Bir toplumun ekonomisini yalnızca döviz kuru, enflasyon, borsa veya faiz oranları üzerinden okumak yeterli değildir.
Ekonominin bir de ahlak tarafı vardır.
Çünkü bütün ekonomik sistemlerin merkezinde insan bulunur. İnsan neye değer veriyorsa para da onun peşinden gider.
Bugün yaşadığımız fon krizi bu açıdan yalnızca bir sermaye piyasası meselesi değildir. SPK, 2026 başından itibaren yatırım fonlarında olağandışı fiyat hareketleri ve ekonomik gerçeklikle açıklanamayan değer artışları gözlemlendiğini, bunun üzerine yeni düzenlemeler yapıldığını açıkladı.
Bu tablo bize önemli bir soruyu sorduruyor: Para kazanmakla değer üretmek aynı şey midir?
Bir başkası ticaret yapar.
Bir başkası yıllarca eğitim alır, meslek sahibi olur.
Bir diğeri tarlasını eker, fabrikasında üretim yapar.
Bunların hepsinde emeğin, üretimin ve zamanın karşılığı vardır.
Fakat ekonomik hayat yalnızca üretimden kopup fiyat hareketlerinden kazanç sağlama arzusuna dönüşürse başka bir anlayış ortaya çıkar.
Bu noktada para, mal ve hizmet üretmenin aracı olmaktan çıkıp kendi başına amaç hâline gelebilir.
İnsan artık "Ne ürettim?" diye sormaz. "Param ne kadar arttı?" diye sorar.
İşte burada ekonomik davranış ile ahlaki davranış arasındaki bağ zayıflamaya başlar.
Fakat o yükselişin arkasında gerçek bir üretim, gerçek bir ekonomik değer ve şeffaf bir süreç var mı? Bu sorunun cevabı önemlidir.
SPK'nın 18 Eylül tarihli açıklamasında, bazı fonların düşük fiili dolaşıma sahip paylarda şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiği belirtildi. Kurul, yaptığı düzenlemelerin yatırımcı tasarruflarını korumayı, manipülasyon imkânlarını sınırlandırmayı ve şeffaflığı artırmayı amaçladığını bildirdi.
Burada hukuk kendi görevini yapacaktır.
Fakat toplumun da kendi muhasebesini yapması gerekir.
Bu anlayış açısından para, insanın hizmetinde olmalıdır.
İnsan paranın hizmetine girdiğinde ise ekonomik büyüklükler ne kadar artarsa artsın toplumsal huzurun artması garanti değildir.
Çünkü zenginlik sadece rakam değildir.
Üretimdir. Emektir. Alın teridir. Güvendir. Paylaşmadır.
Bir toplumda para çoğalırken adalet azalıyor, güven zedeleniyor ve insanlar birbirlerinin zaaflarından kazanç sağlamaya başlıyorsa burada yalnız ekonomik değil, ahlaki bir problem de vardır.
Bu nedenle bugün sormamız gereken soru yalnızca:
"Paramızı nasıl artıracağız?" olmamalıdır.
Bir de şunu sormalıyız:
"Paramız artarken insanlığımız azalıyor mu?"
Asıl ekonomik muhasebe belki de burada başlamaktadır.
Ekonominin bir de ahlak tarafı vardır.
Çünkü bütün ekonomik sistemlerin merkezinde insan bulunur. İnsan neye değer veriyorsa para da onun peşinden gider.
Bugün yaşadığımız fon krizi bu açıdan yalnızca bir sermaye piyasası meselesi değildir. SPK, 2026 başından itibaren yatırım fonlarında olağandışı fiyat hareketleri ve ekonomik gerçeklikle açıklanamayan değer artışları gözlemlendiğini, bunun üzerine yeni düzenlemeler yapıldığını açıkladı.
Bu tablo bize önemli bir soruyu sorduruyor: Para kazanmakla değer üretmek aynı şey midir?
Para nereden geliyor?
Bir insan üretir.Bir başkası ticaret yapar.
Bir başkası yıllarca eğitim alır, meslek sahibi olur.
Bir diğeri tarlasını eker, fabrikasında üretim yapar.
Bunların hepsinde emeğin, üretimin ve zamanın karşılığı vardır.
Fakat ekonomik hayat yalnızca üretimden kopup fiyat hareketlerinden kazanç sağlama arzusuna dönüşürse başka bir anlayış ortaya çıkar.
Bu noktada para, mal ve hizmet üretmenin aracı olmaktan çıkıp kendi başına amaç hâline gelebilir.
İnsan artık "Ne ürettim?" diye sormaz. "Param ne kadar arttı?" diye sorar.
İşte burada ekonomik davranış ile ahlaki davranış arasındaki bağ zayıflamaya başlar.
Rakam büyük, değer nerede?
Bir kâğıdın, bir hissenin veya bir fonun değeri yükselmiş olabilir.Fakat o yükselişin arkasında gerçek bir üretim, gerçek bir ekonomik değer ve şeffaf bir süreç var mı? Bu sorunun cevabı önemlidir.
SPK'nın 18 Eylül tarihli açıklamasında, bazı fonların düşük fiili dolaşıma sahip paylarda şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiği belirtildi. Kurul, yaptığı düzenlemelerin yatırımcı tasarruflarını korumayı, manipülasyon imkânlarını sınırlandırmayı ve şeffaflığı artırmayı amaçladığını bildirdi.
Burada hukuk kendi görevini yapacaktır.
Fakat toplumun da kendi muhasebesini yapması gerekir.
Ekonominin ahlakı
Prof. Dr. Haydar Baş'ın ekonomik anlayışında insan, ekonominin dışında bırakılan bir unsur değil; ekonominin merkezindeki değerdir.Bu anlayış açısından para, insanın hizmetinde olmalıdır.
İnsan paranın hizmetine girdiğinde ise ekonomik büyüklükler ne kadar artarsa artsın toplumsal huzurun artması garanti değildir.
Çünkü zenginlik sadece rakam değildir.
Üretimdir. Emektir. Alın teridir. Güvendir. Paylaşmadır.
Bir toplumda para çoğalırken adalet azalıyor, güven zedeleniyor ve insanlar birbirlerinin zaaflarından kazanç sağlamaya başlıyorsa burada yalnız ekonomik değil, ahlaki bir problem de vardır.
Bu nedenle bugün sormamız gereken soru yalnızca:
"Paramızı nasıl artıracağız?" olmamalıdır.
Bir de şunu sormalıyız:
"Paramız artarken insanlığımız azalıyor mu?"
Asıl ekonomik muhasebe belki de burada başlamaktadır.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Paramız artarken insanlığımız azalıyor mu? / 04.10.2026
- Kolay kazanç, ağır kayıp / 03.10.2026
- Dünya malı da bir imtihandır / 02.10.2026
- Umre: Bir ibadetten daha fazlası / 01.10.2026
- Cuma Mescidi: Müslümanların parayla imtihanı / 30.09.2026
- Mescid-i Kıbleteyn: Yönümüzü Allah belirler / 29.09.2026
- Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi / 28.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Kolay kazanç, ağır kayıp / 03.10.2026
- Dünya malı da bir imtihandır / 02.10.2026
- Umre: Bir ibadetten daha fazlası / 01.10.2026
- Cuma Mescidi: Müslümanların parayla imtihanı / 30.09.2026
- Mescid-i Kıbleteyn: Yönümüzü Allah belirler / 29.09.2026
- Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi / 28.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026


























































