HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 30 HAZİRAN 2022, PERŞEMBE

Yurtta barış dünyada barış

09.03.2022 00:00:00

Doksan bir yıl önce barışın ne kadar önemli olduğunu "Yurtta sulh, dünyada sulh" veciz ifadesi ile rahmetli Mustafa Kemal ATATÜRK bütün dünyaya ve geleceğe bu kutlu mesajı haykırmıştır. Bu haykırışı yapan sıradan biri değil, girdiği bütün savaşları kazanmış, akabinde de yeni bir devlet kurmuş olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

"Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesi sıradan bir parola değil aynı zamanda Türk milletinin insana ve insanlığa bakışını ve nasıl bir dünya isteğinin temennisidir ve varmak istediği hedeftir. Türk milletinin barıştan yana olduğunu savaşın ancak nefsi müdafaa olursa meşru kabul edilebileceğini, bunun dışında savaşın yok edici bir cinayet olacağı anlayışının bir tezahürüdür.

"Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi bir taraftan yurt içinde huzur ve sükûnu, güven içinde yaşamayı, diğer taraftan da milletlerarası barış ve güvenliği hedef tutar. Bu ilke, hem iç politikanın, hem de dış politikanın temel dayanağıdır.

Bu hikmet dolu veciz ifade, dünyada olabilecek herhangi bir rahatsızlığın herkese zarar verebileceğini, bu yüzden de milletlerin diğer milletlerin sorunlarına kayıtsız kalamayacağını ifade eden Atatürk'ün eşsiz dehasının dünya milletlerinin bir arada barış içinde yaşamasının önemini ortaya koyan bütünleştirici ilkelerindendir. "Yurtta sulh, cihanda sulh" en geniş ve yaygın anlamıyla Türkiye'mizin kendi içinde huzurunu, diğer milletlerle de barışın korunmasını ve devamlılığını da ifade eder.

Günümüz Türkçesiyle "Yurtta barış, dünyada barış" şeklinde de ifade edilen bu güzel söz, dünya insanlığının yani herkesin barış ve huzur içinde yaşamasının gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Milletin kendi gücüne güvenmesinin gereğini ikaz etmektedir. Aynı zamanda millî duruşumuzun bir gereği olarak kendi gücüne güvenmek ordunun görev ve hizmete her an hazır olmasını ifade eder.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu yıldan beri bu ilkeyi kendi dış politikası için temel alarak, anlaşmazlık ve çatışmaların belirleyici olduğu bir bölgede, barış ve istikrar adası olma niteliğini sürdürme konusunda engin bir başarı göstermiştir. Türkiye; bu ilke doğrultusunda, I. Dünya Savaşını da hesaba katarak, II. Dünya Savaşına katılmamış, savaşın çıkmaması için bütün koşulları zorlamış, savaş sırasında ise, bir an önce sona erdirilmesi için elinden geleni yapmış ve yine savaş sonrasında da dünya barışı için katkılarını sürdürmüştür.

Türkiye barışın önemini çok iyi biliyor ve bunu bütün dünyaya da anlatıyor. Bu gayretinin amacı ve bundan beklediği yarar, "Yurtta sulh, cihanda sulh" anlayışının belirlediği çizgiden sapmadan, dünya çapında barışın sağlanması ve korunmasından başka bir şey olmamıştır.

En imkânsız olana bile hayat kazandıran şey, ona olan inanç ve güvendir. Nitekim Türkiye yıllardan beri "Yurtta sulh, cihanda sulh" anlayışına olan inanç ve güveniyle, bölgesinde sürekli biçimde bir barış ve istikrar adası olarak bu imkânsızı zorlamıştır.

Kısaca Türkiye bu noktada güzel bir örnektir.

Dünya ulusları birbirlerine muhtaç olduklarının bilincine daha ileri seviyede varıp, diğeri olmadan kendisinin de bir anlam ifade etmeyeceği şeklînde bir kanıya ulaşır ve çatışma konularına nazaran, işbirliği alanlarına daha çok vurgu yaparlarsa, evrensel bir barışın sağlanması hiç de uzak bir ihtimal değildir.

İnsanlık ancak "Yurtta sulh, cihanda sulh" gibi eşsiz ve evrensel olan bir anlayışın yarattığı ortak bilinçle böyle bir noktaya gelebilir. Bu ilke "YURTTA SULH, CİHANDA SULH" anlayışının yardımıyla, dünya ulusları bireysel temelde kendilerini ve kendi çıkarlarını ne kadar düşünüyorsa (Yurtta Sulh), aynı şekilde farklı, kültür, dil, din ve ırktan olan başka ulusları da düşünecek ve onları kendi varlıklarının ayrılmaz birer parçası olarak görecektir, (Cihanda Sulh).

Sonuçta şunlar söylenebilir: Yaklaşık 91 yıl önce Atatürk'ün büyük bir uzak görüşlülükle ortaya attığı bu evrensel anlayış, bugün insanlığın varlığını barış içinde sürdürmesi için ihtiyaç duyduğu özel bir konumdadır. 

Bu noktada bize düşen, Atatürk'ten miras olarak aldığımız bu yüce anlayışın dünya uluslarınca kabul görmesini ve benimsenmesini sağlamak için özellikle uluslararası platformda elimizden geleni yapmak olacaktır.

Atalarımızın, aziz şehitlerimizin kanlarıyla sulanan ve barışın, muhabbetin, kardeşliğin dini olan İslam'ın mayasıyla mayalanan, bu toprakları nefesleriyle, emekleriyle Resulü Ekrem'in, Ehl-i Beyt'in ahlakına boyayan alperenlerin, horasan erenlerinin himmetleriyle bu topraklarda barış içinde yaşama fırsatını bulan ve bu zevatı kiramın mayaladığı bizlere de yakışan barıştan yana olmaktır. Barışın, birliğin, dirliğin korunması ve tesisi için gayret etmektir.

Şu bir gerçek ki artık insanlar geleceğin dünyasında, savaş, çatışma, anlaşmazlık ve kaos istemiyor. İnsanlık varlığını büyük ölçüde savaştan, çatışmadan ve anlaşmazlıktan uzak, barış ve istikrar ortamı içerisinde sürdürebilir olmasını istiyor. İnsanlık huzur istiyor. İnsanlık Barış istiyor. Kan, barut, gözyaşı istemiyor. Bu ise, ancak önce vatanımız, sonra bölge ve dünya çapında barışın tesis edilmesiyle mümkün olabilir. İnsanlık sağduyulu bir şekilde, "Yurtta sulh, cihanda sulh" anlayışı içerisinde başka bir dünya olmadığını anlayacaktır.  Şairin dediğine onun müsaadesiyle dünyayı da ekleyerek okuyalım;

Memleket isterim "Dünya isterim"

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

 

Memleket isterim "Dünya isterim"

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

 

Memleket isterim "Dünya isterim"

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

 

Memleket isterim "Dünya isterim"

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun. (Cahit Sıtkı Tarancı)

Bir dua mahiyetinde olan bu satırlara âmin derken; "Yurtta barış dünyada barış" da bizim duamızdır. Âmin.

 
Ergül Güner / diğer yazıları
- Eğitim öğretim topluma beyin ve kalp cerrahlığı yapmaktır -2- / 25.06.2022
- Eğitim öğretim topluma beyin ve kalp cerrahlığı yapmaktır -1- / 24.06.2022
- Okullar tatile giriyor -2- / 12.06.2022
- Okullar tatile giriyor -1- / 11.06.2022
- Son nefese kadar varız! -2- / 04.06.2022
- Son nefese kadar varız! -1- / 03.06.2022
- Şu dünya kurulmuş bir tuzağa benzer -2- / 26.05.2022
- Şu dünya kurulmuş bir tuzağa benzer -1- / 25.05.2022
- Vicdanlı insan sorumluluktan kaçmaz / 20.05.2022
- Milli bayramsız dini bayram olamaz / 09.05.2022
- Bayram günahlardan arınmaktır / 02.05.2022
- Varoluş gerçeği unutturuluyor / 24.04.2022
- O devlet gibi adamdı / 18.04.2022
- İhsan şuuru toplumu iyileştirir / 12.04.2022
- Ramazan-ı şerifimiz mübarek olsun / 30.03.2022
- Çanakkale geçilmez (2) / 27.03.2022
- Çanakkale geçilmez (1) / 26.03.2022
- İnsan meçhul mü? / 16.03.2022
- Yurtta barış dünyada barış / 09.03.2022
- Savaş bir cinayettir / 03.03.2022
- 3H Kapanı / 14.02.2022
- Mutsuzluğun dibinde mutluluk hissi ile avunmak / 07.02.2022
- Simülasyon dünyasında kaybolan insan / 31.01.2022
- Eğitim olmadan insan olamayız -2- / 26.01.2022
- Eğitim olmadan insan olamayız -1- / 25.01.2022
- Gün akşama döndü gülüm, bir selam sal sabah olsun / 17.01.2022
- Maya içe mahsus, kültür dışa mahsustur / 10.01.2022
- Evet, eğitim şart / 03.01.2022
- Eğitimin birinci şartı; ‘edep ya hu’ / 27.12.2021
- Mankurtlaşmış zekâlar / 20.12.2021
- Zekâ ile akıl farklıdır / 17.12.2021
- Sorun zekâ sorunu değil, ahlak sorunudur / 13.12.2021
- Temel eğitimin temeli ne olmalı? -2- / 06.12.2021
- Temel eğitimin temeli ne olmalı? -1- / 04.12.2021
- Doğu'da tefekkür, Batı'da felsefe var / 25.11.2021
- İnançların, kültürlerin, kimliklerin melezleşmesi (2) / 21.11.2021
- Gazi Paşa demek tam bağımsız Türkiye demektir (2) / 11.11.2021
- Gazi Paşa demek tam bağımsız Türkiye demektir (1) / 10.11.2021
- İnançların, kültürlerin, kimliklerin melezleşmesi (1) / 09.11.2021
- Cumhuriyetimiz 98 yaşında (2) / 07.11.2021
- Cumhuriyetimiz 98 yaşında (1) / 06.11.2021
- Anadolu / 01.11.2021
- Fütüvvet (2) / 24.10.2021
- Fütüvvet (1) / 23.10.2021
- Batılın 3G’si / 16.10.2021
- Ateş ve toprak anlayışı / 15.10.2021
- Düşünce eylemin tohumudur / 09.10.2021
- Emperyalizm sadece mali bağımlılık mıdır? / 02.10.2021
- Sömürgecilik ve emperyalizm / 26.09.2021
- Batılın tıyneti / 08.09.2021
- Okullar açıldı -2- / 07.09.2021
- Okullar açıldı -1- / 06.09.2021
- Buyurgan batının Müslümanları / 01.09.2021
- Doğu doğudur, batı da batıdır -2- / 27.08.2021
- Doğu doğudur, batı da batıdır -1- / 26.08.2021
- Her zalim bir Yezit’tir, her mazlum bir Hüseyin -2- / 19.08.2021
- Her zalim bir Yezit’tir, her mazlum bir Hüseyin -1- / 18.08.2021
- Batı için insanlık maskeli bir oyun -2- / 17.08.2021
- Batı için insanlık maskeli bir oyun -1- / 16.08.2021
- Dijital çağda esen dijital fırtına / 10.08.2021
- Sanal âlemde milli ve manevi hassasiyet olmalı / 06.08.2021
- Batının değersizlik trajedisi -2- / 04.08.2021
- Batının değersizlik trajedisi -1- / 03.08.2021
- Akıl insanın kalbindedir / 31.07.2021
- Sanal dünyanın sanal kimlikleri ve sanal duyguları / 28.07.2021
- ‘Ben’ farklılıklarından ‘biz’ zenginliğine kavuşmak - 2 / 25.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 22.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 22.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 20.07.2021
- ‘Ben’ farklılıklarından ‘biz’ zenginliğine kavuşmak (1) / 19.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (6) / 17.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (5) / 05.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (4) / 30.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (3) / 22.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (2) / 14.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık -I- / 08.06.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 5 / 26.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 4 / 25.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 3 / 24.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 2 / 23.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 1 / 22.05.2021
- Enfeksiyonlu din anlayışı Hz. Ali’yi şehit etti / 06.05.2021
- Şehr-i Ramazan-II / 27.04.2021
- Şehr-i Ramazan-I / 26.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-III / 19.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-II / 16.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-I / 15.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-III / 08.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-II / 07.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-I / 06.04.2021
- Kültür ve kimlik neden önemli / 01.04.2021
- Müslümanı Ehl-i Beyt kurtarıyor-II / 09.03.2021
- Müslümanı Ehl-i Beyt kurtarıyor-I / 08.03.2021
- Hz. Alinin künyeleri ve lakapları-II / 26.02.2021
- Hz. Ali’nin künyeleri ve lakapları-I / 25.02.2021

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

09.03.2021, 09.03.2020, 09.03.2019, 09.03.2018, 09.03.2017, 09.03.2016, 09.03.2015, 09.03.2014, 09.03.2013, 09.03.2012, 09.03.2011, 09.03.2010, 09.03.2009, 09.03.2008, 09.03.2007, 09.03.2006, 09.03.2005, 09.03.2004, 09.03.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.