logo
04 EYLÜL 2026

Konya'da tarlada hortum oluştu o anlar kamerada

Konya'da tarlada yerden gökyüzüne doğru yükselen hortum, çevredeki bir çiftçi tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi

04.09.2026 11:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
Konya'da tarlada hortum oluştu o anlar kamerada
Konya'da tarlada hortum oluştu o anlar kamerada
Konya'da tarlada yerden gökyüzüne doğru yükselen hortum, çevredeki bir çiftçi tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Edinilen bilgilere göre, merkez Karatay ilçesine bağlı Karakaya Mahallesi'nde tarım arazilerinin bulunduğu bölgede hortum oluştu. Tarlanın üzerinde oluşan hortum, yerden gökyüzüne doğru yükselirken kısa süreliğine etkili oldu.

Hortumun oluştuğunu fark eden bir çiftçi, o anları cep telefonu kamerasıyla kaydetti. Görüntülerde, tarlanın ortasında oluşan hortumun gökyüzüne doğru yükseldiği anlar yer aldı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildiğini, 39 farklı avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemi başlatıldığını duyurdu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildiğini, 39 farklı avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemi başlatıldığını duyurdu

04.09.2026 12:32:00
Haber Merkezi
 
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildiğini, 39 farklı avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemi başlatıldığını duyurdu
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildiğini, 39 farklı avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemi başlatıldığını duyurdu
Kişisel bilgileri hukuka aykırı yollarla ele geçirerek oluşturulan 'panel' adı verilen sorgulama sistemlerini kullandığı tespit edilen 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Vatandaşlarımıza ait kişisel verilerin yasa dışı yollarla ele geçirilerek 'panel' adı verilen sorgulama sistemlerinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Sistemi kullandığına ilişkin somut deliller elde edilen 31 avukat hakkında gözaltı kararı verilmiş, 39 avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemlerine başlanmıştır" açıklamasında bulundu

Borcunuz yasal takibe düştü diyen avukatların izi sürüldü
Adalet Bakanı Gürlek konuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaştı:
"Vatandaşlarımızın mahremiyeti bizim için dokunulmazdır! Vatandaşlarımızın kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla ele geçirilmesi, ticari bir meta hâline getirilmesi ve bu bilgiler kullanılarak vatandaşlarımızın mağdur edilmesi asla kabul edilemez. Bu çerçevede İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu koordinasyonunda, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalarda; vatandaşlarımıza ait kişisel verilerin yasa dışı yollarla ele geçirilerek "panel" adı verilen sorgulama sistemlerinde kullanıldığı tespit edilmiştir.
Yapılan incelemelerde bu yasa dışı sistemlerin bazı hukuk bürolarına ücret karşılığında satıldığı ve abonelik sistemiyle kullandırıldığı; bazı hukuk bürolarının da herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmayan vatandaşların kişisel bilgilerine bu sistemler üzerinden ulaşılarak "borcunuz yasal takibe düştü", "uzlaşma sürecini kaçırdınız", "hakkınızda haciz işlemi başlatıldı" gibi gerçeğe aykırı ifadelerle mağdur edildiği anlaşılmıştır.

31 avukat hakkında gözaltı kararı verildi
Soruşturmanın ilk aşamasında yasa dışı sistemi kuran, işleten ve gelir akışında yer aldığı tespit edilen şüpheliler hakkında adli işlemler yapılarak 10 şüpheli hakkında kamu davası açılmıştır. Soruşturmanın genişletilmesiyle de yasa dışı panel sistemini kullandığına ilişkin somut deliller elde edilen 31 avukat hakkında bugün gözaltı kararı verilmiş, 39 farklı avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemlerine başlanmıştır. Bu önemli soruşturmayı büyük bir titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İstanbul Emniyet Müdürlüğümüze ve soruşturmada görev alan tüm kamu görevlilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum. Hukuku istismar ederek hukuksuzluk yapan hiç kimsenin yanına kâr kalmayacaktır."

KKTC Başbakanı Üstel: "Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında batan gemiye yönelik çalışmalarda 2 kadının naaşına ulaşıldığını, faciada toplam can kaybının 12'ye yükseldiğini, kayıp 16 kişiye ulaşılması için arama çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Üstel, kazanın araştırılması amacıyla Cumhuriyet Meclisi'ne araştırma önergesi sunduklarını bildirdi

04.09.2026 12:19:00
İHA
 
KKTC Başbakanı Üstel: "Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi"
KKTC Başbakanı Üstel: "Girne'deki gemi faciasında can kaybı 12'ye yükseldi"
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, geçtiğimiz pazar günü Girne Limanı'ndan Mersin Taşucu'na gitmek üzere hareket ettikten sonra alabora olan gemiye ilişkin yürütülen arama çalışmalarına dair açıklamalarda bulundu. Başbakan Üstel, pazar gününden bu yana büyük bir acı yaşandığını belirterek gemide bulunan vatandaşlara ulaşılması amacıyla KKTC ve Türkiye'nin tüm ilgili kurumlarının arama-kurtarma çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Kazada yaşamını yitirenlerin ve kayıp kişilerin bulunduğunu ifade eden Üstel, Türkiye'ye ait arama-kurtarma gemisi TCG Işın'ın KKTC'ye ulaşmasının ardından çalışmalara başladığını kaydetti. Üstel, TCG Işın'ın ardından TCG Alemdar'ın da bölgeye geldiğini belirterek geminin arama çalışmalarını 7 gün 24 saat esasına göre aralıksız sürdürdüğünü ifade etti.

"Çalışmalar robotik sistemlerle yürütülüyor"

Arama çalışmalarının çok zorlu şartlar altında gerçekleştirildiğine dikkati çeken Üstel, geminin 554 metre derinlikte bulunduğunu ve bu derinliğe insanların inemediğini söyledi. Çalışmaların tamamen robotik sistemler aracılığıyla yürütüldüğünü aktaran Başbakan Üstel, aramaların başlamasının ardından önce 1 naaşa, dün ise 2'nci naaşa ulaşıldığını belirtti.

Yılmaz'ın taziye ziyareti

Üstel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın dün KKTC'yi ziyaret ettiğini hatırlatarak Yılmaz'ın hem geçmiş olsun dileklerini ilettiğini hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın süreci yakından takip ettiğini ve taziye mesajlarını ilettiğini söyledi. Yılmaz'ın acılı ailelerle bir araya geldiğini belirten Üstel, ailelere arama-kurtarma çalışmaları hakkında bilgi verildiğini kaydetti.

Faciada can kaybı 12'ye yükseldi

Her sabah hem ailelere hem de basına açıklamalarda bulunduklarını ifade eden Üstel, gece yürütülen çalışmaların sonucunda 2 kadının naaşına daha ulaşıldığını belirterek, "Böylece 554 metre derinlikten çıkarılan naaş sayısı 4'e yükseldi. Yani vefat edenlerin sayısı 12 oldu" ifadelerini kullandı. Arama-kurtarma çalışmalarının devam ettiğini belirten Üstel, kayıp 16 kişiye daha ulaşılması için TCG Alemdar'ın çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'na, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı'na, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı'na, TCG Alemdar'da görev yapan askerlere ve çalışmalara katkı koyan herkese teşekkür etti. Denizin 554 metre derinliğinde yürütülen çalışmaların zorluğuna dikkati çeken Üstel, çalışmalarda zamana ihtiyaç duyulduğunu ailelerle de paylaştığını söyledi.

"Sorumlular hukuk önünde hesap verecek"

Arama çalışmalarının kayıp kişilere ulaşılana kadar devam edeceğini vurgulayan Üstel, kazanın meydana gelmesinde ihmal veya başka bir unsurun bulunup bulunmadığının araştırılacağını kaydetti. Üstel, kazanın yaşanmasında sorumluluğu bulunan kişilerin, görev ve konumlarına bakılmaksızın hukuk karşısında hesap vereceğini belirtti. Kazanın araştırılması amacıyla Cumhuriyet Meclisi'nde de çalışma başlatılacağını açıklayan Üstel, hükümet olarak Meclis'e araştırma önergesi sunduklarını bildirdi. Üstel, "Bu konuda Cumhuriyet Meclisimizde bir araştırma komitesi kurulması ve çalışmaların Cumhuriyet Meclisinde başlaması için dünden itibaren müracaatımızı yapmış bulunmaktayız" ifadelerini kullandı.

Başbakan Üstel, gelişmelere ilişkin akşam saatlerinde yeniden halka ve ailelere bilgi vereceğini kaydederek bütün naaşlara tek tek ulaşmayı ümit ettiklerini söyledi.

"Kesin süre veremiyoruz"
Basın mensuplarının arama çalışmalarının ne zaman tamamlanacağına ilişkin sorusunu yanıtlayan Üstel, umudun hiçbir zaman tükenmeyeceğini söyledi. Deniz Kuvvetleri personelinin umutların gerçeğe dönüşmesi için 7 gün 24 saat çalıştığını belirten Üstel, çalışmaların ne zaman sonuçlanacağına ilişkin kesin bir süre verilemeyeceğini ifade etti. Konunun tamamen teknik olduğunu dile getiren Üstel, 554 metre derinlikte çok zor şartlarda yürütülen bir çalışmadan söz edildiğini vurguladı.

Ulaşılan 2 naaşın kimlik tespiti çalışmaları sürüyor

Üstel, ulaşılan 2 naaşın kimlik tespitine ilişkin bir gelişme olup olmadığı yönündeki soru üzerine naaşların Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü açıkladı. Kimlik tespitinin ardından ailelere bilgi verileceğini belirten Üstel, "Kimlik tespiti yapıldıktan sonra ailelerimize duyuracağız" dedi.

Mersin limanındaki kimyasal sızıntıyla ilgili açıklama:" Etkilenen 35 kişinin durumu iyi"

Mersin Uluslararası Limanı'nda içinde kimyasal madde bulunan bir konteynere iş makinesi devrilmesi sonucu sızıntı yaşandığı, tedbir amaçlı 35 kişinin hastaneye sevk edildiği bildirildi. Mersin Valiliği tarafından yapılan açıklamada: "AFAD KBRN ekiplerince yapılan ölçümlerde herhangi bir olumsuz değere rastlanmamıştır" denildi

04.09.2026 12:11:00
İHA
 
Mersin limanındaki kimyasal sızıntıyla ilgili açıklama:" Etkilenen 35 kişinin durumu iyi"
Mersin limanındaki kimyasal sızıntıyla ilgili açıklama:" Etkilenen 35 kişinin durumu iyi"
Alınan bilgiye göre, Mersin Limanı'nda bir iş makinesinin konteynerin üzerine devrilerek delmesi sonucu gaz sızıntısı meydana geldi. İddiaya göre, yaşanan sızıntı nedeniyle limandaki operasyonlar geçici olarak durduruldu, çalışanlar tedbir amacıyla liman sahasının dışına çıkarıldı. Bölgeye AFAD, sağlık, itfaiye ve ilgili kurumlara bağlı ekipler sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından 35 kişi, tedbir amaçlı belirli hastanelere götürüldü.

Öte yandan maddenin boya gibi ürünlerde kullanılan Etil akrilat olduğu, kimyasal güvenlik literatüründe ise 'orta derecede toksik' olarak sınıflandırıldığı, yoğun temasın sağlık açısından zararlı olabildiği öğrenildi.

"Yoğun kokudan etkilenen 35 kişinin durumları iyi olup sağlık gözetimleri sürdürülmektedir"

Konuyla ilgili Mersin Valiliği'nden açıklama geldi. Açıklamada:" 04 Eylül 2026 tarihinde saat 02.20 sıralarında, Mersin Uluslararası Limanı'nda bir iş kazası meydana gelmiştir. Olay yerine sevk edilen AFAD ekiplerince yapılan incelemede, iş makinesinin bir konteynerin üzerine devrilmesi sonucu sızıntı meydana geldiği ve etil akrilat olarak değerlendirilen maddenin çevreye yayılarak yoğun kokuya neden olduğu tespit edilmiştir. AFAD KBRN ekiplerince yapılan ölçümlerde herhangi bir olumsuz değere rastlanmamıştır. Tedbir amacıyla bölgede güvenlik alanı oluşturulmuş ve kısa sürede konteyner izole bir alanda bulunan güvenlik havuzuna taşınmıştır. Yoğun kokudan etkilenen 35 kişinin genel sağlık durumları iyi olup sağlık gözetimleri sürdürülmektedir. Durumdan etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz .Olaya ilişkin çalışmalar, Valiliğimiz koordinasyonunda ilgili kurumlarımızca titizlikle yürütülmektedir" denildi.

Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı

Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı

04.09.2026 12:09:00
AA
 
Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı
Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı
Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan yazılı açıklamaya göre, Yükseköğretim Genel Kurulunun kararıyla, vakıf yükseköğretim kurumlarının hazırlık ve birinci sınıf dışındaki sınıflarında öğrenim gören öğrenciler için uygulanacak öğrenim ücreti artış oranının 2026-2027 akademik yılında yüzde 25'i geçmemesi kararlaştırıldı.

Bazı vakıf yükseköğretim kurumlarının belirlenen artış sınırına uymadığına yönelik YÖK Başkanlığına ulaşan ihbar ve şikayetler üzerine Kurul tarafından 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlatıldı.

İnceleme kapsamında, söz konusu yükseköğretim kurumlarının 2026-2027 akademik yılı için belirledikleri öğrenim ücretleri ile öğrencilere yansıtılan ücret artışlarının ilgili mevzuata ve Yükseköğretim Genel Kurulu kararına uygunluğu değerlendirilecek.

Öte yandan, Başkanlığa ulaşan, öğrenci aleyhine sonuç doğurduğu değerlendirilen başvuru, ihbar ve şikayetler günlük olarak ivedilikle inceleniyor.

Akhisar'daki cinayetin failleri 10 yıl sonra bulundu

Manisa'nın Akhisar ilçesinde 2 Nisan 2016 tarihinde Cin Deresi kenarında çıplak bedeni kafatasından ayrılmış halde bulunan Abdurrahman Aysu'nun failleri ve suçun gizlenmesinde rol aldığı değerlendirilen şüphelilerin tespit edilerek gözaltına alındığı bildirildi

04.09.2026 11:39:00
İHA
 
Akhisar'daki cinayetin failleri 10 yıl sonra bulundu
Akhisar'daki cinayetin failleri 10 yıl sonra bulundu
Manisa'nın Akhisar ilçesinde marangozluk yapan evli 2 çocuk babası Abdurrahman Aysu kaybolduktan 13 gün sonra 2 Nisan 2016 tarihinde Cin Deresi kenarında başı koparılmış ve çıplak halde cesedi bulunmuştu.

Olayın üzerinden geçen 10 yılın ardından Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda cinayetin aydınlatıldığı açıklandı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Manisa Akhisar'da 2016 yılında öldürülen Abdurrahman Aysu'nun cinayetine ilişkin yürütülen yeni çalışmalar sonucunda olayın failleri ve suçun gizlenmesinde rol aldığı değerlendirilen şüpheliler tespit edildi. Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde Manisa, Bursa ve İstanbul'da gerçekleştirilen operasyonlarda 7 şüpheli gözaltına alındı" ifadelerini kullandı.

Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü: Milli Mücadele’nin dönüm noktası

Anadolu’nun kalbinde, işgal altındaki bir vatanın kaderini değiştiren ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin harcını karan Sivas Kongresi, Türk tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olma niteliğini koruyor. 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan bu tarihi kurultay, yalnızca yerel bir direnişin organizasyonu değil, milletin kendi geleceğini kendi eliyle tayin ettiği tam bağımsızlık manifestosudur

04.09.2026 11:37:00
Hasan Gündoğdu
 
Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü: Milli Mücadele’nin dönüm noktası
Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü: Milli Mücadele’nin dönüm noktası
Amasya Genelgesi'nden Sivas'a uzanan çetin yol

Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basmasıyla başlayan örgütlenme süreci, Amasya Genelgesi'nde dile getirilen "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" ilkesiyle hukuki ve siyasi bir boyut kazanmıştı.

Bu çağrının en somut adımı olarak planlanan Sivas Kongresi; İstanbul Hükümeti'nin engelleme çabalarına, İtilaf Devletleri'nin baskılarına ve Elazığ Valisi Ali Galip'in kongreyi basma girişimlerine rağmen kararlılıkla toplandı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün dönüştürücü rolü

Mustafa Kemal Paşa'nın kongredeki rolü, askeri bir liderliğin ötesine geçerek diplomatik ve stratejik bir deha sergilemesini sağladı. Sivas Mekteb-i Sultani binasında gerçekleşen görüşmelerde kongre başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Atatürk, birçok başarılara imza attı

Liderlik ve meşruiyet mücadelesi: İstanbul Hükümeti'nin hareketi "yasadışı" ilan etme çabalarına karşı, Anadolu'daki halk iradesini meşru kılacak hukuki zemini inşa etti.

Manda ve himaye fikrine kesin darbe: Kongre süresince en çetin tartışmalar, Amerikan veya İngiliz mandasını savunan delegelerle yaşandı. Mustafa Kemal Paşa'nın kararlı tutumu sayesinde "Manda ve himaye kabul olunamaz" ilkesi nihai olarak benimsendi ve tam bağımsızlık dışındaki tüm formüller reddedildi.

Örgütlerin tek çatı altında birleştirilmesi: Doğu ve Batı Anadolu'da bölgesel olarak faaliyet gösteren tüm direniş cemiyetleri, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirildi. Böylece milli mücadele, bölgesel karakterden kurtularak ulusal bir nitelik kazandı.

Halkı bilgilendirme ve basın gücü: Milli iradenin sesini hem iç kamuoyuna hem de dünyaya duyurmak amacıyla Sivas'ta İrade-i Milliye gazetesinin çıkarılması kararlaştırıldı.

Tarihi önemi: Yeni devletin yürütme organı doğdu

Sivas Kongresi'nin en stratejik sonuçlarından biri de Heyet-i Temsiliye'nin (Temsil Heyeti) yetkilerinin tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletilmesi ve başkanlığına Mustafa Kemal Paşa'nın getirilmesi oldu.

Bu gelişmeyle birlikte Temsil Heyeti, TBMM açılıncaya kadar geçici bir hükümet gibi çalışarak milli mücadelenin tek yürütme organı haline geldi.

İstanbul Hükümeti ile her türlü haberleşmenin kesilmesi kararı üzerine, baskılara dayanamayan Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etmek zorunda kaldı. Bu durum, Anadolu hareketinin İstanbul yönetimine karşı elde ettiği ilk büyük siyasi zafer olarak tarihe geçti.

Cumhuriyet'in temelleri Sivas'ta atıldı

Sivas Kongresi, yalnızca bir savaş stratejisinin belirlendiği yer değildir; aynı zamanda Misak-ı Milli sınırlarının çizildiği, halk iradesinin tecelli ettiği ve gelecekte kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuki ve siyasi temellerinin atıldığı bir mutabakat metnidir.

Atatürk'ün daha sonra "Burada bir milletin kurtuluşunu hazırlayan kararlar alındı" sözleriyle önemini vurguladığı Sivas Kongresi, Türk milletinin esaret kabul etmeyen çelikten iradesinin abidesi olarak tarihteki yerini korumaktadır.

Silivri açıklarında meydana gelen kazaya ilişkin ön tespit raporu hazırlandı: 2 kaptanın da kusurlu olduğu tespit edildi

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin bilirkişi heyetince ön tespit raporu hazırlandı. Raporda, gemide birinci kaptanın, seyir emniyetinin sağlanmasına ilişkin gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği, üçüncü kaptan ve vardiya zabitinin ise çatışmayı önlemek için gerekli tedbirleri zamanında ve etkin şekilde almadığı tespit edildi

04.09.2026 11:10:00
İHA
 
Silivri açıklarında meydana gelen kazaya ilişkin ön tespit raporu hazırlandı: 2 kaptanın da kusurlu olduğu tespit edildi
Silivri açıklarında meydana gelen kazaya ilişkin ön tespit raporu hazırlandı: 2 kaptanın da kusurlu olduğu tespit edildi
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı.

Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında, geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklanırken, 4 kişi ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmıştı.

2 kaptanın da kusurlu olduğu tespit edildi

Konuya ilişkin yürütülen soruşturma devam ederken, deniz kazası bilirkişi heyetince ön tespit raporu hazırlandı. Raporda, ALSU isimli gemide birinci kaptan olarak görev yapan şüpheli Ahmet Eraslan'ın seyir emniyetinin sağlanmasına ilişkin gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği belirlendi.

Yürütülen çalışmalarda, olay sırasında üçüncü kaptan ve vardiya zabiti olarak görev yapan şüpheli Murat Evciman'ın ise çatışmayı önlemek için gerekli tedbirleri zamanında ve etkin şekilde almadığı tespit edildi.

Dün adliyeye sevk edilen Ahmet Eraslan ile Murat Evciman, 'taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçundan sevk edildikleri nöbetçi mahkemece tutuklandı. 4 şüpheli şahıs ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin gözaltına alınan Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanları tutuklandı. 4 mürettebat ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

03.09.2026 23:33:00
İHA
 
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında ALSU isimli gemiden bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9 kişiden, 6'sı ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilmişti.

Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden, geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklama talebiyle, 4 kişi ise adli kontrol istemiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Mahkeme, şüphelilerden geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman hakkında tutuklama kararı verdi. Mahkeme, 4 kişiyi ise adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

03.09.2026 23:10:00 / Güncelleme: 04.09.2026 06:04:53
AA
 
Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı
Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, rulo sac metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemi ile Türk bayraklı "Alsu" isimli ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batması ve gemideki 10 kişilik mürettebata ulaşılamaması üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyeti, kazaya karışan "Alsu" gemisinden elde edilen teknik kayıtlar, ECDIS playback veriler, kaza mahallinde Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü unsurlarınca temin edilen raporlara yönelik incelemesini tamamladı.

Bu kapsamda hazırlanan ön tespit raporunda, 2 Eylül saat 03.13 sıralarında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen deniz kazası neticesinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin iskele tarafından hasar alarak süratle battığı, mürettebatından halen haber alınamadığını belirtildi.

"Alsu" gemisine ait kısıtlı ECDIS playback verileri, olay anındaki jurnal kayıtları, gemi adamlarının ifadeleri ve geminin Bridge Management Manual (BMM-Emniyetli Seyir El Kitabı) kuralları çerçevesinde yapılan ön incelemeye yer verilen raporda, "Kazanın hem M/T Alsu'da tespit edilen köprü üstü seyir emniyeti organizasyonu ihlalleri (Watch Condition B ihlali, tek ve tecrübesiz zabit bırakılması, gözcü bulunmaması) hem de Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazının kapalı/arızalı ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması ve şimdilik elde edilebilen telsiz mutabakatına aykırı tehlikeli sancağa dönüş manevraları gerçekleştirmesi sonucunda çift taraflı ağır durumsal farkındalık kaybı ile meydana geldiği tespit edilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Raporda, kazanın hemen ardından "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin, elde edilebilen verilere göre iskele tarafından yırtılma nedeniyle süratle battığı, "Alsu" isimli gemide ise sancak bordadaki hafif sıyrıklar dışında seyri engelleyecek veya su almaya sebep olacak majör hasar oluşmadığı kaydedildi.

Çatışma sonrasında "Alsu" gemisinin mürettebatı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (Nene Hatun gemisi dahil) ve Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları tarafından denizde geniş çaplı arama-kurtarma faaliyeti yürütüldüğü, yapılan kurtarma çalışmalarında "Tuğberk İmamoğlu" gemisine ait can salları ve serbest düşmeli (free fall) can filikasının denizde yüzer vaziyette boş olarak bulunduğu ifade edildi.

Raporda, "Alsu" isimli geminin 2 Eylül tarihli jurnal kayıtları ve Kaptan Ahmet Erarslan'ın ifadelerine göre, kaza anında bölgedeki hava durumunun, rüzgar yönü kuzey olup 4 beaufort (Bft) kuvvetinde, deniz durumunun ise 3 beaufort olup hafif çalkantılı olduğu, gökyüzünün ise "bc" (broken clouds - gök bulutlu) olarak kaydedildiği aktarıldı.

Bilirkişi raporunda, "Görüş açık olup yaklaşık 6 deniz milidir. Bölgede manevrayı kısıtlayıcı herhangi bir sis, pus, sağanak veya yoğun akıntı bulunmamaktadır. Dolayısıyla kaza, görüşün ve deniz şartlarının tamamen emniyetli seyre elverişli olduğu bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Kazaya sebebiyet veren dışsal (doğa) bir faktör tespit edilememiştir." değerlendirilmesine yer verildi.

"Kaptan (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir"

"Alsu" isimli geminin köprü üstü kadrosu ve olay anındaki personel durumunun analizinin, adli kusur açısından bulguları ortaya koyduğu belirtilen raporda, bu bulgular şu şekilde aktarıldı:

"Vardiya zabitinin tecrübesizliği: Çatışma anında köprü üstünde nöbetçi olan tek kişi 2. Zabit (3. Kaptan) Murat Evciman'dır. Evciman'ın resmi ifadesinden, gemiye kazadan sadece bir gün önce (31 Ağustos) katıldığı ve kaza anındaki (00.00-04.00) vardiyasının, kendisinin bu gemideki ilk seyir vardiyası olduğu kesinleşmiştir. Gemiyi, manevra kabiliyetini, personeli ve köprü üstü cihazlarını henüz tanımayan bir zabitin yoğun trafik ayrımında tek başına bırakılması bir zafiyettir.

Gözcü ve dümenci bulunmaması: Kazanın gerçekleştiği 03.13 sularında köprü üstünde Murat Evciman dışında hiçbir gözcü, stajyer veya dümenci (Watch A.B) bulunmamaktadır. Zabit tamamen tek başınadır. Gözcü stajyer Yunus Türker ve diğer personel kamara ve güvertede istirahat halindedir. Bu durum köprü üstünde durumsal farkındalığı azaltmıştır.

Kaptanın köprü üstünü terk etmesi: Kaptan Ahmet Erarslan kaza esnasında köprü üstünde bulunmamakta, kamarasında uyumaktadır. Çatışmanın sarsıntısıyla uyanmış ve ancak 03.20 sularında (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir. Kaptan ifadesinde, açık denizde gözcü bulundurmama yetkisinin kendisinde olduğunu iddia etse de bu durum geminin SMS kurallarına tamamen aykırıdır."

"Alsu" isimli geminin operasyonel ve sistemsel kusurlu olduğu vurgulandı

Raporda, "Alsu" isimli geminin resmi Emniyetli Seyir El Kitabı'nın incelendiği ve geminin kendi şirketi tarafından onaylanan köprü üstü vardiya standartları ile kaza anındaki fiili durumunun karşılaştırıldığı belirtilerek, bu karşılaştırmanın "Alsu" tarafındaki operasyonel ve sistemsel kusuru tartışmasız şekilde ortaya koyduğu vurgulandı.

"Alsu" isimli geminin ECDIS playback verilerinin teknik incelemesinde, çatışmanın gelişim aşamalarının kronolojik olarak nasıl yaşandığı, raporda şu şekilde anlatıldı:

"Manevra safhaları:

1. Tespit ve görünmezlik (03.06): 1,8 mil mesafede, Tuğberk İmamoğlu gemisi AIS verisi alınmadığı için Alsu'nun ECDIS ekranında sadece radar ekosu (Missing Echo) olarak 082° rotasında og 7.2 knot hızla ilerleyen bir hedef şeklinde belirmektedir. AIS'in veri göndermemesi, kimlik tespiti ve erken geçiş planlamasını imkansız hale getirmiştir.

2. Telsiz mutabakatı ve rota değişimi (03.08-03.09): Alsu'nun 2. Zabiti Murat Evciman, VHF 16 üzerinden karşı gemiyle telsiz irtibatı kurduğunu, karşı tarafın 'İskeleye kaçın.' talebi üzerine Alsu'nun rotasını iskeleye doğru değiştirmeye başladığını (03.09'da 294,5°) beyan etmektedir.

3. Kritik manevra ihlali (03.10): Alsu rotasını 283,9°'ye getirmişken, yaklaşık 0.5 mil kala Tuğberk İmamoğlu gemisi ECDIS ekranından anlık olarak kaybolup geri gelmiş ve telsiz mutabakatının tam aksine aniden sancağına (kendi sağına) dönmeye başlamıştır.

4. Şimdiki eldeki verilere göre, son yaklaşma ve çatışma (03.12-03.13): Tuğberk İmamoğlu 0.25 mil mesafede rotasını 133°'ye getirmiş ve hızını 5.8 knot'a düşürmüştür. ALSU ise 7.8 knot hızla ilerlemektedir."

"Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin hızlı batış nedeni tespit edilemedi

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu'nun, Alsu'nun pruva hattını dikey keserek kendi sol (iskele) baş omuzluğunu, Alsu'nun sağ (sancak) baş omuzluğuna çarptığı değerlendirilmektedir. Savrulma neticesinde Tuğberk İmamoğlu isimli geminin çatışmadan sonra neden bu kadar hızlı battığının inceleme ve değerlendirilmesi dosyaya ileride eklenecek bilgiler ve belgeler ile mümkün olabilecektir. Tuğberk İmamoğlu isimli gemide yük kayması (cargo shift) olup olmadığı veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının incelenmesi de gerekmektedir." ifadeleri yer aldı.

Bilirkişi raporunda, kaza öncesi, esnası ve sonrasındaki operasyonel süreçlerin, adli ve teknik deliller ışığında Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü (COLREG) ve Emniyet Yönetim Sistemi (SMS) kapsamında değerlendirilerek, tarafların kusur nitelikleri eldeki verilere göre gerekçeli olarak anlatıldı.

Buna göre, "Alsu" isimli geminin gözcülük kurallarını ihlal ettiği ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Alsu isimli gemi, en yoğun ve riskli trafik bölgelerinden biri olan seperasyon hattını keserken köprü üstünde tek bir zabit dışında dümenci veya gözcü bulundurmamıştır. Gözle ve radarla yapılması gereken 'tam bir gözcülük' kuralı açıkça ihlal edilmiştir. Bu durum, karşı geminin telsiz mutabakatına aykırı sancağa dönüş manevrasının zamanında ve erken fark edilerek reaksiyon gösterilmesini (çatışmayı önleyici manevra yapmayı) engellemiştir."

Raporda, SMS yönetmeliği ihlali bakımında ise "Geminin resmi BMM kılavuzunda, 'Watch Condition B' seviyesinde seyredilmesi emredilirken, kaptanın köprü üstünde bulunmaması ve gözcü personel görevlendirilmemesi operasyonel bir yönetim zafiyetidir. Kaptan Ahmet Erarslan, seyir emniyetini tecrübesiz zabite bırakarak denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir." değerlendirilmesinde bulunuldu.

Çatışmayı Önleme Manevrası kuralı ihlali açısından ise raporda şunlar aktarıldı:

"Vardiya zabiti Murat Evciman, karşı geminin üzerlerine geldiğini ve telsiz mutabakatına uymayarak sancağa döndüğünü 0.5 mil gibi çok yakın bir mesafede fark etmiştir. Bu aşamada çatışmayı önlemek için erken makine stop veya tam tornistan (geri) manevrası yapmak yerine, sadece rotayı iskeleye almaya devam etmiştir. Erken hız azaltma veya makineleri durdurma aksiyonunun alınmamasının çatışmanın fiziki şiddetini artırmış olabileceği değerlendirilmektedir."

"Tuğberk İmamoğlu 'hayalet gemi' modunda seyrederek ciddi seyir tehlikesi yarattı"

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemi yönünden kusur ve ihlallere de yer verildi.

Tuğberk İmamoğlu geminin AIS cihazı kapalı, arızalı olması, ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması olarak "hayalet gemi" modunda seyrederek bölgedeki diğer gemiler ve VTS istasyonları için ciddi bir seyir tehlikesi yarattığı belirtilen raporda, "Alsu" isimli geminin bu hedefi ancak 1.8 mil kala radar ekosu olarak tespit edebildiği kaydedildi. Bu durumun ise erken uyarı ve emniyetli geçiş planlamasını doğrudan engellediği vurgulandı.

Raporda, karşı geminin, telsiz konuşmalarında iskeleye kaçınma yönünde anlaşıldığının ifade edilmesine rağmen, son 0.5 mil kala aniden sancağına sert dümen kırarak "Alsu" isimli geminin pruva hattını kesmesinin, kazayı fiziki olarak başlatan operasyonel kusur olarak belirtildi.

Kaza nedeni

Bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında, kazanın nedeni şu şekilde anlatıldı:

"Çatışmanın ve ardından meydana gelen batma ve mürettebat kayıp faciasının esas kök nedeni, 'Çift taraflı köprü üstü disiplinsizliği, vardiya standartlarının tamamen terk edilmesi ve durumsal farkındalık kaybı'dır. 'Tuğberk İmamoğlu' isimli geminin AIS cihazını kapatarak seyretmesi ve telsiz mutabakatına aykırı olarak son 0.5 milde sancağa dönmesi, çatışmayı fiziki olarak başlatan aktif tetikleyici etkendir. Ancak bu tetikleyici etkenin bir facia ile sonuçlanmasının arkasındaki asli kök neden Alsu isimli gemideki köprü üstü zafiyetidir. Eğer Alsu, kendi emniyet kılavuzundaki (BMM) 'Watch Condition B' kuralına riayet ederek köprü üstünde tecrübeli kaptanı ve ek bir gözcüyü bulundursaydı, 'Tuğberk İmamoğlu'nun kontrolsüz sancağa dönüş manevrası 0.5 mil yerine 1.5-1.8 mil mesafede saptanabilir, COLREG Kural 8 uyarınca ivedilikle makineler stop edilerek veya acil tornistan verilerek çatışma tamamen önlenebilir ya da darbe şiddeti minimuma indirilerek Tuğberk İmamoğlu'nun batması engellenebilirdi. Köprü üstündeki tek başına, tecrübesiz zabit bu durumu zamanında analiz edememiş ve can kaybı/kayıp faciasının kapısı aralanmıştır."

Şu ana kadar Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Gemi Trafik Hizmetleri tarafından dosyaya sunulan VTS görüntülerinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemiye ait bir görüntü kaydı bulunmadığı belirtilen raporda, "Oysa ki Tuğberk İmamoğlu gemisi Alsu gemisinin ECDIS ekranında görülmüştür." ifadesine yer verildi.

Bilirkişi raporunda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin mürettebatının denizde kayıp olması ve davanın "taksirle ölüme sebebiyet verme" niteliği kazanabilecek olması nedeniyle maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla, VHF telsiz ses kayıtları, genişletilmiş VTS radar ve ekran kayıtları, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin kazadan sonra neden bu kadar hızlı battığının, yük kayması (cargo shift) veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının saptanması amacıyla, geminin yükleme planı (stowage plan), yük bağlama sertifikaları, yükleme limanı, yükleme anı kamera kayıtları ve stabilite hesapları ile "Alsu" isimli geminin dış mekan kamera kayıtlarının müzekkere yazılarak toplanmasının teknik bir zorunluluk olduğu vurgulandı.
 

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu

03.09.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu
Almanya'da 23 taşınmazı bulunduğu iddiası tartışma konusu olan eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, konuyu gündeme getiren Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulundu.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Gökçek, iddiaları reddetti. İddianın tapu kaydına dayanmadığını savunan Gökçek, asıl amacın kendisi ve ailesi hakkında "algı oluşturmak" olduğunu öne sürdü.

Tüm mal varlığının e-Devlet kayıtlarında bulunduğunu belirten Gökçek, "Hukuka ve adalete olan inancımız tamdır. Bu tür asılsız ve iftira niteliğindeki iddiaları ortaya atanlar hakkında, şahsiyet haklarımızın korunması amacıyla Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer mevzuat kapsamında cezalandırılması için Murat Ağırel hakkında resmî suç duyurusunda bulunulmuştur" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.