logo
07 HAZİRAN 2026

"Milli siyaset şart"

09.08.2008 00:00:00
Dışa bağımlı bir siyasi iktidarın asla muvaffak olamayacağını belirten Prof. Baş, "Türkiye'nin ihtiyacı, IMF'nin, AB'nin, ABD'nin dediklerini değil, milletin taleplerini icra edecek.... Yeni Mesaj: Medyayı takip ettiğimiz zaman özellikle ekonomi konusunda yalan rüzgarları estirildiğini görüyoruz. Sanayici ve işadamlarına gittiğimizde, halkın arasında dolaştığımızda, devletin rakamlarını yalanlayan bir durum görüyoruz. Türkiye'deki bir çok sanayi kuruluşunun işçi çıkartıp, üretimi azalttığını; hatta bazılarının kepenklerini indirdiğini görüyoruz. Piyasada, reel sektörde adeta bir çöl havası, durgunluk var. Bunu neye bağlıyorsunuz? Siz yıllar öncesinden bunun böyle olacağını dile getirmiştiniz. Bu öngörünüzü neye dayandırarak yapmıştınız? Prof. Dr. Haydar Baş: Öncelikle Yeni Mesaj gazetesi okurlarına saygılarımı arzederim. Ekonomi çok farklı bir kulvar. Bu kulvar yıllardan bu tarafa, maalesef bizim toplumumuz tarafından pek idrak edilememiş. Bu münasebetle de, milletin derdine deva olacak formüller ortaya konulamamıştır. Şimdi diyeceksiniz de, batı toplumu bunun formüllerini ortaya koydu mu ki, sıra bize gelsin. Eğer böyle bir soru tevcih edilirse, elbette ki onlar da ekonominin kurallarını vazederken, adilane bir kural vazetmemişler. Malumunuz komünizm ve sosyalizmde, halkların tamamı devlete hizmet eder. Yani insanların eşitlemek için elindeki bütün imkanlar insanoğluna ayrılır, "Siz işte devlete hizmet edeceksiniz, hizmet ettiğiniz devlet de size takdir ettiği standartlarda hepinize aynı seviyede bir hayat yaşatacak." İşte komünizmdeki eşitlik de budur. O bakımdan, komünist bloklarda herkes devlete çalışmış, devlet de kendi takdirinde geçim kaynağı oluşturmuş, onun bir fazlasını dahi halka vermemiştir. Halk bu takdir edilen rakamla ister geçinsin, ister geçinmesin; ama mutlaka talim, terbiye yaparak geçinmesini bilecektir. Bilmese kendi paşa gönlü bilir. Bu tarzda bir idare hayatı komünist dünyada hayata geçmiştir. Komünist dünyada bu böyle de, liberal kapitalist dünyada nasıl bir idare tarzı ortaya çıktı? Kapitalist liberal dünyada herkes görüntüde kendine çalışacak ama devlet kamu hizmetlerini yapabilmesi için de halktan vergi alacak. Halktan topladığı vergi hizmete kifayet etmezse, işadamlarına borçlanacak, bu borçlanmanın mukabili aldığı vergilerle bu açığı kapatacak. Böyle garip bir denklem var. Bu da sonunda öyle bir denklem ortaya çıkardı ki, halk görüntüde kendine çalıştı ancak hakikatte şu vergi, bu vergi adı altında çalıştığının yüzde 60'ını devlete verdi. Yüzde 40'ı da zaten kendisine kifayet etmedi. Yani halk görerek ve bilerek açlığa mahkum oldu. Böyle bir manzara var. ABD'de, Afrika'da, Avrupa'da? Yani bu sistemin uygulandığı ülkelerde bu açlık var. Bunu bu mantıkla yok etmemiz mümkün değil. Şimdi o kadar korkunç bir paylaşım oldu ki, halbuki paylaşımın adil olması lazım. Toplumda kapital olmadığı için sıkıntı olmadı, bilakis para var, ancak adilane bir dağılım için sıkıntı var. Bir bakıyorsunuz ki, İstanbul'da şu kadar insan yaşıyor; İstanbul'a giren paranın herkese adil bir şekilde dağılması gerekirken, bakıyorsun 10 milyon kişi istisna oluyor, birkaç kişi asıl oluyor. Veya 10 kişi, 100 ya da bin kişi olsun? 10 milyonda bin kişi bu toplumda olması gereken paranın yüzde 90'ını alıyor; geriye kalan milyonlar yüzde 10'unu alıyor. İşte bak sen adalete!Sadece İstanbul böyle? Türkiye'nin diğer vilayetleri, dünyanın bütün ülkeleri ve şehirleri böyle bir manzaraya sahip? Hayatlarını böyle sürdürüyorlar. Bu anlayışla da halk beklediğini bulamadı ve insanlık iktisadi olarak -kabul etsek de etmesek de- çok ciddi bir arayışın içine girdi. Şimdi sistematik olarak işin içine girip de, 'neden bu böyle olmuştur' diye meselenin bu tarafına el atsak bu saatten sonra, ama özet olarak demek isteriz ki, yanlış sistem ve paylaşım, nakıs paylaşım insanları biçare yapmış, istediğini alamamanın, fakir-fukara olmanın bezgin Bir manzara arzetmenin durumunu yaşanır hale getirmiştir. Şimdi ihtiyacınız var. Neye? Gömleğe, ayakkabıya, atlete? Kaç para maaş alıyorsunuz? Asgari ücret? Asgari ücretin 500 YTL olduğunu kabul edelim. Böyle bir vatandaşın okuyan çocuğu vardır, mutlak surette bakmakla mükellef olduğu bir hanımı vardır, ev kirası, su, elektrik parası vardır, ulaşım masrafı vardır? Bunları hesap ettiğiniz zaman alması gereken 2 bin YTL olması gerekirken, ama bunun 4'te birini alarak böyle bir hayatı sürdürebilir mi? Biz bu insanlara tüketici diyoruz. Bu insan da pazarda hayırlı bir müşteri olabilir mi? Olamaz? Olması mümkün değil. İşçi böyle, memur böyle, orman köylüsü böyle, tarım kesimi, hayvancısı böyle, madenci böyle? Yani diyebilirim ki, toplumun yüzde 99'u bu manzarayı yaşıyor. Girdisi yok, çıktısı fazla. Zaruri harcamaları var. Bu insan yemeden, giymeden, ısınmadan ve aydınlamadan duramaz. Bunları gözardı etmek mümkün değil. Bütün bunlardan yararlanabilmesi için elinde hiçbir imkanı bulunmuyor. 500 YTL maaş alan, 1000 YTL maaş alan? Nereden bakarsanız bakın, 4 nüfuslu bir ailenin elektrik masrafı 100 YTL'nin altında değildir. Bir o kadar da su masrafını katın. Haydi bu aileyi 300 YTL'lik bir evde oturtun. Bu insanlar ekmek yemeyecek mi, peynir yemeyecek, çay içmeyecek mi, komşusuna gitmeyecek mi, komşu ona gelmeyecek mi? Böyle bir ailenin bu toplumda yaşaması mümkün değil. Yaşayamayacağı için de, vatandaş pazara gidiyor; gitmiyor değil. Pazarlar kalabalık ancak iyi bir tüketici olmadığı için, istediğini alamadığı için esnaf iş yapamıyor. İş yapamadığı için de, olması gereken cironun belki 15'te, 20'de, belki de 50'de birini yapıyor. Şimdi dükkanında veya tezgahında malını sergileyen bu insan, esnaf; bu malı hep peşin parayla alıp oraya koymuyor ki? Zamanı geldiğinde ödeyecek. Alışveriş yapamadığı için ne ile ödeyecek bunu? Ödemesi mümkün değil. Bu sefer hatırlarsanız kredi davası, banka kredi kartları çıkardılar. Biz o zaman dedik ki, "Kimse kredi kartlarına yapışmasın." Kredi kartlarına güvenip de, sakın bir şey almasın. Şimdi bankaların hayata bakış tarzları şudur: Güneşli havalarda gelir sana şemsiye verir, yağmurlu havalarda elindeki şemsiyeyi alır! İster geçin, ister geçinme! Taktiği bu. "Yağmur beni ıslatacak" dersin ama seni dinlemez, bu beni ilgilendirmez, der. O hesap sana ait. Şimdi böyle bir mantıkla, tüketici zannetti ki, benim çok ciddi gelirlerim var, aldığı 600 YTL maaşla, tüketicilere verilen banka kredi kartları bin YTL'lik, veya 2 bin YTL'lik limit tanıdılar. Bu limite göre de, alışveriş yaptılar. Ödeme zamanı gelince, ödeyemediler. Şimdi 1 milyon insan -az evvel izah ederken, ne dedik?- kredi kartlarıyla borçlu. 300 milyar YTL Türk vatandaşı bankalara borçlu? Şimdi bunu veremiyor. Şimdi bunu veremeyen vatandaş, pazarda müşteri olabilir mi? Biz işte ta baştan beri diyoruz ki, tüketiciyi güçlendirmediğimiz müddetçe pazarda hayırlı müşteri bulabilmemiz mümkün değil. Esnafın iş yapması mümkün değil. Orman köylüsü, tarım kesimi, hayvancısı pazara gelir, elindeki mamulü satacak kimse bulamaz. Niye? Çünkü şehirdeki insanların alım gücü bu malları eritemiyor. Neden? Çünkü ceplerinde para yok. Olmadığı için de bu işi yapamıyor. Türkiye'de tüketim bitmiştir. Tüketici tamamen devre dışına çıkarılmıştır. Bu sebepten dolayı da, az evvel de ifade ettiğiniz, iflaslar oldu. Az evvel ifade ettiğiniz cirolar olamıyor. Bilmem nerede açılan 100 küsur fabrika, iki yıl içinde heba olup gidiyor. 3-5 tanesi ayakta kalabiliyor, diğerleri yok olup gitmiş durumda. Bu anlayış müddetçe - ki devam edecek- Türkiye halkının iki yakasının bir araya gelmesi asla ve kat'a mümkün değildir. Anlatabildik mi? Hiç mümkün değil. Dünya şimdi dikkat edersiniz aynı kaderi yaşadı. Aynı yanlış yolda gittiler, bizimkiler de onların yanlışlarını kopya ederek hayatlarına geçirdiler. Biz bağırdık onlara, "bunlara taklit etmeyin, bunların bir şey bildiğini zannetmeyin". Malthus isimli papaz, sana iktisat sistemi yapacak, sen de bundan hayır göreceksin. Şimdi Batının battığını görmüyorlar. Batı dünyası batmıştır. Hatırlarsanız ben 2005'te ne demiştim size, "Avrupa Birliği batmaya mahkumdur" dağılacaktır. Şimdi bunlar Avrupa Birliği diyorlar. Ne Avrupa Birliği, birlik mi kaldı ortada? Hem mesela diyor ki, dolaşım hakkını vermiyorum. Ne demektir dolaşım hakkı? Avrupa'da gezip de sen herhangi bir sanayide, herhangi bir merkezde, pazarlamada iş bulamazsın ey Türk. Kafana akıl koy! Bunu imzaladı bizimkiler. Peki sen iş bulamadığın bir yerde ne işin var? Onu söyle bakalım bana. Türkiye'nin havasında mı, güneşinden mi kaçıyorsun? Şimdi o kadar garip bir manzara var ki, Avrupa Birliği konusu inşallah ayrı bir zamanda geniş detaylarıyla ele alınır ve bunu izah ederiz. AB dağılmaya mahkûmdur. Bakın sosyal bütün imkânlarını geri aldı. Niye? Çünkü veremiyor. Eskiden bir işçi istediği zaman doktora, istediği zaman hastanede yatardı. Ücretsiz bakımı temin edilirdi. Şimdi öyle değil. İstediğiniz miktarda ilaç alamazsınız, tedavi göremezsiniz. Avrupalı artık tedbir alma durumunda kalmıştır. Mecburdur buna. Niye? Geliri yok. Gelir kapıları daraldı. Biz ne demiştik: "yeraltı kaynakları bitti, çalışanı ihtiyarladı". Şimdi senin benim gençlerimin çalışmasıyla bir şey kazanacak da, o kadar halkı bakacak. 15 yıl gider dedik, 5 yılı gitti, kaldı 10 sene. Konuştuğum zaman oradaki mühendis arkadaşlarla, "Hocam o kadar da gitmez" dediler. Ben de bu görüşe katılıyorum. Nitekim oradan gelen bizim iktisadi görüşlerimizin tartışmasında hazır olan iktisatçı bilim adamları aynen bizim görüşümüze katılıyorlar. Hatta AB üyesi Hollandalı bir hanım katılımcı geldi, bana şunları söyledi: "Siz Avrupa Birliği 15 yıl gidemez, dediğinizde 'hamasi olarak konuştuğunuzu zannettim. Ancak sizin Milli Ekonomi Modeli ile Milli Devlet, Sosyal Devlet kitaplarınızı okuduğumuzda, anladım ki, sizin dedikleriniz matematik hesabına dayalıdır, ben şimdi aynı kanaatteyim, Avrupa'nın da bunalımdan kurtulması için mutlaka dediklerinizi yerine getirmesi lazım." Şimdi Avrupa'nın durumu böyle, ABD'nin ki ise bir başka alem. Kalktı tabii ekonomi çıkmaza girdi. Ne yaptılar? İşin içinden çıkabilmek için 'dediler ki, dünyada bu işten anlayan biri var mı'; aradılar, taradılar geldiler Türkiye'den Haydar Hoca'dan kopya çektiler. Bunu şimdi hayatlarına geçirmeye çalışıyorlar. Ben 'tüketici' diyorum ya, onlar da 'tüketici' demiyor ama 'hızlı tüketenler' diyorlar. Yani Milli Ekonomi Modeli'nden yaptıkları alıntı. 'Hızlı erken tüketenler' yani bila ücret imkânlar tanınacak, onlar tüketecek, piyasada kan dolaşmaya çalışacak ve iktisadi hayat düzelecek. Barack Obama dedi ki, "Kopya çekiyorsun, ey Bush o düşünce senin değil, Haydar Hoca'nın Milli İktisat Modeli'nde bu". Şimdi biz bu adamları ikna ettik, kendi insanımızı ikna edemiyoruz. Bana diyorlar ki bazıları, "O kadar güzel şeyler söylüyorsun ki, sen bunun kaynağını nereden bulacaksın." Bakın şunlara! Şeytan çarptı onları? Dillerini, gözlerini şeytan çarptı, görmüyor. Ben sana ne diyorum, sende öyle kaynaklar var ki, bu kaynakları 3-5 tane sülük emiyor, milletin anasını ağlatıyor, ben da sana diyorum ki, bu kaynakları alacağım, beraber bunları millet olarak işleteceğiz, kazanacağız, devlet de zengin olacak, sen de zengin olacaksın. Şimdi bir, iki misal vereceğim. Mesela bizim Çayeli Bakır İşletmeleri. 50 milyar dolarlık yer altı kaynağı. Rezervi 50 milyar dolar. Şimdi hammadde işletilip mamul hale getirilirse, bir'e 10 değer kazanır. 50 çarpı 10 ne eder? 500 milyar dolar? En azı bir'e 10? Bir'e 10, bir'e 100 var. Sadece Çayeli İşletmesi ile birlikte ben bu memleketi 10 sene bakarım. Eğer 2 trilyon dolarlık bizim bildiğimiz Gümüşhane'de mermer rezervi var. 2 çarpı 10 ne eder, 20 trilyon dolar. 20 trilyon dolarla Türkiye 100 sene idare eder. Eee baba, senin kafan etse, ben ne yapayım? Bir de kaynak nerede diyor? Nerede olacak kaynak, gözün kör mü senin, kulağın sağır mı? Bastığın yerin altı hazine. 3 katrilyon dolarlık işlenmemiş rezerv var. Bu ne demek biliyor musunuz? 3 çarpı 10, 30 katrilyon dolar. Bu ne demek? Türkiye 10'a katlayacaksın, bu 10 kat nüfusu kıyamete kadar bakacaksın, bu serveti bitiremezsin.  Sadece bor madeni. Az evvel konuştuk. Ama bunu yapak irade, akıl lazım. IMF'nin, AB'nin, ABD'nin dediklerini değil, milletin dediğini icra edecek, hayata geçirecek siyasi irade lazım. Şimdi millet kendini temsil edene bakıyor? Kanunlar çıkıyor, soruyorum Allah aşkına, AB'nin dediği yasalar mı çıkıyor, milletin dediği yasalar mı? ABD'nin, IMF'nin dediği yasalar mı çıkıyor, milletin dediği yasalar mı? El cevap, IMF'nin, ABD'nin ve AB'nin dediği yasalar çıkıyor. Sen ile ben havamızı alıyoruz. Ve zannediyoruz ki, irade bizim irademiz. Bak şu kapanma olayını düşündünüz mü? Kapatma davasında o kadar enteresan bir oyun oynandı ki, Sayın Başbakan şimdi caka satıyor. Hadi bakalım, o zaman madem sen başörtüsünü hallet hadi, elini öpeceğim. Partimi kapatıp, senin partine dâhil olacağım. Hallet bakalım. Ne yaptınız? El ele verdiniz, Anayasa Mahkemesi toplandı, 9'a iki karar çıktı, dedi ki, bundan sonra başörtüsü değişikliğini talep etmek bile yasak, öyle mi? Yanlış mı konuşuyorum. Sen kendilerine göre suç olan unsuru hukuk olarak devreden kaldırdın, dediler ki, daha bundan sonra bunun yapacağı bir şey de yok? Bu da oldu bizim gibi? Devam etsin yoluna? Şimdi bundan sonra, Sayın Başbakan, halka söz vererek halledeceğim konuları nasıl halledeceksin? Söyle de, biz de anlayalım. Yapamaz. Çünkü o basiret, o ince zeka sizin ekibinizde oluşmamış. Şunu söylemek istiyorum. Şu anda müthiş bir oyun oynandı? Asker şimdiye kadar bunlara karşı değil miydi? Devlet karşı değil miydi? Şikayet ettikleri şey neydi? Devlet müsaade etmiyor, asker müsaade etmiyor. Asker ile devlet bir oldu, dediler ki, "Bunu kapatmayın". Şimdi hepsi senin yanında? Göster kendini bakalım, nasıl göstereceksin. Göster maharetini, elini öpeyim. Hiçbir şey gösteremezler. Kendirline ait bir tek projeleri yok, bu arkadaşların. Yüce Milletimiz şunu çok iyi görmesi lazım, bu iktidarı bugüne kadar getirdiler, hüsnü niyet sahibidirler ama bundan sonra başımızı taşa vurduğumuz zaman, çile çekmesini de öğreneceğiz. Niye? Çünkü sakallının sözünü dinlemediniz. Değil mi? Ne dedi, sayın Başbakan 2002 seçimlerinde? Güzel sakallıların işi değil bu, dedi. Bakalım sakalsızların işi mi? Hodri meydan, çıkalım milletin huzurunda tartışalım. Demokrasiden, insan haklarından bahsediyorsun. Hodri meydan. İstediğin yerde, istediğin TV kanalında. Gelemezsin? Niye, çünkü senin ayakların altı boşta. Haydar Hoca gibi koltukta oturmuyorsun. Fazla da ileri gitmeyelim, saygıda kusur etmiyoruz değil mi? Haddimizi aşmayalım, onu yapmayız, sevgimiz, hürmetimiz de sonsuzdur. Onu da bir cümle ile ifade edelim. Ayıkmaları için bu tip iğneleyici cümleleri de söylemek zorundayız aksi takdirde uyanmaları da mümkün olmaz. Bizim vazifemiz muhalefet etmek. Ne demek muhalefet? Antitez üreterek -gerçi bunların tezi yok ki, antisini üretesin- yanlışı ortaya koyacaksın, doğrusunu göstereceksin. Biz şimdi doğruyu söylüyoruz. Onların ki hep yanlış. Şimdi demek istediğim, böyle bir toplumda tüketici tamamen tükenmiş. 500 YTL'lik asgari ücretle ne yapabilirsin ki? Diyorsun, niye dükkânlar kapalı, niye işyerleri, fabrikalar kapalı? Niye kapasiteler düştü? Bundan dolayı düştü. Düzeltmeleri hiç mümkün değil. Biz ne dedik, biz bu milletin tamamına maaş vereceğiz. Bazı aklı evveller 'veremez' dedi. Ben veririm. Hadi iddiasına girelim. Ben bunu veririm ancak sizin rey verdikleriniz bunu veremezler çünkü bu işi bilmezler. Toplumun en güçlü kaynağı tüketimdir. Ben şimdi size bir hesap yapacağım. Bak şimdi Türkiye'de bilmem ne kadar insana 500 YTL maaş verdiğimizi düşünelim! Hanımlara gerek ev hanımı meslek maaşı, gerekse de vatandaşlık maaşı 1000 verdiğimizi düşünelim. Bir ayda topluma giren para, bilmem şu kadar eder. Hesap olarak bir kalem, bir tavuk, bir çift ayakkabı satan esnaf bunların 10 katını satacak. Şimdi yılsonuna geldik. Bire 10 katladık. Müşteriler var şimdi piyasada. Hanım daha kocasına minnet etmiyor. Her ay 1000 YTL cebine giriyor. Öyle değil mi? Yaşlılar kimseye minnet etmiyor, her ay 500 YTL cebine giriyor. Keza gencinin öyle, çocuğunun öyle. Pazarda müşteri oluyor. Maaş alıyorlar. İş yapıyorlar. Bunlar zaruri ihtiyacı çok olan sınıftır, parayı üst üste koyup da arttırmaz. Çünkü harcayan sınıftır. En azı bire 10, bire 15 tüketim artar. Dolayısıyla fabrikalar da ürettiğinin 15 katını üretir. Ne veriyordu bu adam vergi olarak yılsonunda? Mesela 100 bin YTL? Şimdi 10 veya 15 ile çarp bunu? 100 bin YTL vergi veren 1 milyon YTL vergi verir, değil mi? En az bire 10 artar. Şimdi görünüşte ne idi? Devlet bunu nasıl verecek? Devletin sonunda karı 10 katına çıktı, nasıl vermesin? Tüketen herkes üretime kaynaktır da ondan. Bunun hayata mutlaka geçmesi lazım. Şimdi ekonomideki bu anlayış, inşallah devrim niteliğine sahip olur. Rusya'da, Venezüella'da, ABD'de kısmen hayata geçmeye başlamıştır. Batlık ülkelerde uygulanıyor. Benim kongrelere sunulan tebliğleri içeren kitapları, lütfen okuyun, orada bunu çok net göreceksiniz.Bize 7 milyon insan 'evet' dedi ama bunların 500 bini seçim sandığına gidip sözünde durdu. Şimdi bu 7 milyon kişi sözünde duracak. En az 9 - 10 milyon olacaklar, ben de bu işi bitireceğim. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, ben bu işi biliyorum, yaparım. Bütün dünya karşımıza çıksa, biz bu işi yaparız. Çünkü bizim ihtiyacımız olan yabancı kaynaklar değil. Bizim kaynaklarımız bize yeter, artar bile. Benim ihtiyacım halkadır. Bu halkın da çalışacağını çok iyi bildiğim için, biz bu işi bununla yaparız. Ama kafamızı duvara vurup da, neden bize söylenen güzel sözleri duymadık da. İşitmedik de, şimdi de 'aç, susuz, biçare kaldık', ülke bölündü, vatan parçalandı dersek, hiçbir güç de bizi kurtaramaz. Devamı yarın?

Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler


 
Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor.

06.06.2026 11:04:00
Haber Merkezi
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler

Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar birçok alanda çevre dostu çözümler üreten şirket, "akıllı şehircilik uygulamaları", "akıllı aydınlatma projeleri" ve "akıllı kavşak" çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor.

Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran'da yapılacak Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun destekçileri arasında yer alarak, sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor.

Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak gördüklerini belirtti.

Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı

İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi

06.06.2026 10:40:00 / Güncelleme: 06.06.2026 10:46:42
İhlas Haber Ajansı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
Karadeniz'de Türk balıkçı teknesine saldırı
İçişleri Bakanlığı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Karadeniz'de Türk bayraklı balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, bugün Kırım'ın batısında Sivastopol açıklarında, Türk bayraklı "Duru 67" isimli tekneye saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu hasar alan tekne battı.



Bölgede bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesi, batan teknedeki 5 yaralıyı kurtardı. İnebolu istikametine doğru yola çıkan teknedeki ağır yaralı 1 kişi, intikal sırasında hayatını kaybetti.

İhbar üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait "TCSG-96" gemisi, saat 12.35'te İnebolu Limanı'ndan hareket etti.

Gemide, 4 doktor ile 15 UMKE, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan 19 kişilik uzman tıbbi ekip yer aldı.

Görevlendirilen unsur, saat 19.20'de Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nin kuzeyinde İnebolu Limanı'na 115 deniz mili mesafede "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine ulaştı.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralılar, Sahil Güvenlik gemisine alındı. Yaralılara tıbbi müdahaleye başlandı ve İnebolu Limanı'na dönüşe geçildi.

Karadeniz'deki saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan balıkçılar Kastamonu'ya getirildi



Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk bayraklı balıkçı teknesinde hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ile 4 yaralı, Kastamonu'nun İnebolu ilçesine getirildi.

Kırım'ın batısında, Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı "Duru 67" isimli balıkçı teknesindeki 5 kişi yaralandı. Teknedeki yaralılar, yakınlarında bulunan "Burak Kaya" isimli balıkçı teknesine tahliye edildi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesi istikametine doğru hareket eden teknedeki yaralılardan biri hayatını kaybetti. Balıkçı teknesinden yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCGSG-96 gemisi, 4 doktor, 15 UMKE personeli, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden oluşan toplam 19 kişilik uzman tıbbi ekiple harekete geçti.



İnebolu Limanı'ndan dün saat 12.35'te hareket eden Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, balıkçı teknesiyle saat 19.20 sıralarında yaklaşık 115 mil açıkta temas kurdu.

Hayatını kaybeden balıkçının cenazesi ve yaralı balıkçılar daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisine alındı. Yaralılara uzman sağlık ekibi tarafından ilk müdahale ise gemide yapıldı. Dönüşe geçen Sahil Güvenlik Komutanlığı gemisi, saat 03.00 sıralarında Kastamonu'nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Limanı'na yanaştı. Gemiden indirilen 4 yaralı, ambulanslarla Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden vatandaşın cenazesi ise cenaze aracıyla morga götürüldü.

İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi

06.06.2026 10:30:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul'da organize suç örgütlerine operasyon: 27 gözaltı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul genelinde silahlı saldırı ve tehdit suçları işleyen 2 suç örgütüne operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 27 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, 6 Haziran tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonda; Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt ve Eyüpsultan başta olmak üzere Avrupa ve Anadolu yakalarında örgütlü şekilde suç faaliyetlerinde bulundukları, iş yerlerine yönelik silahlı saldırı, tehdit ve benzeri olayları organize ettikleri tespit edilen iki ayrı suç örgütüne yönelik çalışma yürütüldü.

Çalışmalar kapsamında örgütlerin hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilirken, çeşitli olaylarla bağlantıları tespit edilen 27 şüpheli yakalandı.

Öte yandan, yapılan aramalarda 7 adet ruhsatsız tabanca, çok sayıda fişek ve bir miktar uyuşturucu ele geçirildiği öğrenildi.

Konuyla ilgili gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği belirtildi.

LGS için son bir hafta!


 
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 13 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav, yurt içi ve yurt dışında toplam 1 milyon 22 bin 658 öğrencinin katılımıyla yapılacak.

06.06.2026 10:23:00
AA
LGS için son bir hafta!
LGS için son bir hafta!

14 Haziran Pazar günü yapılacağı duyurulan LGS merkezi sınavının tarihi, aynı gün A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Avustralya milli takımıyla oynayacağı müsabakanın bitiş saatinin, sınav başlangıç saatiyle çakışması nedeniyle bir gün öne alınmıştı. Bu doğrultuda merkezi sınav, 13 Haziran'da yurt içi ve yurt dışı sınav merkezlerinde yapılacak. İki oturumdan oluşan sınavın ilk oturumu saat 09.30'da, ikinci oturumu ise saat 11.30'da başlayacak. Merkezi sınav, yurt içinde 81 il ve 920 ilçede, 4 bin 244 binada 1 milyon 22 bin 104 öğrenci, yurt dışında ise 8 ülke ve 11 sınav merkezinde 554 öğrenci olmak üzere toplam 1 milyon 22 bin 658 adayın katılımıyla gerçekleştirilecek.

12 Haziran'da okullar tatil

LGS kapsamındaki merkezi sınavın sağlıklı şekilde yürütülmesi ve sınav öncesinde bina ve çevresinin temizlik, hijyen ve fiziki şartlar bakımından sınava hazır hale getirilmesi, sınav salonlarının numaralandırılması ve gerekli yönlendirme levhalarının yerleştirilmesi gibi okul hazırlıklarının tamamlanabilmesi adına 12 Haziran Cuma günü idari tatil ilan edildi. LGS kapsamındaki merkezi sınavda güvenliğin artırılması amacıyla, sınav binalarının girişlerinde üst arama kontrolünün sağlanması, toplantı odalarında ise sınav evraklarının salon görevlilerine dağıtım süreçlerinin izlenebilmesi için yapay zeka destekli altyapıya sahip kamera kurulumu gerçekleştirilecek.

Beslenme paketi verilecek

Bakanlıkça alınan karar doğrultusunda öğrencilere ilk kez sözel ve sayısal oturumları arasındaki dinlenme süresinde beslenme ihtiyaçlarını karşılamak, sınav kaygısını azaltmak ve motivasyonu artırmak amacıyla kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve sudan oluşan beslenme paketi dağıtılacak. Beslenme paketi, sınav başvuru esnasında velisi tarafından talep edilen öğrencilere dağıtılacak ve öğrenciler, beslenme paketi talep durumlarına göre okullara yerleştirilecek.
Beslenme paketi istemeyen öğrenci sayısının 40'ın altında olduğu ilçelerde ise bu öğrenciler, beslenme paketi isteyen öğrencilerle aynı binalarda ancak farklı salonlarda sınava girecek.

Sonuçlar 10 Temmuz'da açıklanacak

Sınav sonuçları, 10 Temmuz'da "www.meb.gov.tr" adresinden ilan edilecek. Sınav sonuç belgeleri posta yoluyla gönderilmeyecek. Tercihlere esas kontenjan tabloları da aynı tarihte yayımlanacak. Tercih işlemleri, 13-24 Temmuz'da yapılacak. Yerleştirme sonuçları ve boş kontenjanlar 5 Ağustos'ta ilan edilecek. Yerleştirmeye esas 1. ve 2. nakil tercih başvuruları ve sonuçları ise 5-14 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.

AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki


 
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Kürt kadın ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir" ifadesini kullandı.

06.06.2026 10:19:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki
AK Parti'den Rahmi Koç'un sözlerine tepki

FOTO ALTI: İzmir Amerikan Hastanesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Törene İzmir Valisi Süleyman Elban (sol5), Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım (sol4), Koç Holding Onursal Başkanı ve Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç (sol3), Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç (sağda) Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel (sağ2) katılmıştı.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç'un bazı ifadeleri üzerine NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınadıklarını belirtti.
İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımların nefret söylemi doğuracağını bildiren Çelik, "Kadınlarla ilgili söylemlerin saygılı, özenli ve nitelikli bir yaklaşıma sahip olması esastır. Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerin konusu olamaz" değerlendirmesini yaptı.

Çelik, şunları kaydetti: "Bu yanlış söylemlerden kesinlikle uzak durulması gerekir. 'Kürt kadın' ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir. Kürt vatandaşlarımızla beraber hepimizi ve tüm kadınlarımızı inciten bu yanlış ve çirkin yaklaşımları en net şekilde ve kökten reddediyoruz. Nefret söylemleri, mizah kılıfı ile asla mazur gösterilemez. Yanlış söylemlerin düzeltilmesi ve özür dilenmesi, değerlerimize saygının bir gereğidir. Herkes inanç, kültür, etnik köken, kimlik ve cinsiyet konularında sağduyulu, nitelikli ve saygılı bir dil kullanmaya özen göstermelidir. Vatandaşlarımızın tamamı eşit onura, saygınlığa ve değere sahiptir."

Binali Yıldırım da hedefte

Öte yandan Rahmi Koç'un İzmir Amerikan Hastanesi açılığında yaptığı "Kürt kadın hasta" şakasına ve eski Başbakan Binali Yıldırım'ın bu şakaya kahkahayla gülmesine de tepki yağıyor. İzmir Balçova'da gerçekleştirilen Amerikan Hastanesi açılışında konuşan Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç'un anlattığı bir fıkra, sosyal medyada gündem oldu. Hasta mahremiyeti, kadın kimliği ve etnik kimlik üzerinden yapılan esprinin yer aldığı görüntüler kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.
Videoda Koç'un, protokol üyelerine hastaneyi gezdirdiği sırada fıkra anlattığı ve salondaki bazı isimlerin bu espriye güldüğü görüldü. Görüntülerde yer alan isimlerden biri de eski Başbakan Binali Yıldırım oldu. Sosyal medyada paylaşılan videoda Yıldırım'ın fıkraya kahkahalarla güldüğü anlar dikkat çekti. Fıkranın yayılmasının ardından eleştirilerin bir bölümü doğrudan Rahmi Koç'a yönelirken, bir kısmı da fıkraya gülen protokol üyelerini hedef aldı.

O fıkra!

Koç, anlattığı fıkrada, "Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş 'Hanımefendi perdenin arkasına gidin, soyunun' deyince kadın, 'Doktor Bey, ilk sen soyun' demiş" ifadelerini kullandı. DEM Parti ve HÜDA-PAR da Koç'a tepki gösterdi.

24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi

06.06.2026 10:05:00
İhlas Haber Ajansı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi.

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı göçmen kaçakçılarına yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Bu kapsamda 24 ilde düzenlenen operasyonlarda; yakalanan şüphelilerin 36'sının tutuklandığı, 12'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığı açıklandı.

118 adet araç ile 9 bot ve motor ele geçirildi

Ağrı, Antalya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Mardin, Muğla, Sakarya, Tekirdağ, Şanlıurfa, Van ve Iğdır'da İnsansız Hava Araçları (JİHA) ile havadan, İl Jandarma Komutanlıkları; asayiş, otoyol ve komando timlerince karadan yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen operasyonlarda, 118 adet araç ile 9 adet bot ve motorun da ele geçirildiği ifade edildi.

İstanbul'da mafya operasyonu


 
İstanbul'da 2 suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli gözaltına alındı.

06.06.2026 08:55:00
Haber Merkezi'AA
İstanbul'da mafya operasyonu
İstanbul'da mafya operasyonu

Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, Bakırköy ve Beykoz Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde Ataşehir, Bakırköy, Beykoz, Esenyurt, Eyüpsultan başta olmak üzere kent genelinde silahlı saldırı, tehdit ve benzeri suçları işledikleri ve organize ettikleri belirlenen 2 ayrı suç örgütünün yakalanmasına yönelik çalışma yaptı.

Bu kapsamda hiyerarşik yapıları, faaliyet alanları ve irtibat ağları deşifre edilen suç örgütlerine yönelik özel harekat destekli eş zamanlı operasyonda 27 şüpheli yakalandı.
Aramalarda 7 ruhsatsız tabanca, çok sayıda mermi ve bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildi.
Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı

Diyarbakır'da iddiaya göre aralarında husumet bulunan ve konuşmak için bir kahvehanede buluşma planlayan taraflardan biri, kendilerini bekleyen aileye kurşun yağdırdı. Olayda 1 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı

05.06.2026 17:47:00
İhlas Haber Ajansı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Diyarbakır'da kanlı pusu: 1 ölü, 2 yaralı
Olay, Kayapınar ilçesi Peyas Mahallesi'nde bulunan bir kahvehanede meydana geldi. İddiaya göre, aralarında husumet bulunan iki aile konuşmak için bir kahvehanede buluşma ayarladı. Kahvehaneye giden Çınar ailesi, karşı tarafı beklemeye başladı. Bu sırada telefonla aranan ve kahvehanenin önüne çıkmaları istenen Çınar ailesine, kimlikleri öğrenilemeyen şahıslar tarafından ateş açıldı.

Olayda Sedat Çınar ile kardeşi Mehmet Çınar ve eniştesi A.Y. yaralandı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk kontrolde ağır yaralanan Sedat Çınar'ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Diğer 2 yaralı, ilk müdahalelerinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Sedat Çınar'ın cansız bedeni otopsi yapılmak üzere morga kaldırılırken, yaralılardan A.Y.'nin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Olayla ilgili geniş çapta inceleme başlatıldı.

Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırılarla ilgili aralarında THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da bulunduğu 6 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı

05.06.2026 16:50:00
Anadolu Ajansı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı
Reyhanlı'daki terör saldırısı davasında karar açıklandı

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Memet Gezer, Mohammad Dib Korali, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken, taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı, sanık Korali'ye baro tarafından atanan avukatın duruşmaya iki saat kala görevden çekildiğini ve yeni görevlendirilen müdafinin savunma için süre talep ettiğini söyledi.

Başkan, davanın karar aşamasına gelmesi, tutukluluk süreleri, katılan tarafların Hatay'dan gelmesi ve sanıkların getirilmesi gibi yoğun duruşma hazırlıkları ile usul ekonomisini dikkate alınarak yargılamanın gecikmemesi amacıyla sanık Korali'nin dosyasının ana davadan ayrıldığını bildirdi.

Son sözü sorulan sanıklar, terör saldırısıyla ilgilerinin bulunmadığı öne sürdü.

Avukat beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel'i, "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak" suçundan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez "ağırlaştırılmış müebbet" hapis cezasına çarptırdı.

Ayrıca, sanıklara 28'i çocuk 130 kişiyi "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 bin 600 yıl, terör örgütü faaliyeti kapsamında "izinsiz patlayıcı bulundurmak" suçundan 13 yıl 4 ay, mağdurlara yönelik "duyu organları zarar görecek şekilde yaralama" suçundan 13 yıl 6 ay, bir kadının çocuk düşürmesine yol açacak şekilde yaralanması suçundan 20 yıl 3 ay, 3 kişiye yönelik "basit yaralama" suçundan 20 yıl 3 ay, 134 mağdura yönelik "mala zarar verme" suçundan bin 206 yıl, Reyhanlı'daki Emniyet Müdürlüğü, belediye, PTT ve notere verilen zarar dolayısıyla da "kamu malına zarar vermek" suçundan 48 yıl olmak üzere toplam 3 bin 921 yıl hapis cezası verildi.

Mahkeme, avukatı süre isteyen sanık Korali'nin yanı sıra firari sanıklar Omar Alkhatıp ile Mihraç Ural'ın dosyasının ayrılmasına karar verdi.

Kararla birlikte sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Davanın geçmişi

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı iki ayrı bombalı terör saldırısı olmuştu. Reyhanlı Belediyesi yanı ile PTT binası önünde düzenlenen patlamalarda 912 konut, 891 iş yeri ve 148 araç zarar görmüştü.

Güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledilen Reyhanlı saldırısı davasında karar 23 Şubat 2018'de açıklanmıştı. Buna göre, bombalı eyleme ilişkin yargılaması süren 33 kişiden 9'u ağırlaştırılmış müebbet hapis, 13'ü ise çeşitli süreli hapis cezalarına çarptırılmıştı.

Mahkeme, THKP-C/Acilciler terör örgütünün elebaşı Mihraç Ural'ın da arasında bulunduğu firari sanıkların dosyasını ayırmıştı.

MİT operasyonuyla Suriye'den getirilen Reyhanlı saldırısının planlayıcılarından firari Yusuf Nazik, 24 Eylül 2018'de tutuklanmıştı.

Nazik, 13 Mayıs 2019'da Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak"tan bir kez, 5'i çocuk 52 kişiyi öldürmek suçundan da 52 kez olmak üzere toplamda 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Davanın firari sanıklarından Mehmet Gezer de 30 Haziran 2022'de ABD'den getirilerek "kasten öldürme" ve "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçlarından Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince 7 Temmuz 2022'de tutuklanmıştı.

Saldırının sorumlularından kırmızı bültenle aranan Cengiz Sertel de 14 Aralık 2024'te MİT Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Hatay Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yakalanmıştı.

Firari sanıklardan Mohammad Dib Korali 14 Ocak 2025, Temir Dükancı da 25 Şubat 2025'te MİT Başkanlığının operasyonlarıyla Suriye'de yakalanmıştı.

Dosyada sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural firari durumda bulunuyor. 

Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da yaptığı açıklamada hem siyasi gündeme hem de seçim sürecine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi

05.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Özgür Özel Trabzon'dan seslendi: Biz seçilmişleriz, sandığa inananlarız
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, Trabzon'da bir açıklama yaptı. Özel açıklamasında, "Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" dedi.

Özel, 7 Haziran Pazar günü yapılacak yerel ara seçimlere yönelik ziyaretleri kapsamında Trabzon'a geldi. Özel'i Trabzon Havalimanı'nda partisinin Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, İl Başkanı Mustafa Bak, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ile ilçe başkanları, CHP'li bölge belediye başkanları ve yurttaşlar karşıladı.

Havalimanı çıkışında toplanan yurttaşlara seslenen Özel, CHP'nin değil, seçme seçilme hakkının saldırı altında olduğunu ifade ederek, "Bunun için tarihimizin görülmemiş bir direnişi, bir mücadelesi ve dayanışması için 81 ilimiz de ayakta. Biz, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yerleştirmeye çalıştığı seçimsizlik ortamını, bu köhnemiş düzeni ve sürekli Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı oyun planlarını arkamızda bırakıp önümüze bakıyoruz, hep birlikte yürüyoruz" diye konuştu.

CHP Genel Merkezi'ne yönelik polis müdahalesinin ardından ilk ziyaretini Trabzon'a yaptığını söyleyen Özel, şunları kaydetti:

"Baba ocağımızdan polis bizi zorla çıkardığında ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni seçilmişlerin elinden alıp atanmışlara verdiğinde, Gazi'nin kurduğu Meclis'e yürüdük, on binler bizle yürüdü. Siz de bu yürüyüşümüze yürekten destek verdiniz. Ankara İl Başkanlığı'nın önünde bayramlaşacağız dedik. Güvenpark'ta görülmemiş bir kalabalıkla yüz binler toplandı. Hep birlikte Anıtkabir'e, Ata'mıza, kurucumuza yürüdük.

Ankara dışında ilk adımlar, pazar günü yapılacak yerel ara seçimler için Gümüşhane'ye, Tokat'a, Çorum'a ve ardından yarınki programımız için Nevşehir'e gideceğiz. Ancak ilk adımlar bu yürüyüş için Trabzon'a nasip oldu. Büyük bir memnuniyetle Trabzon'a geldim. Verdiğiniz destek ve bu tarihi sahip çıkış için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ve şunu ifade etmek isterim ki siz bugün tarihin doğru tarafındasınız. Tarihin doğru tarafında olmak için buradasınız. Özgür Özel'in durduğu taraf, Ekrem İmamoğlu'nun durduğu taraf, Mansur Yavaş'ın durduğu taraf tarihin doğru tarafıdır. Biz, seçilmişleriz. Sandığa inananlarız. Türkiye'ye sandığı getirecek olan ve iktidarı değiştirecek olan sizler, tek güvencemizsiniz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.