Ahir zamanda fitnenin dal budak salacağı, hak ile batılın bir birine karışacağı, sureti haktan görünenlerin rağbet gereceği hakkında çok sayıda ilahi beyanlar ve yaşanan örnekler mevcuttur. Gerçekten de sadece etrafımızda yaşananlara dikkatle bakınca gelinen durumun ne kadar acı olduğu hissedilmektedir. Geçtiğimiz Ramazan ayı dolayısıyla işin çığırından çıktığı bir parça daha gözler önüne serildi. "Nerede eski Ramazanlar?" Diyecek derecede olumsuzluklar yaşandı. Milletimizin tuttuğu oruç, imsak- iftar vakitleri, kılınan teravihler tartışıldı duruldu. Daha önceleri çok önemsenen konular, oluşan şüphe ortamı sayesinde daha önemsiz bir hâle getirildi. Özellikle bu sene Camilerde kılınan teravihlere iştirak eden cemaatte görülen azalma çok dikkat çekti. Eskiden Ramazan'da işlenen suç oranları neredeyse yok denek derecede azalırdı. Onlar Peygamberimizin (s.a.a.) şu buyruğuna tabi olurlardı: "Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, "Ben oruçluyum" deyin" (Buhari]. Şimdi bırakın çirkin konuşmayı, insanlar birbirini gözünü dahi kırpmadan öldürüyorlar. Rejimi ele geçirmek ya da korumak için mübarek Ramazan'da dahi katliamlara kalkıştılar. Bu makaleyi yazmama sebep olan bir hadiseyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Okuyunca siz de toplumdaki yozlaşmanın nerelere vardığını daha yakından idrak edeceksiniz. Gaziantep'te sıcak yaz günlerinde meyan şerbeti hayratları yapılır. Genellikle cami önlerinde insanlar daha çabuk istismar edildiğinden midir? Bu mekânlar tercih edilir! Şerbet satıcılarının ağzında bazı özel tekerlemeler vardır. Önce hayrat yapmak isteyen müşteriyi bulmak ve ikna etmek için satıcı bağırarak şunlar söyler: "Yok mu Hasan Hüseyin Efendilerimizin Ruhunu şad ettirmek isteyenler?" Müşteri bulununca da şunlar söylenir: "Sebilullah, Hasan Hüseyin Efendilerimizin ruhu şad olsun. Hayır, hasenat sahibinin hayrı kabul makbul olsun, sebilullah, sebilullah!" Sıcak bir Ramazan günü hem de Ramazan'ın son günleri olan cehennemden azat günleri başlamış bunmaktaydı. Bir işim dolaysıyla diğer zamanlarda şerbet dağıtılan yerden geçiyorum ve gene şerbet satıcısı bağırıyor: "Sebilullah,Hasan Hüseyin Efendilerimizin ruhu şad olsun. Hayır, hasenat sahibinin hayrı kabul makbul olsun, sebilullah, sebilullah!" Millet şerbetçinin başına üşüşmüş, kıyasıya bir yarışa girmiş, şerbet alıyor ve içiyor. Sebil yaptıran gururla ve kendince sevap işlemenin(!) keyfini yaşıyor. Siz vicdanınıza sorun bakalım. Mübarek Ramazan gününde açıktan oruç yemeye sebep olan bu davranışla, yapılan iş hayır hasenat oluyor mu? Ya da kabul olmuş, Hasan Hüseyin Efendilerimizin bu çirkin işten ruhu şad olmuş mudur? İnsanımızın hâlini arz eden manzaralardan birini sizlerle paylaştım. Toplumdaki yozlaşmaya örnek olarak yeter sanırım. Allah sonumuzu hayreyliye!
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Ramazan mü’minlerin bayram ayıdır / 20.03.2026
- Ramazan tefekkür ve zikir ayıdır / 19.03.2026
- Ramazan hidayet ayıdır / 18.03.2026
- Ramazan fırsat ayıdır / 17.03.2026
- Ramazan bin aydan daha hayırlı bir aydır / 16.03.2026
- Ramazan itikâf ibadetinin yapıldığı aydır / 15.03.2026
- Ramazan Kadir Gecesi’ni içinde barındıran bir aydır / 14.03.2026
- Ramazan affedilmeyene risk taşıyan bir aydır / 13.03.2026
- Ramazan cehennemden azat ayıdır / 12.03.2026
- Ramazan toplumsal arınma ayıdır / 11.03.2026
- Ramazan tefekkür ve zikir ayıdır / 19.03.2026
- Ramazan hidayet ayıdır / 18.03.2026
- Ramazan fırsat ayıdır / 17.03.2026
- Ramazan bin aydan daha hayırlı bir aydır / 16.03.2026
- Ramazan itikâf ibadetinin yapıldığı aydır / 15.03.2026
- Ramazan Kadir Gecesi’ni içinde barındıran bir aydır / 14.03.2026
- Ramazan affedilmeyene risk taşıyan bir aydır / 13.03.2026
- Ramazan cehennemden azat ayıdır / 12.03.2026
- Ramazan toplumsal arınma ayıdır / 11.03.2026
























































