logo
17 AĞUSTOS 2026

Trump'tan Güney Kore'ye tehdit dolu sitem!

ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Kore karşısında milyarlarca dolar harcayarak Güney Kore'yi savunduklarını ancak bu ülkenin, İran'la savaşırken kendilerine destek vermeyi reddetmesinden rahatsız olduğunu belirtti

17.08.2026 22:49:00
Anadolu Ajansı
 
Trump'tan Güney Kore'ye tehdit dolu sitem!
Trump'tan Güney Kore'ye tehdit dolu sitem!

ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Kore karşısında milyarlarca dolar harcayarak Güney Kore'yi savunduklarını ancak bu ülkenin, İran'la savaşırken kendilerine destek vermeyi reddetmesinden rahatsız olduğunu belirtti.

ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısının ardından Güney Kore ile ilgili son açıklamalarını değerlendirdi.

Trump, uzun yıllardır milyarlarca dolar harcayarak Güney Kore'yi askeri açıdan Kuzey Kore'ye karşı koruduklarını ancak bunun karşılığını alamadıklarını savundu.

"Güney Kore'yi korumak için milyarlarca dolar harcıyoruz, aynı şey NATO için de geçerli, Avrupa'yı Rusya'dan korumak için yüz milyarlarca dolar harcıyoruz." diyen Trump, Güney Kore liderini İran'la savaşta ABD'ye destek vermesi için aradığında "Hayır" cevabını aldığını aktardı.

"Ben de bir dakika dedim. Orada, komşunuz Kim Jong-un'dan sizi korumak için 29 bin askerimiz var ama İran'da yapılacak çok kolay bir askeri operasyonda bize yardım etmeyecek misiniz' Bu çok tuhaf." diye konuşan Trump, Seul'ün bu tavrını üzüntüyle karşıladıklarını dile getirdi.

Kim Jong-un ile birbirimizi anlıyoruz

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile iyi bir ilişkisinin olduğunu ve onun kendisine saygı duyduğunu aktaran Trump, "Ben onu anlıyorum, o da beni anlıyor. Kendisi birçok kişiden hoşlanmıyor, Biden'dan ve Obama'dan hoşlanmıyordu ancak benimle iyi bir ilişkisi var." ifadesini kullandı.

Trump, kendi başkanlığı döneminde Kuzey Kore'nin Güney Kore için "büyük bir tehdit olmadığını" ima ederek, Seul ile ortak askeri tatbikatları azaltma yönündeki kararını savundu.

ABD Başkanı Trump, dünkü açıklamasında, hem çok maliyetli olması hem de Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile olan iyi ilişkilerini gerekçe göstererek, Güney Kore ile yapılan ortak askeri tatbikatların "önemli ölçüde" azaltılması talimatını verdiğini duyurmuştu. AA

Mersin’den Cizre’ye skandal görüntüler

DEM Parti Milletvekilleri Ali Bozan ve Mehmet Zeki İrmez’in terör örgütü PKK’nın ilk kanlı eylemlerini "diriliş günü" ve "özgürlük şenliği" adı altında açıkça kutsayan sosyal medya paylaşımları ile bu organizasyonlara küçük çocukların alet edilmesi kamuoyunda infial yarattı

17.08.2026 21:08:00
Haber Merkezi
 
Mersin’den Cizre’ye skandal görüntüler
Mersin’den Cizre’ye skandal görüntüler
DEM Parti Milletvekilleri Ali Bozan ve Mehmet Zeki İrmez'in terör örgütü PKK'nın ilk kanlı eylemlerini "diriliş günü" ve "özgürlük şenliği" adı altında açıkça kutsayan sosyal medya paylaşımları ile bu organizasyonlara küçük çocukların alet edilmesi kamuoyunda infial yarattı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğini ve sivil vatandaşların can güvenliğini hedef alan, askeri garnizonları basarak kan döken bir terör şebekesinin ilk silahlı eylemleri, DEM Partili vekiller tarafından adeta resmi birer bayram gibi lanse edilmektedir.

Mersin Akdeniz'in ardından Şırnak Cizre'de (Cizîra Botan) düzenlenen bu sözde "kutlamalar", terör örgütünün şiddet tarihini meşrulaştırma ve tabana yayma çabasının koordineli bir propaganda faaliyeti olduğunu gözler önüne sermektedir.

Terörün İlk Kanlı Saldırılarına "Diriliş" Güzellemesi



15 Ağustos 1984 gecesi düzenlenen hain Eruh ve Şemdinli baskınlarında, vatan görevini yapan Jandarma Onbaşı Komando Er Süleyman Aydın ve Jandarma Astsubay Çavuş Memiş Arıbaş şehit düşmüştü. İlk şehitlerimizin kanının aktığı, feryatların yükseldiği bu katliam gecesinin 40 yılı aşkın süre sonra "Roja Vejînê" (Diriliş Günü) ve "Özgürlük Şenliği" olarak adlandırılması, aziz şehitlerimizin hatırasına ve Türk milletinin milli vicdanına yapılmış açık bir saldırıdır.

DEM Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez'in paylaştığı "Bi şîara 'Bi gaveke berxwedanê ber bi hezar gavên azadiyê ve'..." ("Direnişle özgürlüğe doğru bin adım" şiarıyla...) ifadeleri, mecliste namusu ve şerefi üzerine anayasal düzene sadakat yemini eden bir milletvekilinin, devletin bütünlüğüne silah çeken bir terör odağının dilini ve ideolojisini doğrudan sahiplendiğini göstermektedir.

Çocukların Kirli Propagandaya Alet Edilmesi ve Tarihi İhanet Şebekesi

Mersin Akdeniz'deki etkinlik başta olmak üzere, bu provokatif organizasyonlara henüz algı dünyası şekillenmemiş küçük yaştaki çocukların dahil edilmesi infiali daha da büyütmektedir. Çocukların, bir terör örgütünün katliam kronolojisini öven sanatsal veya siyasi görünümlü etkinliklerin içine çekilmesi, evrensel çocuk haklarına ve pedagojiye indirilmiş ağır bir darbedir.

1984'teki ilk baskında terörist grubun askeri garnizona sızmasına rehberlik eden Seferi Yılmaz örneği, bu yapının sızma stratejisini açıkça ortaya koymaktadır. Hain eylemin kılavuzunun ilerleyen yıllarda Şemdinli Belediye Başkanı yapılması ve geçmişteki "çözüm süreci" dönemlerinde meclis çatısı altındaki komisyonlarda dinlenmesi, devletin ve hukukun iyi niyetli adımlarının terör odakları tarafından nasıl bir meşruiyet devşirme aracı olarak suistimal edildiğinin en somut tarihsel belgesidir.

Sonuç ve Yargı Beklentisi

Mersin'den Şırnak Cizre'ye kadar uzanan bu eş zamanlı terör övgüleri, münferit birer paylaşım değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenlik haklarına ve toplumsal huzuruna karşı yapılmış planlı bir meydan okumadır.

Terörü "direniş ve diriliş" olarak makyajlayıp sokaklara taşıyan, çocukları bu kirli ajandaya alet eden siyasi uzantılar hakkında Cumhuriyet Savcılıklarının ve adli makamların anayasal düzene karşı işlenen suçlar kapsamında ivedilikle harekete geçmesi beklenmektedir.

Özgür Özel'den mahkeme başkanına tepki

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın ikinci celsesi öncesinde ve sırasında yaptığı açıklamalarda, savunma hakkının kısıtlandığını vurgulayarak süreci "tarihin en kritik duruşmalarından biri" ve "rezaletin daniskası" olarak nitelendirdi. Silivri'deki duruşmayı takip eden Özel, "YENİ Parti dimdik ayakta" mesajı verdi

17.08.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den mahkeme başkanına tepki
Özgür Özel'den mahkeme başkanına tepki
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu, 53'ü tutuklu toplam 414 sanıklı İBB Davası'nın ikinci celsesi, 65'inci İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin Yeni Duruşma Salonu'nda görüldü. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İstanbul İl Başkanı, ilçe başkanları, belediye başkanları ve milletvekilleriyle birlikte duruşmayı takip etmek üzere cezaevine geldi. Özel, celse öncesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada sürecin hukuksuzluğuna dikkat çekerek, "Umudumuz duruşmanın kaldığı yerdeki hukuksuzluğun bugün giderilmesi" dedi.

"Tarihin bu noktasına tanıklık etmeye geldik"

Özel, İmamoğlu'nun savunma hakkının elinden alındığını hatırlatarak şunları söyledi: "Kendisi 'Savunma yapmak istiyorum' dediği halde bir gün gibi, yarım gün gibi kısa bir süre verilmişti; aksi takdirde 'Susma hakkınızı kullandık kabul edeceğiz' demişlerdi. Bırakın Türkiye siyasi tarihinin en kritik duruşmalarından birinde, bu Türkiye'de 972 tane ilçenin herhangi bir tanesindeki bir adliye binasında herhangi basit bir davada uygulandığında verilecek ilk karar bozma kararıdır. Ne yapmaya çalışıyor bilmiyoruz. Kendine güvenen bir savcı, kendine güvenen bir hakim, adalet dağıtacağını düşünenler savunma hakkını kısıtlarlar mı? Demek ki o kadar berbat durumdalar, o kadar kendi iddiaları savunulamaz ve çürütülmeye müsait ki Ekrem Başkan'ın kendisini savunmasına izin vermemeyi tek çare olarak görüyorlar. Tarihin bu noktasına tanıklık etmeye geldik."

"YENİ Parti dimdik ayakta"

Parti olarak sürecin böyle işlemesini istemediklerini belirten Özel, "Buradaki kumpası kuranlarla oradaki kumpası kuranlar aynı büyük planın parçası ve bu plan elimizden partiyi almaya kalktı. Buna teslim olmayacağımızı söylemiştik. Bakın görüyorsunuz. YENİ Parti'nin İstanbul İl Başkanı burada. Bir ara ana muhalefetten düştünüz diye birtakım valilik tarafından kısıtlamalar uygulanıyordu. Şimdi ana muhalefet partisinin il başkanıdır. Bütün ilçe başkanlarımız burada. 39'da 38'i devam ediyor. Bir arkadaşımız da yeni katıldı. Hepsi burada. Belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz burada. YENİ Parti dimdik ayakta. Partimizi elimizden almak isteyenler ortalıkta yok. Bir kısmı burada savunma hakkını kullandıracak mı, kullandırmayacak mı onu göreceğiz" ifadelerini kullandı.

Özel salondan ayrıldı

Duruşma devam ederken İmamoğlu'na söz hakkı verilmemesi üzerine Özel, salondan ayrıldı ve basın mensuplarına daha kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Geçen celsede yaşananları hatırlatan Özel, "Silivri'de hep birlikte geçen celsenin bitişinde savunma hakkının nasıl kısıtlandığını konuşmuştuk. Bunun ne 1960 Darbesi'nde ne 12 Eylül Darbesi'nde ne Almanya'daki Nürnberg mahkemelerinde ne 12 Eylül dönemindeki DİSK'in yargılandığı süreçlerde yaşanan ki onların hepsi darbe dönemlerinin yargılamalarıydı. Hiçbirisinde yaşanmayan bir şey yaşandı" dedi. İmamoğlu'na "Hakkında 150'ye yakın örgüt kurucusu, örgüt lideri olmakla suçlandığı için güneşin altındaki gerçekleşen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu'nu da mesul tutuyorlar" şeklinde yaklaşıldığını belirten Özel, mahkemenin önce "sınırsız savunma hakkı" vaat ettiğini, ardından 9 Temmuz'da davayı bitirme hedefiyle süreyi beş-altı saate indirdiğini ve feragat dayattığını anlattı.

"Savunma hakkı asla kısıtlanamaz"

Bugünkü celsede avukatların hukuki itirazlarını dinledikten sonra mahkemenin "belirsiz bir gün" için savunma hakkı tanıdığını söyleyen Özel, "Avukatlar ısrar edince, 'Onu size önceden söyleyeceğim' dedi. Bir de söylemeseydin. Savunma yapacağı günü bilmeyecek. 'Bir arada' diyor, 'uygun yerde, makul zamanda.' Yani yerine, zamanına, süresine hakim karar verecek. Oysaki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. 'Bu haktan yararlandıracağım' deyip bahşetti beyzade. Gerçekten burada artık göstermelik yargılama bile yapılmıyor. Bu rezaletin daniskasıdır. Bu rezaletin dik alasıdır" diye konuştu.

Duruşma salonuna eleştiri

Yeni ve büyük duruşma salonunun fiziksel koşullarını da eleştiren Özel, seyircilerle sanıklar arasında "futbol sahasından daha fazla, belki iki futbol sahasına yakın" mesafe olduğunu, dürbünle izleyenlerin bulunduğunu, avukatların müvekkilleriyle göz teması kuramadığını ve savcının heyetin bir üyesi gibi oturduğunu söyledi. "Yargılamanın güya yüz yüze yapılıyormuş gibi olduğu ama Ekrem İmamoğlu veya herhangi bir arkadaşımız cezaevinde kamera karşısında olsa, ailesi evden televizyonla izlese, avukatı bürodan katılsa, hakim bey o çok isteyip de koşa koşa gittiği tatilinden dönmemiş olsa yine bir yargılama teknik imkanlarla buradaki kadar yapılır. Bir mekanda olunmuş falan değil burada. Burada mekanı büyütmek, araları açmak, bariyerler koymak ve en uzağa yerleştirmek suretiyle bu devasa mekanda bir mekansızlık yaratılmış. Yüz yüze yargılama imkanı ortadan kaldırılmış durumda" ifadelerini kullandı.

"Korktukları bir tek şey var"

Özel'e göre mahkemenin korktuğu tek şey etkili savunmalardı. Özel, "Korktukları bir tek şey var. Etkili savunmalar yapılıyor ve en etkilisi Ekrem İmamoğlu tarafından yapılacak. Bu savunmanın etkisinden, bu savunmanın gerçekleri ortaya koymasından, iftiraları çürütmesinden, yalancılarla yüzleşmesinden korkuyorlar. Yapılan budur" dedi. Aileler, seyirciler ve basın mensuplarının tahrik edilmeye çalışıldığını da öne süren Özel, oturma yerlerinin sürekli değiştirildiğini, bariyerler çekildiğini ve en uzak noktalara yönlendirildiklerini anlattı. "Bekliyor ki biz sinirlerimize hakim olamayacağız. Burada bağıracağız, çağıracağız. Ona hak ettiği gibi davranacağız" şeklinde konuştu.

Süreçte biriken kini sorgulayan Özel, "Mesele, Ekrem İmamoğlu'nun ilk ifadesinin alındığı gün, şu anda Adalet Bakanlığı'nda görevlendirilmiş, Ankara'da görevlendirilmiş, o zamanki bir başsavcıvekilinin Ekrem Bey'e, 'Ekrem Bey bu işler böyle. Gün değişir, siz iktidar olursunuz. Biz oraya geçeriz, siz bizi yargılarsınız. Bu işler böyle' dediği. Yani adaleti aramak yok da biz ve onlar var. İki tane düşman kutup var. Nerede düşmanlaştı bunlar? Nerede, ne zaman bu kadar kini biriktirdiler? Biz onlara ne yapmışız? Bizim yaptığımız bir tek şey var: Demokrasilerde olduğu gibi, üstüne o cübbeyi giydiren Cumhuriyet, ona cübbe verdiyse, tokmak verdiyse altına araba çektiyse; bize de muhalefet etme, milleti ikna edersek gün gelince iktidar olma hakkı vermiş" şeklinde konuştu.

"Ben daha güneşin doğmadığı bir gece, iyinin kötüyü yenmediği bir gün görmedim"

Tarih önünde teessüf ettiğini belirten Özel, Ergenekon davasındaki benzer uygulamaları hatırlatarak, "Kendisine tarih önünde teessüf ediyorum. Bir kere daha demiştim bu cümleyi. İkinci kez kullanıyorum... Tarih önünde hepsine teessüf ediyorum ve hepimizin haysiyetini ve hukukunu milletimize emanet ediyorum. Başka kimseye değil. Çünkü tuz koktuktan sonra, ben şimdi buradaki hakimi HSK'ya mı şikayet edeyim? Başında Akın Gürlek var, zaten bu zulmü başlatan, kurgulayan, sürdüren kişi... Kimi, kime şikayet edeyim? O yüzden hepimizin hakkını, hukukunu ve varsa bir gün hakkımızı almamızla ilgili umudu milletimize emanet ediyoruz. Ettiklerini bulsunlar. Zulümleri artsın ki sonları tez gelsin. Bu dünyada adaleti bulursak buluruz, bulmazsak öbür dünyada bütün bu masumların iki elleri yakalarındadır. Bu devran böyle sürmez. Ben daha güneşin doğmadığı bir gece, ben daha iyinin kötüyü yenmediği bir gün ve ben daha tarih önünde zalimlerin zulümleriyle sınanmadıkları bir süreci hiç görmedim. Yine görmeyeceğiz inşallah" dedi.

Özel'in açıklamaları, İBB Davası'nın ikinci celsesinde yaşanan tartışmaların gölgesinde, hem yargı sürecine hem de siyaset kurumuna yönelik sert eleştiriler içeriyordu. Duruşma salonu dışında yapılan bu değerlendirmeler, partisinin "dimdik ayakta" durduğunu vurgulayan liderin, sürecin hukuki ve siyasi boyutlarını kamuoyuna taşıma çabası olarak kayda geçti.

Köpeği tehdit aracı olarak kullanmak, silahlı tehdit sayılabilir

Avukat Nimet Türe, köpeği tehdit aracı olarak kullanmanın silahlı tehdit sayılabildiğin söyleyerek, "Eğer mağdur üzerinde köpek ile bir sindirme, korkutma ve etkisiz hale getirme gibi olgu oluşturuyorsa artık Türk Ceza Kanunu'ndaki 'silah' kavramına eş değer kabul edilerek, tehditte nitelik olarak saymaktayız" dedi

17.08.2026 13:37:00
İHA
 
Köpeği tehdit aracı olarak kullanmak, silahlı tehdit sayılabilir
Köpeği tehdit aracı olarak kullanmak, silahlı tehdit sayılabilir
Kayseri Barosu Avukatlarından Nimet Türe, silah niteliği taşımayan ancak olay anında saldırma, savunma veya korkutma aracı olarak kullanılan köpeğin silah sayılabileceğini söyledi.

Töre, "Toplumda genellikle silah dediğimizde akla tüfek, tabanca ve bıçak gibi kesici-delici mekanik aletler anlaşılmakta. Türk Ceza Kanunu'nun 6.maddesi silahı tanımlarken; insanı saldırı ve savunma amaçlı olmasa bile fiilen saldırıda kullandığı her türlü şey silah olarak değerlendirmekte.

Yargıtayın vermiş olduğu bu kararda aslında bu mantıkla işletilmiş bir karar. Bir kişi elinde ki sahip olduğu köpeği 'seni ısırtırım' şeklinde fiili bir saldırı aracına dönüştürüyor ise hukukumuz artık bu durumu; bir bıçak veya silaha eş değer tutarak tehdit unsuru olarak görmektedir.

Önemli olan bu hayvanın mağdur üzerinde bir korkutma, ürkütme ya da sindirme gibi etkilerinin olup olmadığı göz önünde bulundurulur. Eğer mağdur üzerinde köpek ile bir sindirme, korkutma ve etkisiz hale getirme gibi olgu oluşturuyorsa artık Türk Ceza Kanunu'ndaki silah kavramına eş değer kabul edilerek, tehditte nitelik olarak saymaktayız" şeklinde konuştu.

"Bu tür durumlarda haklarımızı korumamız gerekmektedir"

Bu tür durumlarda köpeğin silahla eş değer tutulduğunu göz önünde bulundurularak hakların korunması gerektiğinin altını çize Türe, "Bir hayvanı kendinize karşı silah olarak yönlendirildiğini düşündüğünüzde hukukumuz bunu bir bıçak, silah ile eş değer değerlendirmekte. Bu tür durumlarda tehditli suçun basitliği nitelikli halinin bulunduğunu göz önünde bulundurmamız ve buna göre haklarımızı korumamız gerekmektedir" ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi

17.08.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi
MHP lideri Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye"nin bir devlet politikası olduğunu, TBMM'de kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" ile önemli bir aşamaya geçildiğini söyledi.
Bahçeli, "Kanunun 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiş olması 'Terörsüz Türkiye'ye, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı göstermektedir" dedi.
"Milletimizin kahir ekseriyeti Terörsüz Türkiye'nin yanında duruyor" diyen Bahçeli, "Süreçte vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir. Vurgulamak isterim ki bu aşamaya onlar sayesinde, onların kutlu mücadelelerinin sonucunda gelinmiştir. Bununla beraber Gazi ordumuzun ve fedakâr milletimizin dünden bugüne terörle mücadele hafızası, azmi ve iradesi bütün aşamalarıyla sahiplenilmiştir. Gizli kapaklı herhangi bir pazarlık, vatandaşlarımızın bilgisi dışında bir yol söz konusu olmamıştır. Sürecin hassasiyetine uygun bir üslupla, sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle hareket edilmiştir" diye konuştu.

'Süreci karalamak isteyene fırsat yok'
Süreci karalamak isteyenlere karşı uyarılarda bulunan Bahçeli şu ifadeleri kullandı;
"Şüphesiz fitne fesat çıkarmak, iftira ile gelişmeleri enfekte etmek isteyen dahili ve harici karanlık odaklar olacaktır. Provokasyonlara karşı aziz milletimizi duyarlı olmaya davet ediyorum. Süreci karalamak ve çarpıtmak isteyenlere fırsat vermeyecek, emperyalizmin taşeronlarının kışkırtıcı hamlelerine, onların içerideki sözcülerine imkan tanımayacağız."

'Kanun bir af düzenlemesi değil'
Çıkarılan kanunun bir af düzenlemesi olmadığını hatırlatan Devlet Bahçeli, "Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacak, suçun vasfına, mahkûmiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bu yönüyle Kanun, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır." dedi.

Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler Kocaeli'de anıldı

Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler için anma programı düzenlendi

17.08.2026 05:28:00 / Güncelleme: 17.08.2026 05:35:31
AA
 
Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler Kocaeli'de anıldı
Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler Kocaeli'de anıldı

Merkez üssü Gölcük olan depremin 27. yılı dolayısıyla Kavaklı sahilinde gerçekleştirilen programda, depremde yaşamını yitirenler anıldı.

Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, programda yaptığı konuşmada, 17 Ağustos'un yalnızca hayatını kaybedenleri anma değil, aynı acıların tekrar yaşanmaması için eksikliklerin değerlendirilmesi ve gerekli derslerin çıkarılması gereken bir gün olduğunu söyledi.

Türkiye'nin 1999'dan bu yana afet yönetiminde kurumsal yapılanma, müdahale ve afet sonrası iyileştirme çalışmalarında önemli mesafe aldığını belirten Aktaş, afet öncesi risklerin azaltılması konusunda ise yapılması gereken çalışmalar bulunduğunu ifade etti.

İl Risk Azaltma Planı kapsamında Kocaeli'de deprem başta olmak üzere deniz kazaları, büyük sanayi kazaları ve orman yangınları gibi risklerin belirlendiğini aktaran Aktaş, bunların azaltılması ve kentin afetlere dirençli hale getirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü dile getirdi.

Afetlere hazırlığın kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların birlikte hareket etmesini gerektirdiğini vurgulayan Aktaş, özellikle eski yapı stokunun yenilenmesinin önemine dikkati çekti.

Aktaş, 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan binaların yüzde 90'ından fazlasının 1999 depreminden önce inşa edildiğini belirterek, "Gerçekçi olmak gerekiyorsa bizim bu acı kayıplara son vermemiz, kayıplarla karşı karşıya kalmamamız için bu dönüşümü hızlı bir şekilde gerçekleştirmemiz lazım." diye konuştu.

"Bir saniyemizi bile boşa geçirmememiz gerekiyor"

Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan da 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin Türkiye'deki afet yönetimi anlayışı açısından dönüm noktası olduğunu söyledi.

Depremin ardından bilimsel çalışmaların ve yasal düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirten Pehlivan, Zorunlu Deprem Sigortası'nın yaygınlaştırıldığını, bina deprem yönetmeliğinin güncellendiğini ve yapı denetiminin zorunlu hale getirildiğini anlattı.

Pehlivan, 2009'da AFAD'ın kurulmasıyla kriz odaklı anlayıştan afetleri öncesi, sırası ve sonrasıyla ele alan "Bütünleşik Afet Yönetimi" modeline geçildiğini ifade etti.

Türkiye Afet Risk Azaltma Planı ile 81 ilde hazırlanan İl Risk Azaltma Planları doğrultusunda çalışmaların sürdürüldüğünü dile getiren Pehlivan, Kocaeli'de de risklerin belirlenerek ilgili kurumlara sorumluluklar verildiğini vurguladı.

Afet gerçekleşmeden önce yapılacak çalışmaların önemine dikkati çeken Pehlivan, "Öncesinde atacağımız bir adım, öncesinde bertaraf edeceğimiz bir birimlik maliyet bizi afetler anında en az 7-8 birim yükten kurtarıyor. O yüzden 1 saniyemizi bile boşa geçirmememiz, 1 saniyemizi bile afetlere hazırlıklı olma konusunda değerlendirmemiz gerektiğini ifade ediyorum." diye konuştu.

Pehlivan, Zorunlu Deprem Sigortası oranının yüzde 58'e ulaştığını bildirdi.

Kocaeli'de yaklaşık 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerekiyor

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ise depremden sonra kentteki yapı stokunun yaklaşık yarısının yenilendiğini, diğer yarısını ise 1999 öncesinde inşa edilen yapıların oluşturduğunu söyledi.

Kentteki yapı stokuna yönelik tarama çalışmalarının tamamlandığını belirten Büyükakın, yaklaşık 160 bin binanın depremden önce inşa edildiğini, zemin ve yapı özellikleri dikkate alındığında yaklaşık 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

Dönüşümün yalnızca finansmanla çözülebilecek bir konu olmadığına dikkati çeken Büyükakın, Kocaeli'nin yıllık inşaat kapasitesinin yaklaşık 15 bin bağımsız birim olduğunu, mülk sahipleri ile kullanıcıların farklı beklentileri, hukuki süreçler, ekonomik kaygılar ve vatandaşların yaşadıkları bölgeyle kurdukları aidiyet bağlarının da dönüşüm sürecini zorlaştırdığını kaydetti.

Büyükakın ayrıca kentteki sivil toplum kuruluşlarını kentsel dönüşüm çalışmalarına destek vermeye çağırdı.

Programda, Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler için Kur'an-ı Kerim okundu ve dua edildi.

Konuşmaların ardından, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, 6 Şubat 2023'te yaşanan ve "asrın felaketi" olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli depremlerde arama kurtarma faaliyetlerine katılan ekiplere teşekkür belgesi verdi.

Daha sonra, arama kurtarma kursunu başarıyla tamamlayan Gölcük Arama Kurtarma Derneği (GESOTİM) kursiyerlerine sertifikaları protokol üyelerince verildi.

Anma programına Kocaeli milletvekilleri Radiye Sezer Katırcıoğlu ve Veysal Tipioğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Mehmet Özgür Özömek, bazı siyasi partilerin il ve ilçe yöneticileri ile vatandaşlar katıldı.

 

Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama

Türkiye ve 7 ülke, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı

16.08.2026 22:01:00
AA
 
Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama
Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama
Türkiye ve 7 ülke, İsrail'in ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı. Hamas da bugün yaptığı açıkamada, İsrail'in Şarm El-Şeyh Anlaşması'na ve Trump'ın Gazze planına uymadığını ve üzerinde mutabık kalınan yol haritasını da reddettiğini belirterek, iatı Şeria, Gazze Şeridi, Kudüs ve İsrail hapishanelerindeki gelişmelerin ciddi tehdit oluşturduğunu bildirmişti.

Hamas tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre,Halil el-Hayye başkanlığındaki heyet, Mısır'a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Mısır Genel İstihbarat Bakanı Tümgeneral Hasan Reşad ile İstihbarat Teşkilatının merkezinde bir araya geldi. Görüşmede, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki siyasi ve sahadaki gelişmeler ele alındı.

Açıklamada, İsrail'in günlük ihlaller gerçekleştirdiği, Şarm El-Şeyh Anlaşması ile Trump'ın Gazze planını tanımadığı ve üzerinde mutabık kalınan yol haritasını reddettiği vurgulandı.

Görüşmede Hamas heyetinin Batı Şeria, Kudüs ve İsrail hapishanelerindeki gelişmeler hakkında da kapsamlı bilgi sunduğu aktarılan açıklamada, "İşgalin yaptığı, bölgede ve uluslararası düzeyde üzerinde durulması gereken tehlikeli ve yıkıcı bir politikadır." değerlendirmesine yer verildi.

Türkiye ve 7 ülke de İsrail'in  Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı.

Kene ısırması nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 12'ye yükseldi

Kene ısırması sonrası tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Bekir Selvi'nin amcasının oğlunun da 2020 yılında yine kene ısırması sonucu öldüğü belirlendi

16.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Kene ısırması nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 12'ye yükseldi
Kene ısırması nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 12'ye yükseldi
Kene ısırması sonrası tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Bekir Selvi'nin amcasının oğlunun da 2020 yılında yine kene ısırması sonucu öldüğü belirlendi.
Sivas il merkezine bağlı Kızılca köyünde yaşayan, emekli ve nakliyat işleriyle uğraşan 6 çocuk babası Bekir Selvi'ye arazide kene tutundu.

Bir süre sonra rahatsızlanan Selvi, yakınları tarafından durumu fark edilerek hemen Sivas Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Daha sonra Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi.

Hastanede yapılan ilk tetkiklerin ardından KKKA hastalığı şüphesiyle anestezi yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Selvi, bu sabah yaşam mücadelesini kaybetti.

Hastane morgundan yakınları tarafından teslim alınan Selvi'nin cenazesi, toprağa verilmek üzere Kızılca köyüne götürüldü.

Hayatını kaybeden Bekir Selvi'nin amcasının oğlu Bilal Selvi'nin de Haziran 2020'de kene ısırması sonucu hayatını kaybettiği öğrenildi. Aynı aileden ikinci kişinin de kene nedeniyle hayatını kaybetmesi köyde büyük üzüntüye yol açtı.

Bu yıl KKKA hastalığı nedeniyle çevre kentler ile Sivas'ın ilçelerinden getirilen ve tedavi gördükleri sırada hayatını kaybedenlerin sayısı 12'ye yükseldi.

Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi

Ankara merkezli 17 şehirdeki operasyonda aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 32 şüpheli tutuklanırken arama yapılan tek bir adreste 200 kilogram altın ele geçirildi

16.08.2026 17:39:00
Haber Merkezi
 
Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi
Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi
Ankara merkezli 17 şehirdeki operasyon kapsamında; tutuklu Alihan Kuriş'in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş'e yönelik yapılan arama çalışmalarında tek bir adreste kaynağı belirsiz 1,34 milyar TL değerinde 200 kilo külçe altın ele geçirildi.

Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan soruşturma kapsamında bir adreste arama yapıldı.

Tutuklu Alihan Kuriş'in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş'e yönelik yapılan arama çalışmalarında adreste kaynağı belirsiz 200 kilogram külçe altın bulundu.

Operasyon kapsamında örgütün lideri Alihan Kuriş dahil 38 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler mahkemeye çıkarıldı. Mahkeme 38 şüpheliden 32'sinin tutuklanmasına karar verdi.

Hakkında tutuklama kararı verilen şüpheliler arasında örgütün lideri Alihan Kuriş de bulunuyor.

Mahkeme altı şüpheliyi ise ev hapsine çarptırdı.

Hakkında ev hapsi kararı verilen isimler arasında, eski Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyesi Ahmet Gökcen de bulunuyor.

Tutuklanmasına karar verilen isimler şöyle: Alihan Kuriş, Fahri Candemir, Süleyman Kahraman, Recep Okumuşlar, Şeref Toprak, Mehmet Hilmi Molla, Nezih Murat Büyükgöze, Metin Güer, Hilmi Şenol, Süleyman Hilmi Dinç, Yunus Aslan, Muharrem Hilmi Akbulut, Mehmet Aksu, Muhammed Dağ, Mehmet Bozpınar, Mehmet Akbacakoğlu, Ahmet Şimşek, Abdulkerim Emrah, İsa Çardak, Cevat Bağcı, Zeki Altınel, Hüseyin Türker, Mehmet Kurban, Mehmet Tekin, Mustafa Gökduman, Hamza Deniz, Kazım Per, Ahmet Uğur Pakcan, Rıdvan Erdal, Zübeyr Özcan, Hayrullah Uusl, Muhammet Karaköse.

Ev hapsine çarptırılan isimler: Yusuf Büyükgöze, Ahmet Gökcen, Ömer Yılmaz, Ahmet Efe, Selman Süleyman Keşkekçi, İsmail Hakkı Akgün.

Diyarbakır'da minibüs kazasında ölü sayısı 7'ye yükseldi

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde meydana gelen trafik kazasında ölü sayısı 7'ye yükseldi

15.08.2026 18:03:00 / Güncelleme: 15.08.2026 18:05:50
İHA
 
Diyarbakır'da minibüs kazasında ölü sayısı 7'ye yükseldi
Diyarbakır'da minibüs kazasında ölü sayısı 7'ye yükseldi
Lice ilçesi Karahasan Mahallesi Heylo mezrasında minibüsün devrilmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında 16 kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi.



Kazada, olay yerinde 2 kişi hayatını kaybetti. Hastaneye sevk edilen yaralılardan önce 3 kişi, daha sonra 2 kişinin hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 7'ye yükseldi. 9 kişinin tedavisi devam ediyor.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Tüp dolum tesisindeki yangında soğutma çalışmaları devam ediyor

Manisa'nın Salihli ilçesinde bulunan oksijen dolum tesisinde meydana gelen yangında soğutma çalışmaları devam ederken yangında 2 vatandaşın da yaralandığı bilgisine ulaşıldı

15.08.2026 11:45:00 / Güncelleme: 15.08.2026 11:48:18
İHA
 
Tüp dolum tesisindeki yangında soğutma çalışmaları devam ediyor
Tüp dolum tesisindeki yangında soğutma çalışmaları devam ediyor
Yangın, saat 08.30 sıralarında Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Atatürk Mahallesi'nde faaliyet gösteren Kavas Oksijen Dolum tesisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre henüz belirlenemeyen bir sebeple tesiste patlama sonrası yangın çıktı. Büyük bir gürültüyle tüplerin patladığı yangın sonrası bölgeye Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı ekipler ile 6 ambulans, 6 su tankeri, 6 asayiş devriye ekibi ile arama kurtarma ekipleri sevk edildi.

Patlamanın şiddetiyle çevredeki evlerin camları da kırıldığı öğrenildi.



Ekipler tarafından uzun müdahaleler sonrası yangın kısmen kontrol altına alınırken soğutma çalışmaları devam ediyor.

Öte yandan, yangın nedeniyle 2 kişinin de dumandan etkilendiği ve Salihli Devlet Hastanesine kaldırıldığı öğrenildi.

Manisa Valiliği Kriz Merkezi'nin de yangınla ilgili gelişmeleri yakından takip ettiği öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.