logo
13 AĞUSTOS 2026

Terörsüz Türkiye'yi anlamak -V- Mesele sadece Türkiye'nin iç meselesi mi?

13.08.2026 00:00:00
 
İlk dört yazımızda "Terörsüz Türkiye" sürecini ağırlıklı olarak Türkiye'nin iç dinamikleri üzerinden değerlendirdik. "Devlet politikası" kavramını, çerçeve yasayı, kimlik siyasetini ve nihayet federasyon tartışmasının hangi zeminden doğabileceğini ele aldık.

Dördüncü yazımızı ise bazı sorularla bitirdik: Irak'ta ne oluyor? Suriye'de nasıl bir yapı kuruluyor? İran'daki gelişmeler nereye gidiyor? ABD ve İsrail bölge için nasıl bir gelecek tasavvur ediyor? Şimdi meseleye bu pencereden bakmanın zamanı geldi. Çünkü Türkiye'de yaşananları yalnızca Ankara'daki siyasi gelişmelere bakarak değerlendirmek eksik kalacaktır. Türkiye; Irak, Suriye ve İran'la aynı coğrafyanın parçasıdır. Üstelik bu dört ülkede de önemli bir Kürt nüfusu yaşamaktadır. Dolayısıyla sorulması gereken soru açıktır: Türkiye'deki süreç, Ortadoğu'da yıllardır devam eden yeniden yapılanmadan tamamen bağımsız düşünülebilir mi?

Bugünkü tabloya bir günde gelinmedi. Irak'ın 2003 yılında ABD tarafından işgal edilmesinin ardından ülkenin siyasi ve idari yapısı köklü biçimde değişti. 2005 Anayasası ile Irak federal bir devlet hâline geldi. Kuzeyde Kürdistan Bölgesel Yönetimi anayasal statü kazandı. Suriye'de ise 2011'de başlayan iç savaş, merkezi devlet otoritesini büyük ölçüde sarstı. Ülkenin kuzeydoğusunda PKK ile organik bağları uzun süredir tartışılan PYD/YPG'nin etkili olduğu bir yapı ortaya çıktı. Böylece Türkiye'nin güneyinde son derece önemli bir jeopolitik tablo oluştu. Irak'ın kuzeyinde anayasal statüye sahip bir Kürt bölgesel yönetimi... Suriye'nin kuzeydoğusunda ise statüsü yıllardır tartışılan Kürt ağırlıklı bir siyasi ve askerî yapı... Bunların hemen kuzeyinde Türkiye...

Doğusunda ise İran... Haritaya bu şekilde bakıldığında Türkiye'deki gelişmeleri yalnızca bir terör örgütünün silah bırakması meselesi olarak değerlendirmek yeterli olabilir mi? Çünkü artık karşımızda yalnızca dağdaki silahlı örgüt yoktur. Siyasi aktörler vardır. Bölgesel yönetimler vardır. Uluslararası ittifaklar vardır. Anayasa ve vatandaşlık tartışmaları vardır. Yerel yönetim ve demokratikleşme talepleri vardır. Üstelik sürece ilişkin siyasi aktörlerin kullandıkları dil de tartışmanın silah bırakmayla sona ermeyeceğini gösteriyor. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Terörsüz Türkiye" isimlendirmesine açıkça karşı çıkarak meselenin terör ve güvenlik politikaları üzerinden değil, "barış" ve "demokratik toplum" üzerinden ele alınmasını istiyor. Daha önemlisi, kurulacak komisyonun yalnızca silah bırakma meselesine özgülenmemesi gerektiğini ifade ediyor. "Kürt sorununun kök nedenleri"nin konuşulmasını ve Türkiye'nin demokratikleşmesini sürecin parçası olarak görüyor.

O hâlde mesele artık yalnızca "Silah bırakıldıktan sonra ne olacak?"sorusu değildir. Sürece ilişkin kullanılan kavramlar ve Türkiye'nin çevresinde yaşanan gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde önümüzde daha geniş bir tablo bulunmaktadır. "Kök nedenler", "demokratikleşme", "demokratik toplum", yeni anayasa, vatandaşlık ve yerel yönetimler gibi başlıkların aynı dönemde gündeme gelmesini birbirinden bağımsız tartışmalar olarak değerlendirmek mümkün değildir. "Terörsüz Türkiye" sürecini yalnızca silah bırakma üzerinden okumak işte bu nedenle yeterli değildir. Büyük resme baktığımızda Türkiye'nin de masada olduğunu görmek ve atılan her adımı bu bölgesel denklem içerisinde değerlendirmek zorundayız. Devlet aklı gerçekleşmiş olayları görmek değildir. Devlet aklı, gelişmelerin hangi istikamete gidebileceğini önceden okuyabilmektir. İşte yapılması gereken budur. Bu nedenle "Terörsüz Türkiye"yi anlamak istiyorsak artık gözümüzü Türkiye sınırlarının dışına çevirmek zorundayız. Asıl soru şudur: Ortadoğu yeniden şekillenirken Türkiye bu değişimin öznesi mi olacaktır, yoksa başkalarının hazırladığı bölgesel projelerin konusu mu hâline gelecektir?

Terörün sona ermesi elbette milletimizin ortak arzusudur. Ancak terör sona ererken Türkiye'nin önüne nasıl bir siyasi harita konulduğunu görmek de aynı derecede önemlidir. Çünkü bazen haritalar önce kâğıt üzerinde değil, siyasetin kullandığı kavramlarda değişmeye başlar.

Devam edecek...

 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.