logo
09 AĞUSTOS 2026

Tekstil sektörü umutlu

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörünün iki duayen ismini üyeleriyle buluşturdu. LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, Damat, Tween ve D'S Damat markalarını bünyesinde barındıran Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ve BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın katılımıyla düzenlenen 'Tekstil Sektöründe Gelecek Vizyonu' toplantısında pandeminin sektöre etkileri ve gelecek stratejileri değerlendirildi

30.05.2021 18:23:00
 
Tekstil sektörü umutlu
Tekstil sektörü umutlu
BTSO'nun yeni ekonomide firmaların yol haritalarını belirlemek üzere düzenlediği sektörel vizyon toplantılarında, stratejik önemi ve istihdama katkısıyla Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan tekstil sektörü ele alındı. Deneyimli gazeteci Vahap Munyar'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük ile Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu tekstil ve hazır giyim sektörünün mevcut durumunu ve gelecek stratejilerini değerlendirdi. Pandemi nedeniyle Avrupa'da birçok firmanın gelecek dönem için yeterli düzeyde üretim yapmadığını belirten sektörün duayen isimleri, Türk tekstil, hazır giyim ve perakende markaları için yılın ikinci yarısı itibariyle önemli bir fırsat döneminin başlayabileceğine dikkati çekti.

'Küresel ekonomi yeniden şekilleniyor'

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, pandemi ile birlikte küresel ekonominin baştan sona yeniden şekillendiği bir dönemin başladığını söyledi. Tedarik zincirinde bölgesel çözümlerin ön planda olduğu bu yeni dönemin aynı zamanda yapay zeka ve dijital dönüşüm eksenli tekstil uygulamalarının önemini daha da artırdığını kaydeden Burkay, 'Endüstri 4.0'a uyumlu altyapısı bulunan ve üretim süreçlerinde dijitalleşmeyi önemseyen tekstil firmalarımız önemli bir rekabet avantajı sağladı. Diğer taraftan Yeşil Mutabakat konusunda yapılan çalışmalar da üretim ve ticaret sahasında köklü bir değişim ve dönüşümün yolunu açıyor. Yapılan düzenlemeler, yenilenebilir enerji, atık yönetimi ve emisyonların kontrolü konusunda hızla harekete geçmemize işaret etmektedir. KOBİ ölçeğindeki firmalarımızın tek başına üstesinden gelmekte zorlanacakları bu değişimin de kamu tarafından desteklenmesi özel sektörümüzün en önemli beklentisidir' dedi.

Tekstil ve hazır giyimde ana oyuncuların stratejilerinin çok önemli olduğunu ifade eden Başkan Burkay, Vahap Küçük ve Süleyman Orakçıoğlu'nun katılımcılar için ders niteliğinde çok güzel mesajlar verdiklerini belirterek, sektörel vizyon toplantılarına devam edeceklerini bildirdi.

'Pandemi ve kurdaki dalgalanma sektörü zorladı'

LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, 2000'li yıllarda alışveriş merkezi yatırımlarıyla birlikte perakende sektöründe yaşanan hızlı gelişim sürecinin 2018 yılına kadar sürdüğünü belirtti. Küçük, 'Türkiye'de perakende hızlı büyümesine rağmen sektörde sermaye birikimi yeterli kadar oluşmadı. Yatırımlar daha çok krediyle yapılıyordu. Ekonomide güneşli bir hava olduğu için bu yönetilebiliyordu. Ancak 2018 yılında başlayan döviz kurlarındaki yüksek dalgalanma ve bir yılı aşkın süredir devam eden pandemi süreci sektörü zorlamaya başladı. LC Waikiki olarak 2010 yılında verdiğimiz yurt dışına açılma kararı bu dönemde bizi biraz rahatlattı. 2020 yılı Mart ayında Türkiye'de kapanma başlamışken, yurt dışında birçok ülkede bizim faaliyetlerimiz devam ediyordu' dedi.

'E-ticarette 6 ayda 2023 hedefimize ulaştık'

Pandemi ile birlikte e-ticaret alanında yaşanan gelişmelere değinen Vahap Küçük, firma olarak pandeminin ilk 6 aylık döneminde 2023 yılı e-ticaret hedeflerini yakaladıklarını anlattı. Vahap Küçük, 'Pandemi öncesinde hazır giyimde e-ticaretin payı yüzde 7 ila 10 arasındaydı. Pandemi sonrasında ise tek kanal e-ticaret haline geldi. İnsanlar daha çok evde vakit geçirdikleri için örme grubu, rahat, basic kıyafetlere siparişleri kaydırdık. Öte yandan firma olarak bu dönemde radikal bir karar alarak diğer e-ticaret sitelerinden çıktık ve sadece kendi sitemizde satışa başladık. E-ticarette, alt markalarımızla birlikte pazaryeri olmayı hedefliyoruz.' dedi.

Mağazaların e-ticaretteki hızlı büyümeden etkileneceğini belirten Vahap Küçük, 'Türkiye'de e-ticaret payımız yüzde 15 civarlarına geldi. Mağazalarımız da doğal olarak bu gelişmeden payını alacak ve belli sayıda mağazamızı kapatmamız gerekecek. Artık bundan kaçış yok. Deneyim mağazaları ve daha büyük metrekare mağazalar açmaya yoğunlaşacağız' ifadelerini kullandı.

'Haftalık ziyaretçi sayısı Yunanistan nüfusunun iki katı'

LC Waikiki'nin hedeflerinden söz eden Vahap Küçük, 2023 yılına kadar Avrupa'nın en başarılı üç markasından biri olma vizyonuna sahip olduklarını vurguladı. 10 milyar dolar ciro eşiğini geçmek istediklerini kaydeden Küçük, 'Pandemi ciro hedeflerimizi geriye atsa da yeni mağaza ve e-ticaret yatırımlarıyla 2023 yılında hedefimize ulaşabileceğimize inanıyorum. Firma olarak yurt dışında ise öncelikle gelişmekte olan ülkeleri hedef aldık. Afrika, Balkanlar, Doğu Bloku ülkeleri, Türk cumhuriyetleri gibi bölgelerdeki fırsatları kaçırmak istemiyoruz. Buralarda sektör lideri olmayı hedefliyoruz. Şu anda 48 ülkeye gittik ve 20'sinde sektör lideri konumundayız. Bu ülkelerde tecrübe kazanıp Avrupa ülkeleri ve ABD'ye açılmayı hedefliyoruz. Pandemi döneminde de farklı pazarlarda olmanın avantajını yaşıyoruz. Satışımızın yüzde 50'si yurt dışından geliyor. Türkiye'deki mağazalarımızda haftalık ziyaretçi sayımız Yunanistan nüfusunun iki katı. Globalde ise bu rakam 20 milyona yaklaşıyor' dedi.

'Bayramdan sonra her gün arife yoğunluğunda geçiyor'

Pandemi sonrası için beklentilerini de açıklayan Küçük, 'Tüketici nabzını çok iyi tutan bir firmayız. Bayramdan sonra iyi sinyaller almaya başladık. Tüketiciler artık örmeden, tişört ve sweatshirtten bıktı. Denim stokları azalmaya başladı. Kadın elbise, gömlek ve keten ürünleri talep görmeye başladı. İnsanlar artık sokağa çıkmak istiyor. Örme de satıyor ama dokumaya ciddi bir dönüş var. Bayramdan sonra her gün işler arife günü gibi olmaya başladı. Bu tüm sektör için geçerli. Dünya genelinde ise pandemiden sonra bazı firmalar oyundan düşecek. Ayakta kalabilenler için ciddi fırsatlar olduğunu düşünüyorum. Avrupa şu anda yeterli kadar üretim yapamıyor. Önlerini göremedikleri için uzak yerlerden sipariş veremiyorlar. Daha yakın coğrafyalara yöneliyorlar. Tekstil, hazır giyim ve perakende alanında marka olan Türkiye'nin burada önemli bir avantajı olacak' diye konuştu.

'Sektör algısı ve imajı önemli'

Orka Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, kendi firmasının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarında da aktif görev üstlenerek sektörün son 25 yıllık tarihine tanıklık ettiğini söyledi. Almanya'da katıldığı bir fuarda yaşadığı hadise sonrasında sivil toplum kuruluşlarında aktif görev almayı istediğini anlatan Orakçıoğlu, 'Firma olarak iyi bir koleksiyonumuz ve fiyat kalite dengemiz vardı. Kendi markamızla bunu satmayı başarıyorduk. Köln'deki bir fuarda yaşadığımız deneyim ise bizi demoralize etti. Alman bir müşterimiz sipariş yazdırırken, adres kısmına geçildiğinde İstanbul ve Türkiye'yi görünce başka hiçbir sebep yokken siparişini iptal etti. Yani siz bireysel olarak en iyisini yapsanız da bu yeterli olmuyor. Sektör ve ülke algısı önünüzde bariyer olabiliyor. Bu yüzden STK'larda sektör algısına yönelik çok önemli çalışmalar yaptık. TİM ve İTHİB'de sektörün değişimi ve dönüşümü ile ilgili projeler gerçekleştirdik. Türk tasarımcılarını yurt dışına tanıtarak sektörün imajını ve algısını yukarıya taşıdık. İletişim stratejilerini değiştirdik. İstanbul Moda Akademisi'ni kurduk. Marka ve tasarım algısını eğitim olmadan ileriye taşımak mümkün değil. Bunun için Mimar Sinan Üniversitesi'nde 15 yıldan bu yana Marka Yönetimi dersleri de veriyorum' dedi.

Sektör için pandemi döneminde de yapılacak çok şey olduğunu vurgulayan Orakçıoğlu, 'Yeni nesil rekabet düzeninde güçleri birleştirmek lazım. Rakiplerle ilgili SWOT analizi yaparsak pandemide İtalya'da 30 bin mağaza kapandı. İngiltere'de yine 10 bin mağaza kapandı. Birçok firma önümüzdeki dönem için ürün yapmıyor. Bu dönemde oluşacak boşluğu değerlendirmek için doğru stratejiler kuralım. Yeni iş yapma süreçleri geliştirerek özellikle yazılımın iş modellerine uygulanması ile çok önemli işler yapabiliriz. Markalarımızla bir araya gelerek pazar payımızın yüzde 75'ini oluşturan Avrupa'da kolay satılabilecek nitelikteki belli stoklarımızı lager dediğimiz depolarda bulundurarak çok önemli şeyler yapabiliriz. Bunun için girişimlerimiz var. Yine online satışta da doğru pozisyon alırsak bizi çok önemli fırsatlar bekliyor. Firmalarımızın altyapıları hazır. Ülke içindeki mevcut potansiyelimizi bir anda yurt dışına taşıyabiliriz. Son bir iki yıldır şirketlerimizi varlık değerimizi korumayla pozisyonladık ama önümüzdeki dönemde Türk markalarını dünyada çok önemli fırsatlar bekliyor' diye konuştu.

'50 yaş üstü de e-ticaretle tanıştı'

Firmaların e-ticaret konusundaki gelişmeleri dikkatle izlemeleri gerektiğini söyleyen Orakçıoğlu, 'Bizim işimizde mağazaların online olarak da kullanılması yani 'only channel' olarak online alınan ürünü mağazadan müşterilere ulaştırabilmek önemli. E-ticarette amaç sadece satış yapmak değil, mağazadaymış gibi deneyim yaşatmak olmalı. Online alışverişte daha önceki yıllarda yüzde 57 olan artış geçen yıl yüzde 159 oldu. 50 yaş altı online alışveriş yapıyordu, 50 yaş üstünde de bu dönemde her iki kişiden biri e-ticaret deneyimi yaşadı. Özel günlerde ise teslimat sürelerinde problemler yaşanmaya başladı. Bunlarla ilgili yeme içme sektörlerindeki gibi hızlı teslimata yönelik birlikte bir güç oluşturabiliriz. Bu konuda büyük bir boşluk ve fırsat var. Pandemide ayrıca sadakat programları ve CRM çok önemliydi. Bundan sonrası için online satışta marketplace bağımlılığını azaltmak lazım. Sadece yurt içi değil yurt dışında da bunu yapmamız gerekiyor. Almanya'daki sektörün en bilindik pazaryerlerinden birinde iade oranları yüzde 70. Bu iade oranları iş yapmak gerçekten mümkün değil. Firma olarak biz bunu yüzde 18'lere getirmek için yapay zeka destekli birçok çalışma yaptık' diye konuştu.

'Perakende firmalarına aşıda öncelik verilmeli'

Pandemi döneminin şirket stratejilerine etkilerini değerlendiren Süleyman Orakçıoğlu, 'Bu dönemde adeta yerimizde durmadık. Klasik pazarlarımızın dışında ülkemizin serbest ticaret anlaşmalarının olduğu, pandemiden daha az etkilenen bölgelere yoğunlaştık. Mogadişu, Aşkabat, Mostar, Nairobi gibi noktalarda yeni mağazalar açtık. İşlerimizi devam ettirdik. Sevindirici bir diğer gelişme olarak dünyada departman store olarak ilk 5'te yer alan İspanya'daki El Corte'ye 6 tane çok önemli noktada giriyoruz. 10 gün sonra ürünlerimiz orada olacak. Yine yurt dışından bir markayla işbirliğimiz olacak. Modern-casual alanında dünyada bilinen bir markayı Türkiye'ye getiriyoruz. Pandemide bizim en önemli sorunumuz ise görselcilerimizi yurt dışına gönderemiyoruz. Müşteri ile temas edemiyoruz ve görüşemiyoruz. Bu konuda aşılama çok önemli. Sektördeki firmalarımıza aşılamada öncelik tanınması gerektiğini düşünüyorum' dedi. Orakçıoğlu, sektörün geleceği açısından teknik tekstillerin de önemli olduğunu belirterek, 'Müşteri artık 'bana ürün satma, değer sat' diyor. Kar ekonomisi değil değerler ekonomisine geçtik. Gelecek artık teknik tekstillerde. Bu noktada BTSO'nun hayata geçirdiği BUTEKOM ile işbirliği yapmaya talibiz' dedi.

İş dünyasının yanı sıra akademisyenler ve üniversite öğrencilerinin de yoğun ilgi gösterdiği programın tekrarı BTSO'nun Youtube kanalından izlenebiliyor.

Gaziantep'te 4,5 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde meydana gelen ve çevre illerden hissedilen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrası olumsuz bir durumun bulunmadığını bildirdi

09.08.2026 05:51:00
AA
 
Gaziantep'te 4,5 büyüklüğünde deprem
Gaziantep'te 4,5 büyüklüğünde deprem

AFAD'ın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Gaziantep ilimizin Nurdağı ilçesinde saat 03.42'de meydana gelen ve Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Hatay illerimizde hissedilen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız." 

Bataklığı büyütüp sivrisinekle övünüyorlar

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek, Esenyurt’ta kameralar karşısına geçerek "800 kilo uyuşturucu yakaladık, devlet burada" mesajı verdi

08.08.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
Bataklığı büyütüp sivrisinekle övünüyorlar
Bataklığı büyütüp sivrisinekle övünüyorlar
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek, Esenyurt'ta kameralar karşısına geçerek "800 kilo uyuşturucu yakaladık, devlet burada" mesajı verdi.

Ancak iktidarın gururla sunduğu bu rakamlar, aslında Türkiye'nin neden küresel uyuşturucu ticaretinin ana rotası haline geldiği sorusunu ve derin bir yönetim krizini gizlemeye yetmiyor.

Bugün Esenyurt'ta Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikte basına açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Esenyurt'ta emniyet güçlerince 800 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildiğini duyurdu.



Bakan Çiftçi konuşmasında ayrıca bu yıl 7 bin 500 aranan şahsın yakalandığını ve sokak hayvanlarının %96,5'inin toplandığını iddia ederek bir başarı tablosu çizmeye çalıştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise "Meydanı boş sanmayın, devlet tepenize binecek" diyerek sokak çetelerine ve uyuşturucu baronlarına gözdağı verdi.



Ancak her gün ülkenin dört bir yanından gelen tonluk uyuşturucu yakalama haberleri, kamuoyunda bir başarı hikayesi olarak değil; "Bu kadar uyuşturucu ülkeye nasıl giriyor ve Türkiye nasıl bir uyuşturucu lojistik üssü oldu?" sorusuyla, iktidarın güvenlik ve dış politika zafiyetinin bir kanıtı olarak okunuyor.

Türkiye Neden Uyuşturucu Üssü Haline Geldi? İşte İktidarın Yol Açtığı 4 Temel Neden:



Kara Para Aklama ve "Varlık Barışları"

Hükümetin bütçe açıklarını kapatabilmek amacıyla arka arkaya çıkardığı "Varlık Barışı" yasaları, yurt dışından getirilen paraların kaynağının sorgulanmasını tamamen engelledi. Kaynağı sorulmayan milyarlarca dolar, dünyadaki uluslararası uyuşturucu baronlarının ve organize suç örgütlerinin paralarını Türkiye'de rahatça aklamasına kapı araladı. Türkiye'nin uzun süre Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından "Gri Liste"de tutulması da bu denetimsizliğin küresel bir tesciliydi.

Coğrafi Rotaların Değişmesi ve Limanlardaki Denetim Zafiyeti

Geleneksel olarak "Balkan Rotası" üzerinde köprü görevi gören Türkiye, son yıllarda Latin Amerika'dan gelen kokain ve Asya'dan gelen sentetik uyuşturucular (metamfetamin) için doğrudan bir merkez ve varış noktası haline dönüştü. Büyük limanlara konteynerlerle giren uyuşturucuların zamanında engellenememesi, iç piyasada Esenyurt gibi metropol çeperlerinde tonlarca uyuşturucunun depolanmasına ve imal edilmesine zemin hazırladı.

Kurumsal Çürüme ve Yargı/Emniyet Üzerindeki Siyasi Baskılar

Liyakat ilkelerinin terk edilmesi, yargı ve emniyet teşkilatlarında yaşanan kadrolaşmalar, suç örgütleriyle mücadelede kurumsal sürekliliği ve istihbarat ağlarını zayıflattı. Birçok uluslararası suç örgütü liderinin ve uyuşturucu baronunun Türkiye'de lüks rezidanslarda ellerini kollarını sallayarak yaşadığı, hatta kolayca vatandaşlık alabildiği ortaya çıktı. Güvenlik bürokrasisinin ve siyasetin suç dünyasıyla anılan fotoğrafları hafızalardaki tazeliğini koruyor.

Derinleşen Ekonomik Kriz ve Toplumsal Çöküş

İktidarın yanlış ekonomi politikaları sonucu halkın içine itildiği derin yoksulluk ve geleceksizlik hissi, gençleri uyuşturucu ağlarının en alt basamağı olan "torbacılık" sistemine itiyor. Ekonomik çöküş, uyuşturucuya hem talebi artırıyor hem de suç şebekelerine ucuz insani kaynak sağlıyor. Bugün Esenyurt gibi göçün ve yoksulluğun yoğun olduğu ilçelerin adeta birer suç laboratuvarına dönmesi tesadüf değildir.

Sonuç: "Tepelerine Binmek" İçin Önce Kapıları Kapatmak Gerekir

Bakan Gürlek'in "Suç örgütlerinin büyüklüğü bizi yolumuzdan çeviremez" sözleri kulağa hoş gelse de, bataklığı kurutmak yerine sivrisineklerle mücadele etme stratejisi Türkiye'yi bir narko-devlet tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Sınır güvenliğini sağlayamayan, limanları etkin denetlemeyen ve en önemlisi uyuşturucu parasının ülkeye girişine göz yuman bir siyasi iradenin, sokak aralarında yapılan operasyonlarla övünmesi sadece bir illüzyondan ibarettir. Kameralar önünde sergilenen 800 kiloluk paketler, devletin gücünü değil; ülkenin sınırlarının ne kadar geçirgen, suç ağlarının ise ne denli kurumsallaşmış olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

Ankara'da ‘Gazilerin’ çığlığı büyüyor

Türkiye'nin dört bir yanından gelen er şehit yakınları ile er ve erbaş statüsündeki gazilerin, "eşit özlük hakları" talebiyle Ankara Güvenpark'ta başlattığı oturma eylemi 25. gününü geride bırakırken açlık greviyle kritik bir aşamaya ulaştı

08.08.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Ankara'da ‘Gazilerin’ çığlığı büyüyor
Ankara'da ‘Gazilerin’ çığlığı büyüyor
Türkiye'nin dört bir yanından gelen er şehit yakınları ile er ve erbaş statüsündeki gazilerin, "eşit özlük hakları" talebiyle Ankara Güvenpark'ta başlattığı oturma eylemi 25. gününü geride bırakırken açlık greviyle kritik bir aşamaya ulaştı.

13 Temmuz 2026'da başlayan süreçte seslerini siyasi iradeye duyuramayan gaziler ve şehit aileleri, 4 Ağustos 2026 itibarıyla talepleri karşılanana kadar yemek yemeyi reddetme kararı aldı.

"Mermi Rütbe Seçmedi, Bürokrasideki Ayrımcılık Son Bulsun"



Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği öncülüğünde toplanan eylemciler, rütbeli personel ile er/erbaş statüsü arasındaki derin uçuruma isyan ediyor. "Gaziliğin rütbesi olmaz" sloganı altında birleşen kitle; maaş, evde bakım desteği, sağlık hizmetleri ve protez/ortez tedarikindeki kısıtlamaların Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savunuyor.

Dernek Başkanı Erdem Çerçioğlu, Milli Savunma Bakanlığı'nın kendilerini cepheye gönderirken ayrım yapmadığını, ancak hak teslimine gelince yok sayıldıklarını belirterek, hükümet yetkililerine "Ya bizi öldüreceksiniz ya hakkımızı vereceksiniz" sözleriyle sert tepki gösterdi.

Meclis'te "Barikat" Gerginliği ve Yeni Yasa Tasarısı



Cumhur İttifakı ortakları AKP ve MHP'nin imzasıyla 3 Ağustos 2026'da TBMM'ye sunulan ve ardından Milli Savunma Komisyonu'nda kabul edilen 9 maddelik kanun teklifi, Güvenpark'taki gazileri tatmin etmedi. Şehit anne-babalarına asgari ücret güvencesi, faizsiz konut kredisi ve malul sayılmayanlara gazilik unvanı gibi düzenlemeler içeren paket, sahadaki gaziler tarafından "gerçek sorunları örtbas eden yetersiz bir adım" olarak nitelendirildi.

Öte yandan, 5 Ağustos 2026'da TBMM Milli Savunma Komisyonu önünde büyük bir gerilim yaşandı. Kendileriyle ilgili yasa görüşmelerine izleyici olarak katılmak isteyen gazilerin salona girişine ilk etapta izin verilmedi. Muhalefet milletvekillerinin araya girmesi ve yoğun tepkiler üzerine komisyona yalnızca bir temsilci kabul edildi.

BTP Lideri Baş günler öncesinden ‘mezhep savaşı’ ve ‘BOP’ uyarısı!

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Orta Doğu’da tırmanan istikrarsızlık ve bölgesel çatışma risklerine karşı tarihi bir adım atarak "Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı

08.08.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
BTP Lideri Baş günler öncesinden ‘mezhep savaşı’ ve ‘BOP’ uyarısı!
BTP Lideri Baş günler öncesinden ‘mezhep savaşı’ ve ‘BOP’ uyarısı!
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Orta Doğu'da tırmanan istikrarsızlık ve bölgesel çatışma risklerine karşı tarihi bir adım atarak "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzaladı.

Suudi Arabistan'ın Mekke kentinde bir araya gelen liderler, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirecek ortak bir savunma paktına imza attı. Dev anlaşmanın hemen ardından Beyaz Saray'dan ilk değerlendirme geldi.

Trump: "Bu iş yakında bitiyor"



Mekke'deki tarihi imza töreninin ardından Oval Ofis'te gazetecilerin karşısına çıkan ABD Başkanı Donald Trump, bölgedeki askeri hareketliliğe ve İran'a yönelik operasyonlara değindi. Trump, Orta Doğu'daki çatışma ortamının sonuna yaklaşıldığını savunarak, "Bence bu iş çok yakında sona erecek. Karşı tarafın uzun süre dayanabileceğini düşünmüyorum" dedi.

Öte yandan Trump, Amerikan ordusunun mühimmat stoklarına ilişkin soruya, bazı silah türlerinde sınırsız tedarike sahip olduklarını ancak yüksek hassasiyetli bazı füze stoklarında sınırlar bulunduğunu kabul ederek yanıt verdi. Trump ayrıca, karşı tarafın kendileriyle bir anlaşma arayışında olduğunu ve yeni bir askeri darbe almak istemediklerini iddia etti.

"Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır"

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, katılımcı üç ülkeden herhangi birine yapılacak silahlı bir saldırıyı, tüm üye ülkelere yapılmış sayan kolektif bir caydırıcılık maddesi içeriyor. Anlaşma uyarınca savunma sanayisi, askeri eğitim, ortak caydırıcılık ve lojistik iş birliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesi hedefleniyor.

Paktın mimarları, bu ortaklığın üçüncü bir ülkeye karşı doğrudan bir saldırı ittifakı olmadığını, aksine bölgedeki enerji koridorlarını korumayı ve kolektif güvenliği tesis etmeyi amaçladığını vurguluyor.

Washington sorumluluğu bölgeye mi devrediyor?



Uluslararası analistler, Mekke Anlaşması'nın Trump yönetiminin Orta Doğu stratejisiyle de uyumlu olduğunu belirtiyor. Trump'ın "bölgesel yük paylaşımı" politikasını destekleyen uzmanlar, Washington'ın doğrudan askeri müdahaleler yerine bölgedeki müttefiklerinin güvenlik sorumluluğunu daha fazla üstlenmesini tercih ettiğini, Mekke Paktı'nın da bu stratejinin bir parçası olduğunu ifade ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na ilişkin yaptığı resmi açıklamada, kolektif caydırıcılığı temel alan bu paktın hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve bölgenin huzurunu amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu belirtti. Erdoğan, paktın meşru müdafaa hakkını teyit ettiğini vurgulayarak bölgesel istikrar mesajı verdi.

BTP Lideri Hüseyin Baş: "Dış politikadaki tek pusulamız milletin çıkarları olmalıdır"



Anlaşmadan günler önce (3 Ağustos) yayınladığı mesajda BTP Lideri Hüseyin Baş şöyle diyordu:

'ABD ve stratejik ortağı İsrail'in yıllardır ateşe verdiği coğrafyamızda kaos her geçen gün daha da büyüyor.

Gazze'de aylardır devam eden insanlık dramı, Lübnan'a yönelik saldırılar, Suriye'deki istikrarsızlık, İran'a yönelik tehditler ve bugün Yemen üzerinden yaşanan gelişmeler birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik aynı planın farklı aşamalarıdır.

ABD ve İsrail, bölge ülkelerini birbirine düşüren, mezhep ve etnik ayrılıkları derinleştiren politikalarla Ortadoğu'yu sürekli çatışma içinde tutmak istemektedir. Çünkü parçalanmış ve birbirleriyle mücadele eden ülkeler, küresel güçlerin müdahalesine her zaman daha açık hale gelir.

İran'a yönelik saldırılarda da aynı senaryo işletildi. Ağır bir karşılık gördüklerinde "ateşkes" çağrısı yapıp toparlanmaya çalıştılar; ardından yeniden saldırgan politikalarına döndüler. Bu anlayışın değişmeyeceği açıktır. Çünkü mesele barış değil, bölgeyi sürekli kriz içinde tutmaktır.

Bugün en büyük tehlikelerden biri de savaşın mezhep eksenine taşınmak istenmesidir. Böyle bir senaryo gerçekleşirse kazanan ne bölge halkları ne de İslam dünyası olacaktır. Kazanan yalnızca bölgeyi yıllardır dizayn etmeye çalışan küresel güçler olacaktır.

Bu nedenle Yemen'de yaşanan son gelişmeler son derece dikkatle değerlendirilmelidir.

Türkiye, güvenliğini doğrudan ilgilendirmeyen bölgesel çatışmaların tarafı haline gelmemeli; hiçbir küresel planın veya askeri bloklaşmanın parçası olmamalıdır. Dün Gazze'de yaşanan katliam karşısında etkili bir duruş sergileyemeyen uluslararası çevrelerin bugün Yemen konusunda ortaya koyduğu hassasiyet de sorgulanmalıdır.

Türkiye'nin dış politikadaki pusulası; milletimizin çıkarları olmalıdır.

Bağımsız Türkiye Partisi olarak anlayışımız nettir.

Türkiye'nin görevi yeni savaş cephelerinin tarafı olmak değil, bölgede barışı, adaleti ve diplomatik çözümü savunan öncü ülke olmaktır.

Tam bağımsız Türkiye; hiçbir küresel gücün eksenine girmeyen, kendi iradesiyle karar alan, komşularıyla iyi ilişkiler kuran ve bölgesinde güven veren güçlü bir devlettir.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı da tam olarak budur."

Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü


 
 
Afyonkarahisar'da Kütahyalılar firmasına ait yolcu otobüsü kamyonete çarptı, 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

08.08.2026 13:09:00 / Güncelleme: 08.08.2026 13:21:20
AA
 
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü

Afyonkarahisar'da yolcu otobüsünün kamyonete çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Kütahyalılar firmasına ait, Z.Y. yönetimindeki 43 KP 338 plakalı yolcu otobüsü, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında, H.S. idaresindeki 06 BFV 460 plakalı kamyonete arkadan çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.



Kamyoneti bariyerlerin ötesine fırlattı

Bariyerlere çarpan kamyonetin sürücüsü H.S'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kamyonette bulunan 1 kişi ile otobüsteki 14 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı.

Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif

Şanlıurfa'nın doğusundaki dağlık bölgede yürütülen yüzey araştırmalarında, Neolitik Çağ'a ait ve içerisinde anıtsal dikili taşların bulunduğu devasa bir yaşam alanı gün yüzüne çıkarıldı

07.08.2026 22:30:00
Eyüp Kabil
 
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile uluslararası arkeoloji heyetlerinin ortaklaşa yürüttüğü Taş Tepeler projesi kapsamında, insanlık tarihini yeniden yazacak nitelikte bir keşfe imza atıldı. Şanlıurfa kent merkezinin 45 kilometre doğusunda yer alan "Karahan Tepe" yakınlarındaki bakir bir vadide, jeoradar taramaları sonucunda yer altında gömülü devasa bir yerleşim tespit edildi. İlk karbon testleri, bu alanın günümüzden tam 12 bin yıl öncesine, yani avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçiş evresine tarihlendiğini gösteriyor.

Göbeklitepe'nin ikizinden daha büyük

Kazı başkanlığından yapılan ilk açıklamaya göre, yeni keşfedilen yerleşim alanı coğrafi yayılım olarak Göbeklitepe'den yaklaşık 3 kat daha büyük bir alana yayılıyor.

Bölgede yapılan ilk sondaj çalışmalarında, üzerilerinde insan, akbaba, tilki ve leopar kabartmaları bulunan, boyları 6 metreye ulaşan "T" biçimli 40'tan fazla dikili taş belirlendi. Arkeologlar, bu alanın sadece bir tapınak değil, aynı zamanda binlerce insanın aynı anda toplandığı devasa bir ritüel ve sosyal yaşam merkezi olduğunu tahmin ediyor.



Yerleşik hayatın ezberleri bozuluyor

Keşif, insanlığın tarım devriminden önce de büyük topluluklar halinde bir arada yaşadığını ve organize olduğunu kanıtlayan yeni veriler sunuyor.

Henüz tarımın ve evcilleştirilmiş hayvanların olmadığı bir dönemde, bu kadar büyük anıtsal yapıların hangi mühendislik bilgisiyle ve nasıl bir iş gücü organizasyonuyla yapıldığı sorusu, bilim dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yabancı uzmanlar, bu sit alanının büyüklüğü karşısında insanlık tarihinin kronolojisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.



Güvenlik çemberine alındı, kazılar genişletiliyor

Eşsiz buluntuların zarar görmemesi ve kaçak kazıların önlenmesi amacıyla bölge tamamen sit alanı ilan edilerek jandarma koruması altına alındı. Önümüzdeki aylarda dünyanın dört bir yanından yüzlerce arkeolog, antropolog ve jeologun katılımıyla uluslararası düzeyde büyük bir kazı seferberliği başlatılması planlanıyor. Yetkililer, alanın turizme kazandırılması için şimdiden lojistik ve çevre düzenleme çalışmalarına başlandığını bildirdi.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.