Gazze'de aylardır süregelen insanlık dramı, Lübnan'a sıçrayan saldırılar, Suriye'deki kronik istikrarsızlık, İran'a yönelik askeri tehditler ve son olarak Yemen üzerinden Kızıldeniz ile Babülmendep Boğazı'na taşınan gerilimler yan yana konulduğunda, ortaya tesadüfi krizler zinciri çıkmamaktadır.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın da vurguladığı üzere, bu tablo küresel güçlerin ve bölgesel ortaklarının onlarca yıldır yürüttüğü Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) aşama aşama sahneye konulmasından başka bir şey değildir.
Temel strateji son derece açıktır: Coğrafyayı etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden bölmek, sürekli bir kriz döngüsü üretmek ve parçalanmış yapıları dış müdahaleye açık hale getirmektir.
Büyük Ortadoğu Projesi ve Gazze'den Yemen'e uzanan hat
Bölgede yaşanan her yeni çatışma, kendisinden önceki krizin doğrudan bir devamı niteliğindedir.
ABD ve İsrail eksenli politikaların ana hedefi, Ortadoğu ülkelerini kendi iç dinamikleriyle ve birbirleriyle savaştırarak gücünü tüketmektir.
İran'a yönelik nokta operasyonlar ve ardından gelen "ateşkes" çağrıları, aslında barışçıl bir niyetin değil; askeri ve stratejik bir toparlanma taktiğinin parçasıdır.
Nitekim güç dengesini kendi lehine çeviren küresel aktörler, ilk fırsatta daha agresif politikalarla sahaya dönmektedir.
Yemen'deki Ensarullah (Husi) yönetiminin Suudi Arabistan gemilerine yönelik başlattığı Babülmendep ablukası ise krizin jeo-ekonomik boyutunu gözler önüne sermektedir.
Yemen, bu ablukanın yalnızca kendisine yaptırım uygulayan ve limanlarını vuran Suudi Arabistan'a karşı olduğunu, diğer ülkelerin ticari gemileriyle bir sorunları bulunmadığını ilan etmiştir.
Ancak Suudi Arabistan'ın bu yerel krizi uluslararasılaştırma çabası, küresel güçlerin bölgesel denklemlere nasıl dahil olduğunu açıkça göstermektedir.
Çifte standartlar ve bölgesel tuzak
BTP lideri Hüseyin Baş'ın açıklamalarında öne çıkan en çarpıcı yorum, uluslararası toplumun ve bölgesel aktörlerin çifte standartlı yaklaşımıdır.
Gazze'de 70 binden fazla insanın hayatını kaybettiği, kadınların ve çocukların enkaz altında kaldığı devasa bir katliam karşısında somut bir adım atmayan, yalnızca temenni düzeyinde "kınama" mesajları yayınlayan güçler; konu petrol sevkiyatı ve ticari rotaların güvenliği olduğunda hızla askeri koalisyonlar kurabilmektedir.
Suudi Arabistan'ın 40'tan fazla ülkeyi ve küresel aktörü kapsayan geniş çaplı bir savunma koalisyonu arayışına girmesi, bölgede meşru bir güvenlik ihtiyacından ziyade "Sünni Bloku" veya "Sünni NATO" olarak adlandırılabilecek yeni bir mezhep eksenli çatışma zemini hazırlama riskini barındırmaktadır.
Savaşın ve siyasetin mezhep çizgilerine çekilmesi, ne bölgesel halklara ne de İslam dünyasına kazanç sağlayacaktır.
Bu senaryonun yegane kazananı, silah ve enerji koridorlarını kontrol etmek isteyen küresel emperyalist odaklardır.
Tam bağımsız Türkiye'nin dış politika sınavı
Gelişmeler karşısında Türkiye'nin takınacağı tavır, hem kendi milli güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından hayati önem taşımaktadır.
Türkiye, kendi doğrudan güvenliğini ilgilendirmeyen, küresel planların veya bölgesel bloklaşmaların ürünü olan çatışmaların tarafı olmamalıdır.
Dün Gazze'deki katliama göz yumanların bugün Yemen ve Babülmendep için sergilediği yüksek hassasiyet, Ankara tarafından stratejik bir akılla sorgulanmalıdır.
Türkiye'nin dış politikadaki tek pusulası; milletimizin uzun vadeli çıkarları, egemenlik hakları ve bölgesel barış olmalıdır.
BTP'nin ifade ettiği "Tam Bağımsız Türkiye" vizyonu; hiçbir küresel gücün eksenine girmeyen, kendi kararlarını özgürce alan, komşularıyla iyi komşuluk ve diplomatik kanalları açık tutan, yeni savaş cephelerinin muhafızı değil, adaletin ve diplomasinin öncüsü olan bir devlet duruşunu gerekli kılmaktadır.
Çatışma üreten projelerin piyonu olmak yerine, barışı inşa eden bağımsız bir irade sergilemek Türkiye'nin tarihsel ve stratejik sorumluluğudur.
- Alevlerin kıyısında zamanla yarış / 05.08.2026
- ABD tıkandı, İsrail rahatsız, İran'dan geri adım yok / 04.08.2026
- Dimyat saldırısı ve ‘sahte bayrak’ şüphesi / 03.08.2026
- Mutfaktaki yangın ve derinleşen işsizlik / 02.08.2026
- Körfez'de çok yönlü satranç ve vekalet savaşları / 01.08.2026
- İran’ın Hürmüz stratejisi ve İsrail-ABD hattındaki gizli trafik / 31.07.2026
- Kıbrıs’ta taviz mi, tam bağımsızlık mı? / 30.07.2026
- İsrail’in suni intifada hesabı ve işgalin yeni aşaması / 29.07.2026
- Küresel savaşın eşiğindeki satranç / 28.07.2026




























































