logo
24 EKİM 2026

Türkiye'ye Papa dayatması

25.09.2006 00:00:00
 
Türkiye ile ilgili çok ağır ifadeler kullanıp, önemli tavizler koparan AP şimdi de, İslam'a hakaret eden Papa'ya gösterilen tepkileri kınayan bir metni Türkiye'ye dayatıyor.

 

Avrupa Parlamentosu'nun 8 Kasım'da açıklanacak Türkiye raporu taslağında yer alan Türkiye'nin Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmesi gerektiği ifadesi ile ilgili tartışmalar sürürken, milletvekilleri şimdi de taslağa Papa ile ilgili ifadeler eklemek istiyor. Avrupa Parlamentosu'nun 8 Kasım'da açıklanacak Türkiye raporu taslağında yer alan Türkiye'nin Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmesi gerektiği ifadesi ile ilgili tartışmalar sürürken, milletvekilleri şimdi de taslağa Papa ile ilgili ifadeler eklemek istiyor. EU Observer sitesinin haberine göre Papa'nın Hazreti Muhammed ile ilgili sözleri üzerine Müslümanların verdiği tepkiye karşı, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) bazı merkez sağ milletvekilleri son dakikada, Türkiye raporuna bu tepkileri kınayan bir paragraf sokmak istedi. Aynı milletvekillerinin, Strasburg'da 27 Eylül'de oylanacak raporun dilinin de sertleştirilmesini istediği belirtildi. Ancak taslak raporda yer alan ifadelerin zaten bu haliyle de Türkiye'de oldukça sert bir tepki aldığına dikkate alan AP milletvekilleri, Papa'nın sözlerine Müslüman dünyadan gelen protestolar ile ilgili bir paragraf sokma yerine, Papa'nın kasım ayı içinde yapılması planlanan Türkiye ziyaretinde atıfta bulunmaya karar verdi. Dinlerarası diyaloğu metne sokacaklarBunun üzerine İtalyan milletvekili Antonio Tajani, İngiliz milletvekili Charles Tannock ve Hollandalı milletvekili Camiel Eurlings'in, rapora bir düzeltme olarak, "Papa 16'ncı Benedikt'in gelecek Türkiye ziyaretinin Hıristiyan ve Müslüman dünyaları arasında dinler ve kültürler arası diyaloğun güçlenmesine katkıda bulunmasını umar" ifadesini yerleştirdi. Ancak bu düzenlemenin çarşamba günü yapılacak oylamada nasıl bir tepki ile karşılanacağı bilinmiyor. Avrupa Parlamentosu'nun ikinci büyük grubu olan Sosyalistler, rapordaki bazı ifadelere karşı çıkmış ve bu ifadelerin düzeltilmemesi halinde rapora red oyu vereceklerini belirtmişti.Sosyalist milletvekili rahatsız eden ifadelerin başında, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmek için Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmesi gerektiği ifadesi geliyor. Sosyalistler, Avrupa Birliği'nin Türkiye ile müzakerelerinde ana hedefin Türkler'in AB üyeliği olması gerektiğini belirterek bu tür ifadelerin bu süreçte yeri olmadığını savunuyor.

Sağlıklı yaşamın 10 sırrı


 
Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde enerjiniz hızla düşüyor, sık hastalanıyor, kilo vermekte zorlanıyor ya da stresle eskisinden daha zor başa çıkıyorsanız, bunları yaşlanmanın doğal sonucu olarak görüyor olabilirsiniz. Oysa bu belirtiler sağlığınıza yeterince yatırım yapmadığınızın sinyalleri olabilir.

24.10.2026 00:30:00
Murat Çorbacı
 
Sağlıklı yaşamın 10 sırrı
Sağlıklı yaşamın 10 sırrı

Uzun yıllar boyunca sağlık, büyük ölçüde "Hasta mıyım, değil miyim?" sorusuyla değerlendirildi. Oysa günümüzde bu yaklaşım tek başına yeterli değil. Çünkü kronik hastalıkların önemli bir bölümü ortaya çıkmadan yıllar önce; uyku kalitesinde bozulma, enerji kaybı, kas gücünde azalma, metabolik esnekliğin kaybı, stres toleransının düşmesi ve bağışıklık sistemindeki değişiklikler gibi erken sinyaller vermeye başlıyor. İnsan sağlığında olumsuz seyreden tabloyu değiştirmek çoğu zaman günlük yaşamda yapılacak küçük ama düzenli değişikliklerle mümkün. Kişisel 'iyi yaşam' yaklaşımının bu noktada önem kazandığına dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, "Wellness yani iyi yaşam; kişinin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal sağlığını her gün bilinçli seçimlerle desteklemesidir" ifadesini kullanarak, sağlıklı yaşamın kaldırım taşı olan günlük hayatta kullanacağınız 10 kişisel wellness rutinini anlattı.

1. Wellness'ın ilk sorusu: Uykumu koruyacak ne yapıyorum?

Uykunun bağışıklık sisteminin, hormon dengesinin, hafızanın, iştah kontrolünün, kan şekeri regülasyonunun ve hücresel tamir süreçlerinin yeniden organize olduğu biyolojik bir dönem olduğunu belirten Dr. Halil Ertürk, "Kötü uyku yalnızca ertesi gün yorgun hissettirmez. Uzun vadede insülin direncini, iştah artışını, tansiyon problemlerini, inflamasyonu, duygu durum dalgalanmalarını ve bilişsel performans düşüklüğünü tetikleyebilir" diyerek, kaliteli uykunun temel adımlarını paylaştı:

• Sabah saatlerinde gün ışığı almak,
• Her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak,
• Akşam geç saatte ağır yemek yememek,
• Kafeini öğleden sonra sınırlamak,
• Yatak odasını serin, karanlık ve sessiz tutmak,
• Uyumadan önce zihinsel ve dijital uyarıyı azaltmak.

2. Akdeniz tipi beslenme metabolik sağlığı destekliyor

Karmaşık diyetler yerine sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarını öneren Dr. Halil Ertürk, zeytinyağı, sebze, baklagiller, balık, tam tahıllar ve yeterli protein içeren Akdeniz tipi beslenmenin kan şekeri dengesinden bağırsak sağlığına kadar birçok sistemi olumlu etkilediğini belirtiyor. Özellikle 40 yaşından sonra yeterli protein tüketimi kas kütlesini korumak açısından önem taşıyor.

3. Yemekten sonra 10 dakikalık yürüyüş fark yaratıyor

Sağlıklı yaşam için uzun egzersiz programlarına gerek yok. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk'e göre öğle veya akşam yemeğinin ardından yapılacak 10-15 dakikalık tempolu yürüyüş sindirimi destekliyor ve yemek sonrası kan şekeri yükselmelerini dengelemeye yardımcı oluyor.

4. Uzun oturmanın etkilerini azaltın

Kas dokusunun yalnızca hareket etmek için değil, metabolizma, bağışıklık ve sağlıklı yaşlanma için de önemli olduğunu vurgulayan Dr. Ertürk, "Wellness yaklaşımında hareket yalnızca kalori yakmak için yapılmaz. Hareket; kası, kalbi, damarları, beyni, eklemleri ve metabolizmayı canlı tutan temel biyolojik uyarıdır" diyerek, günlük wellness için iki hedefi paylaştı:
• Daha az oturmak.
• Düzenli kas uyarısı vermek.
• Pahalı ekipman olmaksızın yapılan tempolu yürüyüş, merdiven çıkma, squat (çömelme), duvara şınav, plank, esneme hareketleri ve vücut ağırlığıyla yapılan basit egzersizler güçlü bir başlangıç sağlıyor. Her 45-60 dakikada bir ayağa kalkmak, kısa bir yürüyüş yapmak veya birkaç esneme hareketi bile uzun oturmanın olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı oluyor.

5. Amaç stresi yok etmek değil, toparlanabilmek

Stresin yaşamın doğal bir parçası olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, asıl önemli olanın stres sonrası bedenin yeniden dengeye dönebilmesi olduğunu söylüyor. Yavaş nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, dijital molalar vermek ve sosyal ilişkileri güçlendirmek sinir sisteminin toparlanmasına katkı sağlayabiliyor.

6. Hormetik stres: Dozunda zorlanma, daha güçlü beden

Bedenimizin her zaman konfor alanında kalmaya değil, zaman zaman kontrollü şekilde zorlanmaya da ihtiyacı var. Bilim dünyası buna "hormetik stres" adını veriyor. Sağlıklı bir bedenin zaman zaman kontrollü uyaranlara da ihtiyacı olduğunu ve burada "hormetik stres" kavramının devreye girdiğini belirten Dr. Halil Ertürk, "Hormetik stres; düşük dozda, kısa süreli ve kontrollü bir stresin vücutta adaptasyon yanıtı oluşturmasıdır. Yani bedene küçük bir zorlanma verilir; vücut buna yanıt olarak savunma, onarım ve dayanıklılık mekanizmalarını aktive eder. Egzersiz bunun en bilinen örneğidir. Kısa süreli soğuk veya sıcak maruziyeti, açlık penceresi, nefes egzersizleri ve doğa yürüyüşleri de doğru kişide, doğru dozda kullanıldığında benzer adaptif sinyaller oluşturabilir" dedi.

7. Buz banyosuna gerek yok, her duşun sonuna ekleyin

Soğuk duş veya duşun sonunda kısa süreli serin su uygulaması, evde yapılabilecek basit hormetik pratiklerden biri. Başlangıç için uzun buz banyolarına gerek olmaksızın duşun sonunda 20-30 saniye daha serin suyla bitirmek bile kontrollü bir uyaran olabilir. Buradaki amaç dayanıklılık geliştirmek ve bedene kısa süreli bir adaptasyon sinyali vermektir. Kalp hastalığı, ritim bozukluğu, kontrolsüz hipertansiyon, Raynaud sendromu, panik atak eğilimi veya ciddi kronik hastalığı olan kişiler bu tür uygulamalarda dikkatli olmalı.

8. Gece atıştırmalarını bırakmak iyi bir başlangıç olabilir

Aralıklı oruç, FMD benzeri beslenme protokolleri ve uzun açlık uygulamaları wellness dünyasında sık konuşuluyor. Çoğu kişi için ilk adımın akşam yemeğinden sonra atıştırmayı bırakmak ve doğal bir gece açlığı oluşturmak olduğunu belirten Dr. Halil Ertürk, "Yaklaşık 12 saatlik bu doğal gece açlığı metabolik ritmi desteklemeye yardımcı olur. Diyabet ilacı veya insülin kullananlar, hipoglisemi eğilimi olanlar, gebeler, emzirenler, yeme bozukluğu öyküsü olanlar, ileri yaşta kırılgan bireyler ve ciddi kronik hastalığı olanlar bu uygulamadan önce kişisel değerlendirme yapmalı" diyor.

9. En güçlü biyohack, alışkanlıklarınızdır

'Biyohacking'in (Vücudu ve yaşam tarzını optimize etmek) en temel halinin biyolojiyi anlayarak günlük davranışları doğru sıraya koymak olduğunu söyleyen Dr. Halil Ertürk, sabah gün ışığı almak, düzenli hareket etmek, yeterli protein tüketmek, nefes egzersizleri yapmak ve zamanında uyumanın biyolojik açıdan en etkili uygulamalar arasında yer aldığını söylüyor ve ekliyor: "Bazen en iyi biyohack, akşam telefonu kapatıp zamanında uyumaktır."

10. Mükemmel değil, sürdürülebilir bir rutin oluşturun

Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk 'e göre sağlıklı yaşamın sırrı kusursuz bir program uygulamak değil; her gün sürdürülebilecek küçük alışkanlıklar geliştirmek. Gün ışığıyla güne başlamak, gün içinde hareket etmek, öğünlerden sonra kısa yürüyüşler yapmak, ekran kullanımını azaltmak ve düzenli uyku saatleri oluşturmak uzun vadede büyük fark yaratabiliyor.

Pankreas kanserinin 6 belirtisine dikkat!


 
Erken dönemde belirti vermeden ilerleyebilen pankreas kanseri çoğunlukla başka bir hastalık için doktora gidildiğinde ortaya çıkıyor. Genetik faktörler, ileri yaş ve sigara kullanımı kişide risk faktörünü artırabiliyor. En önemli belirtileri arasında sarılık, açıklanamayan kilo kaybı, karın ve sırt ağrısı bulunan pankreas tümörlerinde erken tanı tedavide önemli katkı sağlıyor. 
 

23.10.2026 20:36:00
Murat Çorbacı
 
Pankreas kanserinin 6 belirtisine dikkat!
Pankreas kanserinin 6 belirtisine dikkat!

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Emin Köse, pankreas tümörlerinin türleri, belirtileri, risk faktörleri ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi: Midenin arkasında, karın boşluğunun üst bölümünde yer alan pankreas, sindirim sisteminin ve hormon dengesinin önemli organlarından biri... Pankreasın dış salgı işleviyle üretilen enzimler, besinlerin özellikle yağ, protein ve karbonhidratların sindirilmesine yardımcı olmakta. İç salgı işleviyle üretilen insülin ve glukagon gibi hormonlar ise kan şekeri düzeyinin düzenlenmesinde rol oynamakta. Pankreasta gelişen tümörler, hücrelerin kökenine ve özelliklerine göre farklı gruplara ayrılmakta.


Belirti vermiyor

Pankreasın karın boşluğunun derininde yer alması ve erken evrede belirgin şikâyetlere yol açmaması, hastalığın tanısını güçleştirebilmekte. Belirtiler tümörün pankreasın baş, gövde veya kuyruk bölümünde yerleşmesine, büyüklüğüne ve çevre dokularla ilişkisine göre değişmekte. Pankreas tümörlerinde dikkat edilmesi gereken başlıca belirtiler şunlar:

Sarılık: Ciltte ve göz aklarında sararma, idrar renginde koyulaşma, dışkı renginde açılma ve kaşıntı görülebilmekte. Özellikle pankreasın baş kısmındaki tümörler safra kanalına baskı yaparak sarılığa neden olabilmekte.

Karın ve sırt ağrısı: Üst karın bölgesinde başlayan ve sırta yayılabilen, devamlılık gösteren veya giderek artan ağrılar ortaya çıkabilmekte.

İstem dışı kilo kaybı: Beslenme düzeninde belirgin bir değişiklik olmaksızın kilo kaybı ve iştahsızlık gelişebilmekte.

Sindirim sorunları: Şişkinlik, bulantı, hazımsızlık ve dışkılama alışkanlıklarında değişiklik görülebilmekte.

Halsizlik ve yorgunluk: Hastalığa eşlik eden metabolik değişiklikler ve beslenme sorunları kişinin günlük yaşamını etkileyebilmekte.

Kan şekeri değişiklikleri: Daha önce diyabet tanısı bulunmayan kişilerde yeni başlayan diyabet veya mevcut diyabette kan şekeri kontrolünün bozulması, özellikle başka belirtilerle birlikte ortaya çıktığında değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

Sigara kullanımı ve ileri yaş pankreas kanseri riskini artırıyor

Genetik faktörler, ileri yaş, yaşam tarzı ve sigara kullanımı kişide pankreas tümörü riskini artırmakta. Ayrıca kronik pankreatit, obezite ve diyabet de riski yükseltiyor. Pankreas tümörlerinin tanı ve tedavi planlaması, hastanın şikâyetlerine ve tıbbi öyküsüne göre planlanıyor. Fizik muayene ve kan testlerinin ardından, klinik gereklilik doğrultusunda bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve endoskopik ultrasonografi gibi yöntemlerden yararlanılıyor. Kan testleri, karaciğer ve safra yollarının durumunu değerlendirmeye yardımcı olurken bazı hastalarda CA 19-9 gibi tümör belirteçleri de incelenmeli. Ancak bu belirteçler tek başına kanser tanısı koymak için yeterli değil. Gerekli görülen durumlarda endoskopik ultrasonografi eşliğinde biyopsi yapılarak dokudan örnek alınabilmekte. Tanı aşamasında yalnızca tümörün varlığının belirlenmesi değil, türünün, büyüklüğünün, çevre damarlarla ilişkisinin ve uzak organlara yayılımının değerlendirilmesi de önem taşıyor.
Tedavide ise tümörün yerine göre farklı cerrahi yöntemler uygulanıyor. Hastaya özel uygulanan robotik cerrahi tedavi konforunu artırıyor.

İstanbul'da hava kirliliği yüzde 3 arttı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışma, kentteki hava kirliliğinin eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 arttığını ortaya koydu

23.10.2026 16:10:00
AA
 
İstanbul'da hava kirliliği yüzde 3 arttı
İstanbul'da hava kirliliği yüzde 3 arttı
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul'da 2025 ve 2026'nın eylül aylarında hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yaptı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarında kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.

Buna göre, kentte eylül ayındaki PM10 konsantrasyonu ortalaması 24 istasyonda metreküp başına 29,33 mikrogram olarak belirlendi. Bu oran, geçen yılın aynı ayında ise ortalama 28,38 mikrogram olarak ölçüldü.

Böylece partiküler madde kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 3 arttığı belirlendi.

Eylül ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 61,73 mikrogramla "Sultangazi 3" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 57,89 mikrogramla "Kağıthane 1" ve 53,18 mikrogramla "Sultangazi 2" istasyonları takip etti.

Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına 12,96 mikrogramla "Kandilli 1" oldu.

Bunu 13,02 mikrogramla "Üsküdar 1" ve 15,17 mikrogramla "Ümraniye 1" istasyonları izledi.

Böylece partikül madde hava kirliliği oranının kentteki 15 istasyonda azaldığı, 9 istasyonda ise arttığı tespit edildi.

Hava kirliliği oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyonlar yüzde 75,97 ile "Çatladıkapı", yüzde 63,34 ile "Sultangazi 2" olarak belirlendi.

Aynı dönemde partikül madde hava kirliliği oranının en fazla azaldığı istasyonun yüzde 50,2'yle "Beylikdüzü" olması dikkati çekti.

Bu istasyonları yüzde 30,44 ile "Yenibosna", yüzde 29,77 ile "Alibeyköy" takip etti.

İstanbul'daki istasyonlarda ölçülen partikül madde ortalamaları şu şekilde:


Rüzgar yönü hava kirliliğini etkiliyor


Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine, İstanbul'da hava kalitesinin meteorolojik koşulların yanı sıra trafik, sanayi ve ısınma gibi insan kaynaklı faaliyetlerden etkilendiğini söyledi.

Kentte rüzgarın yönünün ve hızının kirleticilerin atmosferdeki dağılımını doğrudan etkilediğini belirten Toros, kuzeydoğulu rüzgarların Karadeniz üzerinden temiz hava taşıyarak kirleticilerin dağılmasına katkı sağladığını kaydetti.

Prof. Dr. Toros, güneyli rüzgarların etkili olduğu veya rüzgar hızının düşük seyrettiği dönemlerde ise kirleticilerin yüzeye yakın bölgelerde birikebildiğine dikkati çekerek, sonbahara geçişte gece saatlerinde yüzeyin soğumasıyla oluşan sıcaklık terselmesinin de hava kalitesini etkileyebildiğini vurguladı.

Bu durumun özellikle sabah saatlerinde azot oksitler ve partikül maddeler gibi kirleticilerin atmosferde dağılmasını zorlaştırabildiğinin altını çizen Toros, yağış miktarı ve yağışlı gün sayısının da havadaki partikül madde yoğunluğunun azalmasında etkili olduğuna işaret etti.

Prof. Dr. Toros, yağışların atmosferdeki asılı parçacıkların yeryüzüne taşınmasına katkıda bulunduğunu anlattı.

İstanbul özelinde her ay hava kirliliği üzerine çalışma yapıp hava kalitesini takip ettiklerini dile getiren Toros, "Eylül ayında eğitim öğretimin başlamasıyla birlikte trafik yoğunluğunun etkisi arttı. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde okul servisleriyle işe gidiş-geliş hareketliliği artıyor. Bu durum hava kalitemizin bozulmasına neden oluyor." diye konuştu.

Eylül ayında evsel ısınma faaliyetlerinin henüz yoğunlaşmaması nedeniyle kükürtdioksit seviyelerinin sanayi faaliyetleri ve gemi trafiği gibi kaynaklardan etkilenebildiğinden bahseden Toros, ısınma kaynaklı hava kirliliğinin azaltılmasında binalarda ısı yalıtımının temel adımlardan biri olduğunu, enerji tüketiminin azaltılmasının yakıt kullanımını ve buna bağlı emisyonları da düşürebileceğini kaydetti.

Konut ve iş yerlerinde gereğinden fazla ısıtmadan kaçınılması gerektiğini ifade eden Toros, iç ortam sıcaklığının uygun seviyelerde tutulmasının hem enerji tasarrufu hem de solunum yolu sağlığının korunması açısından önem taşıdığını anlattı.

Prof. Dr. Toros, katı ve sıvı yakıt kullanılan ısıtma sistemlerinde doğru yakma tekniklerinin uygulanmasının hava kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlayacağını, özellikle katı yakıtlı sistemlerde uygun yakma yöntemlerinin tercih edilmesi, bacaların düzenli temizlenmesi ve yanmanın verimli şekilde gerçekleşmesinin is ve zararlı gaz salımını sınırlandırabileceğini söyledi.

Sonbahar ve kış aylarında meteorolojik koşulların kirleticilerin atmosferde birikmesini kolaylaştırabildiğine dikkati çekerek, bu nedenle enerji verimliliğini artıran uygulamalar ve doğru ısınma yöntemlerinin hava kalitesinin korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti.

Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı yükseldi

Zonguldak'ın Kilimli ilçesi Gelik beldesinde maden ocağında meydana gelen patlamada mahsur kalan son işçinin de cansız bedenine ulaşıldı. Böylece olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 3'e çıktı

23.10.2026 15:00:00
İHA
 
Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı yükseldi
Maden ocağındaki patlamada ölü sayısı yükseldi
Zonguldak'taki maden faciasında ölü sayısı 3'e yükseldi.

Olay, saat 10.00 sıralarında Gelik beldesinde faaliyet gösteren Demir Madencilik'e ait maden ocağında meydana geldi. Metan gazı sıkışması sonrası yaşanan grizu patlamasında maden ocağındaki 8 işçiden 7'si çıkarılarak ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Yaralı olarak çıkarılan işçilerden Murat Bölükbaşı ve Recep Çolakoğlu yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, durumu ağır olan Cemal Arslan (45) ve Okan Dinçer (45) ilk tedavilerinin ardından Ankara'ya sevk edildi. Vücudunda yanıklar bulunan Ercan Akdal (40) ve kafa travması bulunan Soner Dinçer (34) Atatürk Devlet Hastanesi'nde, iki ayağında da kırıklar bulunan Kurtuluş Elmas (38) ise Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesinde tedavi altına alındı.


Mahsur kalan işçinin cansız bedenine ulaşıldı


Patlama sonrası ocakta mahsur kalan Murat Kaya'ya ulaşmak için ekipler seferber oldu. Yaklaşık 1.5 saat süren çalışma sonucu ekipler Murat Kaya'nın cansız bedenine ulaştı. Kaya'nın cenazesi bulunduğu yerden çıkararak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Böylece olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 3'e çıktı.

3 işçinin hayatını kaybettiği, 5 işçinin ise yaralandığı maden ocağındaki patlama ile ilgili olarak ise Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından inceleme başlatıldı.

Öte yandan, acı haberi alan aileler ise hastane morgu önüne gelerek feryat etti.


"Maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3'e yükselmiştir"  


Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Zonguldak'ta maden ocağında meydana gelen patlamaya ilişkin, "Maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3'e yükselmiştir. Olayda yaralanan 5 vatandaşımızın tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir" dedi.  

Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Zonguldak'ta maden ocağında meydana gelen olayla ilgili sürecin yakından takip edildiğini belirterek, "Maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3'e yükselmiştir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum. Olayda yaralanan 5 vatandaşımızın tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir. Yaralanan 1 vatandaşımızın durumu ağırdır. Ekiplerimiz tüm imkanlarıyla teyakkuz hâlindedir. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum" dedi.

Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü

Kütahya'da 3 katlı binada çıkan yangında yaralanan şahıs, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti

23.10.2026 14:18:00
İHA
 
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Kütahya'da 3 katlı binada yangın: 1 ölü
Yangın, Bahçelievler Mahallesi Lodos Sokak'taki 3 katlı bir binanın 2. katındaki dairede meydana geldi.

Daireden dumanların yükseldiğini gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü.

Yangında yaralanan Ramazan Öget, sağlık ekiplerince Kütahya Şehir Hastanesi kaldırıldı.

Öget, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Dairede hasara yol açan yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti

Şanlıurfa'da bir ortaokulda yaprak sarması yiyen 12 öğrenci zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

23.10.2026 14:06:00
İHA
 
Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti
Şanlıurfa'da yaprak sarması 12 öğrenciyi hastanelik etti
Edinilen bilgiye göre olay, Eyyübiye ilçesine bağlı Süleymanşah Mahallesi'nde bulunan Mustafa Vedat Mutlu Ortaokulu'nda meydana geldi. İddiaya göre, bir velinin okula getirdiği yaprak sarmasını yiyen 12 öğrenci, bir süre sonra rahatsızlandı.

Durumun bildirilmesi üzerine okula sağlık ekipleri sevk edildi. Zehirlenme şüphesi bulunan 12 öğrenci, sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Öğrencilerin kent merkezindeki hastanelerde tedavisi sürüyor.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

"Sumud Filosu"na saldıran 35 sanığın yargılanmasına başlandı

Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin, aralarında Netanyahu'nun da bulunduğu 35 sanığın yargılanmasına başlandı

 

23.10.2026 12:05:00
Anadolu Ajansı
 
"Sumud Filosu"na saldıran 35 sanığın yargılanmasına başlandı
"Sumud Filosu"na saldıran 35 sanığın yargılanmasına başlandı

Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da bulunduğu 35 sanığın yargılanmasına başlandı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya bazı müştekiler katıldı.

İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Rıza Saka ve çok sayıda avukatın da katıldığı duruşmada, izleyiciler de yer aldı.

Duruşma, müştekilerin beyanlarıyla devam ediyor

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Emine Güneş, Hüseyin Şuayb Ordu, Aaro Whıte, Abdallah Messaoudi, Abdulaziz Yalçın, Abdullah Gündem, Abdullah Yonuıs Mohammad Ghabbash, Abdülmecid Bağçivan, Abdulsamed Turan, Adem Ordu, Adnan Mustafa Alişan, Akif Yasin Bahçeci, Alişan Adnan, Alparslan Aslan, Anıs Abbası, Ayoub Habraouı, Aziz Meliani, Bayram Kuş, Bekir Develi, Bekir Turunç, Berat Arıkan, Burçin Günay, Bülent Çebi, Davut Daşkıran, Emrah Atiş, Enes Harman, Ercan Tokcan, Erdem Özveren, Ergün Akpınar, Ersin Çelik, Evie Rose Snedker, Evren Akan, Ewa Maria Jasıewıchz, Fatih Özsöz, Fethullah Badem, Fethullah Kirenci, Fikret Ayçin Kantoğlu, Frances Jane Cumigns, Haci Durak, Hakan Şimşek, Halil İbrahim Şehidoğlu, Halil Fırat Çanakçı, Hamza Baltacı, Hamza Bouzoıda, Hamza Yalçın, Hasan Şerefoğlu, Haşmet Yazıcı, Hatice İkbal Gürpınar, Houssem Eddine Rmadı, Hüsamettin Eyüpoğlu, Hüseyin Burak Baygın, Kasım Aktağ, Kıeran İsaac Fabıen Andrıeu, Lotfi Ben Salah Hajji, Margaret Ann Pacetta, Mehmet Atmaca, Mehmet Emin Aydın, Mehmet Sait Direkçi, Mesut Çakar, Metehan Sarı, Mohamed Mrad, Mohamed Vall Mohameden, Muhammed Emin Işık, Muhammed Mustafa Çakmakçı, Muhammed Salih Dallı, Muhammet Emin Yıldırım, Muhammet Fatih Sinan, Muhemmed Huzeyfe Küçükaytekin, Mustafa Şekerli, Müslüm Ziyalı, Necmettin Çalışkan, Noureddine Salouej, Onur Murat Kolğu, Osman Çetinkaya, Ömer Faruk Narlı, Rahim Mercan, Ramazan Duman, Sait Karahasan, Sarah Louise Wılkinson, Selma Silkin Ün, Semanur Sönmez Yaman, Semih Fener, Serhat Evin, Sinan Akılotu, Sjaad Hussain, Sümeyra Akdeniz, Sümeyye Sena Elmacıgil, Şamil Özkan, Tacettin Sarı, Taha Ovacı, Tevfik Aydin, Tevhit Yıldız, Turgay Turan, Umut Aslan, Yaşar Yavuz, Youns Ait Yassın, Youssef Ghalllal, Yunus Demir, Yusuf Işık, Zeynel Abidin Özkan, Zeynep Tekocak ve Zıed Jaballah "müşteki", İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığı ise "ihbar eden" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, Gazze'de uzun süredir devam eden silahlı çatışma ortamı, temel yaşam ihtiyaçlarına erişimin bilinçli ve süreklilik arz edecek şekilde engellenmesi, gıda, su, elektrik, yakıt ve sağlık hizmetlerine ulaşımın kısıtlanması sebebiyle uluslararası kamuoyunda bölgeye insani yardım ulaştırılmasına yönelik çeşitli sivil girişimlerin organize edildiği belirtiliyor.

Kamuoyunda "Sumud Filosu" olarak anılan deniz organizasyonunun da farklı ülke vatandaşlarının katılımıyla İsrail'in Gazze'de sivillere karşı sürdürdüğü, mahiyeti ve sonuçları itibarıyla soykırım suçunu, insanlığa karşı suçları ve diğer uluslararası hukuk ihlallerini oluşturduğu değerlendirilen fiiller nedeniyle büyük bir insani yıkıma maruz bırakılan halka yardım ulaştırmak, bölgedeki ağır hak ihlallerine dikkati çekmek, devam eden sistematik yok etme, sindirme ve sivil yaşamı ortadan kaldırmaya yönelen uygulamalara karşı uluslararası vicdani tepkiyi görünür kılarak insan onurunun korunmasına yönelik sivil dayanışmayı somutlaştırma niteliği taşıdığı kaydediliyor.

"İsrail'in bölgedeki eylemleri yalnızca bir güvenlik uygulaması olarak değerlendirilemez" yorumu

Gazze'de sivillere yönelik yaygın ve sistematik saldırılar, sivil yaşam araçlarının tahribi, insani yardımın engellenmesi, halkın açlığa, susuzluğa ve tedavisizliğe mahkum edilmesi, sivil nüfusun zorla yerinden edilmesi ve bir topluluğun fiziksel varlığını kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaya elverişli yaşam şartlarının bilinçli şekilde oluşturulduğu aktarılan iddianamede, İsrail'in bölgede gerçekleştirdiği eylemlerin yalnızca bir güvenlik uygulaması olarak değerlendirilemeyecek nitelikte olduğu, uluslararası ceza hukuku bakımından soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden fiillerle doğrudan bağlantılı olduğunun değerlendirildiği ifade ediliyor.

İddianamede, soruşturmaya konu olayda, aralarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da bulunduğu sivil kişilerin yer aldığı filonun, Doğu Akdeniz'de seyir halinde bulunduğu sırada İsrail güvenlik unsurlarınca durdurulduğu anımsatılıyor. Gemide bulunan kişilerin rızaları dışında fiili hakimiyet altına alındıkları, bir kısmının zor kullanılarak gemiden indirildiği ve İsrail'e götürüldüğü, akabinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sınır dışı edilerek 4, 7, 9 ve 10 Ekim 2025'te hava yolu ile Türkiye'ye geldikleri iddianamede hatırlatılıyor.

İsrail'in filoya yönelik müdahalesinin, gerçekleştiği yer ve koşullar itibarıyla yalnızca bir güvenlik uygulaması olarak değerlendirilemeyecek nitelikte olduğu belirtilen iddianamede, uluslararası sularda sivil gemilere yönelik müdahale iddiasıyla birlikte, gemilerde bulunan kişilerin rızaları hilafına özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları ve başka bir ülkeye zorla nakledilmelerinin, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, seyahat özgürlüğü, kötü muamele yasağı ve insan onurunun korunması ilkeleri bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğurabilecek mahiyette olduğu vurgulanıyor.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bu süreçte maruz kaldıkları fiillerin Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler ile Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde değerlendirilmek durumunda bulunulduğu kaydedilen iddianamede, devletin vatandaşlarının temel haklarına yönelik hukuka aykırı müdahaleler karşısında etkili soruşturma yürütme ve gerekli adli mekanizmaları işletme yükümlülüğünün bulunduğuna işaret ediliyor.

İddianamede, uluslararası hukukta cezasızlıkla mücadele ve hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince, temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiği ileri sürülen fiillerin, failin sıfatına, olayın gerçekleştiği yere veya uluslararası boyutuna bakılmaksızın, soruşturma sürecine konu edilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda soruşturmaya konu eylemlerin hem bireysel ceza sorumluluğu hem de insan hakları hukuku bakımından doğurduğu sonuçların değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

İsrail donanması unsurlarınca filoya uluslararası sularda saldırı yapıldı

İnsani yardım ulaştırmak amacıyla Küresel Sumud Filosu içerisinde yer alan aktivistlerin deniz ulaşım araçlarıyla Gazze'ye doğru yol aldıkları, Küresel Sumud Filosu'na İsrail donanması unsurlarınca uluslararası sularda saldırı gerçekleştirildiği vurgulanan iddianamede, "Gerçekleştirilen saldırı neticesinde alıkonulan mağdurlarla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesindeki düzenlemeler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 15. maddesindeki yetki kuralları ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 12/13. Maddelerindeki görev kuralları çerçevesinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatıldı." ifadelerine yer veriliyor.

İddianamede, İsrail Devleti tarafından alıkonulan mağdurların hava yolu ile Türkiye'ye gönderildikleri, Türkiye'ye gelen mağdurların İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nda adli ve psikolojik muayenelerinin yapıldığı, düzenlenen adli muayene raporlarının savcılığa gönderildiği ve müşteki-mağdur sıfatıyla beyanlarına başvurulduğu aktarılıyor. Yürütülen soruşturma işlemleri sırasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve olayda cezai sorumluluğu bulunan şahısların tespiti amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına müzekkereler yazıldığı kaydediliyor.

Toplanan deliller, müşteki anlatımları, açık kaynak görüntüleri ve ilgili kurum yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde, gemiye müdahalede bulunan ve operasyonel süreci sevk ve idare eden şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, eylem üzerinde birlikte hakimiyet kurdukları ve fiilleri müşterek faillik kapsamında soruşturmaya konu müdahalenin planlı, organize ve fiili hakimiyet tesis edilmek suretiyle gerçekleştirildiği iddianamede belirtiliyor.

İddianamede, şüphelilerin İsrail devletinin çeşitli kademelerinde görev yaptıkları, planlı ve sistematik şekilde hem müşteki anlatımları hem dünya kamuoyunda yer verilen bilgiler ışığında birlikte hareket ettikleri, fikir ve eylem birliği içerisinde Sumud filosunda bulunan müşteki mağdurlara yönelik müşterek fail sıfatıyla, sivil nitelikteki gemilere silahlı ve organize biçimde müdahalede bulunmak suretiyle mağdurları rızaları dışında özgürlüklerinden yoksun kıldıkları anlatılıyor.

Müdahale sırasında bazı müşteki mağdurların fiziksel bütünlüğünü ihlal ederek yaralanmalarına neden oldukları, eylemin silahla ve birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirildiği vurgulanan iddianamede, şüphelilerin müşteki mağdurlara yönelik sistematik kötü muamele, aşağılayıcı ve insan onurunu zedeleyici davranışlarda bulundukları belirtiliyor.

Şüpheliler ve ceza istemleri

İddianamede, 35 şüphelinin "insanlığa karşı suçlar", "soykırım", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "eziyet", "mala zarar verme", "nitelikli yağma", "ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması" suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve bin 102'şer yıl 9'ar aydan 4 bin 596'şar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, şu isimler "şüpheli" olarak yer alıyor:

"İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail Miras Bakanı Amichai Eliyahu, İsrail Kamu Güvenlik Bakanı İtamar Ben Gvir, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salama, İsrail Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Arye Sharuz Sharuz Shalicar, İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi Başkanı Daniile Hagari, İsrail Harekat Dairesi Başkanı Itzhak Cohen, İsrail 146. Tümen Komutanı (Subay) Beni Aharon, Eski Mossad Direktörü Yesi Cohen, İsrail Siyasetçisi - Eski Askeri Binbaşı - Siyonist Konseyi Üyesi Yigal Brand, Avukat - Siyasetçi - Knesset Üyesi Tally Gotli, Emekli İsrail Askeri (Albay) - Siyasetçi Ran Cohen, Emekli İsrail Askeri (Albay) Omer Barlev, İsrail Eski Askeri (Yarbay) - Jenix Teknoloji Firması Sahibi Tom Elgara, İsrail Emekli Askeri - Müzisyen Yehuda Vach, İsrailli Gazeteci - Savunma/Güvenlik Uzmanı Yoav Zaıtoun, İsrailli Kabalist-Haham Nir Ifergan, İsrail Sosyal Medya Fenomeni Sivan Amitai, Ghassan Alian, Ariek Kalnner, Guy Tankhilevich, Itay Yari, Moshe Trofi, Oded Edni, Omri Gu, Or Volochinsky, Sean Glass, Shalev Subai, Sharon Kori, Daniel Ella, Afek Moskovitch" 

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı

Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı

23.10.2026 12:01:00
AA
 
 Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı
 Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı
Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.

Gelik beldesi Dereiçi mevkisindeki özel kömür madeni ocağında grizu patlaması meydana geldi.

İhbar üzerine bölgeye AFAD, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ocaktan çıkarılan 2 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi, 5 yaralı hastaneye kaldırıldı.

Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliği, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve provası kapsamında 24 ve 29 Ekim tarihlerinde trafiğe kapatılacak yolları ve alternatif güzergahları duyurdu

 

23.10.2026 11:06:00
Anadolu Ajansı
 
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak
Yarın İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü, İstanbul'da düzenlenecek törenlerle coşkuyla kutlanacak.

Vatan Caddesi'nde 29 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek resmi geçit töreninin provası, 25 Ekim Pazar günü düzenlenecek Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) nedeniyle 24 Ekim Cumartesi günü yapılacak.

Alınacak trafik tedbirlerinde 58 noktada 22 ekip, 28 MEDAR Mobil Hız Tespit Sistemi (MTS) unsuru, 36 yaya personel ve 3 çekici ile toplam 111 personel görevlendirilecek.

Bu kapsamda provanın yapılacağı 24 Ekim Cumartesi ve törenin gerçekleştirileceği 29 Ekim Perşembe günleri saat 05.45 itibarıyla program bitimine kadar trafiğe kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlar belirlendi.

Adnan Menderes Bulvarı (Vatan Caddesi) gidiş ve gelişler ile D-100 kuzey ve güney istikametinden, Edirnekapı'dan, 10. Yıl, Oğuzhan, Sofular, Halıcılar, Akdeniz, Akşemsettin ve Ordu caddelerinden, Atatürk Bulvarı, Keçeci Meydan Sokak ve Hal Yolu güney istikametinde Adnan Menderes Bulvarı girişleri trafiğe kapatılacak.

Adnan Menderes Bulvarı'na çıkan tüm cadde ve sokaklar ile Tatlıpınar, Kaleboyu ve Sulukule caddelerinden bulvara katılım da sağlanamayacak.

Kapatılacak yollara alternatif olarak Turgut Özal Millet ve Fevzipaşa caddeleri ile Atatürk Bulvarı, D-100 kara yolu ve O-3 Hal Yolu kullanılabilecek. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda gözaltına alınan 11 şüpheli tutuklandı

23.10.2026 08:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları sürüyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 31 şüpheliden 16'sının sulh ceza hakimliğindeki sorgu işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, şüphelilerden Çetin Genç, Eren Yeşilyurt, Hakan Avdan, Konuralp Özkan, Metin Kartal Emür, Osman Uçar, Seyit Tahir Özek, Ahmet Haluk Güner, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Terzi ve Ümit Yılmaz'ın tutuklanmalarına karar verdi.

Şüpheliler Fadimenur Demir, Gülsüm Doğan, Zuhal Topaloğlu ve Yasemin Yılmaz hakkında ise "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Gözaltında bulunan 15 şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli ise aranıyor.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin inceleme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddialar ve SPK tarafından iletilen raporlar değerlendirilerek 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirilen açıklamada, soruşturma işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü kaydedilmişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda Pirnus Yapı Gayrimenkul Anonim Şirketi Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç, eski bürokrat Eren Yeşilyurt, Alnus Yatırım Menkul Değerler Firması Yönetim Kurulu Üyesi Fadimenur Demir, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan ile yöneticisi Gülsüm Doğan, diğer yöneticiler Osman Uçar ve Canan Özdemir, Alnus Yatırım Firması Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Kartal Emür, A1 Capital Portföy Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Atlas Portföy Yönetimi AŞ ortağı Zuhal Topaloğlu, Alnus Yatırım Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, Atlas Portföy çalışanı Konuralp Özkan, Pardus Portföy Yönetimi Anonim Şirketi yöneticileri Rüstem Karakaya ve Furkan Açar, Hedef Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyeleri Neda Soydan ve Ömer Eryılmaz, yöneticisi Mustafa Zeki Kayahan, çalışan Anıl Tokat, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cesur ve çalışanı Ahmet Haluk Güner, bankalardaki portföy çalışanları Ümit Yılmaz, Yasemin Yılmaz ve Burak Poyraz, Altınbaş Holding yetkilisi İnan Altınbaş ile Tera Portföy yöneticisi Ayşegül Kaya gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında ayrıca şüpheliler Ertan Aydın, Seda Tarım Kocabalkan, Abdullah Dal, Hakan Eryılmaz ve Fahri Uğur da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın şüpheliler arasında yer aldığı ancak yakalanmadığı, kardeşi İnan Altınbaş'ın gözaltında olduğu ve diğer aile fertlerinin tüm mal varlıklarının dondurulduğu öğrenilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.