logo
25 HAZİRAN 2026

8 işçinin öldüğü faciada 6 TTK yöneticisi yeniden hakim karşısına çıkacak

Zonguldak'ın Kozlu ilçesinde 2013 yılında meydana gelen ve 8 maden işçisinin hayatını kaybettiği facianın 9. yılında 6 TTK yöneticisi kazada sorumlulukları olduğu gerekçesiyle yeniden hakim karşısına çıkacak. Hazırlanan iddianamede de yüklenici firmanın işyerinde teknik nezaretçi ve iş güvenliği uzmanı ve ateşleme nezaretçisinin bulundurulmadığı, risk analizinin yapılmadığı gibi ihmallere dikkat çekildi.

22.10.2022 08:40:00
8 işçinin öldüğü faciada 6 TTK yöneticisi yeniden hakim karşısına çıkacak
8 işçinin öldüğü faciada 6 TTK yöneticisi yeniden hakim karşısına çıkacak
Zonguldak'ın Kozlu ilçesinde 2013 yılında meydana gelen ve 8 maden işçisinin hayatını kaybettiği facianın 9. yılında 6 TTK yöneticisi kazada sorumlulukları olduğu gerekçesiyle yeniden hakim karşısına çıkacak. Hazırlanan iddianamede de yüklenici firmanın işyerinde teknik nezaretçi ve iş güvenliği uzmanı ve ateşleme nezaretçisinin bulundurulmadığı, risk analizinin yapılmadığı gibi ihmallere dikkat çekildi.
Bartın'da 41 maden işçisinin hayatını kaybettiği grizu faciasının ardından 2013 yılında Zonguldak'ın Kozlu ilçesinde 8 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin 6'sı TTK yöneticisi olan şüpheliler 25 Ekim günü hakim karşısına çıkacak. TTK Genel Müdürü Kazım Eroğlu'nun patlamanın yaşandığı dönem Kozlu Müessese Müdürü olduğu faciadan 9 yıl sonra hazırlanan iddianame Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi.
Ani gaz ve kömür patlaması (degaj) olayının yaşandığı ve 8 işçinin hayatını kaybettiği Kozlu maden faciası sonrası dönemin TTK Yönetim Kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu üyelerinin ihmali bulunduğu iddiasıyla 2014 yılı Eylül ayında hazırlanan iddianamede Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca soruşturma izni verilmeyince 28 kişi hakkında soruşturma ve kovuşturmaya gerek olmadığı yönünde karar verilmişti.

AYM'ye yapılan başvuruyla yargılamanın önünü açıldı
İtiraz sürecinin başlamasının ardından takipsizlik kararlarının itirazları reddedildi. Dosyanın Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesinin ardından TTK yöneticilerinin yeniden yargılanmasının önü açıldı. Bunun üzerine dönemin TTK Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı ile yönetim kurulu üyelerinden oluşan 6 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame geçen 28 Mayıs'ta tamamlandı. 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan duruşmada "Görevi kötüye kullanmak, taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" sulamasıyla hakim karşısına çıkacak olan şüpheliler kendilerini savunacak.

'Galerinin sürüleceği ocak birinci sınıf gazlı ocak, degaj tehlikesi olduğu bilinmektedir'
Cumhuriyet Savcısı Onur Üzgül tarafından hazırlanan iddianamede degaj faciasının yaşandığı olayla ilgili ihmaller; ilgili yönergelerle açıklandı. İddianamede facianın meydana geldiği ocağın birinci sınıf gazlı ocak olduğu ve degaj tehlikesinin olduğunun bilindiği belirtilerek şöyle denildi:
"Sekiz kişinin ölümü ve sekiz kişinin yaralanması ile meydana gelen iş kazası eksi 630 kotundaki galeride ani degaj olayı olmuştur. İhaleye çıkıldığı anda hazırlık galerisinin sürüleceği kömür ocağının birinci sınıf gazlı ocak olduğu ve bu ocakta ani degaj tehlikesinin olduğu bilinmektedir. Ani degaj tehlikesinin giderilmesi için uygulanacak olan işlem gazlı kömür damarlarına metan drenajı uygulaması yapılmasıdır. Metan drenajı, uzun zaman ve yoğun emek gerektiren bir araştırma sonucunda büyük bir yatırımla gerçekleştirilebilecek pahalı bir işlemdir. Gerek Kozlu TTK Müessesesi gerekse TTK Genel Müdürlüğü'ne bağlı diğer müesseselerde metan drenajı uygulaması bulunmadığından ani degaj tehlikesini azaltabilmek ve tedbir alabilmek için galerilerdeki kontrol, pilot ve rahatlatma sondajları gibi ilerleme sondajlarının birlikte gerçekleştirilmesi bir zorunluluk halini almıştır" ifadelerine yer verildi."
İddianamede sondajların sayısı ve uzunluklarının kişiye bağlı olmayın "TTK Her türlü kazı, hazırlık, tesis, nakliye, inşaat, imalat, montaj, tamir ve bakım işlerine ait 'genel emniyet'" şartnamesinin sondajlarla ilgili bölümünde yer alan maddelere de yer verilerek şöyle denildi:
"Grizu bulunabilecek veya ani grizu boşaltma tehlikesi olan yerlerde en az 25 metre boyunca kontrol sondajları yapılmalıdır. Sondaj uç noktası ile arın arasındaki mesafe 5 metre kaldığında sondajlar tekrarlanacak galeri yan cidarı ile sondaj arını arasında her zaman en az 5 metrelik topum bulunmalıdır. TTK Yer altı jelatinit patlayıcı maddesinin kullanılması esaslarını belirleyen yönergesinde delik delme ve ateşleme ile ilgili genel hususlar yanında, ateşleme işinin nezaretçi kontrolünde bizzat ateşleyici tarafından yapılacağı, lağım atılacak yerin en son nezaretçi ve ateşleyicinin terk edeceği, lağımın 10 veya 20 meyilde lağım doğrultusunda 25 metre boyunda yapılacak en az 3 pilot sondajları ile ilerleyeceği, sondajın bitimine 5 metre kala pilotun sondajın tekrarlanacağı belirtilmiştir. Başmühendis Nevzat Ü.'nün -630 denetim yazısında doğu rekup lağımında bir adet pilot sondajı olduğu, bu rekup lağımın keseceği damar sayısı ve formasyon özelliği göz önüne alınarak en az 3 sondajla ilerlenmesi ve 5 metre kala sondajların yenilenmesinin degaj riskinin önlenmesi açısından yararlı olacağı kanaatini belirtmiştir. Yine maden ve taşocakları işletmelerinde ve tünel yapımında alınacak işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine ilişkin tüzüğe göre Kontrol sondaj deliklerinde grizu veya diğer zararlı gazların varlığı anlaşılırsa, iş durdurulur. İşçiler söz konusu yeri terk ederler, giriş yeri kapatılır. Durum yetkililere bildirilir" denilmiştir."

Sondaj föyü ihmali ortaya çıkarttı
İddianamede özellikle arında çalışan tanık işçilerin beyanı ve sondaj föyü incelendiğinde kazanın meydana geldiği kömür ocağında sondajların sözleşme şartlarına ve tüzük kurallarına uygun yapılmadığının açıkça ortaya çıktığı yer aldı. Denetim ve kontrollerin hem asıl işveren TTK Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesi hem de alt işveren Star İnşaat A.Ş. sorumluları tarafından yeterince özenle gerçekleştirilmediğine dikkat çekilen iddianamede ölüm ve yaralanmalara sebep olan olayla ilgili kusurlar şöyle sıralandı:
"Çalışan ocakta kömür damarlarının gazlı olduğu bilinmesine rağmen metan drenajı uygulaması yapılmamıştır. Galeri sürülmesi sırasında yapılan sondajlar sayı ve uzunluk olarak yetersiz olup sondajlar yetkililerce özenle denetlenmemiş ve özellikle sondaj uzunlukları kontrol edilmemiştir. Murat Arık'ın 2013 tarihli ek ifadesinde sondajı yapan şef Mustafa Ü.'nün kendilerine 18 metre sondaj yapıldığını söylediğini, sondajı denetleyen Murat B.'ye de bilgi verirken 20 metre sondaj yaptığı bilgisini verdiğini ileri sürdü. Tanık olarak dinlenen işçilerin bir kısmı belirli bir ücretlerinin bulunduğunu, bunun için günlük ilerleme mesafesi belirlendiğini bu mesafeyi aşmaları halinde ise prim alıyor olmaları sebebiyle daha çok para kazanmak için zaman zaman sondajsız ilerleme dahi yaptıklarını beyan etmişlerdir."

'Sondaj kayıtları sondaj föylerine gelişi güzel işlenmiş'
İddianamede sondaj kayıtlarının sondaj föylerine gelişi güzel işlendiği, sondaj föylerindeki bilgilerin doğruluğunun yetkililer tarafından kontrol edilmeden imzalandığına yer verildi. Sondajlar için her yönde sondaj kapasitesi olmayan tek bir sondaj makinesinin bulundurulduğu ve yüklenici şirkette sadece bir sondör çalıştırıldığı tek sondör ve tek makine olması sebebiyle galeride ilerlemenin hızlı ilerleme sağlamaya engel olduğu düşünülen sondajlara yeterli önlem verilmediğine dikkat çekildi. Sondöre ani degaj olayı ve sondajların önemi konusunda eğitim verilmediği, kaza tarihinde iş yerinde iş güvenliği uzmanı bulundurulmadığı, iş güvenliği uzmanı çalıştırılmadığı için yüklenici tarafından şümullü bir sağlık ve güvenlik dokümanının hazırlanamadığı da iddianamede yer aldı.

'Risk analizleri tekniğe uygun hazırlanmadığı için kabul görmemiş'
Yüklenici tarafından hazırlanan risk analizlerinin ehil kimseler tarafından ve tekniğine uygun olarak düzenlenmediği için müessese tarafından da kabul görmediği ortaya çıktı. İddianamede, "Üstelik, galeri-lağım sürme işi Grup 1. sınıf gazlı bir yer altı ocağında ve önceden belirlenmiş bir degaj zorunda yapılmasına rağmen bu özel durum için herhangi bir risk analizi yapılmamış olması nedeniyle işin tehlikesi, riskleri konusunda ve alınabilecek tedbirler hakkında herhangi bir döküm bulunmamaktadır. Böyle bir döküman bulunmadığı için çalışanların da bu konuda bilgilendirilmediği açıktır" ifadelerine yer verildi.

"Ateşleme mahalli korunuyor olsaydı, muhtemeldir ki ölen olmayacaktı"
İddianamenin en dikkat çeken bölümü ise ateşleme mahallinin yer aldığı konu oldu. Yönergeye göre ateşleme yerinde telefon, basınçlı hava teneffüs istasyonu, ateşleme yerini gösteren tabela ve ateşleme sığınağının bulunacağına dikkat çekilerek, "Yerinde yapılan inceleme sonucunda ateşleme mahallinin arından 95 metre geride olduğu ve yıkılmış/tahrip edilmiş olduğu ve ateşleme mahallinin, traverslerden domuzdamı gibi örülmüş olduğu tespit edilmiştir. Arından geriye doğru 150-160 metrelik bir alan degaj sonucu ortaya çıkan kömür postası ile dolmuştur. Ateşleme mahallinin bulunması gereken 200 metre mesafe ve ateşleme sonrasında arından itibaren postanın geldiği mesafe dikkate alındığında, ateşleme mahalli gerçekten 200 metrede ve ateşleme sırasında işçiler de bu mahalde korunuyor olsalardı muhtemeldir ki ölen olmayacaktı" denildi.

"Gecikmeli kapsül yasak olmasına rağmen gecikmeli kapsül kullanılmıştır"
TTK'nın ani gaz ve kömür püskürmgesi (degaj) olaylarına karşı alınacak emniyet tedbirleri yönergesine göre ateşleme işleminde ateşlemeden etkilenebilecek yerde 3 kişiden fazla kimsenin bulundurulamayacağı belirtilmesine rağmen kaza öncesinde bu mahalde ateşleme işleminde ateşlemeden etkilenebilecek 9 kişi bulundurulduğunun dikkat çekildiği iddianamede diğer ihmallerde şöyle sıralandı:
"Ateşleme sırasında güvenliği sağlayacak nezaretçi görevlendirilmemiştir. Degaj olayının gerçekleştiği arının tümünde bir atımda ateşleme yapılması gerekirken degaj öncesinde mevzuata aykırı olarak kısmi ateşleme (arının bir kısmında) yapılmıştır. Ani degaj riski taşıyan arınlarda yapılacak patlatmalarda gecikmeli kapsül kullanımı yasak olmasına rağmen degaj öncesinde yapılan patlatmada gecikmeli kapsül kullanılmıştır. Gazlı ve ani degaj riski taşıyan kömür ocaklarında ateşlemenin vardiya sonunda yapılması gerekirken, degaj olayının gerçekleştiği arındaki son ateşlemede buna uyulmamıştır. Yüklenicinin işçileri kesene usulü çalışmaktadır. Daha fazla ilerleme yapıldığında eline daha fazla para geçecek işçilerin emniyet tedbirlerini ve kendi güvenliklerini ihmal etmeleri söz konusudur. Denetim sırasında saptanan eksikler için yükleniciye caydırıcı ve yeterli yaptırımların uygulanmadığı gibi eksikliklerin giderilip giderilmediğini takip etmeye özen gösterilmemiştir. Sözleşmede teknik nezaretçi görevlendirme sorumluluğunun kendine ait olduğunun belirtilmesine rağmen yüklenici teknik nezaretçi görevlendirmesi yapmamıştır."

Bakanlık 2014'te soruşturma izni vermedi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca 2014 tarihinde soruşturma izni verilmemesine dair karar verildiği, karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itirazda bulunduğu, itirazın reddedildiği bunun üzerine şüpheliler hakkında 2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca inceleme yapmasına yer olmadığına karar verildiği de iddianamede yer aldı. Ankara Bölge İdare Mahkemesince 2018 tarihli kararında kamu görevlileri hakkında 2013 tarihinde Kozlu maden ocağında ani degaj püskürmesi sonucunda 8 işçinin hayatını kaybettiği, etkin soruşturma yapılmadığı gerekçesiyle yapılan bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 2018 tarihinde soruşturma izni verilmemesine ilişkin yaşamsal hakkın usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğu bundan dolayı yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne gönderildiği, mahkemece soruşturma izni verilmemesine ilişkin itiraza konu kararın kaldırılmasına karar verildiği, 2013 ve 2017 tarihlerinde bilirkişi heyetlerince rapor aldırıldığı da iddianamede yer aldı.
Kazanın meydana geldiği ortamın 'Grup 1. Sınıf Gazlı Ocak' olarak tanımlandığı, ruhsat sahibinin TTK olduğu işletilen ocağın teknik altyapısını kullandırarak en alt katında hazırlık işlerini yürütecek şekilde ihale yaptığı ve ihale sonucunda Star İnşaat A.Ş. firmasının ihaleyi aldığı bilgisine iddianamede yer verildi. Ancak TTK'nn kendi uzmanlığı gerektiren işi alt işverene verdiği, yüklenici firmanın galeri-lağım sürme işinde herhangi bir yenilik uygulamadığı gibi teknolojik olarak da farklı bir donanım getirmediği, yer altında oluşan iki başlı çalışma ortamının iş güvenliği risklerine açık bir ortam olduğu, denetim ve sorumluluk açısından da karmaşa oluşturduğu iddianamede yer aldı. İddianamede kurulan sistemde kusur bulunduğu, damarların gaz içerikleri ve degaja yatkınlıkları konusunda yükleniciye yeterli bilgi verilmemesi nedeniyle ihaleye çıkan kurumun sorumluluğunun bulunduğu, ihaleye çıkarken görevde olan TTK Yönetim Kurulu Başkanı, Genel Müdürü Rıfat Dağdelen ve diğer yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabileceğine yer verildi.

İddianamede; bilirkişi raporuna yapılan atıfta şöyle denildi:
"Raporda birçok kamu kurumunda görülen ve muvazaalı olan asıl iş veren ve alt işveren ilişkisine şartların zorlaması nedeniyle onay vermiş olsa da bu işi ihaleye çıkaran ve ihale sonucunda imzalanan sözleşmede imzası bulunan TTK Genel Müdürü, Yönetim Kurulu Üyeleri ile TTK Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesesi yöneticilerinin kusur ve sorumluluğunun olduğu bildirildiği..."
İddianamede şüpheli Burhan İnan'ın TTK Genel Müdürü Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptıktan sonra 2016 tarihinde emekli olduğu, şüpheli R.D.'nin TTK Genel Müdürü Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptıktan sonra 2011 tarihinde emekli olduğu, şüpheli Mustafa Ş.'in TTK Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra 2020 yılında emekli olduğu, şüpheli Çetin O'un TTK Genel Müdür Yardımcısı olduktan sonra 2011 yılında emekli olduğu, şüpheli Mahmut Y.'ın TTK Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptıktan sonra 2009 tarihinde üyeliğinin son bulduğu, şüpheli Mehmet A.'nın TTK Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptıktan sonra 2011 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinin son bulduğu kaydedildi.
İddianamede şüphelilerin üzerlerine atılı suç yönünden alınan ifadelerinin incelenmesinde işin alt işverene verilmesini yasaklayan bir durum olmadığı, TTK'nın KİT statüsünde olduğu belirtilerek şöyle denildi:
"İşin konusunda uzman ve en iyi teklif veren firmaya ihale edildiğini, teknik şartnamenin 2.2 hükmünde yer alan 'Yüklenicinin işin devamı sürecinde iş yerinde yapılacak çalışmalar nedeniyle kendi işçilerinin ve idare işçilerinin kazaya uğramalarını, zarar görmelerini ve işlerde hasar meydana gelmesini önleyici her türlü güvenlik önlemini almak zorunda olduğu' açıkça belirtildiği, işi devralan firmanın alt işveren olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu şirketin bilirkişi raporlarının aksine farklı projelerde görüleceği üzere işinde uzman olduğu, söz konusu kazanın öngörülemeyen bir sebeple kömür oluşumu esnasında kayaç tabakaları arasında sık görülmeyen şekilde depolanmış metan gazının taşta galeri sürülmesi yada kömür imalatları esnasında gaz zonuna yaklaşması ve gaz basıncının kendini hapseden tabakaları parçalayarak ani boşluğa ani püskürmesi sonucunda meydana geldiği, bu durumun kendi kurumlarına özgü bir durum olmadığı, son bilirkişi raporunda da bu durumun kaçınılmazlık olduğunun değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, bilirkişi raporlarının hukuki özellik taşımadığı üzerine atılı suçu işlemedikleri yönünde beyanda bulundukları; istikrar gösteren Yargıtay kararlarıyla da tevsik olunduğu üzere kaçınılmazlık olgusunun iş mevzuatı ve teknolojisinin öngördüğü tüm önlemlerin alınmasına rağmen iş kazasının gerçekleşmesinin önlenememesi durumlarında kabul edilebileceği, somut olayda alınan bilirkişi raporlarıyla da tevsik olunduğu üzere iş mevzuatının ve teknolojisinin öngördüğü tüm önlemlerin alınmadığı; bilirkişi raporlarında kusur durumları ifade edilen şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işledikleri hususunda kamu davası ikamesi yönünden aranan yeterli şüphede yazılı delilin dosyada bulunduğu anlaşılmakla, eylemlerine uyan maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmasına karara verilmesi iddia ve talep olunur."
Öte yandan meydana gelen faciada "Hüseyin Kürekçi, Hasan Bozacı, Muharrem Yapıcı, Yüksel Koca, Ahmet Şekerci, Köksal Kadıoğlu, Muhsin Akyüz, Satılmış Arslan' hayatlarını kaybetmiş, Hayrettin Dağkıran ise yaralı kurtarılmıştı.İHA

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.