logo
07 EKİM 2026

Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

03.09.2026 23:10:00 / Güncelleme: 04.09.2026 06:04:53
AA
 
Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı
Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, rulo sac metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemi ile Türk bayraklı "Alsu" isimli ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batması ve gemideki 10 kişilik mürettebata ulaşılamaması üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyeti, kazaya karışan "Alsu" gemisinden elde edilen teknik kayıtlar, ECDIS playback veriler, kaza mahallinde Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü unsurlarınca temin edilen raporlara yönelik incelemesini tamamladı.

Bu kapsamda hazırlanan ön tespit raporunda, 2 Eylül saat 03.13 sıralarında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen deniz kazası neticesinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin iskele tarafından hasar alarak süratle battığı, mürettebatından halen haber alınamadığını belirtildi.

"Alsu" gemisine ait kısıtlı ECDIS playback verileri, olay anındaki jurnal kayıtları, gemi adamlarının ifadeleri ve geminin Bridge Management Manual (BMM-Emniyetli Seyir El Kitabı) kuralları çerçevesinde yapılan ön incelemeye yer verilen raporda, "Kazanın hem M/T Alsu'da tespit edilen köprü üstü seyir emniyeti organizasyonu ihlalleri (Watch Condition B ihlali, tek ve tecrübesiz zabit bırakılması, gözcü bulunmaması) hem de Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazının kapalı/arızalı ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması ve şimdilik elde edilebilen telsiz mutabakatına aykırı tehlikeli sancağa dönüş manevraları gerçekleştirmesi sonucunda çift taraflı ağır durumsal farkındalık kaybı ile meydana geldiği tespit edilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Raporda, kazanın hemen ardından "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin, elde edilebilen verilere göre iskele tarafından yırtılma nedeniyle süratle battığı, "Alsu" isimli gemide ise sancak bordadaki hafif sıyrıklar dışında seyri engelleyecek veya su almaya sebep olacak majör hasar oluşmadığı kaydedildi.

Çatışma sonrasında "Alsu" gemisinin mürettebatı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (Nene Hatun gemisi dahil) ve Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları tarafından denizde geniş çaplı arama-kurtarma faaliyeti yürütüldüğü, yapılan kurtarma çalışmalarında "Tuğberk İmamoğlu" gemisine ait can salları ve serbest düşmeli (free fall) can filikasının denizde yüzer vaziyette boş olarak bulunduğu ifade edildi.

Raporda, "Alsu" isimli geminin 2 Eylül tarihli jurnal kayıtları ve Kaptan Ahmet Erarslan'ın ifadelerine göre, kaza anında bölgedeki hava durumunun, rüzgar yönü kuzey olup 4 beaufort (Bft) kuvvetinde, deniz durumunun ise 3 beaufort olup hafif çalkantılı olduğu, gökyüzünün ise "bc" (broken clouds - gök bulutlu) olarak kaydedildiği aktarıldı.

Bilirkişi raporunda, "Görüş açık olup yaklaşık 6 deniz milidir. Bölgede manevrayı kısıtlayıcı herhangi bir sis, pus, sağanak veya yoğun akıntı bulunmamaktadır. Dolayısıyla kaza, görüşün ve deniz şartlarının tamamen emniyetli seyre elverişli olduğu bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Kazaya sebebiyet veren dışsal (doğa) bir faktör tespit edilememiştir." değerlendirilmesine yer verildi.

"Kaptan (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir"

"Alsu" isimli geminin köprü üstü kadrosu ve olay anındaki personel durumunun analizinin, adli kusur açısından bulguları ortaya koyduğu belirtilen raporda, bu bulgular şu şekilde aktarıldı:

"Vardiya zabitinin tecrübesizliği: Çatışma anında köprü üstünde nöbetçi olan tek kişi 2. Zabit (3. Kaptan) Murat Evciman'dır. Evciman'ın resmi ifadesinden, gemiye kazadan sadece bir gün önce (31 Ağustos) katıldığı ve kaza anındaki (00.00-04.00) vardiyasının, kendisinin bu gemideki ilk seyir vardiyası olduğu kesinleşmiştir. Gemiyi, manevra kabiliyetini, personeli ve köprü üstü cihazlarını henüz tanımayan bir zabitin yoğun trafik ayrımında tek başına bırakılması bir zafiyettir.

Gözcü ve dümenci bulunmaması: Kazanın gerçekleştiği 03.13 sularında köprü üstünde Murat Evciman dışında hiçbir gözcü, stajyer veya dümenci (Watch A.B) bulunmamaktadır. Zabit tamamen tek başınadır. Gözcü stajyer Yunus Türker ve diğer personel kamara ve güvertede istirahat halindedir. Bu durum köprü üstünde durumsal farkındalığı azaltmıştır.

Kaptanın köprü üstünü terk etmesi: Kaptan Ahmet Erarslan kaza esnasında köprü üstünde bulunmamakta, kamarasında uyumaktadır. Çatışmanın sarsıntısıyla uyanmış ve ancak 03.20 sularında (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir. Kaptan ifadesinde, açık denizde gözcü bulundurmama yetkisinin kendisinde olduğunu iddia etse de bu durum geminin SMS kurallarına tamamen aykırıdır."

"Alsu" isimli geminin operasyonel ve sistemsel kusurlu olduğu vurgulandı

Raporda, "Alsu" isimli geminin resmi Emniyetli Seyir El Kitabı'nın incelendiği ve geminin kendi şirketi tarafından onaylanan köprü üstü vardiya standartları ile kaza anındaki fiili durumunun karşılaştırıldığı belirtilerek, bu karşılaştırmanın "Alsu" tarafındaki operasyonel ve sistemsel kusuru tartışmasız şekilde ortaya koyduğu vurgulandı.

"Alsu" isimli geminin ECDIS playback verilerinin teknik incelemesinde, çatışmanın gelişim aşamalarının kronolojik olarak nasıl yaşandığı, raporda şu şekilde anlatıldı:

"Manevra safhaları:

1. Tespit ve görünmezlik (03.06): 1,8 mil mesafede, Tuğberk İmamoğlu gemisi AIS verisi alınmadığı için Alsu'nun ECDIS ekranında sadece radar ekosu (Missing Echo) olarak 082° rotasında og 7.2 knot hızla ilerleyen bir hedef şeklinde belirmektedir. AIS'in veri göndermemesi, kimlik tespiti ve erken geçiş planlamasını imkansız hale getirmiştir.

2. Telsiz mutabakatı ve rota değişimi (03.08-03.09): Alsu'nun 2. Zabiti Murat Evciman, VHF 16 üzerinden karşı gemiyle telsiz irtibatı kurduğunu, karşı tarafın 'İskeleye kaçın.' talebi üzerine Alsu'nun rotasını iskeleye doğru değiştirmeye başladığını (03.09'da 294,5°) beyan etmektedir.

3. Kritik manevra ihlali (03.10): Alsu rotasını 283,9°'ye getirmişken, yaklaşık 0.5 mil kala Tuğberk İmamoğlu gemisi ECDIS ekranından anlık olarak kaybolup geri gelmiş ve telsiz mutabakatının tam aksine aniden sancağına (kendi sağına) dönmeye başlamıştır.

4. Şimdiki eldeki verilere göre, son yaklaşma ve çatışma (03.12-03.13): Tuğberk İmamoğlu 0.25 mil mesafede rotasını 133°'ye getirmiş ve hızını 5.8 knot'a düşürmüştür. ALSU ise 7.8 knot hızla ilerlemektedir."

"Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin hızlı batış nedeni tespit edilemedi

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu'nun, Alsu'nun pruva hattını dikey keserek kendi sol (iskele) baş omuzluğunu, Alsu'nun sağ (sancak) baş omuzluğuna çarptığı değerlendirilmektedir. Savrulma neticesinde Tuğberk İmamoğlu isimli geminin çatışmadan sonra neden bu kadar hızlı battığının inceleme ve değerlendirilmesi dosyaya ileride eklenecek bilgiler ve belgeler ile mümkün olabilecektir. Tuğberk İmamoğlu isimli gemide yük kayması (cargo shift) olup olmadığı veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının incelenmesi de gerekmektedir." ifadeleri yer aldı.

Bilirkişi raporunda, kaza öncesi, esnası ve sonrasındaki operasyonel süreçlerin, adli ve teknik deliller ışığında Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü (COLREG) ve Emniyet Yönetim Sistemi (SMS) kapsamında değerlendirilerek, tarafların kusur nitelikleri eldeki verilere göre gerekçeli olarak anlatıldı.

Buna göre, "Alsu" isimli geminin gözcülük kurallarını ihlal ettiği ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Alsu isimli gemi, en yoğun ve riskli trafik bölgelerinden biri olan seperasyon hattını keserken köprü üstünde tek bir zabit dışında dümenci veya gözcü bulundurmamıştır. Gözle ve radarla yapılması gereken 'tam bir gözcülük' kuralı açıkça ihlal edilmiştir. Bu durum, karşı geminin telsiz mutabakatına aykırı sancağa dönüş manevrasının zamanında ve erken fark edilerek reaksiyon gösterilmesini (çatışmayı önleyici manevra yapmayı) engellemiştir."

Raporda, SMS yönetmeliği ihlali bakımında ise "Geminin resmi BMM kılavuzunda, 'Watch Condition B' seviyesinde seyredilmesi emredilirken, kaptanın köprü üstünde bulunmaması ve gözcü personel görevlendirilmemesi operasyonel bir yönetim zafiyetidir. Kaptan Ahmet Erarslan, seyir emniyetini tecrübesiz zabite bırakarak denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir." değerlendirilmesinde bulunuldu.

Çatışmayı Önleme Manevrası kuralı ihlali açısından ise raporda şunlar aktarıldı:

"Vardiya zabiti Murat Evciman, karşı geminin üzerlerine geldiğini ve telsiz mutabakatına uymayarak sancağa döndüğünü 0.5 mil gibi çok yakın bir mesafede fark etmiştir. Bu aşamada çatışmayı önlemek için erken makine stop veya tam tornistan (geri) manevrası yapmak yerine, sadece rotayı iskeleye almaya devam etmiştir. Erken hız azaltma veya makineleri durdurma aksiyonunun alınmamasının çatışmanın fiziki şiddetini artırmış olabileceği değerlendirilmektedir."

"Tuğberk İmamoğlu 'hayalet gemi' modunda seyrederek ciddi seyir tehlikesi yarattı"

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemi yönünden kusur ve ihlallere de yer verildi.

Tuğberk İmamoğlu geminin AIS cihazı kapalı, arızalı olması, ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması olarak "hayalet gemi" modunda seyrederek bölgedeki diğer gemiler ve VTS istasyonları için ciddi bir seyir tehlikesi yarattığı belirtilen raporda, "Alsu" isimli geminin bu hedefi ancak 1.8 mil kala radar ekosu olarak tespit edebildiği kaydedildi. Bu durumun ise erken uyarı ve emniyetli geçiş planlamasını doğrudan engellediği vurgulandı.

Raporda, karşı geminin, telsiz konuşmalarında iskeleye kaçınma yönünde anlaşıldığının ifade edilmesine rağmen, son 0.5 mil kala aniden sancağına sert dümen kırarak "Alsu" isimli geminin pruva hattını kesmesinin, kazayı fiziki olarak başlatan operasyonel kusur olarak belirtildi.

Kaza nedeni

Bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında, kazanın nedeni şu şekilde anlatıldı:

"Çatışmanın ve ardından meydana gelen batma ve mürettebat kayıp faciasının esas kök nedeni, 'Çift taraflı köprü üstü disiplinsizliği, vardiya standartlarının tamamen terk edilmesi ve durumsal farkındalık kaybı'dır. 'Tuğberk İmamoğlu' isimli geminin AIS cihazını kapatarak seyretmesi ve telsiz mutabakatına aykırı olarak son 0.5 milde sancağa dönmesi, çatışmayı fiziki olarak başlatan aktif tetikleyici etkendir. Ancak bu tetikleyici etkenin bir facia ile sonuçlanmasının arkasındaki asli kök neden Alsu isimli gemideki köprü üstü zafiyetidir. Eğer Alsu, kendi emniyet kılavuzundaki (BMM) 'Watch Condition B' kuralına riayet ederek köprü üstünde tecrübeli kaptanı ve ek bir gözcüyü bulundursaydı, 'Tuğberk İmamoğlu'nun kontrolsüz sancağa dönüş manevrası 0.5 mil yerine 1.5-1.8 mil mesafede saptanabilir, COLREG Kural 8 uyarınca ivedilikle makineler stop edilerek veya acil tornistan verilerek çatışma tamamen önlenebilir ya da darbe şiddeti minimuma indirilerek Tuğberk İmamoğlu'nun batması engellenebilirdi. Köprü üstündeki tek başına, tecrübesiz zabit bu durumu zamanında analiz edememiş ve can kaybı/kayıp faciasının kapısı aralanmıştır."

Şu ana kadar Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Gemi Trafik Hizmetleri tarafından dosyaya sunulan VTS görüntülerinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemiye ait bir görüntü kaydı bulunmadığı belirtilen raporda, "Oysa ki Tuğberk İmamoğlu gemisi Alsu gemisinin ECDIS ekranında görülmüştür." ifadesine yer verildi.

Bilirkişi raporunda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin mürettebatının denizde kayıp olması ve davanın "taksirle ölüme sebebiyet verme" niteliği kazanabilecek olması nedeniyle maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla, VHF telsiz ses kayıtları, genişletilmiş VTS radar ve ekran kayıtları, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin kazadan sonra neden bu kadar hızlı battığının, yük kayması (cargo shift) veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının saptanması amacıyla, geminin yükleme planı (stowage plan), yük bağlama sertifikaları, yükleme limanı, yükleme anı kamera kayıtları ve stabilite hesapları ile "Alsu" isimli geminin dış mekan kamera kayıtlarının müzekkere yazılarak toplanmasının teknik bir zorunluluk olduğu vurgulandı.
 

Arnavutköy'de restorandaki yangın korkuttu

Arnavutköy'de, bir restoranda henüz bilinmeyen nedenle çıkan yangın korkuttu. Yoğun duman içinde mahsur kalanlar, kendi imkanlarıyla dışarı çıktı

06.10.2026 22:50:00 / Güncelleme: 06.10.2026 22:54:35
İHA
 
Arnavutköy'de restorandaki yangın korkuttu
Arnavutköy'de restorandaki yangın korkuttu
Yangın, saat 18.00 sıralarında Arnavutköy Hadımköy Mahallesi Abdül Ezel Paşa Caddesi'nde çıktı. Edinilen bilgiye göre, restorandan henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangın kısa sürede büyüdü.

Bu sırada yoğun dumanlar binanın büyük bir bölümünü sardı. Duman nedeniyle içeride mahsur kalanlar, kendi imkanlarıyla dışarı çıktı.

İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.

Polis çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. Yaklaşık yarım saatlik çalışmanın ardından yangın söndürüldü.



Yangın nedeniyle restoranda hasar meydana gelirken, yangınla ilgili inceleme başlatıldı.

Yangından yükselen dumanlar ve vatandaşların yaşadığı panik anları ise çevredekilerin cep telefonlarına yansıdı.

Okul saldırısından acı haber geldi

İstanbul Başakşehir'deki bir ortaokula eski okul üniformasını giyerek giren 15 yaşındaki lise öğrencisinin bıçaklı saldırısında kahreden haber geldi. Ağır yaralanan ortaokul öğrencisi Eslem Sare Bulut hastanedeki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından İçişleri ve Millî Eğitim Bakanlıkları geniş çaplı soruşturma başlatarak müfettiş görevlendirdi

06.10.2026 16:08:00
Haber Merkezi
 
Okul saldırısından acı haber geldi
Okul saldırısından acı haber geldi
İstanbul'un Başakşehir ilçesi Kayaşehir Mahallesi'nde bulunan Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu, bu sabah saat 08.35 sıralarında korkunç bir şiddet olayına sahne oldu. Farklı bir ilçedeki lisede 10. sınıf öğrencisi olan 15 yaşındaki F.M. isimli kız öğrenci, eski okuluna ait üniformayı giyerek bina içerisine sızdı. Yanında getirdiği bıçakla koridordaki öğrencilere hedef gözetmeksizin saldıran şüpheli, okulda dehşet saçtı.

Saldırıda ilk belirlemelere göre tamamı kız öğrencilerden oluşan 8 çocuk yaralandı. Okul yönetiminin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda polis ve acil sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı öğrenciler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı.


Acı haberi Bakan Yusuf Tekin duyurdu


Hastanede tedavi altına alınan öğrencilerden durumu kritik olan Eslem Sare Bulut, doktorların gösterdiği tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Eğitim camiasını yasa boğan acı haberi Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanlığı peş peşe yaptıkları açıklamalarla doğruladı. Yapılan açıklamalarda, hayatını kaybeden küçük Eslem'e Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileyen bakanlık yetkilileri, hastanede tedavisi süren diğer 7 öğrencinin durumunun yakından takip edildiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre yaralılardan ikisinin tedavisinin orta-ağır seviyede devam ettiği öğrenildi.


Saldırgan yakalandı, okulda eğitime ara verildi


Dehşet anlarının ardından kaçmaya çalışan 15 yaşındaki saldırgan F.M., okulun kadın güvenlik görevlisi ve emniyet güçlerinin müdahalesiyle kısa sürede silahıyla birlikte yakalanarak gözaltına alındı.

Olayın ardından okul önüne akın eden veliler büyük panik ve korku yaşarken, yetersiz güvenlik önlemleri gerekçesiyle duruma tepki gösterdi. Yaşanan trajedinin ardından Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda eğitime 2 gün süreyle ara verildiği açıklandı. Ayrıca, İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin kararı doğrultusunda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından olayla ilgili geçici yayın yasağı getirildi.


Çifte müfettiş görevlendirildi, güvenlik önlemleri masada


Yaşanan feci olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla İçişleri Bakanlığı, bir Mülkiye Başmüfettişi ile bir Polis Başmüfettişi görevlendirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Olayın öncesi ve meydana geliş sürecine ilişkin bütün hususlar hassasiyetle değerlendirilmektedir" denildi.

Ayrıca İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile koordineli şekilde benzer hadiselerin bir daha tekerrür etmemesi adına Türkiye genelindeki tüm okullarda ve okul çevrelerinde uygulanan güvenlik tedbirlerinin tamamen gözden geçirileceğini ve ilave önlemler için çalışmaların hızlandırıldığını duyurdu. Olayla ilgili adli ve idari tahkikat çok yönlü olarak sürdürülüyor.

8 öğrenci yaralandı 2'si ağır

Başakşehir'de bir ortaokulda meydana gelen bıçaklı saldırıda yaralanan 8 öğrenci hastanede tedavi altına alındı. Milli Eğitim Bakanlığı ilgili okulda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verildiğini bildirdi

06.10.2026 13:33:00 / Güncelleme: 06.10.2026 13:39:24
AA
 
8 öğrenci yaralandı 2'si ağır
8 öğrenci yaralandı 2'si ağır
Küçükçekmece'de bir lisede okuyan 2011 doğumlu F.M, ikamet ettiği Kayabaşı Mahallesi'nde bulunan bir ortaokula gelerek yanında getirdiği bıçakla okul bahçesindeki öğrencilere saldırdı.

Saldırıda 8 öğrenci yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

Yaralılar, sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan birinin durumunun kritik, 2'sinin sağlık durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Okul güvenliği tarafından yakalanarak polis ekiplerine teslim edilen saldırgan gözaltına alındı.

İstanbul Valisi Davut Gül ve İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, olayın ardından Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde tedavi gören öğrencileri ziyaret ederek, sağlık durumları hakkında bilgi aldı.

Daha sonra gazetecilere açıklama yapan Gül, herkese "geçmiş olsun" dileğinde bulunarak, tedavisi süren yaralılara Allah'tan şifa diledi.

Toplamda 8 öğrencinin yaralandığını aktaran Gül, "5'inin durumu hafif yaralı. Muhtemelen gün içerisinde tedavileri tamamlanacak diye tahmin ediyoruz, doktorlarımız öyle bilgi verdiler. 2 yavrumuzun, öğrencimizin tedavileri devam ediyor. Bunlarla ilgili de olumlu anlamda bir iyileşme var. Bir çocuğumuz da ameliyatta, ameliyat süreci devam ediyor. Ameliyattan henüz çıkmadığı için durumuyla ilgili değerlendirmeyi şu an itibarıyla yapamıyoruz." diye konuştu.

Vali Gül, saldırı hakkında bilgi vererek, "Bıçaklamayı, saldırıyı yapan, aynı mahallede oturan, okula çok yakın bir yerde ikamet eden yine bir öğrencimiz. Kendisi başka okulda eğitimine devam ediyor, kız öğrenci. Okul kıyafetiyle içeriye giriyor ve çocukları hedef gözetmeden bıçaklıyor. Adli bir olay var, başsavcımız, müdürlerimiz burada. Adli süreç, bundan sonraki süreçte devam edecek" ifadelerini kullandı.



MEB'den bıçaklı kavgaya ilişkin açıklama

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bulunan bir ortaokulda yaşanan bıçaklı kavgaya ilişkin, ilgili okulda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, bugün sabah saatlerinde İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bulunan bir ortaokulda, bu okulun öğrencileri ile başka ilçedeki bir okulun 10. sınıf öğrencisi arasında yaşanan olayda 8 öğrencinin yaralandığı belirtildi.

Olayın ardından yaralı öğrencilerin sağlık görevlilerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı ifade edilen açıklamada, bıçaklama olayını gerçekleştirdiği belirlenen lise öğrencisinin yakalandığı bilgisi verildi.

Açıklamada, "Eğitim camiamızı derinden üzen olayın akabinde Bakanlık birimlerimiz, emniyet güçleri ve sağlık görevlileri başta olmak üzere devletimizin ilgili tüm kurumları gerekli önlemleri almış, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Sürecin Bakanlıkça hassasiyetle takip edildiği ve gerekli tüm çalışmaların ilgili birimlerce koordineli şekilde yürütüldüğü vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Olayın hemen ardından bir bakan yardımcımız başkanlığında ilgili birim amirlerimizden oluşan Bakanlık heyetimiz, çalışmaları koordine etmek üzere İstanbul'a gitmişlerdir. Ayrıca olayı tüm yönleriyle incelemek üzere iki eğitim müfettişi de görevlendirilmiştir. Menfur olaydan etkilenen öğrenci, öğretmen ve velilerimiz için psikososyal destek ekiplerimiz, rehabilitasyon çalışmalarına başlamıştır. Adı geçen okulumuzda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verilmiştir. Yaşanan menfur hadisede yaralanarak hastanelere sevk edilen ve tedavileri süren öğrencilerimize acil şifalar diliyor, yakınlarına ve maarif ailemize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz."

BTP lideri Hüseyin Baş: "Atatürk İstanbul'un ikinci fatihidir"

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle andı ve Atatürk'ün İstanbul'un ikinci fatihi olduğunu belirtti

06.10.2026 12:42:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş: "Atatürk İstanbul'un ikinci fatihidir"
BTP lideri Hüseyin Baş: "Atatürk İstanbul'un ikinci fatihidir"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıl dönümünü kutladı.

Sosyal medya hesabından "Geldikleri gibi giderler" başlığı ile paylaşım yapan BTP lideri; "4 yıl, 10 ay, 23 gün süren düşman işgalinin ardından 6 Ekim 1923'te İstanbul yeniden Türk yurdu oldu. Bu büyük zaferi mümkün kılan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum. İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yılı kutlu olsun…" ifadelerini kullandı.

"İstanbul'un ikinci fatihi Atatürk'tür"

BTP Genel Başkan Hüseyin Baş paylaşımında bir de videoya yer verdi.

Videoda Hüseyin Baş şu ifadeleri kullanıyor:

"Atatürk İstanbul'a geldiğinde tarih 13 Kasım 1918. Haydar Paşa limanı önünden geçen İngiliz zırhlılarını görünce, " geldikleri gibi giderler" diyor.

İstanbul'un 2 tane fatihi vardır. Birincisi 1453'te İstanbul'un kapılarını Türklere açan Fatih Sultan Mehmet Han'dır.  İstanbul'un ikinci fatihi ve diğer bütün fetihlerimizi anlamlı kılan ve bugün yaşamamızın, o fetihleri kutlamamızın arkasındaki teminat olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Galata Kulesinde 4,5 yıl İngiliz bayrağı sallandı. Bu İstanbul'u işgalden kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Bunu da Onlara öğreteceğiz, hiç kimsenin kuşkusu olmasın. "

Kalp sağlığı için yapılacak yürüyüşün de kuralı var!


 
Kalp ve damar hastalıkları dünya genelinde ölüm nedenleri arasında başı çekerken, günlük yaşama kolayca dahil edilebilen yürüyüş bu riski azaltmada önemli rol oynuyor. 
 

06.10.2026 11:01:00
Murat Çorbacı
 
Kalp sağlığı için yapılacak yürüyüşün de kuralı var!
Kalp sağlığı için yapılacak yürüyüşün de kuralı var!

Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlere haftada 150-300 dakika orta şiddette fiziksel aktivite öneriyor. Ancak özellikle 35 yaşından sonra ve uzun süredir hareketsiz olanlarda, yürüyüşün süresi kadar, temposu ve hangi koşullarda yapıldığı da önem taşıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, yürüyüşte doğru tempoyu anlamanın en kolay yollarından birinin 'konuşma testi' olduğunu belirterek, "Orta tempolu bir yürüyüşte konuşabilir, ancak uzun cümleleri rahatça söylemekte zorlanırsınız. Konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız temponuz fazla yüksek olabilir" diyor. Prof. Dr. Murat Turfan, 4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kalp sağlığı için yürüyüşte dikkat edilmesi gereken 6 temel kuralı anlattı.

Yürüyüşe başlamadan önce kendi risklerinizi öğrenin

Prof. Dr. Murat Turfan, "35 yaşından sonra değişen şey yürüyüşün kuralları değil, kişinin kendi risklerini daha iyi tanımasının önemidir" diyerek sözlerine şöyle devam ediyor: "Uzun süredir egzersiz yapmıyorsanız, sigara kullanıyorsanız, hipertansiyon, diyabet veya kolesterol yüksekliğiniz varsa ya da ailenizde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunuyorsa yürüyüş programına başlamadan önce sağlık durumunuzun değerlendirilmesi önemlidir. Gerekli görülen kişilerde hekim muayenesi ve ek testlerle egzersizin güvenli sınırları belirlenebilir. Bilinen kalp-damar hastalığı bulunan kişilerin ise yürüyüşün süresi ve şiddeti konusunda mutlaka hekimlerinin önerisine göre hareket etmeleri gerekir" dedi. 

İlk ve son 5-10 dakikayı hafife almayın

Yürüyüşe başlar başlamaz yüksek tempoya çıkmak kalp ve dolaşım sistemi üzerindeki yükü aniden artırabilir. Bu nedenle ilk 5-10 dakikayı daha rahat bir tempoda geçirerek vücudun ısınmasını sağlamak, ardından yürüyüş hızını kademeli olarak yükseltmek faydalıdır. Yürüyüşü bitirirken de birden durmak yerine son birkaç dakikada tempoyu yavaşlatmak gerekir. Isınma ve soğuma bölümleri özellikle yüksek tempoda yürüyenler ve kalp-damar hastalığı bulunanlar için daha önemlidir.

Temponuzu 'konuşma testi' ile ayarlayın


Yürüyüş sırasında nabzınızı sürekli takip etmek zorunda değilsiniz. Bunun için oldukça basit bir yöntem var; konuşma testi. Orta şiddette bir yürüyüş sırasında konuşabilirsiniz, ancak uzun cümleleri rahatlıkla söylemekte zorlanmaya başlarsınız. Buna karşılık konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız tempo sizin için fazla yüksek olabilir. Elbette bu sınır kişiden kişiye değişir. Düzenli egzersiz yapan bir kişinin 'orta şiddeti', uzun süredir hareketsiz bir kişinin temposundan oldukça farklı olabilir.

Bir günde çok değil, haftaya yayarak yürüyün

Kalp sağlığı için haftada bir gün birkaç saat yürümek yerine, hareketi haftanın geneline yaymak daha doğru bir yaklaşım. Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite hedefleyin. Örneğin, haftanın 5 günü 30'ar dakikalık tempolu yürüyüş iyi bir başlangıç olabilir. Üstelik bu süreyi tek seferde tamamlamanız gerekmiyor; gün içinde yapacağınız 10-15 dakikalık yürüyüşleri bir araya getirerek de toplam süreye ulaşabilirsiniz. Burada önemli olan kusursuz bir program değil, hareketsiz geçen günlerin sayısını azaltmak ve sürdürülebilir bir düzen oluşturmak.

Yemek saatine ve hava koşullarına dikkat edin

Özellikle ağır bir öğünün hemen ardından tempolu yürüyüş yapmak hazımsızlık, şişkinlik ve rahatsızlık hissine yol açabilir. Büyük öğünlerden sonra bir süre beklemek ve yürüyüşe daha hafif tempoda başlamak daha uygun olacaktır. Sıcak ve nemli havalarda vücudun ısı düzenlemesi zorlaşırken, çok soğuk havalarda damarların büzüşmesi ve tansiyonun yükselmesi gibi etkiler görülebilir. Kalp hastalığı olan kişilerin özellikle aşırı sıcak veya soğuk havalarda egzersiz koşullarına daha fazla dikkat etmesi gerekir.

Bu belirtilerde yürüyüşe devam etmeyin!

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, yürüyüş sırasında bazı belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: "Yürüyüş sırasında göğüste baskı veya sıkışma; kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı, alışılmadık nefes darlığı; belirgin çarpıntı; baş dönmesi; soğuk terleme veya bayılacak gibi olma hissi gelişirse yürümeye devam edilmemelidir. Belirtiler kısa sürede geçse bile tekrarlıyorsa hekim değerlendirmesi gerekir. Belirgin ya da devam eden göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı veya bayılma gibi durumlarda ise acil tıbbi yardım alınmalıdır. Unutmayın, yürüyüşün amacı sınırlarınızı zorlamak değil, sağlığınızı güvenli ve düzenli hareketle desteklemektir."

Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!


 
Sonbaharın gelmesiyle birlikte influenza (grip) vakalarının görülme sıklığı artabiliyor. Hava sıcaklıklarındaki değişimler, okulların açılması ve kapalı, kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi solunum yolu virüslerinin daha kolay yayılmasına zemin hazırlayabiliyor.

06.10.2026 10:52:00
Murat Çorbacı
 
Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!
Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!

Sonbaharın gelmesiyle birlikte influenza (grip) vakalarının görülme sıklığı artabiliyor. Hava sıcaklıklarındaki değişimler, okulların açılması ve kapalı, kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi solunum yolu virüslerinin daha kolay yayılmasına zemin hazırlayabiliyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, özellikle 65 yaş üzeri bireyler, gebeler, kronik hastalığı bulunanlar ve obezitesi olan kişilerde daha ağır seyredebildiğini vurguluyor.

Bazı basit ama etkili önlemlerle influenzadan korunmanın mümkün olabildiğini vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Koyunseven, 7 etkili önlemi anlattı.
1. Grip aşınızı olun! Özellikle komplikasyon riski yüksek kişilerde aşılama hastalığın ağır seyretme ve ciddi sonuçlara yol açma riskini azaltmada önem taşır.
2. Sağlıklı ve dengeli beslenin!
3. Uyku düzeninize dikkat edin!
4. El hijyenine çok özen gösterin!
5. Hasta kişilerle temastan uzak durun!
6. Ortamı sık sık havalandırın.
7. Maske takın.


Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, "İnfluenza tedavisinde antiviral ilaçlar, hastalık süresinin kısaltılmasına ve özellikle risk grubundaki kişilerde komplikasyonların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Tedaviden en yüksek yararın sağlanabilmesi için antiviral ilaçlara, belirtilerin ortaya çıkmasından sonraki ilk 48 saat içinde başlanması önemlidir. Bununla birlikte ağır seyreden veya hastaneye yatış gerektiren durumlarda, 48 saat geçmiş olsa dahi hekim değerlendirmesiyle antiviral tedavi gündeme gelebilir" dedi.

Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak


 
Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy'un cenazesi 7 Ekim'de İstanbul'da toprağa verilecek.

06.10.2026 10:48:00
AA
 
Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak
Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak

Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy'un kızı Aşkım Arsoy'un sosyal medya hesabından verdiği bilgiye göre 90 yaşında vefat eden Göksel Arsoy için 7 Ekim'de Barbaros Hayrettin Paşa Camisi'nde öğle vakti cenaze namazı kılınacak. Ardından sanatçının cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilecek.
Kayseri'de 15 Mart 1936'da dünyaya gelen Göksel Arsoy, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenim gördüğü sırada Yeşilköy Havalimanı'nda çalıştı.

Samanyolu filmiyle ünlendi

Yapımcı Fuat Rutkay ve yönetmen Sırrı Gültekin'in dikkatini çekmesinin ardından 1957'de "Kara Günlerim" filmiyle sinemaya adım atan Arsoy, "Kelepçe" ve "Samanyolu" filmleriyle kısa sürede Yeşilçam'ın önde gelen oyuncuları arasına girdi.
Özellikle 1959 yapımı "Samanyolu" filminde Belgin Doruk ile başrolü paylaşması, sanatçının kariyerinde dönüm noktası oldu. Usta sanatçı, Belgin Doruk ile 15 filmde birlikte rol aldı. İkili, dönemin en sevilen sinema çiftlerinden biri haline geldi.

Göksel Arsoy'un sinema kariyerinde oyunculuğun yanı sıra yapımcılık da önemli yer tuttu. Kendi film şirketini kurarak 12 yapım üreten Arsoy, çocukluk yıllarından itibaren büyük ilgi duyduğu havacılığı sinemaya taşıdı. Unutulmaz oyuncu, Türk sinemasının ilk havacılık filmlerinden biri olarak nitelendirdiği 1963 yapımı "Şafak Bekçileri"nde hem yapımcılığı üstlendi hem başrol oynadı.
Sanatçı, oyunculuğunun yanı sıra yapımcı kimliği, müzik çalışmaları ve sinemaya kazandırdığı farklı türdeki projelerle de Yeşilçam'da kendine özgü bir yer edindi.

İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon

İzmir'de Bayraklı Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırmak" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın da bulunduğu 46 şüpheli gözaltına alındı

06.10.2026 10:44:00 / Güncelleme: 06.10.2026 13:40:38
AA
 
İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon
İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Başsavcılık koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele ve İstihbarat şubelerince müşterek çalışma gerçekleştirildiği belirtildi.

Soruşturmanın önceki dönem Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın elebaşılığında hareket ettiği öne sürülen yapılanmaya yönelik yürütüldüğü kaydedilen açıklamada, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarına ilişkin deliller elde edilmesi üzerine operasyon kararı alınmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Soruşturma kapsamında, Sayıştay raporları, MASAK raporları, yapılan teknik ve fiziki çalışmalar, elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda, aralarında önceki dönem Bayraklı Belediye Başkanı, belediye ve belediye şirketlerinde görev yapmış yöneticiler ile çalışanlar ve çeşitli şirketlerin yetkili ve sahiplerinin de bulunduğu toplam 48 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir."

Kamu zararı ve rüşvet belirlendi

Sayıştayın, 2025'te belediye iştiraki BAYBEL A.Ş'ye yönelik mali denetimde 2024 yılında gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan teminlerde usulsüzlük yapıldığı, kamu zararına neden olunduğu yönünde tespitlerde bulunduğu, bunların raporlarla da teyit edilmesi üzerine soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

BAYBEL A.Ş. tarafından gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan teminlerde teklif veren firmaların birbiriyle irtibatlı olduğu, bazı hizmetlerin kağıt üzerinde alınmış gibi gösterildiği veya eksik gerçekleştirildiği, tekliflerin çoğunlukla aynı firmalardan alındığı, hak ediş ödemelerinin ardından paraların firmalar arasında paylaştırıldığı ifade edildi.

BAYBEL A.Ş. tarafından firmalara yapılan bazı ödemelerin daha sonra eski BAYBEL Yönetim Kurulu Başkanı B.U. ve kardeşi H.U. ile Serdar Sandal'ın oğlu Y. Sandal'ın hesaplarına aktarıldığı kaydedildi.

Mali incelemelerde usulsüz iş ve işlemler nedeniyle 2023-2024 yıllarında toplam 20 milyon 85 bin 188 lira 5 kuruş kamu zararına neden olunduğu, ayrıca doğrudan temin alan firma sahipleri tarafından Bayraklı Belediyesi personeline toplam 4 milyon 625 bin 400 lira rüşvet niteliğinde para gönderildiğinin tespit edildiği öğrenildi.

5 ilde eş zamanlı operasyon

Hakkında gözaltı kararı verilen 48 şüpheliye yönelik İzmir merkezli İstanbul, Ankara, Elazığ ve Muğla'da eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Eski Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, oğlu Y. Sandal, eski Bayraklı CHP İlçe Başkanı ve belediye çalışanı D.G, eski BAYBEL A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi M.C.S, Karşıyaka Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü H.C.Ö, İzmir Büyükşehir Belediyesinde şube müdürü olarak görev yapan A.A. ve O.Ç.Ş'nin de aralarında olduğu 46 şüpheli yakalandı.

Operasyonda ruhsatsız tabanca ve dijital materyallere el konuldu.

Diğer şüpheliler eski BAYBEL A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı B.U. ile F.F'nin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır

Meltem TV canlı yayında konuşan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin, Suudi Arabistan öncülüğünde Yemen'deki çocuk hastanesinin bombalanmasına bir nevi soykırım olduğunu söyledi

06.10.2026 00:10:00
Hasan Gündoğdu
 
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Meltem TV'nin dünkü Parantez programına canlı yayın konuğu olan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin Yemen'in başkentindeki hastane bombalanması konusunda önemli açıklamalarda bulundu. 
 
Hasan Hüseyin Tekin televizyon kanalında "Muhammed bin Selman bu fotoğrafı (Hastane bombalanmasını) kimseye anlatamaz. Yanlış her yerde yanlıştır. Bunu Yahudi de yapsa yanlış, Müslüman da yapsa yanlış, Hindu da... Kim yaparsa yapsın hiç kimse bir hastane bombalayamaz, bombalamaması lazım. Zaten yeterince trajedi var, yeterince ölüm var. Hastane bombalamak ne demek biliyor musun? O milletin umutlarını bitirmek demektir. Savaşan bir halkı sağlık hizmetlerinden yoksun hale getirmek demektir. Çocukları, bebekleri yoksun hale getirmek demektir. Bir nevi soykırımdır. İfade ettiğimiz gibi askeri hedefler, üsler, karşılıklı stratejik noktalar bile vurulabilir ama baktığınız zaman bir hastanenin vurulması yanlıştır. Bu hastane, Yemen Salih Camisi'nin hemen yanıdır. İstanbul'da neye tekabül ediyor? Hani Sultanahmet Meydanı gibi düşünün. Yani çok kalabalık, çok işlek, çok bilinen bir yer. Burayı vurdular. Savaş sivilleri kapsamamalıdır" diye konuştu.
 

NE OLMUŞTU?

 
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, Yemen'in başkenti Sana'da bulunan El Seb'in Doğum ve Çocuk Hastanesini hedef almıştı. Saldırıya uğrayan hastane 45 bin kişilik cemaat kapasitesiyle bilinen Yemen Salih Camii'nin hemen kuzeyinde yer almaktaydı.

 

Şanlıurfa'ya iniş yapan yolcu uçağında bomba ihbarı

Ankara'dan Şanlıurfa'ya sefer yapan yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin not tespit edilmesi üzerine uçak, Şanlıurfa GAP Havalimanı'na güvenli şekilde iniş yaptı. Uçakta bulunan 136 yolcu ve 7 mürettebatın tahliyesi için gerekli güvenlik tedbirleri alındı

05.10.2026 22:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şanlıurfa'ya iniş yapan yolcu uçağında bomba ihbarı
Şanlıurfa'ya iniş yapan yolcu uçağında bomba ihbarı
Ankara'dan Şanlıurfa'ya sefer yapan yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin not tespit edilmesi üzerine uçak, Şanlıurfa GAP Havalimanı'na güvenli şekilde iniş yaptı. Uçakta bulunan 136 yolcu ve 7 mürettebatın tahliyesi için gerekli güvenlik tedbirleri alındı.

Edinilen bilgilere göre, bir hava yolu şirketinin VF 4180 sefer sayılı uçağı saat 19.00'da Ankara'dan Şanlıurfa'ya hareket etti. Uçakta patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin bir not bulunması üzerine durum güvenlik birimlerine bildirildi.

Uçak, saat 20.05'te Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yaptı. Uçakta bulunan 136 yolcu ve 7 mürettebatın güvenli şekilde tahliye edilmesi için gerekli tedbirler alındı. Yolcuların ve mürettebatın tahliyesinin ardından güvenlik birimleri tarafından uçakta patlayıcı madde araması gerçekleştirilecek.
Olayla ilgili güvenlik birimlerinin çalışmaları sürüyor.

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak'tan bomba ihbarı yapılan uçağa ilişkin açıklama

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Ankara'dan Şanlıurfa'ya sefer yapan bir yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin not bulunduğunu ve iniş yapan uçaktaki yolcuların ve mürettebatın güvenli şekilde tahliyesinin ardından uçakta arama yapılacağını açıkladı.

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak yaptığı açıklamada, "5 Ekim 2026 tarihinde saat 19.00'da Ankara'dan Şanlıurfa'ya hareket eden yolcu uçağında patlayıcı madde bulunduğuna ilişkin bir not bulunması üzerine söz konusu uçak saat 20.05'te Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yapmış olup, yolcuların güvenli şekilde tahliye edilmesi ve devamında uçakta güvenlik birimlerimiz tarafından patlayıcı madde araması gerçekleştirilecektir. Uçakta 136 yolcu ve 7 mürettebat bulunmaktadır. Uçakta bulunan yolcuların ve mürettebatın güvenli şekilde tahliyesi için bütün tedbirler alınmıştır" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.