logo
10 MART 2026


19 Mayıs ruhu Konya'da canlandı

21.05.2017 00:00:00
19 Mayıs Cuma akşamı İcmal Gençliği, hamurkarı Prof. Dr. Haydar Baş Bey ile Konya'da buluştu ve muhteşem bir Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlandı.
Gülerek, eğlenerek de bayram kutlanır ama ülkemizin ve milletimizin zifiri karanlık bir kuyuda olduğu, her taraftan kuşatıldığı, Sevr şartlarının yeniden hortlatıldığı bu kritik günlerde;
Atatürk'ü gerçek yönleriyle tanımak, verdiği mesajlarını algılamak; problemleri masaya yatırıp doğru çözümleri ortaya koyamak ve her şeyden önemlisi tek çözüm sahibi Prof. Dr. Haydar Baş ile bir ve beraber olabilmek? 19 Mayıs'ın ruhunu gerçek anlamda yaşamak anlamına gelmektedir. 
Atatürk'e yapılan iftiralara en doğru ve net cevabı Prof. Dr. Baş vermektedir. Hatta O Atatürk'e günümüzde sahip çıkan tek liderdir. 
Gerçek Atatürk'ün, yıllarca Türk milletinden saklanmaya çalışıldığını ifade eden Sayın Baş, Atatürk'ün gerçekte dindar, hafız ve hem anne tarafından hem de baba tarafından Ehl-i Beyt soyundan olduğunu, Hz. Peygamberin torunu olduğunu Osmanlı arşivlerinden belgelerle ortaya koymaktadır.
Sayın Baş, bu gerçekleri ortaya koyarak, Müslüman Türk milletini "dinsiz Atatürk" iftiralarıyla liderinden koparmaya çalışan İngiliz ve Yunan istihbaratının paralı ya da bedelsiz ajanlarının tuzaklarını boşa çıkarmaktadır. Nasıl imame olmadan tespih taneleri darmadağın olursa, Türk milleti de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve tam bağımsızlığı bize emanet eden lideriyle, Atatürk'le buluşmazsa, O'ndan koparsa paramparça olur.
Prof. Dr. Baş, yaptığı her konuşmada, tarihin anlaşılamayan bölümlerine de ışık tutmakta ve rahatlıkla anlamamızı sağlamaktadır.
Örneğin, Atatürk'ün İstanbul'dan çıkarak Samsun'a gitmesi ve Milli Mücadeleyi başlatması? Bu hangi şartlarda gerçekleşti ve kim gönderdi? Neticede Mustafa Kemal bir Osmanlı subayıydı ve verilen görevlere göre hareket ediyordu.
Mustafa Kemal'i 9. Ordu müfettişi olarak atayan Vahdettin, O'na çok güveniyordu ve hatta Sayın Baş'ın altını çizdiği gibi O'nu kendisine damat yapmak istiyordu.
Atatürk, Osmanlı Devleti adına aldığı görevi uygulamak üzere yola çıktı ama Sayın Baş'ın ifade ettiği gibi, "O'nda ciddi bir bağımsızlık ruhu vardı. Mustafa Kemal'in tek gayesi bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurmaktı." 
O, Türk mileltinin İngiliz ya da Amerikan mandası olmasını asla kabul etmiyordu. Bu aşamadan sonra, manda ve himaye altında olmayı kabullenmiş olan Vahdettin ve İstanbul hükümeti, bu köleliği elinin tersiyle iten tam bağımsızlık hedefinde olan Mustafa Kemal'in ve O'nunla kenetleşen Türk miletinin karşısına dikildiler.
Atatürk, bir taraftan işgalcileri kovmaya çalışırken, diğer taraftan mandacı zihniyetle mücadele verdi ve emin olun ki asıl zor olan da bu mandacı zihniyetle uğraşmaktı.
Prof. Dr. Baş, bu vatanın bağımsızlığı için şehit vermenin öneminden şöyle bahsetti:
"Eminim ki burada bulunan kardeşlerimizin tamamına yakını bir şehit torunudur. Mesela benim dedem Sarıkamış'ta şehit oldu. Ben onunla şimdi iftihar ediyorum. Türkiye'nin tapusu Haydar Hoca'nın elinde, hepimizin elinde. Niye? Hepimiz bir şehidin torunuyuz da ondan! O halde sahibi olduğunuz bu toprakları hakkıyla savunacaksınız"
Evet, verdiğimiz şehitler, vatanımızın tapusudur. Sayın Baş, Atatürk'e iftira atanların ise bu vatan için bir zırnık bile vermediklerini, dedelerinin de savaştan kaçtığını belirtti.
Atatürk'ün vefatından sonra maalesef O'nun mücadele ettiği mandacı zihniyet yeniden ülkemize hakim oldu. Yine "ABD olmadan olmaz", "Avrupa olmadan olmaz", "Onların aklına muhtacız", "Onların parasına muhtacız" mantığı yeniden canlandı ve işbilmez "Damat Ferit" kafalı siyasiler sebebiyle yine devlet politikası haline dönüştü.
Prof. Dr. Baş onlara şöyle cevap vermektedir: "Ben 'bu ABD'den, Avrupa'dan adam olmaz' dediğim zaman 'Amerikasız olmaz, Avrupasız olmaz' diyorlardı. Hacı efendi camide 'Allahüekber' diyor namaza duruyor sonra da 'Amerikasız olmaz' diyor. Şimdi gördünüz mü, Amerika ile oluyor mu olmuyor mu? Hep sille yedikten sonra mı ayıkacaksınız? Niye akıllı adamların dediğine inanmıyorsunuz? Size benim kadar açık konuşan insan yoktur. Neden? Bu olayları benim kadar doğru gören yoktur da ondan"
Bugün pratik olarak görüyoruz ki, ABD Türkiye'nin terör olarak kabul ettiği iradeleri muhatap hatta en yakın ortak olarak kabul etmektedir. Demek ki "ABD'siz olmaz" yanlış, "ABD ile olmaz" doğruymuş. Yani Atatürk gibi tam bağımsız bir ruha ve de onun altını dolduracak milli politikalara dönmeden asla badirelerden kurtulamayız. İşte bugün Prof. Dr. Baş ve kadrosu bu ruha ve milli duruşa sahip olan tek lider ve kadrodur.
Sayın Baş konuşmasında geçmişte İslam dünyasına yapılan Haçlı seferlerinin bugün halen devam ettiğini, yaşananların bir iman-küfür mücadelesi olduğunu belirtti.
Bugün BRICS ülkeleri başta olmak üzere 4 milyar nüfusun Kendisine ait olan Milli Ekonomi Modeli'ni hayata geçirdiğini belirten Prof. Dr. Baş, milletimizi abat edecek olan sosyal devlet projelerini bir bir sıraladı. "Haydar Hocanın dönemi bolluk ve bereket dönemi olacak" dedi.
Maden politikasına da değinen Baş, yabancı maden şirketlerinin madenlerimizi yok pahasına alıp götürdüklerini, Türkiye'yi sömürdüklerini, BTP iktidarında madenlerin yabancılardan alınıp Türk milletine verileceğini ifade etti ve şu soruyu sordu: "Malımızı mı istiyoruz, belamızı mı?" Ve ekledi: "Eğer malımızı istiyorsak, ben bunu vermeye hazırım."
Yunus döneminde, büyükler "buğday mı, himmet mi" diye sorarlardı, millet olarak öyle bir seviyeye düştük ki, artık himmetin lafı geçmiyor, bize tercih olarak mal ve bela sunuluyor.
Nasıl bir zifiri karanlık kuyuda olduğumuzu belirtmek için not düştüm.
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.