Sanayici bu cendereden nasıl kurtulur?
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan ekim ayı PMI verileri, Türkiye imalat sektöründeki daralma eğiliminin üst üste 31’inci aya ulaştığını ortaya koydu. Endeks 47,3 seviyesine gerileyerek haziran ayından bu yana en düşük performansı kaydederken, sanayici yüksek maliyet ve zayıf talep kıskacında üretim kısmaya devam ediyor
Eyüp Kabil





Türkiye ekonomisinin lokomotifi konumundaki imalat sanayisinde durgunluk dalgası derinleşerek sürüyor.
Ekonomik büyümenin en önemli öncü göstergelerinden biri olarak kabul edilen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi), Eylül 2026'daki 47,9 seviyesinden Ekim 2026'da 47,3 puana geriledi.
Sektörde büyüme ile daralmayı ayıran 50,0 eşik değerinin altındaki bu seyir, imalat sanayisindeki faaliyet koşullarının aralıksız olarak 31. ayda da bozulduğunu tescilledi.
Siparişlerde son üç ayın en sert düşüşü
Sanayide yaşanan bu kan kaybının arkasındaki en büyük etken, hem iç hem de dış pazarda gözlenen talep yetersizliği oldu. Temmuz 2023'ten bu yana istikrarlı bir şekilde yavaşlayan yeni siparişlerdeki düşüş hızı, ekim ayında son üç ayın en belirgin seviyesine ulaştı.
Küresel ekonomideki durgunluk sinyalleri ve lojistik aksamalar nedeniyle yeni ihracat siparişleri de ivme kaybederken, talep cephesindeki bu kuraklık üreticileri zorunlu olarak kapasite ve üretim kısmaya yöneltti.
Maliyetler kamçılıyor, fiyatlar katlanıyor
Sanayici yalnızca talep yetersizliğiyle değil, aynı zamanda kontrol edilemeyen maliyet artışlarıyla da mücadele ediyor. Brent petrolün varil fiyatının 110 doları bulması, ham madde fiyatlarındaki artışlar ve döviz kurundaki yukarı yönlü hareketlilik, Türk imalat sektörünün girdi maliyetlerini keskin bir şekilde yükseltmeye devam etti.
Sektörel bazda ayrışmaların görüldüğü ekim ayında giyim ve deri ürünleri son üç ayda ilk kez üretim artışı yakalayan tek alan olurken, metalik olmayan mineral ürünler en sert daralmayı yaşadı. Gıda, kimya, plastik ve kauçuk sektörlerinde yüksek maliyet baskısı öne çıkarken, elektrikli ve elektronik ürünler ise şubat 2024'ten bu yana en sert nihai ürün zammına imza attı.
İstihdamda "ılımlı" teselli
Üretimdeki zayıflama istihdam iştahını törpülese de, çalışan sayısındaki gerileme hızı hazirandan bu yana en düşük (ılımlı) seviyesinde gerçekleşti. İstihdam artışı yalnızca siparişlerin canlı kaldığı gıda, giyim ve deri sektörlerinde görüldü.
"Koşullar büyümeyi engelliyor"
S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, zorlu konjonktürün sektörü büyümeksizin yılın son çeyreğine soktuğunu belirterek, ılımlı istihdam daralmasının gelecek adına umut verebileceğini ifade etti.
Çözüm reçetesi
Mevcut para politikalarının iç talebi tamamen durdurduğunu vurgulayan ekonomi çevreleri, imalat sanayisindeki 31 aylık bu kronik tıkanıklığın ancak radikal bir sistem değişikliğiyle aşılabileceğini belirtiyor.
Bu kapsamda, Prof. Dr. Haydar Baş tarafından kaleme alınan ve kapitalist ekonomi tezlerine karşı "tüketim (talep)" odaklı bir dünya görüşü sunan Milli Ekonomi Modeli (MEM), çarkları yeniden döndürecek köklü bir çözüm reçetesi sunuyor:
1. "Vatandaşlık maaşı" ile kalıcı ve kesintisiz iç talep garantisi
Milli Ekonomi Modeli'ne göre, sanayicinin malını satabilmesinin ve üretimi artırmasının tek yolu tüketicinin cebine para koymaktır.
Sektördeki daralmayı aşmak amacıyla, istisnasız her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına düzenli bir "Vatandaşlık Maaşı" bağlanması öngörülüyor. Bununla birlikte ev hanımlarına meslek maaşı verilmesi ve asgari ücret ile emekli maaşlarının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması hedefleniyor.
Piyasaya doğrudan enjekte edilecek bu likidite, sanayi ürünlerine yönelik yerli talebi kalıcı olarak canlandıracak bir zemin hazırlıyor.
2. Bağımsız emisyon ve senyoraj hakkının devreye alınması
Yabancı para birimlerine (Dolar/Euro) endeksli sıkı para politikalarının iç piyasayı kuruttuğunu savunan model; Türkiye'nin kendi emeği, üretimi ve yeraltı kaynakları karşılığında bağımsızca para basmasını (senyoraj hakkı) temel alıyor.
Üretim ve milli kaynaklar karşılığında artırılacak emisyon hacmi, piyasadaki nakit sıkışıklığına son vererek sanayinin finansman ihtiyacını karşılayacak.
3. Sanayiciye sıfır faizli "proje mukabili" krediler
Yüksek faiz sarmalının sanayicinin en büyük maliyet kalemi olduğuna dikkat çeken Milli Ekonomi Modeli, üreticiyi korumak adına faiz yükünü tamamen ortadan kaldırmayı vadediyor.
Fabrika yatırımı, üretim ve istihdam taahhüdü veren sanayicilere sıfır faizli ve uzun vadeli "proje mukabili" krediler sağlanarak üretim maliyetleri aşağı çekilecek, böylece nihai ürün fiyatlarının ucuzlamasıyla iç pazarda fiyat esnekliği üzerinden talep artışı tetiklenecek.
4. Dış ticarette milli paralar ve iç pazarda stratejik koruma
Küresel pazarlardaki daralmaya karşı döviz kuru baskısını kırmak adına, dış ticarette Dolar hegemonyası yerine "Milli Paralarla Ticaret" sistemi öneriliyor.
İthal girdi bağımlılığını azaltmak için enerji ve maden gibi stratejik sektörlerin devlet-millet ortaklığıyla işletilmesi, iç pazarda ise yerli sanayiciyi yabancı kartellere karşı koruyacak stratejik gümrük duvarlarının örülmesi modelin sac ayaklarını oluşturuyor.















































































