HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 20 HAZİRAN 2021, PAZAR

"Yabancı" gazeteler

29.08.2001 00:00:00
Tuğgeneral Kâzım Usta'yı tanırım, lafın önünü arkasını fazla düşünmeyen, içi dışı bir, peşin hesap taşımayan temiz kalpli bir Anadolu çocuğudur.

Manisalı ANAP il başkanını ise hiç tanımam. Ama olayın olduğu dakika "Komutan benim büyüğümdür. Hatamı düzeltir, biz de af dileriz" demesinden sonra gece Ankara'dan gelen telefonun arkasından Komutanı tazminat istemiyle mahkemeye vermesi; Usta'da olan özelliklerin onda ve ona yol gösteren akıl hocalarında hiç mevcut olmadığını gösteriyor.

Basının malum kesimi tabii hemen olayın üzerine atladı. Hürriyet, "Asker gereğini yaptı" diyerek Tuğgeneral'e "tenbih" cezası verildiğini manşetten duyurmaya özel bir önem verdi. Ama işin kötüsü ertesi gün Genelkurmay cezayı yalanladı.

Bu da, Oktay Ekşi ve Ertuğrul Özkök'ün hayli ağrına gitmiş olacak ki iki gün üstüste konuyu enine boyuna irdelediler. Hiç Hürriyet'in manşeti "yalanlanabilir miydi?"

"Ulusal Güvenlik" gündemde ya; Özkök Gökçeada'ya İngilizlerin yapmayı düşündüğü 150 milyon dolarlık yatırımın ulusal güvenlik gerekçesiyle engellendiğinden girip Fener Patrikhanesi'nin "Ekümeniklik" iddialarından çıkıyor. Gökçeada, Fener ve Tuğgeneral Usta arasında Ulusal Güvenlik açısından inanılmaz bağlar kuruyor.

Ekşi de aynı şeyi yapıyor, hatta daha da ileri gidiyor, büyük bir beceri ile olayları Akkise olayı ile de bağlama ferasetini gösteriyor:

"Manisa olayından bir gün sonra Konya'nın Akkise İlçesi'nde silahsız halkı tahrik edip jandarma ile karşı karşıya getiren, bin kadar mermi yakıp bir gencin ölümüne, bir kısmı asker 29 kişinin yaralanmasına yol açan jandarma komutanını da alelacele masum ilan eden anlayışla bu açıklamadaki anlayış arasında ne fark var mı diyelim? Bizim anlamadığımız şu: Asker kusurlu olamaz mı? Biz herkes gibi askerin de kusur işleyebileceğine, kusurlu olanlar cezalandırılırsa ve bu bilgi kamuoyuna sunulursa, Silahlı Kuvvetlerimiz'in itibarının daha da yüceleceğine inanıyoruz. Akkise örneğinde veya bu son açıklamada karşımıza çıkan anlayış "Silahlı Kuvvetler kimseye hesap vermez" denilmek istendiği izlenimini veriyor. Oysa demokrasinin temel koşulu, herkesin hesap vermesidir" diyor.

Doğrusu son cümleyi hayli "tuttum". Ama kendimi yargıç yerine koyarak kimseden hesap sorma niyetim katiyyen olmamakla birlikte kötü bir alışkanlığım vardır, "Son derece iyi bir okurum". Bu arada yerli ve yabancı basını da bir hayli karıştırırım.

Ekşi ve Özkök'ün yazılarından sadece iki gün önce ünlü İngiliz Dergisi "The Economist'te şöyle bir yazı çıktı: "(Mesut Yılmaz'ın çıkışından) iki gün sonra televizyonlarda yayınlanan bir haber de generallerin işine yaramadı. Görüntülerde bir general, Manisa'da ANAP'lı bir yetkiliyi itip kakıyordu, emirler yağdırıyodu. Sonra bir başka televizyon haberinde 11 Ağustos'ta jandarmanın, muhafazakar Konya'nın bir bölgesinde askere gidecek gençler için şenlik düzenleyen halkın üzerine ateş açtığı duyuldu. Bir genç adam öldürüldü burada. Resmi bir rapor köylüleri suçladı. Pek inanan olmadı, çünkü yirmibeş dakika süren arbedede yüzlerce mermi atılmış, çoğu ordu silahlarının namlusundan çıkmıştı. Ama sonra iki sürpriz oldu. Konya'daki olayla bağlantılı subaylar görevden alındı. Manisa'daki general hakkında ise soruşturma açıldı. Generaller hiç böyle hızlı adım atmazdı. Sonunda sivillerin sözüne uymaya mı başlıyorlar acaba? Muhtemelen hayır. Silahlı Kuvvetler, anketlere göre hala halkın en gözde kurumu. Ama hiç olmazsa "siyasette generallerin rolü" gibi, tabu olan bir konu açıkça tartışılabilir. Bu, az ilerleme değil."

BBC'nin olaya ilgili yorumu da şöyle: "Haftalık derginin bugün yayınlanan sayısında, ulusal güvenlik tartışmasını başlattığı için Mesut Yılmaz'ın Genelkurmay Başkanlığı'ndan nasıl tepki gördüğü, ama bu kez askerlerin tepkisinin, kamuoyunda pek destek bulmadığı anlatılıyor. Economist, bununla birlikte, bu kez basından generallere tepki geldiğini, açıklamanın fazla sert bulunduğunu belirtiyor. Buna verilen örnek, derginin "muhafazakar" diye tanımladığı Milliyet gazetesinden Hasan Cemal'in, Genelkurmay bildirisine yönelik bir eleştirisi.. Yazı, işadamları örgütü TÜSİAD'ın Mesut Yılmaz'a destek çıktığını belirtiyor."

Ben işin doğrusu "konuya yabancı" gazetecilerle "Türkiye'ye yabancı" gazetecileri, "pasaportları yabancı" gazetecilerin yorum-talimatları doğrultusunda yazı yazan "gönlü ve ruhu yabancı" gazetecileri karıştırdım.

Yoksa Economist ve BBC'nin yorumları ile Özkök-Ekşi'nin yazıları arasında bir zaman kayması mı oldu, kim kimin etkisi altında kaldı acaba?

Ne diyordu Eki; "Oysa demokrasinin temel koşulu, herkesin hesap vermesidir". Hesap filân vermeyin ama "ufak, çok ufak" bir açıklama getirin. Hodri meydan...
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.