logo
13 TEMMUZ 2026

Venezuela'daki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 490'a yükseldi

Venezuela'da, 24 Haziran'da meydana gelen iki büyük depremde yaşamını yitirenlerin sayısının 4 bin 490'a çıktığı bildirildi. Öte yandan Türkiye'den iki askeri kargo uçağıyla gönderilen 30 ton insani yardım malzemesi depremlerden etkilenen Venezuela'ya ulaştı


 

13.07.2026 09:00:00
AA
 
Venezuela'daki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 490'a yükseldi
Venezuela'daki depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 490'a yükseldi

Venezuela Ulusal Meclis Başkanı (AN) Jorge Rodriguez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan depremlere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Felakette hayatını kaybedenlerin sayısının 157 artarak 4 bin 490'a yükseldiği bilgisini veren Rodriguez, yaralı sayısının ise 16 bin 740 olduğunu açıkladı.

Rodriguez, depremlerin ardından 120 bin 794 aileye insani yardım ulaştırıldığını belirterek, en fazla can kaybının yaşandığı La Guaira başta olmak üzere Caracas ve Miranda eyaletlerinde kurulan geçici çadır kent sayısının 108'e yükseldiğini bildirdi.

Ulusal basına göre Venezuela hükümeti, deprem felaketinin ardından konut ihtiyacını net olarak belirlemek amacıyla biyometrik nüfus sayımı çalışmalarına başlandığını duyurdu.

Hükümet, ilk değerlendirmelere göre yaklaşık 25 bin yeni konutun inşa edilmesine ihtiyaç duyulabileceğini öngörüyor.

Türkiye'den gönderilen 30 ton insani yardım malzemesi Venezuela'ya ulaştı

Türkiye'den iki askeri kargo uçağıyla gönderilen 30 ton insani yardım malzemesi depremlerden etkilenen Venezuela'ya ulaştı.

Simon Bolivar Havalimanı'na inen uçaklarla getirilen insani yardımları Türkiye'nin Caracas Büyükelçisi Naci Aydan Karamanoğlu ile Venezuela Dışişleri Bakanı Yvan Gil karşıladı.

Büyükelçi Karamanoğlu, burada yaptığı konuşmada, iki büyük deprem felaketinin ardından Türk kurumlarının "büyük bir gayret" gösterdiğini belirtti.

Türk arama kurtarma ekiplerinin iki hafta boyunca "büyük bir özveri" gösterdiğini dile getiren Karamanoğlu, "Venezuela makamları ve Venezuela halkı, ekiplerimizin çalışmalarından takdirle söz ediyor. Bu memnuniyet buradaki basına da yansıdı. Haberlerde Türk ekiplerinin ne kadar profesyonel ve özverili çalıştığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri İnsani Yardım Tugayı, AFAD, UMKE ve Türk Kızılayı personeline çok teşekkür etmek istiyorum." ifadelerini kulladı.

Karamanoğlu, Türkiye'de 6 Şubat 2023'te "asrın felaketi" olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli depremlerde Venezuela'nın arama kurtarma ekipleri gönderdiğini anımsatarak, "Gerçekten burada büyük bir cesaret ve özveriyle Venezuelalı dostlarımızın yanında olduklarını gösterdiler. Bugün itibarıyla görevlerini tamamladılar ve kendilerini ülkemize yolcu ediyoruz. Ekiplerimizi almaya gelen iki uçağımız da yaklaşık 30 ton insani yardım malzemesini Venezuela'ya ulaştırdı." dedi.

Türkiye'den gelen yeni insani yardımlara değinen Karamanoğlu, şunları söyledi:

"AFAD tarafından gönderilen 275 büyük çadırın yanı sıra çadır kentlerin kurulması için gerekli ekipmanlar ile yaklaşık 7 tona yakın tıbbi malzeme ve ilaç Venezuela'ya ulaştırıldı. Daha önce de AFAD, TİKA ve Türk Kızılayı aracılığıyla insani yardım desteğinde bulunmuştuk. Bu sevkiyatla birlikte yardımlarımıza bir yenisini daha ekledik. Bundan sonra da desteklerimiz sürecek ve Türkiye, dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecek."

Venezuelalı Bakan Gil de Türkiye'nin dayanışmasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bu karşılama ve her şeyden önce Türkiye halkının Venezuela ile gösterdiği dayanışma bizim için büyük anlam taşıyor. Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez adına, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türk hükümetine, Türk halkına, Türkiye'nin Caracas Büyükelçisi Aydan Karamanoğlu'na ve depremin ilk saatlerinden itibaren sürekli iletişim halinde olduğum Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a teşekkürlerimizi iletiyoruz. Türkiye, her zaman olduğu gibi, felaketin ilk anından itibaren yardım elini uzatan ilk ülkelerden biri oldu."

"Şimdi, yeniden inşa aşamasına geçme zamanı"

Gil, sahada görev yapan arama kurtarma ekiplerine Geçici Devlet Başkanı Rodriguez'in "Venezuela Kahramanları Nişanı" takdim ettiğini hatırlatarak, "Bu sürecin başında yer alan afet müdahale tugayına, arama kurtarma operasyonlarında bizlerle el ele veren Türkiye'nin en seçkin, en iyi yetişmiş uzmanlarına teşekkür ediyoruz. Minnettarlığımızı ifade edecek kelime bulamıyoruz. Bugün yeni bir insani yardımı daha teslim alıyoruz. Şimdi, yeniden inşa aşamasına geçme zamanı." diye konuştu.

İnsani yardımların karşılanmasında depremlerin ardından görev yapmak üzere Venezuela'ya gelen Türk Silahlı Kuvvetleri İnsani Yardım Tugayı Komutanı Tuğgeneral Mehmet Bahtiyar ile AFAD ve UMKE yetkilileri de katıldı.

İçişleri Bakanlığı AFAD tarafından sağlanan 275 çadır ile Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilen 7 ton tıbbi malzeme olmak üzere toplam 30 ton insani yardım malzemesi Venezuela'ya ulaştırıldı.

Venezuela'da 2 büyük deprem meydana gelmişti

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran'da Venezuela'da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde 2 deprem meydana geldiğini bildirmişti.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 26 Haziran'daki açıklamasında, depremlerin doğrudan yol açtığı fiziksel hasarın maliyetini 6,7 milyar dolar olarak hesaplamıştı.

Arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü ülkede, ölü ve yaralı sayısının artmasından endişe ediliyor.

 

CHP'li belediyelerden sonra sıra Ahbap Derneği'nde

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne ilişkin yürütülen soruşturmada, Dernek Başkanı Haluk Levent ile bazı şüpheliler gözaltına alındı

12.07.2026 18:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
CHP'li belediyelerden sonra sıra Ahbap Derneği'nde
CHP'li belediyelerden sonra sıra Ahbap Derneği'nde
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne ilişkin yürütülen soruşturmada, Dernek Başkanı Haluk Levent ile bazı şüpheliler gözaltına alındı. Başsavcılık, soruşturmanın "Dernekler Kanunu'na muhalefet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "örgüt" suçlamaları kapsamında yürütüldüğünü açıkladı. Ayrıca depremin ardından yapılan bağışların şahsi hesaplara aktarıldığı bildirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, Ahbap Derneği adına bazı şüphelilerin hesaplarına yüksek miktarda para transferi yapıldığı iddiası üzerine soruşturma başlatıldığı, deprem bağışlarının yurt dışına çıkarıldığı ve amacı dışında kullanıldığı yönündeki iddiaların artması üzerine ise soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

Açıklamada, Haluk Levent'in çok sayıda şüpheliye ait banka hesaplarını kullandığının tespit edildiği, bu hesaplardan birinin asistanı Yeliz Kaya adına olduğu ifade edildi. Dernek hesaplarından Yeliz Kaya'nın şahsi hesabına yaklaşık 120 milyon lira para transferi gerçekleştirildiğinin belirlendiği kaydedildi.

Başsavcılık açıklamasında ayrıca, Haluk Levent tarafından kullanıldığı belirtilen dernek kurucularından Alper Çelik'e ait hesaplar üzerinden 2020-2026 yılları arasında 990 milyon lira tutarında yasal bahis oynandığı, yaklaşık 390 milyon lira kayıp oluştuğunun tespit edildiği bildirildi. Şahsi banka hesabını kullanamadığı ve ticari faaliyetlerinde karşılıksız çekleri bulunduğu belirtilen Haluk Levent'in bu büyüklükte bahis işlemleri gerçekleştirmesinin soruşturmadaki şüpheleri artırdığı ifade edildi.

Soruşturma kapsamında hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunan Haluk Levent'in yurt dışına kaçma hazırlığında olduğunun değerlendirilmesi üzerine operasyon ve yakalama sürecinin başlatıldığı belirtildi. Farklı bir soruşturmada ise dernek adı ve bağış vaadi kullanılarak mağdurlardan gayrimenkul alındığı, Yeliz Kaya'ya devredilen taşınmazların daha sonra başka kişiler adına tescil edildiği ve bu yöntemle yaklaşık 60 milyon dolar mağduriyet oluşturulduğu öne sürüldü. Açıklamada, dernek hesaplarının kambiyo senetleri ve şahsi hesaplar aracılığıyla boşaltıldığına ilişkin ciddi emarelerin bulunduğu, derneğe ait bazı gayrimenkullerin şüpheliler adına tescil edildiğinin tespit edildiği de kaydedildi.

Başsavcılık, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından vatandaşlar tarafından yapılan bağışların şüpheliler tarafından şahsi hesaplara aktarıldığı, bahis faaliyetlerinde kullanıldığı ve üçüncü kişilere yönlendirildiğinin belirlendiğini bildirerek, soruşturma kapsamında şüphelilerin gözaltına alındığını açıkladı.İHA

İstanbul barajları 11 günde yüzde 3 eridi

Yaz mevsiminin etkisini iyice hissettirmesi ve artan hava sıcaklıkları, İstanbul’un su rezervlerini doğrudan etkilemeye başladı

12.07.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
İstanbul barajları 11 günde yüzde 3 eridi
İstanbul barajları 11 günde yüzde 3 eridi
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından paylaşılan güncel verilere göre, kentin su ihtiyacını karşılayan barajlardaki doluluk oranı hızla aşağı yönlü ivme kaydediyor.

1 Temmuz tarihinde yapılan ölçümlerde yüzde 63,68 seviyesinde olan ortalama doluluk oranı, sadece 11 gün içerisinde belirgin bir düşüş yaşadı. Kavurucu sıcakların tetiklediği buharlaşma ve İstanbulluların artan günlük su tüketimi sebebiyle, 12 Temmuz itibarıyla barajlardaki ortalama su seviyesi yüzde 60,64'e kadar geriledi.

İSKİ'nin güncel havza raporuna göre, İstanbul'un barajları arasında en yüksek doluluk oranına sahip olan rezervuar yüzde 90,29 ile Elmalı Barajı oldu. Elmalı'yı sırasıyla Darlık ve Ömerli barajları takip ediyor. Buna karşın kentin su ihtiyacı açısından en kritik noktaya gerileyen yer ise yüzde 26,05'lik doluluk oranıyla Istrancalar Barajı olarak kayıtlara geçti.

Henüz yaz döneminin başında olunmasına rağmen su rezervlerindeki bu hızlı düşüş, önümüzdeki Ağustos ve Eylül ayları için tehlike çanlarının çalmasına neden oldu. Uzmanlar ve yetkililer, su arzında ilerleyen aylarda bir kriz yaşanmaması adına megakent sakinlerini suyu daha bilinçli ve tasarruflu kullanmaya davet ediyor.

Kadınlar köyün yönetimini ele geçirdi

Bursa'nın Kestel ilçesi Kozluören Mahallesi'nde gerçekleştirilen 525'inci Geleneksel Kozluören Yağlı Güreşleri renkli görüntülere sahne oldu. Osmanlı döneminden günümüze kadar ulaştığı belirtilen gelenekte, güreşlerden çok kadınların bir günlüğüne köyün yönetimini ele geçirmesi dikkat çekti. Erkekler mehter takımı eşliğinde köy meydanından er meydanına uğurlanırken, kadınlar ise çay servisi yaptı, okey oynadı, market ve berberde görev aldı

12.07.2026 16:58:00 / Güncelleme: 12.07.2026 17:01:44
İhlas Haber Ajansı
 
Kadınlar köyün yönetimini ele geçirdi
Kadınlar köyün yönetimini ele geçirdi
Kozluören Mahallesi'nde asırlardır sürdürülen gelenek kapsamında sabah saatlerinde çocuklar hariç tüm erkekler mehter takımı eşliğinde mahalleden uğurlandı. Mahalle girişinde güvenlik önlemleri alınırken, kadınlar gün boyunca mahallenin idaresini üstlendi. Gelenek doğrultusunda Kozluören Mahalle Muhtarı Mehmet Çalışkan, görevini bir günlüğüne eşi Emine Çalışkan'a devretti. Azaların eşleri de eşlerinin görevlerini üstlenirken, mahalle bakkalı kadınlar tarafından işletildi. Kadınlar gün boyunca gelen misafirleri ağırlayıp çay ikramında bulunurken, hazırlanan kazanlarda pişirilen etli bulgur pilavı vatandaşlara dağıtıldı.

Şenlik kapsamında kadınlar kahvehanede okey oynayarak eğlendi, mahallede kurulan etkinlik alanlarında bir araya gelerek geleneksel günü coşkuyla kutladı. Çeşitli illerden gelen misafirler de etkinliğe yoğun ilgi gösterdi.

Erkekler ise mahalle dışında düzenlenen yağlı güreş organizasyonunu takip ederken, gün boyunca mahalleye giriş yapamadı.

Programa Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol da katılarak vatandaşlarla bir araya geldi. Belediye ekiplerinin desteğiyle gerçekleştirilen organizasyonda, asırlardır yaşatılan gelenek bir kez daha gelecek nesillere aktarıldı.

Osmanlı döneminden günümüze ulaştığı belirtilen geleneğin, savaş yıllarında erkeklerin cephede olduğu dönemlerde kadınların köyün yönetimini üstlenmesine dayandığı ifade edilirken, Kozluören Mahallesi'nde bu kültürel miras 525 yıldır aynı heyecanla yaşatılmaya devam ediyor.

Eli titreyerek mührü eşine devreden Çalışkan, "Sorumluluk kolay bir şey değil. Ben eşime ve diğer kadınlara güveniyorum. 3 yıldır yapıyoruz. Alınlarının akıyla bugünü geçireceklerini düşünüyorum" dedi.

Erkeksiz güzel bir gün geçirmenin mutluluğunu hep birlikte yaşayacaklarını belirten Emine Çalışkan ise, "Belediye başkanımız gereken bütün isteklerimizi kabul ediyor. Ama yine de bizim bir kaç isteğimiz olacak" diye konuştu.

Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol ise, "Edirne'den sonraki 3'üncü en kapsamlı güreşleri burada idrak ediyoruz. 15-16 yıldır ara verilmişti. Biz 3 yıldır bu geleneği devam ettiriyoruz. Bu geleneğin en dikkat çekeni ise köydeki bütün her şey kadınlar tarafından gerçekleştirilecek. Akşama kadar köye erkek girmesi yasak. Muhtarımız mührü eli titreyerek de olsa devretti" şeklinde konuştu.

Köydeki gençler ve vatandaşlar ise, "Çok güzel bir geleneği yaşatıyoruz. İnşallah gelecek nesillere kadar sürer. 1 günde olsa erkeklerin olmaması ve onların her gün olduğu yerde bizim olmamız çok güzel" diye konuştu.

Sokakta kadına cinsel saldırıda bulunan şahıs tutuklandı

Samsun'da iş çıkışı genç bir kadını takip ederek cinsel saldırıda bulunduğu iddia edilen şüpheli, polis tarafından yakalanarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

12.07.2026 16:39:00
İhlas Haber Ajansı
 
Sokakta kadına cinsel saldırıda bulunan şahıs tutuklandı
Sokakta kadına cinsel saldırıda bulunan şahıs tutuklandı
Olay 9 Temmuz 2026 akşamı saat 22.30 Canik ilçesi Yenimahalle'de meydana geldi. İddiaya göre, kimliği belirsiz bir kişi bulunan iş yerinde çıkıp evine giden N.U.(27) adlı kadını aracıyla takip edip aracına davet edip daha sonra da araçta elini çıkartıp taciz etti. Genç kadın polise şikayette bulundu.

Canik İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekiplerince yürütülen takip ve araştırma sonucu şüphelinin A.B.Ö. (24) olduğu tespit ederek şahsı yakalayarak gözaltına aldı. Gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından bugün Samsun Adliyesi'ne sevk edildi.

Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen A.B.Ö., çıkarıldığı nöbetçi mahkemece " Cinsel saldırı" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Hem işten hem tazminattan oldu

Şef aşçı olarak çalıştığı otelde, mesai arkadaşlarına karşı adeta terör estirip bir de üstüne stajyer aşçıya ‘salak, öküz’ deyice olanlar oldu. Tazminatsız kovulan aşçıbaşının yıllar süren davasında son noktayı kovan Yargıtay, otel işletmecisini haklı buldu 

12.07.2026 16:10:00
İHA
 
Hem işten hem tazminattan oldu
Hem işten hem tazminattan oldu
Çalıştığı otelden çıkartılan aşçıbaşı K.H. İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu. İş sözleşmesine haklı bir sebep olmaksızın son verildiğini ve ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarının tahsilini talep etti.

Otel işletmecisi, davacının stajyer aşçı M.K.'ya sinkaflı sözlerde bulunduğunu, bunu diğer çalışanlara da yaptığını, bu sebeple iş sözleşmesine haklı olarak son verildiğini öne sürdü. Yapmış olduğu fazla çalışmaların karşılığının ücret bordrolarına yansıtılarak banka hesaplarına ödendiğini veya karşılığında serbest zaman verildiğini, iş sözleşmesinde yılda 270 saate kadar olan fazla çalışmanın zamlı karşılığının ücrete dâhil olduğunu, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istedi.

İş Mahkemesi, davacının stajyer M.K.'ya ve diğer çalışanlara sinkaflı sözlerde bulunması sebebiyle iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiği savunulmuş ise de; dosyaya hiçbir somut belgenin ve ayrıca fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunu gösteren iş sözleşmesinin sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi itirazları geri çevirdi. İşletmeci kararı temyiz edince yıllar süren davada son sözü Yargıtay 9. Hukuk Dairesi söyledi.

Kararda; işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hâle gelmişse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğduğuna vurgu yapıldı. İşverene tanınan derhal fesih hakkının temelini işyerindeki disiplin ve düzeni sağlama amacı oluşturduğu hatırlatıldı. Somut olayda, iş sözleşmesi davacının işverenin başka bir işçisine sataşması, küfür etmesi, işyerinde olumsuzluklara sebebiyet vermesi, çalışma huzurunu bozması, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması ve iş disiplinine uymaması gibi nedenlerle haklı nedenle feshedildiğine dikkat çekildi.

Yargıtay kararında; "Dosya kapsamının incelenmesinde, feshe konu olayda davacının işyerinde stajyer olarak çalışan M.K'ya bezlerin pis koktuğu gerekçesiyle bağırmaya başladığı, sinkaflı küfürler ettiği ve şiddet içerikli sözler söylediği ortadadır. Çalışanın göz ameliyatı olduğu, doktorunun çalışmaması gerektiğini davacıya ilettiği, davacının herkesin içinde kendisini rencide ettiği, 'öküz, mal, salak, işe yaramazsın, ne halin varsa gör' dediği anlaşılmıştır. 

Dosya kapsamındaki deliller dikkate alındığında, davacının işverenin gözetmekle yükümlü olduğu stajyere sataştığı, küfürlü sözler sarf ettiği ve işyerindeki diğer çalışanlara karşı da agresif tavırları ve sinkaflı küfürleriyle ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışlar sergilediği ve böylece işyerindeki çalışma barışı ile düzen ve disiplini bozduğu sabittir. Davacının sabit olan bu davranışları karşısında iş ilişkisinde güven temelinin çöktüğü kabul edilmelidir. Bu bakımdan işverence sözleşmenin 4857 sayılı Kanun'un 25'nci maddesinin (II) numaralı bendi uyarınca ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle feshi yerindedir. İşverence yapılan feshin haklı nedene dayandığı anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin taleplerinin reddi gerektiği hâlde yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir" denildi.

Emekli maaşı Meclis gündeminde

En düşük emekli aylığını 23 bin 552 liraya yükseltecek kanun teklifi, salı günü Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlanıyor. Milyonların gözü kulağı Meclis'e çevrilirken, 12. Yargı Paketi ve öğrenci affı da bu hafta yasalaşma yolunda
 

12.07.2026 14:40:00
Haber Merkezi
 
Emekli maaşı Meclis gündeminde
Emekli maaşı Meclis gündeminde
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren devrim niteliğindeki yasa teklifleri için bu hafta yoğun bir mesaiye başlıyor.

Meclis gündeminin en sıcak başlığını, emeklilerin gelirini artıracak olan yeni ekonomik düzenlemeler oluşturuyor. Hükümet tarafından hazırlanan ve kamuoyunda uzun süredir beklenen ekonomik düzenleme paketi, salı günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda masaya yatırılacak.

Teklifin en dikkat çeken maddesi ise en düşük emekli aylığına yapılacak artış oldu. Yeni düzenlemeyle birlikte en düşük emekli maaşının 23 bin 552 liraya çıkarılması öngörülüyor. Komisyondaki görüşmelerin ardından teklifin hızla Genel Kurul'a gelmesi ve yasalaşması bekleniyor.

12. Yargı Paketi ve öğrenci affı

Meclis'in bir diğer önemli maddesi ise hukuk sisteminde önemli değişiklikler öngören 12. Yargı Paketi olacak. Yargı süreçlerini hızlandırmayı, hak mahrumiyetlerinin önüne geçmeyi ve ceza adalet sistemini güçlendirmeyi hedefleyen paket, Meclis Genel Kurulu'nda milletvekillerinin onayına sunulacak.

Yükseköğrenimini yarıda bırakmak zorunda kalan binlerce gence müjdeli haber de bu hafta Meclis'ten gelecek. Çeşitli nedenlerle üniversitelerle ilişiği kesilen öğrencilere geri dönüş yolu açan "Öğrenci Affı" düzenlemesi de yasalaşma sürecine giriyor. Düzenleme, eğitim hakkından mahrum kalan öğrencilere üniversitelerine dönerek eğitimlerini tamamlama fırsatı tanıyacak.

Meclis ihtisas komisyonları ve Genel Kurul, bu üç kritik düzenlemeyi yasalaştırmak için hafta boyunca kesintisiz mesai yapacak. Vatandaşların gözü, salı gününden itibaren Meclis'ten gelecek resmi açıklamalara kilitlenmiş durumda.

Berlin’de sokaklar karıştı, Türkiye’de imzalar tartışılıyor

Küresel savunma sanayii tedarik zincirlerindeki karmaşık ortaklıklar, Berlin’deki fabrikaların ardından Türkiye merkezli şirketleri ve uluslararası ortaklarını da kamuoyu tartışmalarının merkezine taşıdı

12.07.2026 11:05:00
Haber Merkezi
 
Berlin’de sokaklar karıştı, Türkiye’de imzalar tartışılıyor
Berlin’de sokaklar karıştı, Türkiye’de imzalar tartışılıyor
Küresel savunma sanayii tedarik zincirlerindeki karmaşık ortaklıklar, Berlin'deki fabrikaların ardından Türkiye merkezli şirketleri ve uluslararası ortaklarını da kamuoyu tartışmalarının merkezine taşıdı.

Almanya'da İsrail ordusuna mühimmat sağlayan Rheinmetall şirketine karşı düzenlenen kitlesel protestolar sürerken, Türkiye bağlantılı bazı savunma şirketlerinin İsrail'e silah ve mühimmat üreten küresel devlerle kurduğu ortaklıklar ve tedarik sözleşmeleri de eş zamanlı olarak gündemdeki yerini koruyor.

Berlin'de Savaş Karşıtları Ayakta



Almanya'nın başkenti Berlin'de "Silahsız Wedding" sloganıyla toplanan binlerce aktivist, İsrail ordusuna topçu mühimmatı ve askeri bileşen sağlayan Rheinmetall fabrikasına yürüdü. "Soykırımla kâr edilmez" dövizleri taşıyan eylemciler, mühimmat taşıyan kamyonların çıkışını engellemek için yollara barikat kurdu.

Bazı protestocular kendilerini cadde zeminine ve fabrika tellerine yapıştırarak üretimi durdurmaya çalıştı. Anadolu Ajansı verilerine göre, Berlin polisi biber gazı ve kimyasal çözücüler kullanarak sert bir müdahalede bulundu; arbede sonucu onlarca kişi gözaltına alındı.

Türkiye'de tartışılan ortaklıklar ve İsrail bağlantılı devler



Türkiye, resmi düzeyde İsrail ile tüm askeri ve ticari bağlarını kestiğini açıklasa da, Türk savunma sanayii firmalarının küresel pazarda İsrail ordusunun ana tedarikçisi olan yabancı şirketlerle yaptığı ortaklıklar ve iştirak faaliyetleri kamuoyunda tartışma yaratıyor!

Baykar ve İtalyan Savunma Devi Leonardo Ortaklığı



Selçuk Bayraktar'ın yönetim kurulu başkanı olduğu Baykar firması, İsrail ordusuna F-16/F-35 bileşenleri, füzeler ve askeri teknolojiler satan İtalyan savunma devi Leonardo ile stratejik ortaklığa gitti. İki şirket, havacılık ve ileri savunma sistemleri geliştirmek amacıyla "LBA Systems" adında ortak bir girişim şirketi kurdu. İtalyan şirketin İsrail'e doğrudan silah satması nedeniyle, bu imza muhalefet ve kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı.

Türk Şirketi Repkon'un ABD İştiraki (Repkon USA) ve İsrail Bombaları



Türkiye merkezli savunma sanayii grubu Repkon'un ABD'deki iştiraki olan Repkon USA, Texas eyaletinde satın aldığı eski General Dynamics mühimmat fabrikasında üretim yapıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın resmi yabancı askeri satış (FMS) bildirimlerine göre Repkon USA, İsrail'e gönderilmek üzere 151,8 milyon dolar değerindeki 12 bin adet BLU-110A/B tipi 1000 poundluk bomba gövdesinin ana yüklenicisi oldu. Ayrıca Boeing ile ortak yürütülen başka bir dev mühimmat paketinin de üretim ayağında yer aldı.

Bakanlık ve Şirket Savunması

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) konuya dair yaptığı açıklamada, Türkiye'nin İsrail ile askeri iş birliği olmadığını, ABD'de faaliyet gösteren şirketlerin ise yerleşik oldukları ülkenin (ABD) mevzuatına tabi olduğunu belirterek sorumluluk kabul etmedi.

Repkon ise ABD hükümetinin tedarik zinciri kararlarında söz hakkı olmadığını savunarak gelen tepkiler üzerine ABD'deki iştirakinde marka değişikliğine gitti.

‘Şakaydı’ dediler, savcı inanmadı

İş dünyasının tanınan isimlerinden Sadettin Saran ile ünlü spiker Ela Rümeysa Cebeci hakkında yürütülen uyuşturucu soruşturmasında şok bir gelişme yaşandı

11.07.2026 18:14:00
Haber Merkezi
 
‘Şakaydı’ dediler, savcı inanmadı
‘Şakaydı’ dediler, savcı inanmadı
İş dünyasının tanınan isimlerinden Sadettin Saran ile ünlü spiker Ela Rümeysa Cebeci hakkında yürütülen uyuşturucu soruşturmasında şok bir gelişme yaşandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, her iki isim için de "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama" suçundan ayrı ayrı en az 10 yıl hapis cezası talep edildi. İddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Şaka diye savundular, savcılık inanmadı



Soruşturma dosyasına giren teknik incelemelerde, iki isim arasındaki WhatsApp yazışmaları ve ses kayıtları en güçlü delil olarak öne çıktı. İddianamede yer alan kayıtlara göre, Sadettin Saran'ın "Sende var mı ondan? Pazar sabahtan teyitleşelim..." mesajına, Ela Rümeysa Cebeci'nin "Ben Escobar mıyım nereden bulayım, sen yetiştiriyordun ya başkanım yol birkaç dal takılalım" şeklinde yanıt verdiği görüldü.

Şüphelilerin bu diyalogları "film repliği ve şaka" olarak nitelendiren savunmaları, savcılık tarafından uyuşturucu teminine yönelik iradeyi ortaya koyduğu gerekçesiyle ikna edici bulunmadı.

"Organik sakinleştirici" savunması

Saç örneklerinde kokain tespit edilen Sadettin Saran, ifadesinde suçlamaları kesin bir dille reddetti. Cebeci ile yalnızca mesajlaştıklarını ve birlikte madde kullanmadıklarını belirten Saran, test sonucunu Fenerbahçe başkanlık seçimi döneminde kendisine verilen "organik sakinleştiricilere" bağladı. Geçtiğimiz Aralık ayında gözaltına alınan Saran, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Spiker etkin pişmanlıktan yararlandı

17 Aralık 2025'te tutuklanan ve adli tıp raporu pozitif çıkan spiker Ela Rümeysa Cebeci ise etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandı. Kullanıcı olduğunu kabul eden ancak ticaret suçlamasını reddeden Cebeci, yaklaşık 4 ay cezaevinde kaldıktan sonra 24 Nisan 2026'da ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte, kamuoyunun yakından takip ettiği bu skandal davanın yargılama süreci önümüzdeki günlerde başlayacak.

Eşinin yemeklerine hakaret boşanma sebebi

Evliliklerde kadın eşin yemeği güzel yapıp yapmadığı tartışmaları Yargıtay'ın emsal kararıyla yeni bir boyut kazandı. Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kocasına; 'defol, sen pissin, bunak, moruk' ifadelerini kullanan kadını az kusurlu; eşine 'Yaptığın yemekleri beğenmiyorum, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli' ifadelerini kullanan erkeği ağır kusurlu saydı

11.07.2026 11:13:00
İHA
 
Eşinin yemeklerine hakaret boşanma sebebi
Eşinin yemeklerine hakaret boşanma sebebi
Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi'ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı erkek, ortak çocuğun doğumundan sonra kadının kötü davranmaya başladığını, sürekli hakaretler ettiğini, aşağıladığını, eziyet ettiğini, "moruk" diye hitap etmeye başladığını, "pislik, bunak" dediğini, yemek vermediğini öne sürdü. Eşinin buzdolabına kilit takıp kilitlediğini, bunun üzerine ikinci buzdolabını almak zorunda kaldığını dile getirdi.

Asılsız şikayetlerle uzaklaştırma kararı aldığını belirterek boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin kendisine verilmesine ve 50 bin TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Davalı-karşı davacı kadın da iddiaları kabul etmediğini, önceki evliliğinden olan kızlarını eşinin hor gördüğünü, onlara hakaretler ettiğini, evlenen iki kızın düğünlerine bile katılmadığını kaydetti.

Yaptığı yemekleri beğenmediğini, "sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli" diyerek aşağıladığını ifade ederek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, ortak çocuk lehine aylık 1.500 TL tedbir-iştirak, kadın lehine aylık 1.500 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50 TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti.

Tarafları dinleyen Aile Mahkemesi, kadının erkeğe "seni istemiyorum, defol, sen pissin, bunak, moruk" diyerek erkeği aşağıladığına, hakaret ettiğine, erkeğin ise 'Yemeklerin berbat, yemeklerin zehirli, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz' dediğine dikkat çekti. Yemekleri beğenmemekle birlikte evin mutfak alışverişini yapmayan kocayı kadına nazaran ağır kusurlu saydı. Çiftin boşanmasına, ortak çocuğun velâyetinin babasına verilmesine, ortak çocuk ile annesi arasında kişisel ilişki tesisine, kadın lehine takdir edilen aylık 750 TL nafaka ve kadın lehine 20 bin TL maddî, 15 bin TL manevî tazminata karar verdi. Erkek, karara istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, hakaretlerin yanı sıra yemekleri beğenmeyip evin mutfak alışverişini tam olarak yapmayan kocanın ağır, kadının az kusurlu tespit edilmesinin yerinde olduğu, kusura yönelik gerekçe uyarınca, bu şartlar altında evliliğin devamı beklenemeyeceğinden itirazı geri çevirdi. Kocanın avukatı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, kararı onadı.

İzmir merkezli "kurgu kazalarla sigorta dolandırıcılığı" operasyonunda 24 zanlı tutuklandı

İzmir merkezli 5 ilde düzenlenen operasyonda kurgu kazalar ve hasar dosyaları üzerinden sigorta şirketlerini zarara uğrattıkları iddiasıyla gözaltına alınan 54 şüpheliden 24'ü tutuklandı

11.07.2026 02:00:00
AA
 
İzmir merkezli "kurgu kazalarla sigorta dolandırıcılığı" operasyonunda 24 zanlı tutuklandı
İzmir merkezli "kurgu kazalarla sigorta dolandırıcılığı" operasyonunda 24 zanlı tutuklandı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarına ilişkin yürüttüğü soruşturma sürüyor. Bu kapsamda gözaltına alınan 54 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüphelilerden 15'i emniyetteki ifadelerinin ardından, biri de savcılık sorgusu sonrası serbest bırakıldı.

Zanlılardan 24'ü çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı, 14'ü ise adli kontrol şartıyla salıverildi.

Soruşturma kapsamında firari 3 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Olay

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesince "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarına ilişkin 6 Temmuz'da çalışma başlatılmıştı.

Soruşturma kapsamında elde edilen bilgi, belge, ifadeler, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) hesap hareketleri, bilirkişi raporları, müşteki ve bilgi sahibi beyanları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezince hazırlanan kurgu kaza raporları ile sigorta şirketlerinden temin edilen hasar ödeme dosyalarının incelenmesi sonucunda şüphelilerin örgütlü şekilde kurgu trafik kazaları düzenledikleri belirlenmişti.

Şüphelilerin, kamera bulunmayan bölgeleri tercih ederek araçları kaza yapmış gibi konumlandırdıkları, fotoğraflarını çektikleri, kendi aralarında kaza tespit tutanağı düzenledikleri ve araçları tamir ettirdikten sonra hasar dosyaları üzerinden sigorta şirketlerine başvurdukları tespit edilmişti.

Soruşturmada, örgüt elebaşılığını E.G'nin yaptığı, şüphelilerin bu yolla sigorta şirketlerini zarara uğrattıkları ve yaklaşık 200 milyon liralık haksız kazanç elde ettikleri ortaya çıkarılmıştı.

Soruşturma kapsamında 62 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş, İzmir, İstanbul, Ankara, Ağrı ve Antalya'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda 54 şüpheli yakalanmış, 5 şüphelinin ise başka suçlardan cezaevinde bulunduğu belirlenmişti.

Operasyonda yapılan aramalarda maddi hasarlı kaza tutanakları, sigorta poliçeleri, vekaletnameler, kaza taraflarına ilişkin notlar, sigorta ve kasko evrakları, farklı kişilere ait kimlik belgeleri, temliknameler, ibranameler ile çeşitli evrak ele geçirilmişti.

Soruşturma kapsamında 17 avukatın hasar dosyalarının tahsil süreçlerinde yer aldığı, avukat A.A'nın ise örgüt adına hareket ettiği ve örgüt yöneticisi konumunda bulunduğunun değerlendirildiği belirtilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.