Sayın Cumhurbaşkanı her seferinde ülkemizdeki faiz oranlarının çok yüksek olduğundan yakınıyor. Sayın Başbakan da, bankalara 'tefeci' diyor; "Bankalara sesleniyorum, tefeciliği bırakın gerçek ekonomiye dönün."
Tefeci kimdir?
"Darda kalanlara çok yüksek faizle el altından ödünç para veren kimse."
Tefecilik suç mudur?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241. maddesine göre suçtur. Kazanç elde etme amacı ile bir başkasına ödünç para vermenin yani tefecilik suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
Tefecilik suçunun gerçekleştiği an; kazanç elde etme amacı ile bir başkasına ödünç paranın verildiği andır. Yani suç, para verildiği anda gerçekleşmiş olur. Suçun oluşumu için kazancı ile geri alınmasına gerek yoktur.
(e-mahkemesorgulama.com)
Devlet büyüklerimize bakarsak bankalar tefecilik yapıyor. Yani maddi sıkıntı içindeki vatandaşa (bizlere) kazanç elde etmek için ödünç para veriyorlar.
Yani kendi oylarımızla seçtiğimiz iktidar, bizi tefecilerden koruyamıyor. Kanun olmasına rağmen tefecilere uygulayamıyor.
Bir başbakan, lisansını kendilerinin imzaladığı, çalışma ruhsatını kendilerinin verdiği bankaları şimdi halka şikayet etmeye kalkarsa ancak bu şekilde cevap verilir.
Evet, AKP döneminde ülke ekonomisi tefecilerin tekeline bırakılmıştır. Sadece bankalar bazında bakarsak! 2002'den önce (yanılmıyorsam) Türkiye'de 17 banka vardı. Şimdi 51 tane.
Hükümet 14 yıllık ekonomik gidişatla övünüyor. Bu kadar çok tefecinin olduğu bir ekonomi ile nasıl övünülebilir?
Türkiye'nin tek belası tefeciler değil. En az onlar kadar zararlı bir gurup daha var; rantçılar. Rantçılık nedir; "Bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin sağladığı gelir."
Gerçi Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, rantçılara sahip çıkarak; "Arkadaş, ranta da bu kadar küfür etmeyin. Rant olmadan hayat olmaz. Doğru olan, adaletli bir şekilde bu rantı dağıtmak" dedi.
Rantçılığa nasıl bir örnek verebiliriz? Mesela, özelleştirme adı altında 100 binden fazla devlete ait mülklerin satılması örnek verilebilir mi? Veya madenlerimizin aynı mantık ile satılması, denilebilir mi? Veya yap, işlet ihaleleri?
Sayın Özhaseki yıllarca belediye başkanlığı yaptı. Belediyelerin arazilerini bazı kurum, dernek, yapı veya kişilere sıfır bedel veya çok az bedel ile vermeleridir, denilebilir mi? Kısaca ortada devlet yöneticilerimizin sözleri ile icraatları aksi yönde.
Soru; Bu tefeciler, Türkiye'de nasıl bir kaymak gördüler ki, sayıları bu kadar arttı? Hükümete; Neden bu kadar banka açılması için zemin hazırladınız veya müsaade ettiniz? Ülkemiz ekonomisi neden bu halde?
Cevap çok basit; Ekonomiyi yönetene bakacaksınız. Kim yönetiyor? Mehmet Şimşek. Sayın Şimşek ne diyor; 'Ekonomide 125 yıl geriye gittik.'
"2000-2007 yılları arasındaki gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki fark 36 yıldı. Şimdi Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin İngiltere, Fransa, Almanya'yı yakalaması için 2014 büyümesi baz alındığında arayı kapatmak için 125 yıl gibi bir süre gerekecek. Umarım gelişmekte olan ülkeler bu sıkıntıları aşmak için reform yaparlar ve bu süreyi tekrar hızlı bir şekilde kapatırlar."
Geçmiş olsun Türkiye?
Tefeci kimdir?
"Darda kalanlara çok yüksek faizle el altından ödünç para veren kimse."
Tefecilik suç mudur?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241. maddesine göre suçtur. Kazanç elde etme amacı ile bir başkasına ödünç para vermenin yani tefecilik suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.
Tefecilik suçunun gerçekleştiği an; kazanç elde etme amacı ile bir başkasına ödünç paranın verildiği andır. Yani suç, para verildiği anda gerçekleşmiş olur. Suçun oluşumu için kazancı ile geri alınmasına gerek yoktur.
(e-mahkemesorgulama.com)
Devlet büyüklerimize bakarsak bankalar tefecilik yapıyor. Yani maddi sıkıntı içindeki vatandaşa (bizlere) kazanç elde etmek için ödünç para veriyorlar.
Yani kendi oylarımızla seçtiğimiz iktidar, bizi tefecilerden koruyamıyor. Kanun olmasına rağmen tefecilere uygulayamıyor.
Bir başbakan, lisansını kendilerinin imzaladığı, çalışma ruhsatını kendilerinin verdiği bankaları şimdi halka şikayet etmeye kalkarsa ancak bu şekilde cevap verilir.
Evet, AKP döneminde ülke ekonomisi tefecilerin tekeline bırakılmıştır. Sadece bankalar bazında bakarsak! 2002'den önce (yanılmıyorsam) Türkiye'de 17 banka vardı. Şimdi 51 tane.
Hükümet 14 yıllık ekonomik gidişatla övünüyor. Bu kadar çok tefecinin olduğu bir ekonomi ile nasıl övünülebilir?
Türkiye'nin tek belası tefeciler değil. En az onlar kadar zararlı bir gurup daha var; rantçılar. Rantçılık nedir; "Bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin sağladığı gelir."
Gerçi Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, rantçılara sahip çıkarak; "Arkadaş, ranta da bu kadar küfür etmeyin. Rant olmadan hayat olmaz. Doğru olan, adaletli bir şekilde bu rantı dağıtmak" dedi.
Rantçılığa nasıl bir örnek verebiliriz? Mesela, özelleştirme adı altında 100 binden fazla devlete ait mülklerin satılması örnek verilebilir mi? Veya madenlerimizin aynı mantık ile satılması, denilebilir mi? Veya yap, işlet ihaleleri?
Sayın Özhaseki yıllarca belediye başkanlığı yaptı. Belediyelerin arazilerini bazı kurum, dernek, yapı veya kişilere sıfır bedel veya çok az bedel ile vermeleridir, denilebilir mi? Kısaca ortada devlet yöneticilerimizin sözleri ile icraatları aksi yönde.
Soru; Bu tefeciler, Türkiye'de nasıl bir kaymak gördüler ki, sayıları bu kadar arttı? Hükümete; Neden bu kadar banka açılması için zemin hazırladınız veya müsaade ettiniz? Ülkemiz ekonomisi neden bu halde?
Cevap çok basit; Ekonomiyi yönetene bakacaksınız. Kim yönetiyor? Mehmet Şimşek. Sayın Şimşek ne diyor; 'Ekonomide 125 yıl geriye gittik.'
"2000-2007 yılları arasındaki gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki fark 36 yıldı. Şimdi Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin İngiltere, Fransa, Almanya'yı yakalaması için 2014 büyümesi baz alındığında arayı kapatmak için 125 yıl gibi bir süre gerekecek. Umarım gelişmekte olan ülkeler bu sıkıntıları aşmak için reform yaparlar ve bu süreyi tekrar hızlı bir şekilde kapatırlar."
Geçmiş olsun Türkiye?
Akın Aydın / diğer yazıları
- Tom Barrack’a haddini bildirecek yok mu? / 21.04.2026
- Orban ‘amaca giden her yol mubahtır’ anlayışının kurbanı oldu / 20.04.2026
- Türkiye ile İsrail’i karşı karşıya getirme oyunu / 19.04.2026
- ABD, saltanatını korumak için İran’da / 18.04.2026
- ‘Türkiye, güven ve huzur adası olma vasfını sürdürmektedir’ demiştiler / 17.04.2026
- Aşk ile / 14.04.2026
- Baş Hocamız öldü mü sanıyorsunuz? / 13.04.2026
- Millî Güvenlik Kurulu, PKK’ya ‘terör örgütü’ dedi / 12.04.2026
- Bizim yapmamız gerekeni onlar yaptı / 10.04.2026
- İran kazandı ama ‘su uyur, düşman uyumaz’ / 09.04.2026
- Orban ‘amaca giden her yol mubahtır’ anlayışının kurbanı oldu / 20.04.2026
- Türkiye ile İsrail’i karşı karşıya getirme oyunu / 19.04.2026
- ABD, saltanatını korumak için İran’da / 18.04.2026
- ‘Türkiye, güven ve huzur adası olma vasfını sürdürmektedir’ demiştiler / 17.04.2026
- Aşk ile / 14.04.2026
- Baş Hocamız öldü mü sanıyorsunuz? / 13.04.2026
- Millî Güvenlik Kurulu, PKK’ya ‘terör örgütü’ dedi / 12.04.2026
- Bizim yapmamız gerekeni onlar yaptı / 10.04.2026
- İran kazandı ama ‘su uyur, düşman uyumaz’ / 09.04.2026


























































