Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç (sol3), Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç (sağda) Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel (sağ2) katılmıştı.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'un bazı ifadeleri üzerine NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınadıklarını belirtti.
İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımların nefret söylemi doğuracağını bildiren Çelik, "Kadınlarla ilgili söylemlerin saygılı, özenli ve nitelikli bir yaklaşıma sahip olması esastır. Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerin konusu olamaz" değerlendirmesini yaptı.

Çelik, şunları kaydetti: "Bu yanlış söylemlerden kesinlikle uzak durulması gerekir. 'Kürt kadın' ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir. Kürt vatandaşlarımızla beraber hepimizi ve tüm kadınlarımızı inciten bu yanlış ve çirkin yaklaşımları en net şekilde ve kökten reddediyoruz. Nefret söylemleri, mizah kılıfı ile asla mazur gösterilemez. Yanlış söylemlerin düzeltilmesi ve özür dilenmesi, değerlerimize saygının bir gereğidir. Herkes inanç, kültür, etnik köken, kimlik ve cinsiyet konularında sağduyulu, nitelikli ve saygılı bir dil kullanmaya özen göstermelidir. Vatandaşlarımızın tamamı eşit onura, saygınlığa ve değere sahiptir."

Binali Yıldırım da hedefte

Öte yandan Rahmi Koç'un İzmir Amerikan Hastanesi açılığında yaptığı "Kürt kadın hasta" şakasına ve eski Başbakan Binali Yıldırım'ın bu şakaya kahkahayla gülmesine de tepki yağıyor. İzmir Balçova'da gerçekleştirilen Amerikan Hastanesi açılışında konuşan Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç'un anlattığı bir fıkra, sosyal medyada gündem oldu. Hasta mahremiyeti, kadın kimliği ve etnik kimlik üzerinden yapılan esprinin yer aldığı görüntüler kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.
Videoda Koç'un, protokol üyelerine hastaneyi gezdirdiği sırada fıkra anlattığı ve salondaki bazı isimlerin bu espriye güldüğü görüldü. Görüntülerde yer alan isimlerden biri de eski Başbakan Binali Yıldırım oldu. Sosyal medyada paylaşılan videoda Yıldırım'ın fıkraya kahkahalarla güldüğü anlar dikkat çekti. Fıkranın yayılmasının ardından eleştirilerin bir bölümü doğrudan Rahmi Koç'a yönelirken, bir kısmı da fıkraya gülen protokol üyelerini hedef aldı.

O fıkra!

Koç, anlattığı fıkrada, "Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş 'Hanımefendi perdenin arkasına gidin, soyunun' deyince kadın, 'Doktor Bey, ilk sen soyun' demiş" ifadelerini kullandı. DEM Parti ve HÜDA-PAR da Koç'a tepki gösterdi.

İstanbul'da mafya operasyonu


 
İstanbul'da 2 suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli gözaltına alındı.

06.06.2026 08:55:00
Haber Merkezi'AA
İstanbul'da mafya operasyonu
İstanbul'da mafya operasyonu

Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt, Eyüpsultan başta olmak üzere kent genelinde silahlı saldırı, tehdit ve benzeri suçları işledikleri ve organize ettikleri belirlenen 2 ayrı suç örgütünün yakalanmasına yönelik çalışma yaptı.

Bu kapsamda hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilen suç örgütlerine yönelik özel harekat destekli eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli yakalandı.
Aramalarda 7 ruhsatsız tabanca, çok sayıda mermi ve bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildi.
Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı


 
İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada "İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında yasaklanmıştır" denildi.

06.06.2026 08:49:00
AA
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı
İstanbul'da ormanlık alanlara giriş yasaklandı

İstanbul Valiliği, kent genelinde ormanlık alanlara girişlerin, mangal, tüp kullanımı ve nargile gibi sebeplerle ateş yakmanın 8 Haziran-15 Ekim tarihlerinde yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, yaz mevsimiyle ormanlık alanlarda insan ve araç hareketliliğinde artış olduğu, bu durumun orman yangınları riskini artırdığı bildirildi.

Amaç ormanları korumak

Kasten veya kusurlu olarak ortaya çıkabilecek bu risklerin önüne geçebilmek için bir dizi tedbirin uygulanmasına kararı verildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"İstanbul genelinde ormanlık alanlara girişler, mangal, tüp kullanımı, nargile ve benzeri sebeplerle ateş yakmak 8 Haziran 2026 ile 15 Ekim 2026 tarihleri arasında, Orman Kanunu'nun 31. ve 32. maddesi kapsamında köy/mahalleler başta olmak üzere orman içi, orman bitişiği ve ormanla ilişiği olmayan tüm köy ve mahallelerde anız, bağ–bahçe, zeytinlik ve tarla temizliği gibi gerekçelerle ağaç, dal ve her türlü bitki örtüsünün yakılması yasaklanmıştır. İstanbul il sınırları içerisinde yer alan ve belirlenen piknik ve mesire alanları, korular, parklar, tabiat parkları ve eko turizm alanlarında piknik, spor, yürüyüş ve benzeri faaliyetler için herhangi bir kısıtlama kararı bulunmamaktadır."

Enerji hatları uyarısı

Açıklamada, orman alanı civarındaki tesisler ile sanayi kuruluşlarının, orman alanlarını etkileyebilecek her türlü faaliyet nedeniyle oluşabilecek yangın riskine karşı önleyici tüm tedbirleri eksiksiz almaları konusunda yükümlü olduklarına işaret edildi. Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşların enerji hatlarının özellikle ormanlık alanlardan geçen bölümlerinde gerekli bakımları gerçekleştirecekleri, yangın riskine karşı her türlü tedbiri alacakları, gerektiğinde enerji kesintisi uygulayacakları belirtildi: "Tüm belediyelerimiz, orman içi, orman kenarı ve bitişiğinde bulunan çöp toplama alanları çevresinde koruma bandı oluşturacak ve yangın riskine karşı gerekli iş makinelerini (dozer, loder, kepçe) hazır bulunduracaklardır. Kaymakamlıklarımız ve Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda genel kolluk ve orman kolluğundan oluşturulan denetim ekipleri etkin gözetim ve denetim çalışmalarını yürütecektir. Gerekli hallerde kaymakamlıklarımızın emriyle tüm kamu ve özel sektör imkanları kullanılarak olası yangınlara karşı etkili mücadele yapılacaktır. Yukarıda belirtilen karar ve önlemlere aykırı hareket edenler hakkında ilgili kanunların belirlediği şekilde idari ve adli işlem yapılacaktır."

Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı

Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı

05.06.2026 18:41:00
Haber Merkezi
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Ramazan Bayramı’nda gözaltına alınmıştı
Kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler ve tarikat-vakıf ilişkilerine yönelik haberleriyle tanınan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, tutukluluğunun 75. gününde hakim karşısına çıktı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti, Arı'nın tahliyesine karar verdi.

Duruşma salonuna alkışlarla giren İsmail Arı, savunmasında kamu kaynaklarının vakıflara aktarılmasına dair yaptığı haberlerin arkasında durdu.

Gazetecilik suç değildir



Arı savunmasında, "Bana yaşatılan eziyeti sağır sultan duydu, bir tek yargı makamları duymadı. Gazetecilik suç değildir, beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Duruşma savcısı, delillerin henüz toplanmadığı gerekçesiyle tutukluluğun devamını talep etse de mahkeme heyeti Arı'nın tahliyesine hükmederek davayı 9 Ekim'e erteledi.

Tokat'ta gözaltına alınmıştı

Gazeteci İsmail Arı, bayram tatili için gittiği Tokat'ta gözaltına alınmış ve 23 Mart 2026 tarihinde Ankara'da tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderilmişti.

İddianamede, Arı'nın BirGün TV'deki açıklamaları ile sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı

Diyarbakır'da iddiaya göre aralarında husumet bulunan ve konuşmak için bir kahvehanede buluşma planlayan taraflardan biri, kendilerini bekleyen aileye kurşun yağdırdı. Olayda 1 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı

05.06.2026 17:47:00
İhlas Haber Ajansı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Olay, Kayapınar ilçesi Peyas Mahallesi'nde bulunan bir kahvehanede meydana geldi. İddiaya göre, aralarında husumet bulunan iki aile konuşmak için bir kahvehanede buluşma ayarladı. Kahvehaneye giden Çınar ailesi, karşı tarafı beklemeye başladı. Bu sırada telefonla aranan ve kahvehanenin önüne çıkmaları istenen Çınar ailesine, kimlikleri öğrenilemeyen şahıslar tarafından ateş açıldı.

Olayda Sedat Çınar ile kardeşi Mehmet Çınar ve eniştesi A.Y. yaralandı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk kontrolde ağır yaralanan Sedat Çınar'ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Diğer 2 yaralı, ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Sedat Çınar'ın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere morga kaldırılırken, yaralılardan A.Y.'nin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Olayla ilgili geniş çapta inceleme başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.