Geçtiğimiz günlerde katıldığım televizyon programında "servet transferi" tartışılırken özellikle bunun altını çizdim. Konuşmacı arkadaş hükümetin servet transferini engelleme hususunda hassas olduğunu söyledi. Acaba öyle mi? Servet transferini yalnızca bir kişinin veya şirketin parasını yurt dışına çıkarması şeklinde anlarsak büyük resmi gözden kaçırırız.
Türkiye'nin ekonomik meselelerini tartışırken sık sık rakamlar üzerinde duruyoruz. Döviz ne kadar oldu, faiz kaç oldu, ihracat ne kadar arttı, cari açık ne kadar geriledi? Elbette bunların hepsi önemli. Ancak kanaatimce asıl sormamız gereken soru daha temel:
Türkiye'nin ürettiği servet nerede kalıyor?
Çünkü bir ülkenin ekonomik gücü yalnızca ne kadar ürettiğiyle değil, ürettiği değerin ne kadarını kendi ekonomisi içinde tutabildiğiyle de ölçülür.
Dış borcun faizini ödüyorsunuz; döviz çıkıyor. Enerjide dışarıya bağımlısınız; döviz çıkıyor. Teknolojiyi dışarıdan alıyorsunuz; döviz çıkıyor. Yüksek katma değerli ürünleri yeterince üretemiyor ve ithal ediyorsunuz; yine döviz çıkıyor.
Ekonominizi ithalata bağımlı hâle getiriyorsanız, ürettiğiniz değerin önemli bir bölümünü başka ekonomilere aktarmak zorunda kalıyorsunuz.
Rakamlar meselenin boyutunu gösteriyor. TÜİK verilerine göre Türkiye, 2024 yılında yaklaşık 262 milyar dolarlık ihracata karşılık 344 milyar dolarlık ithalat yaptı. Dış ticaret açığımız 82,2 milyar dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 76,1'de kaldı. Elbette her ithalatı servet kaybı olarak göremeyiz. Asıl sorun, üretimin kendisinin dahi ithalata bağımlı hâle gelmesidir.
Fakat mesele yalnızca "Ne kadar ihracat yaptık?" değildir. Asıl soru şudur: Ne ihraç ediyoruz, ne ithal ediyoruz? Düşük veya orta katma değerli ürünler satıp yüksek teknolojiyi dışarıdan satın alıyorsanız, ihracatınız artsa bile ekonomik bağımlılığınız devam edebilir. Üretiminiz arttıkça ithalatınız da artıyorsa burada üzerinde düşünülmesi gereken yapısal bir problem vardır.
Servetin dışarıya akmasının önemli kanallarından biri de dış borcun faiz yüküdür. Borç aldığınız zaman elinize kaynak geçer. Fakat o borcu yalnızca geri ödemiyorsunuz; bir de faizini ödüyorsunuz. Rakam çarpıcıdır. TCMB'nin dış borç servisi verilerine göre Türkiye'nin dış borçlarına ilişkin faiz ödemesi 2023 yılında 18,2 milyar dolar, 2024 yılında ise 22,6 milyar dolar oldu. Yalnızca iki yıldaki faiz ödemesi yaklaşık 40,8 milyar dolara ulaşıyor. Dikkat edin; burada anaparadan değil, faizden söz ediyoruz. 2024'te ödenen 22,6 milyar doları bugünkü kurla düşündüğümüzde, 1 trilyon lirayı aşan muazzam bir büyüklükten söz ediyoruz. Bu para Türkiye'de yatırıma, üretime, teknolojiye, çiftçiye, sanayiciye veya istihdama yönlendirilebilseydi nasıl bir ekonomik güç oluştururdu?
Bu listeyi daha da uzatabiliriz. Sözün özü şudur: Servet transferiyle gerçekten mücadele edilecekse meseleye yalnızca yurt dışına çıkarılan para üzerinden bakılamaz. Bunun yolu da bellidir. Milli paralarla ticaret, üretimin desteklenmesi, ülkenin kendi kaynaklarının harekete geçirilmesi, yüksek katma değerli ve teknolojik üretimin artırılması ve ekonominin borç-faiz sarmalından kurtarılması gerekir. Bunlar Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli'nin yıllardır üzerinde durduğu temel başlıklardır. Çözüm yalnızca paranın yurt dışına çıkarılmasını engellemek değildir. Asıl mesele, Türkiye'nin ürettiği serveti Türkiye'de tutabilecek bir ekonomik sistemi kurabilmektir.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Servet transferi sadece para kaçırmak mıdır? / 04.09.2026
- Türk kimliği: Etnik köken mi, ortak vatandaşlık mı? / 31.08.2026
- 30 Ağustos: Anadolu’da kalma mücadelesi / 30.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -X- Terörsüz Türkiye mi, nasıl bir Türkiye? / 18.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -IX- Kurucu irade nerede? / 17.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VIII- 467 oy neyin kapısını açtı? / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VII- Haydar Baş yıllar önce neyi görmüştü? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VI- Ortadoğu'yu kim yeniden şekillendiriyor? / 14.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -V- Mesele sadece Türkiye'nin iç meselesi mi? / 13.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -IV- Federasyon tartışması nereden çıkıyor? / 12.08.2026
- Türk kimliği: Etnik köken mi, ortak vatandaşlık mı? / 31.08.2026
- 30 Ağustos: Anadolu’da kalma mücadelesi / 30.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -X- Terörsüz Türkiye mi, nasıl bir Türkiye? / 18.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -IX- Kurucu irade nerede? / 17.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VIII- 467 oy neyin kapısını açtı? / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VII- Haydar Baş yıllar önce neyi görmüştü? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VI- Ortadoğu'yu kim yeniden şekillendiriyor? / 14.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -V- Mesele sadece Türkiye'nin iç meselesi mi? / 13.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -IV- Federasyon tartışması nereden çıkıyor? / 12.08.2026


























































