HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 20 HAZİRAN 2021, PAZAR

Pandemide vitamin D ihtiyacı

16.05.2021 00:00:00
'Pandemide vitamin D ihtiyacı' seslendirme dosyası:

Güneş bize doğanın en büyük armağanı ve Vitamin D içinde en büyük kaynak. Atalarımız boşuna güneş girmeyen eve doktor girer dememişler. Son dönemlerde yapılan çalışmalar Vitamin D nin bilinenin aksine sadece kemik ve kalsiyum metabolizması ile ilgili olmadığını vücuttaki hemen bütün sistemleri etkilediğini ve malesef  ülkemizde  tahminlerin çok üstünde bir vitamin D eksikliği olduğunu göstermektedir. Vitamin D eksikliğinin  özellikle kış aylarında arttığını ve yüzde 70 lere ulaştığını gösteren (erkeklerde % 60 kadınlarda % 80)  çalışmalar mevcuttur. Vitamin D için asıl kaynağımız güneş. D vitamini ihtiyacımızın yaklaşık %90'ı güneş ışınlarından sağlanır, geri kalan %10'u ise besinler aracılığı ile vücuda alınabilir.



Vitamin D yi güneş ışınlarımızın derimize temas etmesi ile elde ederiz ve güneş aracılığıyla elde ettiğimiz vitamin D vitamin ihtiyacımızın  yüzde 90 nını  karşılar. D vitamini, kolesterol kaynaklı bir molekül olan dehidrokolesterolün  derimizin epidermis tabakasında ultraviyole ışınlarının  etkisi ile deride sentez edilmesinden sonra  karaciğer ve böbreklerde arka arkaya iki kez işlemden geçerek aktif hale gelir ve meşhur vitaminimiz 1,25 dihidroksi kolekalsiferol denen vitamin D3 oluşur. Bu arada  sentez edilen D vitamininin bir kısmı en fazla  yağ dokusunda olmak üzere depolanır. Genel olarak insanın yağ dokusunun 3-4 ay yetecek kadar D vitamini depolayabildiği bilinmektedir. Günümüz şartlarında özellikle de pandemide  daha az güneşe maruz kalıp daha az dışarı çıkıp daha çok içeride vaktimizi geçirdiğimizden ve  yaz aylarında bolca kullandığımız güneş koruyucularda D vitaviminin deriden sentezini engelleyen faktörlerden dolayı vitamin seviyelerimizde belirgin düşmeler oluşmaktadır.



Yüzler ve kollar açık şekilde  güneşin geliş açısına bağlı olarak özellikle saat 11.00-15.00 arasında  20- 30 dakika güneşlenme sayesinde günlük  yeterli oranda D vitamini üretilebilir.  Sadece 1 hafta  boyunca yeterli derecede güneş ışığına maruz kalma,  50  gün boyunca hiç güneş ışığına maruz kalmamayı telafi edebilir. Ancak özellikle  Kasım-Şubat ayları arasında ülkemize gelen güneş ışınlarının geliş eğiminden dolayı cildimiz  D vitamini sentezini yapamaz. Yani kişi güneşlense bile vücutta yeterli  D vitamini oluşmaz. 

 


Son dönemlerde yapılan çalışmalar Vitamin D nin sadece kemik metabolizmasını değil vücuttaki bütün sistemleri ilgilendiren bir vitamin olduğunu ve eksikliğinde birçok sistemi ilgilendiren hastalıklar ortaya çıkabildiğini göstermiştir. D vitamininin esas etki yeri olan bağırsaklar yanında  meme, kemik iliği, sinir hücreleri, bağışıklık sistemi gibi  bir çok dokuda reseptörü vardır ve bazı çalışmalarda 230 civarında genin çalışmasında D vitamininin rolü olduğu  gösterilmiştir. D vitamini bağırsaklardan  emilimini sağlayarak kandaki kalsiyum ve fosforun normal sınırlarda kalmasını sağlar. Kemikleri ve dişleri güçlendirir, kaslara güç verir. Eksikliğinde kas güçsüzlüğü ve ağrı olur. Devamlı yorgunluk ve vücudunda yaygın ağrısı olan hastalar mutlaka kanda D Vitamini düzeyine bakılmalıdır. 

 


Pankreas bezinden insülin salgılanmasında düzenleyici olduğundan şeker hastaları için çok önemlidir. 


D Vitamini  meme, prostat, kolon rektum kanserleri gibi bazı kanserlerin, otoimmun hastalıkların, kalp hastalıkları ve diyabetin gelişimini önlemekte rolü büyüktür. 

 


Savunma sistemimizi guclendirerek enfeksiyonlara karşı bizi korur.  Multipl Skleroz, romotoid artrit, tiroidit, Crohn hastalığı gibi hastalıklardan korunmada gereklidir. Damarlarda kan basıncını düzenleyerek tansiyonu dengeler.

 


Depresyondan korur. Enfeksiyonlara  karşı savunma sistemi için çok gerekli bir vitamindir. D vitamin eksikliğinde   vücut kalsiyum dengesi

bozulacağından kemiklerdeki kalsiyum kana geçer ve kemikler zayıflar.


 


Kemik ağrıları, eklemlerde kireçleme, kırık oluşma riski artar. Kas gücü azalır. Yürüme, merdiven inip-çıkma zorlaşır. Dengede bozulma olup, düşme riski artar. Yorgunluk olur. Yaygın vücut ağrıları oluşur. Kemik erimesi ve kemiklerde kırılmaya yol açarak sakatlığa neden olabilir.




Diyabet, multiple sikleroz (MS), romatizmal hastalıklar, Crohn hastalığı, allerjik hastalıklar, sedef hastalığı gibi hastalıklarda vitamin d nin yeterli düzeyde olması büyük önem taşımaktadır. Meme, kolon,bağırsak ve pankreas ayrıca Kadın üreme organları ile ilgili kanserlere karşı korunmak yada tedavi sürecinin olumlu yönde ilerlemesi için D vitaminin gerekliliği anlaşılmıştır. 

 


Kronik yorgunluk, genel vücut ağrıları, halsizlik, isteksizlik, unutkanlık, dengesizlik  ellerde ayaklarda üşüme şikayetleri ve depresyon eğilimi olanlarda mutlaka vitamin d seviyesi  bakılmalıdır.  Yazın aldığımız D vitamini depoları kısa sürede tükenir. Sokakta yürürken elinize yüzünüze gelen güneş ışınları D vitamini ihtiyacınızı karşılamaya yetmez. Pencere camından 300 nm altındaki ultraviyole ışınlarının yüzde 90'ı geçemez. Bu yüzden cam arkasından güneşlenmenin D vitamini sentezinde katkısı çok sınırlıdır. D vitamini yiyecekler içinde en çok balıkta, sütte ve yumurtada bulunur.



Balıklardan en çok somon balığında bulunur. Ancak mesela 1 kğ Lüfer balığı  (3000 IU D vitamini vardır.) yeseniz bile günlük vitamin ihtiyacınızı ancak karşılarsınız. Bir litre tam yağlı sütte yaklaşık 60 IU D vitamini vardır. Yağsız sütün D vitamini değeri ise sıfıra yakındır. D vitamini ihtiyacınızı karşılamak için her gün birkaç kova süt içmeniz gerekir. Özet olarak yiyeceklerle D vitamini ihtiyacını karşılamak mümkün değildir. Yaşlılar D vitamini eksikliği riski altındadır. Çünkü güneşte zaman geçirme olasılıkları düşüktür, ciltlerinde güneş ışığını D vitaminine çeviren daha az sayıda reseptör bulunur, besinlerden yeterli d vitamini  emiliminde sorun çıkabilir. D vitamini daha çok yağ dokusunda depolandığından obes kimselerin daha çok vitamin ihtiyacı oluşmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü yetişkin bireylerde kandaki D vitamini seviyesine bakılmaksızın 400-800 IU/ gün D vitaminini önermektedir. D vitamini düzeyinin 50-100 ng/ml  artık normal seviye  olarak kabul edilmektedir. 



Uluslarası Osteoporoz Vakfı; 50 yaşın üzerinde veya menopoz dönemindeki kadınlarda kırıktan korunmak için günlük 1000 mg kalsiyum ve 800 IU D vitamini önermektedir. Sonuç olarak yeterli düzeyde açık havaya çıkmadığımız ve güneşi görmediğimiz şu pandemi döneminde  vitamin d takviyesi alınması hem fiziksel hem de ruh sağlığımız açısından zaruri hale gelmiştir. Ancak D vitamini alırken yiyeceklerden yeterli derecede kalsiyum alıp almadığımıza dikkat etmek zorundayız. D vitamini , yeterli kalsiyum alınmadığında kan kalsiyum seviyesini normalde tutabilmek için kemiklerden kalsiyum çekecek ve kemiklerin zayıflamasına sebep olacaktır.



Bu yüzden vitamin d takviyesi alırken gerekirse günlük 1 gr  kalsiyum takviyesi de almakta fayda vardır. Vitamin D nin faydasını artırmak için K vitamini ile birlikte alınması ise en doğrusudur. Yağda eriyen bir vitamin olduğu için D Vitamininin  alınması için en uygun zaman yemek sonrası özellikle de kahvaltı sonrasıdır. Şunu da unutmamak lazım ki  d vitamininin fazla olan kısmı  vücuttan atılmayıp depolandığından  fazlası zarardır. Gereksiz ve yüksek dozda alınan D vitamini, kalsiyum yüksekliğine ve böbreklerde kalsiyum çökmesine neden olur. Kan kalsiyum düzeyinin yükselmesi  ayrıca iştahsızlık, halsizlik, kabızlık, reflü gibi bulgulara neden olmaktadır.

 
Dr. Ali Konukseven / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.