Gündemde sınır ötesi operasyon için tezkere mevzuu var. Makalemi TBMM'de tezkere oylamasından önce yazdığım için henüz sonucu bilmiyorum, ama ne fark eder?Ülkemizin Başbakanı'nın "Tezkerenin meclisten geçmesi operasyon yapılacağı anlamına gelmiyor" dediği ve de "Umarız tezkereyi kullanmak zorunda kalmayız" diye de niyetini ortaya koyduğu, geçen AKP hükümeti döneminde ABD ile yapılan bir "gizli" anlaşmada, "Sınır ötesi operasyon asla yapılmayacak" garantisinin verildiği bir atmosferde "Tezkere oylaması"nın sonucu neyi değiştirecek?Açıkçası ABD'nin talimatlarının dışına çıkılmayan mevcut siyasi konjonktürde çok olağanüstü bir tavır alınmasını beklemek oldukça abes olur.Neyse, dilerseniz biz, mevcut kısırdöngü politikalarla kafa yormak yerine ne olması gerektiği noktasında duralım.Öncelikle şunu ifade etmeliyiz ki, 24 saat içinde 15 şehidin verildiği ve yapılan bu saldırının kaynağının neresi olduğunun bilindiği bir dönemde sınır ötesi operasyonu tartışmak, tezkereyi beklemek bile zaman kaybından başka bir şey değildir.Bu manada, gerek Başbakan'ın, gerekse diğer hükümet yetkililerinin her açıklamalarında, tezkerenin uygulanması konusunda "Gerektiğinde" vurgusu yapmaları garip bir durumdur.Sadece 1 günde 15 şehit verilmiştir ve o günden bugüne, bayram da dahil, her gün şehit verilmeye devam edilmiştir.Şehit edenler PKK'lı teröristlerdir ve kaynak Kuzey Irak'tır. Soru şu: Sayın Başbakan, sayın milletvekilleri söyler misiniz operasyonun gerekmesi için, yani "gerektiğinde" kelimesinin yerini bulması için sizce en az kaç şehit verilmesi lazım?15 yetmiyor mu, 50 yetmiyor mu, PKK belasının başladığı günden bu yana 40 bin küsur şehit yetmiyor mu, daha kaç şehit gerekiyor?İsrail'in 2 askeri kaçırıldı diye ortalığı kasıp kavurduğu, ABD'nin ise 11 Eylül saldırıları bahanesiyle ülkeleri haksız yere işgal ettiği, masumları öldürdüğü bir ortamda, bizler onbinlerce can alan, hala almaya da devam eden ve yeri de belli olan bir terör örgütüne müdahale edemeyecek kadar aciz miyiz? Daha neyin tartışmasını yapıyoruz, ya da neyin iznini almaya çalışıyoruz?Hala siyasi çözümlerden bahsediliyor? Siyasal çözüm kan akana kadardır. Ortada şehitlerin kanı vardır. Bu kanı akıtanlar ve de buna sebep olanlar bunun bedelini ödemek zorundadırlar.Bunun hesabı sorulmadığı takdirde, yarın daha fazla can kaybına hazır olmalıyız. Bir canın hesabı olması gerektiği şekilde sorulacak ki, on can gitmesin.İvedilikle sınır ötesi operasyon yapılmalıdır.Bu ana tespiti yaptıktan sonra, şu önemli noktalar üzerinde durmak zorundayız:"Operasyon olmasın" diyenler, bu coğrafyada bize tuzak kurulduğundan bahsediyorlar. Doğrudur, bu tuzak asırlardır var ve adım adım devreye sokuluyor. 1800'lü yıllarda İngiliz ajanlarının devreye sokmak istedikleri, ama bir türlü başaramadıkları Şii-Sünni çatışması bugün ABD'nin de hedefleri arasında. Diğer bir ifadeyle Türkiye-İran çatışması.Fakat bugün İran da bu oyunun farkında, bizler de biliyoruz. Bu manada yapılacak sınır ötesi operasyon bu tuzağa gelmeyeceğimiz bir şekilde planlanmalıdır.Benim şahsi tavsiyem şu, böyle bir operasyon, aynı terör örgütünün farklı isme sahip olanından(PJAK) muzdarip olan İran ile ortaklaşa, paslaşarak yapılmalıdır. Suriye de terörden muzdariptir, onunla da istişare yapılabilir.İstişare yapılmaması gereken ise şu an siyasilerimizin sürekli peşinde koştukları ABD, İsrail ve AB'dir.Neden mi? Nedenini çok iyi biliyorsunuz. Dilerseniz, bu bildiğiniz nedenleri bir de 1999-2003 tarihleri arasında örgütün elebaşılığını yapan "Ferhat" kod adlı Terörist Osman Öcalan'ın ifadeleriyle aktaralım:"Amerikan makamları, yıllardır dışişlerinden Irak'taki temsilcilerine kadar örgütle irtibat halindedir" "Örgüt, bölgede ABD-İsrail ikilisinin çıkarlarına hizmet etmektedir""Örgüt ABD ve İsrail'in yanı sıra Avrupa Birliği'nden de destek görmektedir."Daha birçok itiraflar? Zaten bildiğiniz gerçeklerin bir de teröristin ağzından ifadesi. Diğer bir husus ise, operasyona karşı çıkanlar, ABD, İsrail ve AB korkusunu empoze etmeye çalışıyorlar. Tarih, korkuyla yaşayanların değil, onurlu bir duruş sergileyenlerin varlığına şahitlik etmektedir. İşte Atatürk, işte Damat Ferit? Önemle vurgulamalıyız ki, operasyon yapılmalıdır, ama bu sınırlarını bizim çizdiğimiz, milli menfaatlerimiz doğrultusunda olan, sadece PKK'yı değil, onu destekleyenleri de sindirecek, terörün kökünü kazıyacak, zamanını ve mekanını bizim belirleyeceğimiz bir operasyon olmalıdır.Peki, bu kararı mevcut siyaset alabilir mi? Hayır.Bunun için bağımsız bir irade, bağımsız bir kafa ve milli bir model lazım.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Yeni anayasa, meşruiyet arayışı ve muhalefetin dizaynı / 24.06.2026
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026

























































