ABD'nin, Büyük Ortadoğu Projesi adı altında Türkiye'nin de içinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyasını kendisine vatan yapmayı hedeflediği bilinen bir gerçek. Yıllardır bu gerçeği Prof. Dr. Haydar Baş Bey delilleriyle birlikte ortaya koyuyor, her fırsatta anlatıyor.
Yine bu amaç için ABD'nin, Sayın Baş'ın yıllardır altını çizdiği gibi, iki önemli projesi var; birincisi Türk-Kürt çatışması, ikincisi Şii-Sünni çatışması?
ABD, Türk-Kürt çatışmasının Barzani üzerinden yapılmasını istemedi, çünkü Barzani ve peşmerge yönetimi bir cazibe merkezi olmalıydı. Yahudi Barzani, ABD'nin vatan projesinde ve İsrail'in büyük İsrail devleti projesinde baş aktördü, önemli bir argümandı.
Etnik ve mezhepsel çatışmaların fitili ateşlendiğinde Barzani'nin ve bölgesinin bunun dışında kalması gerekiyordu. Dikkat ederseniz, gerçekte Irak'ın kuzeyinde PKK'nın en büyük hamisi Barzani iken, PKK'nın en önemli üsleri burada bulunuyorken, Barzani sanki bunun dışındaymış gibi gösterilmek istenmesi de bu amaca hizmet etmektedir. PKK terör örgütü ama onu himaye eden Barzani dost ve müttefik, nasıl oluyorsa?
Suriye'nin kuzeyinde yaşanan gelişmeler, ABD'nin, Türk-Kürt çatışmasını PKK'nın Suriye kolu olan YPG üzerinden planladığını gösteriyor. ABD, YPG'ye her türlü silah desteğini sağlıyor, YPG için "sahadaki en iyi müttefikim" diyor ama lideri Salih Müslim'e ABD için vize vermiyor. Barzani'nin bağımsızlığına her türlü desteği sağlıyor ama YPG'ye bağımsızlık konusunda destek vermeyeceğini söylüyor. O halde YPG'yi neden destekliyor, neden durmadan ağır silahlar gönderiyor?
Son bir hafta içinde iki sevkıyatta 120 tır ağır silah gönderildi. Bu sevkıyatla birlikte Trump'ın 15 Mayıs 2017 tarihinde imzaladığı, YPG'ye resmen silah sevkıyatının önünü açan kararnamesinden bu yana sevkıyat yapılan tırların sayısı 500'ü geçti. Bunlar Rakka operasyonu için mi veriliyor? Hayır, ABD Rakka'yı çatışmadan terk etmesi konusunda IŞİD'le anlaştı. Bu gerçeği Rusya Savunma Bakanlığı ve de Dışişleri Bakanlığı delilleriyle ortaya koydu.
Zaten ABD uçaklarının, Rakka yakınlarında Suriye savaş uçağını düşürmesinin nedeni, bu uçağın, anlaşma gereği Rakka'yı terk eden IŞİD militanlarına operasyon yapmasıydı. Gerçek buyken, peki neden yüzlerce tır ağır silah YPG'ye veriliyor?
ABD, YPG'yi bir savaş için hazırlıyor ama bu asla terör örgütleriyle bir savaş değil? Çünkü verilen ağır silahlar, terör örgütleri için kullanılmasının çok ötesinde? Hiçbir terör örgütünün tankı yok, tanksavarlar veriliyor; ısı güdümlü füzeler, uçak savarlar, doçkalar vs sizce terör örgütleri için mi?
Bu yılın başlarında yapılan açıklamalarda YPG'nin Haziran itibarıyla militan sayısının 100 bini aşacağı söyleniyordu. Hazırlık oldukça ciddi? ABD'li yetkililer Türkiye ile YPG arasında mekik dokuyor. ABD Başkanı Trump'ın DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, önce YPG'lilerle temasta bulundu ve YPG'ye her türlü desteğin verileceği ve bu desteklerin artacağı noktasında yeni sözler verdi, sonra da Ankara'ya geldi.
McGurk, Türk yetkilileri, YPG'ye verdiği sözlerin aksine, "silahların geri toplanacağı", "verilen desteğin geçici olduğu", "verilen silahlarla ilgili Türkiye'ye rapor verildiği" gibi yalanlarla avutmaya çalıştı. ABD, ikili oynuyor. Türkiye'ye de mavi boncuk veriyor, YPG'ye de?
ABD'nin IŞİD Karşıtı Koalisyon Güçleri Sözcüsü Albay Ryan Dillon, Türkiye'nin Afrin'e operasyon hazırlığıyla ilgili olarak sorulan soruya, "Türkiye rejiminin veya müttefiklerinin dikkatimizi dağıtabileceği veya SDG'nin IŞİD'e karşı savaşını, bilhassa Rakka'da, engelleyebileceği yönünde endişelerimiz var... Bu sebeple konsantrasyonumuzu bozmak istemiyoruz. Üçüncü haftamızdayız. IŞİD'e ve başkent olduğunu iddia ettikleri Rakka'ya karşı önemli kazanımlar elde ettik. Buna devam etmek istiyoruz" cevabını verdi. Dikkat ediyor musunuz, ABD'li yetkili Türkiye'nin YPG'ye müdahalesini, "IŞİD'e olan operasyonu engelleme hedefi" olarak ifade ediyor.
Dillon, Türkiye'nin Afrin operasyonu olursa, YPG'yi Türkiye'ye karşı savunacak mısınız sorusuna ise ilginç bir cevap veriyor: "O noktaya gelmeyeceğiz." Yani ABD'nin derdi, Türkiye'yi itekleyerek, YPG'yi güçlendirerek bir Türk-Kürt çatışmasının temellerini atabilmek? ABD, bu savaşın kazananının olmasını da istemiyor, onun asıl hedefi "Türk ve Kürt birbirini yesin, bitirsin, ben de parsayı toplayayım."
Şu anda çok ciddi provokasyonlar hazırlanıyor. Afrin bölgesinden YPG güçlerinin Türkiye'ye ve Özgür Suriye Ordusu güçlerine yönelik taciz ateşleri oldu.
YPG liderlerinden Sipan Hemo, Türkiye'yi Suriye'de "işgalci güç" olarak ifade ettikten sonra, Türkiye'nin desteklediği ÖSO'nun elinde bulunan, Türk askerinin de bulunduğu Azez ve Cerablus arasındaki bölgeyi özgürleştireceklerini(!) belirtti.
Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, "Afrin bölgesinin terörden, teröristlerden, terör unsurlarından temizlenmesi gerekecek" dedikten sonra Türkiye'nin YPG'ye karşı ÖSO unsurlarından 10 bin kişilik bir ordu kurulacağını belirtti. Peki, sizce bu çözümler yeterli olur mu? ABD'nin niyetine ve planına bakılırsa yeterli olmayacaktır. ABD'nin istediği etnik bir savaş ve biz de bu tuzağa hızla giriyoruz.
Eğer milli ve tam bağımsız politikalara dönmeyip, hala ABD'nin ipiyle kuyuya inmeye devam edersek, kendimizi çok büyük bir etnik ve mehepsel savaşın içinde bulacağız ve bu sadece Suriye topraklarında olmayacak, bu kıvılcım Türkiye'nin tamamını da ateşin içine alacak.
Milli ve tam bağımsız politikaların da adresi bellidir.
Yine bu amaç için ABD'nin, Sayın Baş'ın yıllardır altını çizdiği gibi, iki önemli projesi var; birincisi Türk-Kürt çatışması, ikincisi Şii-Sünni çatışması?
ABD, Türk-Kürt çatışmasının Barzani üzerinden yapılmasını istemedi, çünkü Barzani ve peşmerge yönetimi bir cazibe merkezi olmalıydı. Yahudi Barzani, ABD'nin vatan projesinde ve İsrail'in büyük İsrail devleti projesinde baş aktördü, önemli bir argümandı.
Etnik ve mezhepsel çatışmaların fitili ateşlendiğinde Barzani'nin ve bölgesinin bunun dışında kalması gerekiyordu. Dikkat ederseniz, gerçekte Irak'ın kuzeyinde PKK'nın en büyük hamisi Barzani iken, PKK'nın en önemli üsleri burada bulunuyorken, Barzani sanki bunun dışındaymış gibi gösterilmek istenmesi de bu amaca hizmet etmektedir. PKK terör örgütü ama onu himaye eden Barzani dost ve müttefik, nasıl oluyorsa?
Suriye'nin kuzeyinde yaşanan gelişmeler, ABD'nin, Türk-Kürt çatışmasını PKK'nın Suriye kolu olan YPG üzerinden planladığını gösteriyor. ABD, YPG'ye her türlü silah desteğini sağlıyor, YPG için "sahadaki en iyi müttefikim" diyor ama lideri Salih Müslim'e ABD için vize vermiyor. Barzani'nin bağımsızlığına her türlü desteği sağlıyor ama YPG'ye bağımsızlık konusunda destek vermeyeceğini söylüyor. O halde YPG'yi neden destekliyor, neden durmadan ağır silahlar gönderiyor?
Son bir hafta içinde iki sevkıyatta 120 tır ağır silah gönderildi. Bu sevkıyatla birlikte Trump'ın 15 Mayıs 2017 tarihinde imzaladığı, YPG'ye resmen silah sevkıyatının önünü açan kararnamesinden bu yana sevkıyat yapılan tırların sayısı 500'ü geçti. Bunlar Rakka operasyonu için mi veriliyor? Hayır, ABD Rakka'yı çatışmadan terk etmesi konusunda IŞİD'le anlaştı. Bu gerçeği Rusya Savunma Bakanlığı ve de Dışişleri Bakanlığı delilleriyle ortaya koydu.
Zaten ABD uçaklarının, Rakka yakınlarında Suriye savaş uçağını düşürmesinin nedeni, bu uçağın, anlaşma gereği Rakka'yı terk eden IŞİD militanlarına operasyon yapmasıydı. Gerçek buyken, peki neden yüzlerce tır ağır silah YPG'ye veriliyor?
ABD, YPG'yi bir savaş için hazırlıyor ama bu asla terör örgütleriyle bir savaş değil? Çünkü verilen ağır silahlar, terör örgütleri için kullanılmasının çok ötesinde? Hiçbir terör örgütünün tankı yok, tanksavarlar veriliyor; ısı güdümlü füzeler, uçak savarlar, doçkalar vs sizce terör örgütleri için mi?
Bu yılın başlarında yapılan açıklamalarda YPG'nin Haziran itibarıyla militan sayısının 100 bini aşacağı söyleniyordu. Hazırlık oldukça ciddi? ABD'li yetkililer Türkiye ile YPG arasında mekik dokuyor. ABD Başkanı Trump'ın DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk, önce YPG'lilerle temasta bulundu ve YPG'ye her türlü desteğin verileceği ve bu desteklerin artacağı noktasında yeni sözler verdi, sonra da Ankara'ya geldi.
McGurk, Türk yetkilileri, YPG'ye verdiği sözlerin aksine, "silahların geri toplanacağı", "verilen desteğin geçici olduğu", "verilen silahlarla ilgili Türkiye'ye rapor verildiği" gibi yalanlarla avutmaya çalıştı. ABD, ikili oynuyor. Türkiye'ye de mavi boncuk veriyor, YPG'ye de?
ABD'nin IŞİD Karşıtı Koalisyon Güçleri Sözcüsü Albay Ryan Dillon, Türkiye'nin Afrin'e operasyon hazırlığıyla ilgili olarak sorulan soruya, "Türkiye rejiminin veya müttefiklerinin dikkatimizi dağıtabileceği veya SDG'nin IŞİD'e karşı savaşını, bilhassa Rakka'da, engelleyebileceği yönünde endişelerimiz var... Bu sebeple konsantrasyonumuzu bozmak istemiyoruz. Üçüncü haftamızdayız. IŞİD'e ve başkent olduğunu iddia ettikleri Rakka'ya karşı önemli kazanımlar elde ettik. Buna devam etmek istiyoruz" cevabını verdi. Dikkat ediyor musunuz, ABD'li yetkili Türkiye'nin YPG'ye müdahalesini, "IŞİD'e olan operasyonu engelleme hedefi" olarak ifade ediyor.
Dillon, Türkiye'nin Afrin operasyonu olursa, YPG'yi Türkiye'ye karşı savunacak mısınız sorusuna ise ilginç bir cevap veriyor: "O noktaya gelmeyeceğiz." Yani ABD'nin derdi, Türkiye'yi itekleyerek, YPG'yi güçlendirerek bir Türk-Kürt çatışmasının temellerini atabilmek? ABD, bu savaşın kazananının olmasını da istemiyor, onun asıl hedefi "Türk ve Kürt birbirini yesin, bitirsin, ben de parsayı toplayayım."
Şu anda çok ciddi provokasyonlar hazırlanıyor. Afrin bölgesinden YPG güçlerinin Türkiye'ye ve Özgür Suriye Ordusu güçlerine yönelik taciz ateşleri oldu.
YPG liderlerinden Sipan Hemo, Türkiye'yi Suriye'de "işgalci güç" olarak ifade ettikten sonra, Türkiye'nin desteklediği ÖSO'nun elinde bulunan, Türk askerinin de bulunduğu Azez ve Cerablus arasındaki bölgeyi özgürleştireceklerini(!) belirtti.
Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, "Afrin bölgesinin terörden, teröristlerden, terör unsurlarından temizlenmesi gerekecek" dedikten sonra Türkiye'nin YPG'ye karşı ÖSO unsurlarından 10 bin kişilik bir ordu kurulacağını belirtti. Peki, sizce bu çözümler yeterli olur mu? ABD'nin niyetine ve planına bakılırsa yeterli olmayacaktır. ABD'nin istediği etnik bir savaş ve biz de bu tuzağa hızla giriyoruz.
Eğer milli ve tam bağımsız politikalara dönmeyip, hala ABD'nin ipiyle kuyuya inmeye devam edersek, kendimizi çok büyük bir etnik ve mehepsel savaşın içinde bulacağız ve bu sadece Suriye topraklarında olmayacak, bu kıvılcım Türkiye'nin tamamını da ateşin içine alacak.
Milli ve tam bağımsız politikaların da adresi bellidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Komisyon, ‘cambaza bak’ oyunu mu? / 30.08.2025
- 81 ilde sığınak dün değil niye bugün? / 28.08.2025
- Komisyon kesmedi, çıtayı yükseltme peşindeler / 27.08.2025
- Ağustos ayı Türk milletinin zaferleriyle dolu / 26.08.2025
- Etkin pişmanlıkla adalet sağlanır mı? / 23.08.2025
- Komisyonda ‘ısınma turları’ mı? / 22.08.2025
- Memurlar, talep ettikleri zamma ulaşabilecek mi? / 21.08.2025
- Rusya-Ukrayna savaşı sona yaklaştı mı? / 20.08.2025
- Nesillerimizi kaybediyoruz / 19.08.2025
- Dün Andımız, bugün Türk milleti tanımı! / 14.08.2025
- 81 ilde sığınak dün değil niye bugün? / 28.08.2025
- Komisyon kesmedi, çıtayı yükseltme peşindeler / 27.08.2025
- Ağustos ayı Türk milletinin zaferleriyle dolu / 26.08.2025
- Etkin pişmanlıkla adalet sağlanır mı? / 23.08.2025
- Komisyonda ‘ısınma turları’ mı? / 22.08.2025
- Memurlar, talep ettikleri zamma ulaşabilecek mi? / 21.08.2025
- Rusya-Ukrayna savaşı sona yaklaştı mı? / 20.08.2025
- Nesillerimizi kaybediyoruz / 19.08.2025
- Dün Andımız, bugün Türk milleti tanımı! / 14.08.2025