logo
25 HAZİRAN 2026

ALLAH VE RASULÜNE BA'LILIK VE EHL-İ BEYTE MUHABBET HUSUSUNDA HİÇ KİMSE, PROF. DR. HAYDAR BAŞ'A GÖLGE DÜŞÜREMEZ

29.01.2011 00:00:00


 

Bazı TV kanalları, geçen hafta Cumartesi günü akşamı Ekoanaliz programında, "dinler arası diyalogcular"dan naklettiği bir ifadeyi beyan ederken, güya Hz. Peygamber'e salat ü selam getirmediği bahanesiyle "kör bir provokasyon"a muhatap olan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ı dillerine dolamaya kalkıştılar.Peygamber Efendimizi Kelime-i Tevhit'ten çıkarmaya çalışan ekibin yayın organı gibi hareket eden bir televizyon, adi bir olayı genel başkanımızın itibarını halk nezdinde zedelemeye yönelik düzmece haber haline getirmiştir. Haberin hazırlanması ve veriliş biçimi olayı haber yapmaktan ziyade Genel Başkanımızın ifadesini çarpıtmaya ve kamuoyunu müvekkile karşı kışkırtmaya yöneliktir.Hayatı, eserleri, konferansları, konuşmaları ve insanlık şahittir ki, Allah ve Rasulü'ne bağlılık ve Ehl-i Beyt'e muhabbet hususunda hiç kimse Prof. Dr. Haydar Baş'a gölge düşüremez

Prof. Dr. Baş, Allah ve Rasulü'ne aşık, Türk milleti ve medeniyetine sevdalı bir gönül, ilim, fikir ve siyaset adamıdır.Prof. Dr. Baş'ın alemlere rahmet Hz. Hz. Muhammed'e (sav) ve O'nun rahmet medeniyetine dair 20'yı aşkın eseri vardır. Rasulullah'ın(sav) hayatına dair 2. ciltlik Rahmeten Lil Alemin Hz. Muhammed (sav) adlı muhteşem eserin sahibidir.

Prof. Dr. Baş, yegane Hak din olan İslam'ı, onun son peygamberi olan Hz. Muhammed'in (sav) imanını ve hayat ölçülerini, bu imanın semeresi olan medeniyetin güzelliklerini Ehl-i Beyt'ten alan Yüce milletimizin karakteristiklerini canıyla-başıyla koruyup kollamaya dönük olan Din Tahripçilerine Kur'an-ı Kerimden Cevaplar, İslam'da Zikir, Yaşayan Kur'an Sünnet, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, İman ve İnsan, İmam Ali, Hz. Fatıma, İmam Hasan, İmam Hüseyin adlı muhteşem eserleri ortaya koymuş bir ilim adamıdır.

Prof. Dr. Baş,  bütün varlığı ve yüreğiyle, Hz. Peygamber'in (sav) Necran Hıristiyanlarıyla yaptığı meşhur "mübahale / lanetleşme hususunda", Rasulullah'ın ve Ehl-i Beytinin yanındadır, safındadır; modern zamanların "Türk-İslam medeniyetini ve coğrafyasını Haçlılara peşkeş çekmek planları içinde olan dinler arası diyalogcular ve onların ağına düşen zavallılar" gibi, asla ve hiçbir zaman karşı safta, gayr-ı Müslimlerin safında olmamıştır.Prof. Dr. Baş, Allah, Peygamber, Ehl-i Beyt ve yüce milletimizin aşkıyla yoğrulmuş ve O'nun getirdiği son hak din olan İslam üzerindeki hesapları bozmakla geçen bir gönül, ilim ve siyaset adamıdır.

Allah ve Rasulü'nün sevgisi, Ehl-i Beyt sevdası ve Türk milletine olan sadakati hususunda hiç kimse onunla aşık atamaz, onu karalayamaz, ona leke konduramaz. Çünkü Prof. Dr. Baş'ın hayatı bu mukaddesat mayasıyla mayalaşmış bir insandır.

Bu bağlamda, "provokasyoncuların tüm istismarlarını bozacak ve ipliklerini pazara çıkartacak" neviden, Prof Dr. Haydar Baş'ın, bazı eserlerinden Hz. Peygamber'e salat ve selama dair derlediğimiz gerçekleri sunmak istiyoruz: 

HZ. PEYGAMBER ALEMLERE RAHMETTİR

İlk insan ve aynı zamanda ilk peygamber olan Hz. Adem'in (as) şahsında, kamil ve örnek insanın zaruretini, fıtri ve hayati önemi haiz olduğunu görmek mümkündür. Bu manada kamil ve rehber insanları zaruri oluşunun en yüce delili, sayıları yüzbinlere varan peygamberlerin varlığı ve insanlığa gönderilmesidir. Özellikle de nurundan her bir varlığın nasiptar olduğu Hz. Muhammed (sav), yaratılış sebebi ve alemlere rahmettir. Nitekim ayet-i kerime "(Ey Muhammed) Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik" hitabıyla, Peygamber Efendimiz'in (sav) varlık sahnesindeki konumuna işaret etmektedir. Aynı zamanda O(sav), "fahr-i alem"dir, varlığın yüz akıdır, övünç kaynağıdır.Peygamberlik yolunun son halkası ve mührü olan Hz. Muhammed (sav), "mir'at'ül-Hak" olarak adlandırılmaktadır Hakk'ı gösteren, Hakk'ı konuşan, Hakk'ı temsil ve tebliğ eden, Hak aynasıdır. O bir alemdir, O'nda Hakk görülür. O'nunla Hakk'a gidilir. O'nunla olan Hak ile olur. O'nu seven Hakk'ı sever. O'na buğz eden Hakk'a buğz eder. O'nu inciten Hakk'ı incitir. Ayet-i kerimenin ifadesiyle "O, kendinden konuşmaz bile."

CANLI KUR'AN HZ. RASULULLAH (SAV)Kur'an-ı Kerim'deki mücerred hakikatlar, Hz. Peygamber ile müşahhas hale gelmektedir. Hz. Aişe'nin ifadesi ile söylersek, "O'nun ahlakı Kur'an'dı." Daha açık bir ifadeyle adeta O, canlı Kur'an'dı. Onun ifadeleri kendisine vahyedilen ilahi hakikatlerden başka bir şey değildir. Dolayısıyla O'nun emir ve ifadeleri hükümdür. Haliyle, tavrıyla, örnek oluşuyla kıyamete değin süre gidecek bir insan-ı kamildir. Yani mutlak manada insan-ı kamil, Hz. Peygamber (sav) dir.

Zübde-i alem, Fahr-i alem olan Hz. Peygamber'in (sav) kemali hiçbir yaratılmış ile mukayese edilmediği gibi, kainat da en güzel, en kamil vaktini O'nun döneminde yaşamıştır. Bu sebeple O'nun devrine "Saadet Asrı", "Nur Asrı", "Hidayet Asrı" denmektedir.Bu dönemin seçkin insanları, en son ve en mükemmel din olan İslam'ı ideal manada, hayat olarak ortaya koymuşlardır. Bu hayat, bütün dönemlere örnek teşkil etmektedir. "İnsanların en hayırlısı benim dönemimdekilerdir. Sonra onları izleyenler, sonra da ardından gelenler..." tarzındaki nebevi tespit, çağlara damgasını vurmuş olan ve Hakk'ın (cc) kendilerinden razı olduğunu ifade buyurduğu en hayırlı nesli otaya çıkarması bakımından manidardır. Zira bu nesil madde, mana, itikat, amel, ahlak... ciheti ile varlıkların en güzeli Hz. Muhammed'e (sav) her bakımdan yakın olan seçkin kullardır, her bakımdan en güzele sevdalı aşk ehli insanlardır.

O'nun rengine, kokusuna, sevgisine, manasına yakın olmak nispetinde insanlık, en güzel kokuyu, tadı, en güzel mana ve sevgiyi yakalamaktadır? Bu merkezden uzak çözüm ve teklifler, esas ve aslını kaybeder; teferruatla ve tali oyalanmalarla vakitler heba olup gider.

Hiçbir devir belki Hz. Peygamber'in (sav) gelişinden önceki cahiliye dönemi kadar karanlık, vahşi ve gayr-i insani olamaz. En korkunç hatalar ve isyanlar, akıl karı olmayan kötülükler, çirkinlikler ve kokuşmalar o devrin temel karakteridir. Nitekim Hz. Peygamber'le (sav) tanışmadan önceki Hattab oğlu Ömer, öz kızını diri diri toprağa gömebilecek kadar korkunç, cebinde gezdirip taptığı helvadan mamul putçukları acıktığı zaman yiyebilecek kadar sade ve basit bir hayat sergiliyordu. Ona erişen insan-ı kamil nazarı onu temizlemiş, arındırmış, yontmuş ve adalet timsali bir Ömer-i Faruk (ra) ortaya çıkmıştır. Bu sebeple hangi çağda olusa olsun asıl mesele, kötülük ve çirkinliklerin ayyuka çıkmış olması deği., çağı arındıran, saadetli kılan insan-ı kamilden mahrum olunmasıdır.Nitekim asrımızın maddi yahut manevi bunalım ve buhranda olması, en kamil olan Hz. Peygamber'in (sav varislerinin azalması ve beşerin bu varislere, bu kamil insanlara ters düşmesi sebebiyledir?Resul-i Ekrem (sav) son peygamberdir. Peygamberlik kapısı, nübüvvet kapısı O'nunla mühürlenmiştir. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, İman ve İnsan, sayfa 166-168, İcmal Yayınları)

RASULULLAH'I SEVMENİN ALAMETİ SALAT Ü SELAMDIR

Resulüllah'ı sevmenin alamet ve işareti O'nu anmaktır. Ne ile anacağız? Mesela salat-u selam etmekle anacağız. Bu güzel bir huy, güzel bir adet ve de ibadettir.Siz sevdiğiniz bir varlığı, bir insanı sadece şahsınızın değil, herkesin zikretmesini, anmasını istersiniz. Allah da Peygamberini o kadar seviyor ki, hem O'nu zikrediyor hem de benim kullarım Muhammed'imi zikretsin, ansın, O'na selam versin buyuruyor. Nitekim ayet-i kerimede: "Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevat getirirler. Ey müminler! Siz de O'na salevat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin" (Ahzab, 33/56) buyuruyor. Rabbimiz Peygamberimize salat ve selam okuyor. Salat-ü selam getirmek, Allah'la beraber aynı taatı, ibadeti yapmaktır.Bazıları "Allah'la kul arasına kimse giremez? diyor. Namazda "tahiyyata" oturuyoruz. Okuduğumuz kutsi hadis. Orada tehiyyat; salli barikte sadece Peygambere selam vermekle kalmıyorsun, ceddine de veriyorsun. O cet o kadar mübarek zürriyet sahibi; büyük bir ata, ulu kişi ki, İbrahim'e de salat olsun, selam olsun diyorsun. "Allah'la kul arasına kim girer?" Niye sokuyorsun namazda Allah'la kendi arana, Hz. İbrahim'i, Rasulullah'ı, ceddini? Onlar Allah dostu. Onları zikretmek de Allah'ı zikretmektir. Onları sevmek Allah'ı sevmektir. Onlara buğz etmek, Allah'a buğz etmektir. Muhammed ipiyle Allah'a gidiyoruz. Allah'a vasıl olmak istiyorsan, Muhammed'in (as) ipine sarılacaksın, Muhammed'e (as) sarılacaksın.

SALAT Ü SELAM BÜTÜN KAPILARI AÇAN ANAHTARDIR

İşte bu münasebetle o Peygambere salat ve selam okumaya devam etmemiz lazım. Ben burada kardeşlerime tavsiye ediyorum: Her gününüzde mutlaka Resulüllah'a "Allahümme salli alla Muhammedin ve ala ali Muhammed" diyerek salat ve selam okuyun. 100 defa okuyun, 200 defa okuyun. Ne kadar okursanız okuyun. Hele Cuma günleri bir Müslüman kardeşimiz Peygamber Efendimize 100 defa salat ve selam okursa, onun 100 günahı affolunup, 100 tane sevap yazılır defterine. Bunun dışında bir hafta boyunca, bir dahaki salat-u selam anına kadar 100 melek ona dua eder, hayırla onu yad eder.Salat-u selam çok büyük bir şifre, çok büyük bir anahtar. Neyin anahtarı? Allah muhabbetini açan, Allah'a giden yolları açan, cennetin kapısını açan bir anahtar. Abudiyetin kapısını açan, Resulüllah'la dost olmanın yolunu temin eden en büyük bir ibadettir. Cenab-ı Hak liyakatle salat ve selam getiren kullarından eylesin. Cenab-ı Hak liyakatle salat ve selam getiren kullarından eylesin. Günahlarımızı mağfiret eylesin. Allah O Peygamberin şefaatinden de mahrum etmesin. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, Yaşayan Kur'an Sünnet, sayfa 110-111, İcmal Yayınları)

KALBİN SALAT Ü SELAM İLE TEZYİNİ

Kalp bir ayine-i ilahidir, ne ile temizleyecek? Her yerin bir süpürgesi, suyu, deterjanı var. Kalp kirini temizleyen de istiğfardır, tövbedir. O bakımdan Peygamber Efendimiz (sav): "Vallahi, ben de günde 70'ten fazla istiğfar ederim. (Sahabem siz de istiğfar edin)" (Buhari, Deavat:4) buyuruyor. "Tövbe ederim, siz de tövbe edin" buyuruyor. Bir peygamber günde 70 veya 100 defa tövbe ederse, gel kendi hayatımızı koyalım ortaya ve bizim ne kadar tövbe etmemiz gerektiğini hesap edelim. Öyle değil mi? Ölçü ortada; Resulüllah'ın hayatı.İstiğfar ederek o kalbin temizliği temin edildikten, sonra onun tefrişatı, tezyinatı va. O da salat-ü selamdır; "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed." Kalbimizi güzel tezyin edeceğiz. Salat-ü selam kalbi en güzel tezyin eden, süsleyendir. Sora selat ü selam o kadar büyük ibadat-u taattır ki, onu Allah yapıyor: "Muhakkak Allah ve melekleri Muhammed'ine salat ve selam okur. Ey iman edenler! Siz de selat ve selam okuyun" (Ahzab, 33/56). "Muhammed'imi sevin, Muhammed'imi unutmayın" diyor Allah.Bu aleme nur sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) tavassutu ile geldi. Allah'ın nuru O'nunla beraber geldi ve geliyor. O'na ölü demek de caiz değildir; yanlıştır. Şu anda bir kul, bir insan inanarak selat ve selam okursa, bilsin ki, anında Allah'ın Sevgilisi, Ravzasında, onu mukabele ediyor. Sahipleniyor onu. Onun selamını alıyor. Bu dediklerimiz sahih hadis. Hz. Fahr-i Alem Efendimizin beyanı: "Allah'ın yeryüzünde gezgin melekleri vardır. Ümmetimin selamını bana ulaştırırlar" (Nesai, Sehv 46, (3,43) buyuruyor. Allah ve Muhammed'i seni anarsa, düşün sendeki kıymeti!İnsanlar, bir rütbede, bir mevkide, seni beni anıyor; sevincimizden uçuyoruz. "Filan efendi bizi zikretti. Filan adam bizi andı." Hoşumuza gidiyor. Doğru. Ama bir de düşün ki, bütün alemin yüzüsuyu hürmetine varolduğu Muhammed (as) seni zikrediyor! İşte sen salat-ü selam getirmekle bunu kazanıyorsun.Sonra, salat-ü selamın bir başka veçhesi, diğer bir karı da, ukba hayatında Allah'ın Sevgilisini vekil ediyorsun. Bir nev'i senin salat ve selam okuman bugünden O'na vekaletini vermen oluyor. Yani, "Ya Resulallah! Ben Senin ümmetinim. Beni ruz-u mahşerde yalnız bırakma" demek oluyor. Bugün O'nu unutmayan sen, huzurullahda elbette ki O'nun tarafından yalnız bırakılmayacaksın, şefaat-ı uzmasına nail olacaksın. Yani salat-ü selamın çok büyük fazileti, faydası var. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, Yaşayan Kur'an Sünnet, sayfa 311-312, İcmal Yayınları)

SALAT VE SELAM

Önce ilahi emri takdim edelim:

"Şüphesiz Allah ve melekleri o nebi Muhammed'e (sav) salat ve selam ederler. Ey iman edenler! O halde siz de ona salat ve selam ediniz"

Yaratılmışların en şereflisi, Allah'ın habibi, varoluş'un vesilesi, aşıklar sultanı Hz. Muhammed'i (sav) kendi lisanından tanıyalım, zatına şehadetini dinleyelim:

Cabir İbn Abdillah sorar: "Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulu, varlık yaratılmadan önce ilk yaratılan şey nedir?"

Efendimiz ezel boyutunun zaman ile örtüştüğü ilk anı şöyle anlatır: " Ya Cabir, Allah, eşyayı yaratmadan önce kendi nurundan senin Peygamberinin nurunu yarattı. İşte bu nur, Allah'ın istediği kadar devam edip gider. O dem ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne cehennem, ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş ne ay, ne ins, ne cin vardı."

Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak onu hem nur, hem münir (nur saçan) olarak takdim eder.

Tabakat hitapları Hz. Peygamberin (sav) ana rahmine düştüğünde bu nurun Hz. Amine'ye intikal ettiğini, bu tecellinin daha sonra sahabi olacak birçokları tarafından müşahede edildiğini bildirirler.

O halde nerede bir güzel ve güzellik kırıntısı var ise orada Hz. Muhammed'in (sav) nurundan bir iz mevcuttur.

Onun peygamberliği bütün peygamberlerden önce, gelişi ise, kemalatı temsilen hepsinden sonra olmuştur. Nitekim buyurur ki: "Hz. Adem (as) suyla çamur arasında bir haldeyken ben yine peygamberdim".

İlk nur ve ve ilk peygamber olarak yaratılan Alemlerin Efendisi, en temiz soylardan süzülerek ve seçilerek gelmiştir. Ondan dinleyelim:

"Ben insanoğlunun geride bıraktığı en seçkin devirlerden çağlar boyu seçile seçile geldim ve içinde bulunduğum çağda ortaya çıkarıldım."

"Ben, Adem'den beri hep tertemiz nikahlı analarından geliyorum. Benim geçmişimin hiçbirinde bir yüz karası yoktur."

"Cebrail bana geldi ve dedi ki: Allah sana selam gönderiyor ve şöyle buyuruyor: Ben seni dölleyen soya, taşıyan rahme, kucağa cehennemi haram kıldım."

Beşerin en hayırlısı olan Hz. Peygamber'in dünyaya gelişi esnasında annesi Hz. Amine'nin kendisinden bir nurun çıkışını ve Şam binalarının bu nurla aydınlanışını gördüğünü kaydeden tarihçiler, aynı zamanda Muhammedi nurun arzı kuşatacağına işaret etmekte idiler.

İçinde zerre miktarınca dahi, kir taşımayan nur abidesi Hz. Muhammed'i (sav) Cenabı Hak tezkiye etti, kalbini yardı ve arındırdı. Efendimiz geçirdiği bu ameliyatı şöyle anlatır:

"Sütannem Beni Sa'd İbn Bekr kabilesinden bir kadındı. Birgün sütannemin çocuğuyla hayvanları otlatmaya gitmiştik. Çıkınımızda yiyecek bir şey yoktu. Sütkardeşime, eve gidip birşeyler getirmesini söyledim, gitti. Yalnız kaldım. Karakuş türün iki kuş geldi. Biri diğerine "Bu, O mu?" diye sordu. Ötekisi, "Evet" dedi. Bana doğru geldiler. Tutup yere yatırdılar. Göğsümü yardılar. Kalbimi çıkarıp yardılar. İçinden iki damlacık siyah pıhtıyı aldılar. Önce kar suyu gibi soğuk, sonra ılık suyla yıkadılar. Ardından kalbimin içine sekinet koydular. Sonra diktiler. Nihayet kalbimi peygamberlik mührü ile mühürlediler.

Kur'anı Kerim'de İnşirah Suresi'nde bu olaya telmih vardır: "Ey Resulüm senin göğsünü yarıp genişletmedik mi? Belini büken şu yükünü kaldırıp hafifletmedik mi? Senin adını ve itibarını yüceltmedik mi? Şüphesiz zorlukla birlikte bir kolaylık vardır. Evet, zorluğun yanında bir kolaylık muhakkak vardır. O halde bir işin bitip boş kalınca bir başkasına yapış ve de Rabbine yönelip yakar."

Kendisiyle ilgili hakikatı şöylece apaçık ifade buyurmaktadır:

"Dikkat ediniz! Böbürlenmek için söylemiyorum, ben Allah'ın sevgilisiyim. Kıyamet günü Hz. Adem (as) dahil bütün peygamberlerin altında toplanacağı livaü'l-hamd sancağını taşıyacak olan benim; bununla böbürlenmiyorum. Hakikat şu ki cennetin kapısını ilk açacak olan benim. Açılan bu cennetin kapısından yoksullarla beraber Allah'ın cennetine ilk olarak sokacağı, kimsede benim, bu da böbürlenmek için değil. Allah katında gelmiş ve gelecek olanların en kıymetlesi ve en seçkini benim. Bunu da böbürlenmek için söylemedim"

Şüphesiz Resulullah (sav) değerini, faziletini bilenler onu yad eder, ona salat ve selam ederler. Bu cümleden olarak her şeyi en iyi bilen ve ona kıymet bahşeden Alemlerin Rabbi, kuluna, Muhammedine salat ve selam etmektedir. Alemlerin Rabbinin bu salat ve selamına bütün melekler iştirak etmekte ve adeta insanlık aleminin bu tevhide ve ahenge eşlik etmesini, Hz. Muhammed'e salat ve selam etmesini arzulamaktadırlar.

Hatta insanoğlunun cansız diye nitelendiği varlıklar, Hz. Muhammed'in muhabbetiyle adeta canlanmakta, dile gelmekte, bir dem olsun ondan ayrılmaya, onun hasretini çekmeye tahammül edememektedirler. Bunun en canlı örneğini Sahabe-i Kiram'ın şehadeti ve İmam Buhari'nin takdimiyle arz etmek faydalar vardır:

"Bir hurma kütüğü vardı. Peygamberimiz onun üzerine çıkar v e halka hitap ederdi. Daha sonra Efendimize bir başka minber kurulduğunda o eski hurma kütüğünden gebe develerin iniltisine benzer seslerin çıktığı işitildi. Peygamberimiz minberden inip kütüğü sıvazlayıncaya kadar kütük inledi. Bu hanin-i ciz' hadisesi olarak bilinir. Haber, bize tevatür yoluyla ulaşmıştır."

Bir cuma günü bir mescid dolusu sahabe-i kiramın huzurunda vuku bulan bir hadise Allah elçisine olan bağlılığı iştiyakı ve Hz. peygamber'in varlık üzerindeki himmeti bakımından dikkat çekicidir.

Bu cümleden olarak bir mescid dolusu sahabenin olayla ilgili bazı tespitlerinin altını çizelim:

Hz. Cabir, "Ağaç parçası çocuk gibi feryat etti." buyurur. Sehl b. Said,. "Cemaat (kütüğünün) başına üşüştü. İniltinin etkisiyle rikkate, cezbeye geldiler, hatta onlar da feryad etmeye başladılar" dedi. Hz. Übey ise, "kütüğünün çatlayıp yarılıncaya kadar böğürdünü ve böğürtüsünün mescidi çalkalandırdığını" anlatır.

Hz. Cabir biraz daha ayrıntılarıyla olayı şöyle nakleder:"Sonra Allah Resulu minberden indi, onu kucakladı. O zaman kütük susturulan çocuk gibi hafif hafif inliyordu. Susturduktan sonra Efendimiz, 'O, yanında yapılan zikrullahı işittiği için ağladı.' Buyurdular.

İbn Abbas ise Peygamber Efendimiz'in şunu ifade buyurduklarını nakleder: "Eğer ben onu bağrıma basmasaydım, Resulullah'tan ayrıldığı için hep böyle olacaktı."

Hatta Efendimiz, hurma kötülüğünü sıvazlarken bir çocuk gibi onun gönlünü almaya çalıştı. "istersen seni eskiden bitiğin yere götürüp yeniden dikeyim, istersen cennette dikeyim de cennet ırmaklarından kana kana iç, güzelce neşv ü nema bul, meyve ver, meyveni Allah'ın sevdiği kullar yesinler." diye teklifte bulundu. Kütük ise Hz. Peygamberin yanında bulunmayı bütün bunlara tercih etti. O zaman minberin altına koydular.

Allah elçisi, "Siz onu ayıplamayınız, garipsemeyiniz, Allah Resulü'nden ayrı düşen herşey hüzünlenir." Buyurdular. Bir hurma kütüğünün ağlaması, Allah Resulüne olan sevginin, iştiyakının ifadesidir. Salat ve selam ise Ümmet-i Muhammed'in Peygamberine olan muhabbetinin ifadesi, sevgilerini arz edişleridir. Allah Elçisine olan bu muhabbet karşılıksız da değildir. O kendisini seveni sever, kendisine salat ve selam edeni karşılar, hatta ümmetini Allah'ın bereketine eriştirir. Allah'ın dostları vasıtasıyla Allah Elçisine ulaşanı, Allah'ın elçisi Cenab-ı Hakk'a ulaştırır. bu vuslat sırrı şu ayeti kerime ve hadisi şeriflerle açığa çıkar: "Şüphesiz Allah ve melekleri o nebi Muhammed Mustafa'ya salat ve selam ederler, o halde ey Ümmet-i Muhammed siz de ona salat ve selam ediniz."

"Bana bir kez salat ve selam eden Allah on kez salat ve selam eder."

"Yeryüzünde Allah'ın gezici melekleri vardır. Bunlar ümmetimden bana salat ve selamı ulaştırmaya memurdurlar.".

"Bana salat ve selam ediniz. Öyle demler vardır ki, sizin salat ve selamınız bana arzedilir ve onların ravzamda karşılarım". buyurduklarında sahabe, hayret içerisinde "Sen vefat edip toprağa karışınca bu iş nasıl olur?" diye sordular. Allah Elçisi, "Allah, peygamberlerinin cesetlerini yemeyi toprağa yasak kılmıştır. Toprak, nebilerin cesedini yiyemez." Buyurdular.

Ashab-ı Kiram, Allah Elçisine "Size nasıl salat ve selam edelim?" diye sorduğu zaman, "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed" deyiniz buyurdular. Başka bir rivayetle aynı soruya, "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve ala al-i İbrahim, inneke hamidun, mecidun" deyiniz buyurdular.

Bir gün Cebrail (as) Hz. Peygamber'e gelerek Allah'ın selamını getirdi ve şunu arzetti. " Kim sana salat ve selam ederse Allah ona on kez salat ve selam eder, ondan on kötülüğü giderir ve ona on iyilik yazar."

Bir ayet-i kerimede hamedilmesi ve selamın söylenmesi emredilmektedir. "Allah'a hamd ve onun seçtiği kullarına selam olsun, de."

Efendimiz buyurur ki: "Kabrimi secde yeri edinmeyiniz, fakat ban asalat ve selam ediniz. Zira nerede olursanız olunuz getirdiğiniz salavat bana ulaştırır."

"Sizlerden biri bana salat ve selam getirdiğinde selamına karşılık vermem için Cenab-ı Hak ruhumu iade eder."

Resulullah'a getirilen salat ve selamlar, kulun arınması içindir. Kul, Cenabı-ı Hakk'ın sevdiklerini sever, salat ve selam ederse, Allah'a olan sevgisini pekiştirir, vuslar adımlarını hızlandırır:

"Bana salat ve selam getiriniz. Zira bu, temizlenip arınmanıza bir vesiledir."

"Mahşer günü bana en yakın bulunacak olanlar, bana en ziyade salat ve elam getirenler olacaklardır."

Şüphesiz salat ve selam Ümmet Muhammed'den her birinin, peygamberlerine olan aşk ve iştiyaklarının bir ifadesi olarak gönüllerden ve dillerden düşmez. Ümmet-i Muhammed, "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed" diyerek hem peygamberini hem de onun yakınlarını, dostlarını yad eder. Böylece gönül dünyasında muhabbet filizleri boy atar, arınma ve tezkiye başlar.

İrşad ehli Hak dostları bu arınma vesilesi olan salat ve selam ile dostlarını Hz. Muhammed'in eşiğine vasıl kılarlar... (Prof. Dr. Haydar Baş, İslam'da Zikir, sayfa 243-251).

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.