Ramazan-ı Şerif'e iki gün vardı, memleketime Hatay peyniri götürmek niyetiyle yerel bir alışveriş merkezine girdim. Siparişlerin hazırlanması esnasında arkamdan bir ses geldi: "Yavrum, sen Suriyeli misin?"Dönüp baktım; yetmişlerindeydi, zayıfçaydı teyzem. Yüzünü güneş kavurmuş, yılların yorgunluğu omuzlarında, iki büklümdü beli. Avucunun biri sımsıkı kapalı. Yüzünde sert bir ifade, sesinde sitem vardı, sinirliydi. Ben "Hayır teyze, Suriyeli değilim. Elhamdülillah Türk'üm" deyince iyice yaklaştı, yüzüme baktı. "Kızım, sana deyiciklerimi diycim. Ben burada doğdum, burada ölücüm, has be has Türk vatandaşıyım. Devlet Suriyeli'ye na böyle böyle erzak verik (elleriyle kocaman ifadesi yapıyor), para verik, biz bu devletin vatandaşıyık, bizi hakir görükler, aç bırakıklar."Gözleri doldu. Gözlerindeki sitem de kavga da gitti birden, hüzün yerleşti yüzüne. Elinde sıkı sıkı tuttuğu 45 kuruşu gösterdi."Sürk almaya geligim kızım. Allah nasip ederse, sağlığım iyi giderse sahur edicim. Şu paranın üstünü hayrına tamamlayıversen?"Cümlenin sonuna doğru sesi kısıldı; ağlamaklı, utanç içinde."Sen ağlama, üzülme teyze. Emrin olur ne demek. Seni ağlatanlar utansın" dedim üzüntü ve hınçla. Gereğini yaptım derhal.Siparişi hazırlayan görevli çocuk atıldı: "Ben hallederim, siz rahatsız olmayın."Neyi, nasıl halledecekti görevli çocuk? Ya teyzeyi yollayacak, müşteriyi rahatsız ediyor diye, ya da bir sürk verip gönderecek ki 3 gün sonra yine aç bizim teyze. Sürk ne diyeceksiniz? Hataylılar bilirler; sürk, Hatay'a özgü limon biçiminde ve büyüklüğünde, biber salçasıyla yoğrulmuş lor peyniridir. 1 tanesinin fiyatı 1,50 Lira. Düşünün, bunu dahi alamıyor vatandaş, çünkü alım gücü yok. Teyzemin belirttiği gibi Suriyeli mültecileri alışverişte ben de gördüm pek çok kez. Çuvalla un, tenekeyle yağ alıyorlar, teyzem sürk alamazken. Çünkü "Suriyelileri misafir edin" diyen güç, "Türk halkına da bakın" demiyor.Geleyim bu yaşadığım olayın düşündürdüklerine, hissettirdiklerine. "Bizi hakir gördüler, aç bıraktılar" diyor Hataylı 70'lik teyze. Bu, halkın haklı sesidir; hanımlar, beyler.Birileri sırça köşklerinde, saraylarında oturup Türkiye ekonomisi büyüyor masalları anlatadursun, milletin ekonomisi çöktü. Bu gerçek, medya tarafından da gizleniyor. Hâlbuki senelerdir teyzemin ve milletin serzenişine kulak veren, bu çökmüş ekonomiye çare olan bir lider, bir model var zaten Türkiye'de. Prof. Dr. Haydar Baş Hocam; fakirliğin çaresi olan muhteşem eseri Milli Ekonomi Modeli ve modeli uygulamaya hazır muhteşem kadrosu var. Böyle dünyaca bilinen ve kanıtlanmış, ayakta alkışlanmış bir çözüm varken bu milleti "mâkus kaderidir" diyerek fakirliğe layık görenler şüphesiz bir gaflet ve dalalet içerisindedir. Kim ne derse desin, Milli Ekonomi Modeli gerçeğini anlamak basiret meselesiyken, bu modeli uygulamayıp milletten esirgemek, gizlemek de vatana ihanet meselesidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İlay Sultan / diğer yazıları
- Ehl-i Sünnet İmamları'nın Ehl-i Beyt sevdası / 19.06.2017
- Atatürk ve 19 Mayıs üzerine / 21.05.2017
- Gadir-i Hum'un önemi / 03.05.2017
- Gadir-i Hum / 28.04.2017
- Yalan dehlizinde sürüklenen millet / 19.04.2016
- Bu kaçıncı kara sabah? / 08.02.2016
- Uzaylı taşlama / 23.06.2015
- Milli Mücadelede Akif'in safı / 29.05.2015
- Sokağın nabzı / 28.04.2015
- O gözlükleri çıkarın / 21.04.2015
- Atatürk ve 19 Mayıs üzerine / 21.05.2017
- Gadir-i Hum'un önemi / 03.05.2017
- Gadir-i Hum / 28.04.2017
- Yalan dehlizinde sürüklenen millet / 19.04.2016
- Bu kaçıncı kara sabah? / 08.02.2016
- Uzaylı taşlama / 23.06.2015
- Milli Mücadelede Akif'in safı / 29.05.2015
- Sokağın nabzı / 28.04.2015
- O gözlükleri çıkarın / 21.04.2015




























































































