Trump’tan nükleer itiraf
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ohio’da düzenlenen seçim mitinginde yaptığı açıklamalar, Washington’ın nükleer güçlere bakışını açık biçimde ortaya koydu
Haber Merkezi





ABD Başkanı Donald Trump'ın Ohio'da düzenlenen seçim mitinginde yaptığı açıklamalar, Washington'ın nükleer güçlere bakışını açık biçimde ortaya koydu. Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un ile "çok iyi anlaştığını" söylerken, bunun nedenlerinden birini de Kuzey Kore'nin nükleer kapasitesine bağladı.
Trump, "Birilerinin 112 nükleer füzesi olduğunda, onlarla iyi geçinmek güzeldir. Ancak arada bir fark var. İran asla nükleer silah sahibi olmayacak" ifadelerini kullandı.
Bu sözler, uluslararası güvenlik düzenindeki çarpıcı çelişkiyi gündeme getirdi.
NÜKLEERİN VARSA "İYİ GEÇİNİYORUZ"
Trump'ın mantığı üzerinden bakıldığında ortaya şu tablo çıkıyor:
Nükleer gücün varsa seninle müzakere ediyorlar. Nükleer gücün yoksa seni nükleer silah sahibi olmamakla tehdit ediyorlar.
Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ilişkilerini de aynı mantık içerisinde savundu. "Büyük ulusların, büyük nükleer ulusların liderleriyle iyi geçinmek güzel değil mi?" diye soran Trump, böylece ABD'nin nükleer güç sahibi ülkelerle ilişkilerinde çatışmadan ziyade denge ve pazarlığı tercih ettiğini açıkça dile getirdi.
KUZEY KORE ÖRNEĞİ İSE DAHA DA DİKKAT ÇEKİCİ
ABD ile yıllarca ağır gerilim yaşayan Pyongyang yönetimi, nükleer silah ve füze programını geliştirirken Washington'ın askeri müdahale ihtimalini sürekli gündemde tuttu. Bugün ise Trump, Kim Jong-Un ile "çok iyi anlaştığını" söylüyor.
ASIL MESAJ: GÜÇLÜDEN KORUNMAK İÇİN GÜÇLÜ OLMAK
Trump'ın sözleri ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Bir ülke ABD gibi büyük güçlerin baskısından korunmak istiyorsa ne yapmalı?
Trump'ın açıklamalarından çıkan siyasi sonuç, tartışmaya açık olsa da oldukça net görünüyor: Güçlü olacaksın.
Çünkü uluslararası siyasette yalnızca hukuk, anlaşmalar ve diplomatik iyi niyetin yeterli olmadığı; askeri, ekonomik ve stratejik gücün de belirleyici olduğu bir kez daha görülüyor.
ANCAK BURADA BÜYÜK BİR ÇELİŞKİ ORTAYA ÇIKIYOR
ABD, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemek istediğini söylüyor. Aynı ABD, nükleer silaha sahip Kuzey Kore ve Çin gibi ülkelerle "iyi geçinmenin" önemini vurguluyor.
Bu durumda dünyanın önündeki soru şu: Nükleer silah sahibi olan ülkeler neden daha dokunulmaz hale geliyor?
"İYİ GEÇİNMEK" GÜÇ DENGESİNİN SONUCU MU?
Trump'ın ifadeleri, uluslararası ilişkilerde "güçlü olan haklıdır" anlayışının hâlâ ne kadar etkili olduğunu gösteren bir örnek olarak değerlendirilebilir.
Nükleer silaha sahip devletler arasında doğrudan savaş riskinin çok daha yüksek olması, büyük güçleri karşılıklı olarak daha dikkatli davranmaya zorluyor. Ancak bunun diğer ülkeler açısından yarattığı sonuç tartışmalı:
Nükleer silaha sahip olmak saldırıyı mı önlüyor, yoksa dünyayı daha tehlikeli hale mi getiriyor?
Trump'ın "112 nükleer füzesi olduğunda onlarla iyi geçinmek güzeldir" sözü, aslında bu sorunun tam merkezinde duruyor.
İran'a yönelik "asla nükleer silah sahibi olmayacak" mesajı ise ABD'nin nükleer silah konusundaki politikasının yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda güç dengeleri üzerinden okunmasına neden oluyor.












































































