logo
30 EKİM 2026

Altın, yeniden yatırımcının gözdesi

09.08.2006 00:00:00
 
Adana Kuyumcular Odası Başkanı Salih Talay, fiyatlardaki yükselme trendinin yarattığı beklenti ve konut kredisi faizlerindeki artışın altını yeniden yatırım aracı haline getirdiğini bildirdi.

Talay, ons fiyatı 700 dolara kadar çıkan altının, son dönemlerde 650 dolara kadar gerilediğini, ancak buna rağmen yatırım aracı olarak en makul seviyeye geldiğini bildirdi.Türkiye'de son 2 yıldır gayrimenkula yönelen yatırımcının, konut kredisi faizindeki yükselişle birlikte yeniden altına yönelmeye başladığını ifade eden Talay, şunları söyledi: "Altın piyasası son yılların en durgun dönemini yaşarken geçen aylarda birden yükselen fiyatlar, yatırımcı açısından şok etkisi yarattı. Elinde altını olan kazandı, konut almak için yastık altındaki altınlarını elden çıkaranlar ise üzüldü.'' Talay, altındaki son düşüşün sürekli olmayacağını tahmin ettiklerini belirterek, "Yatırım aracı olarak altın en makul seviyesine geldi. Bundan daha aşağı düşeceğini tahmin etmiyor, aksine, Ortadoğu'daki gelişmelere bağlı olarak yükselişe geçeceği beklentisi etkisini artırıyor. İsrail'in Lübnan'a saldırısıyla başlayan savaş Ortadoğu'yu sararsa dolar düşecek, altın yükselecektir. Altının ons fiyatının 800 dolara kadar yükseleceğini tahmin ediyoruz'' diye konuştu.Dış dinamiklerin yanı sıra yurtiçinde yaşanan gelişmelerin de altın fiyatlarında belirleyici olduğunu anlatan Talay, "Önünüzdeki yıl iç dinamikler açısından hareketli geçecek. Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçimler piyasayı bire bir etkileyecek, altın sektörü de bundan nasibini alacak. Altında iniş çıkışlar her zaman yaşanacak, ancak, bugünkü seviyenin altına düşeceğine ihtimal vermiyoruz'' dedi.Yazlıkçılar ve kredi kartlarının etkisiSon dönemlerde düğünlerin azalmasıyla sektörde başlayan durgunluğun, altının yükseleceği tahminleri nedeniyle yeniden canlanmaya başladığına dikkati çeken Talay, "Ağustos sonundan itibaren yazlıkçıların ve yaylalarda tatile gidenlerin kente gelmesiyle birlikte daha fazla hareketlilik bekliyoruz'' dedi.

 

Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü. Trump, Erdoğan'a TDT Liderler Zirvesi için başarı dileklerini iletti

29.10.2026 20:54:00
Anadolu Ajansı
 
Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü
Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Liderler Zirvesi için başarı dileklerini iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle liderlerin de katıldığı akşam yemeği sırasında TDT Zirvesi dolayısıyla telefonla aradı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump'a yemeğe katılan liderlerin selamlarını iletti.

Görüşmede, Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13'üncü Zirvesi'nin Ankara'da düzenleneceğini belirten Erdoğan, bu toplantıda 200 milyonu aşan nüfusuyla Orta Asya'da istikrar ve güvenin adresi haline gelen Teşkilatı ileriye taşıyacak kararlar alınacağını söyledi.

ABD Başkanı Trump da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi için başarı dileklerini iletti. 

Aliyev Ankara’daki zirveye katılmıyor

Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Ankara’da düzenlenen 13. Zirvesi’nde dönem başkanlığını Türkiye’ye devretmeye hazırlanan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yoğun programı gerekçesiyle zirveye katılmama kararı aldı. Ankara-Bakü hattında son dönemde yaşanan "başörtüsü gerilimi" iddialarının gölgesinde alınan bu karar sonrasında, Azerbaycan’ı zirvede Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor

29.10.2026 20:10:00
Haber Merkezi
 
Aliyev Ankara’daki zirveye katılmıyor
Aliyev Ankara’daki zirveye katılmıyor
Türk dünyasının gözü kulağı Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi'ne çevrilmişken, Bakü'den diplomatik dengeleri hareketlendiren bir son dakika haberi geldi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, dönem başkanlığının Türkiye'ye devredileceği bu kritik zirveye katılmayacağı resmi olarak açıklandı.


Resmi gerekçe: Bakü'deki FIFA organizasyonu


Azerbaycan'ın önde gelen basın mecralarından Report Haber Ajansı ve Oxu.az'ın resmi kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre, Aliyev'in Ankara programını iptal etmesinin arkasında Bakü'deki yoğun çalışma takvimi yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Aliyev, Bakü'nün ev sahipliğinde ilk kez düzenlenen FIFA U-15 Dünya Şampiyonası ve Festivali'nin kapanış ile ödül törenine katılacak. Bu organizasyonun önceden planlanmış bir program olması nedeniyle Aliyev'in Ankara'daki zirve yerine Bakü'deki törende yer alacağı bildirildi.

Aliyev'in talimatıyla Ankara'daki liderler zirvesinde ve öncesinde gerçekleştirilen Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'nda Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor.


İptalin perde arkası


Bakü yönetimi katılamama gerekçesini "yoğun takvim ve FIFA organizasyonu" olarak açıklasa da, kulislerde bu kararın arkasında son günlerde iki ülke arasında yaşanan diplomatik gerilimin etkili olduğu konuşuluyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ekim'de gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde İlham Aliyev'i Ankara'daki zirveye şahsen davet etmişti. Ancak bu davetin ardından, Azerbaycan'daki Türk eğitim kurumlarında başörtüsü takılmasının yasaklandığına dair iddialar ve buna bağlı olarak iki ülkenin siyasi figürleri ile medya organları arasında karşılıklı sert açıklamalar yaşandı. Ankara-Bakü hattında diplomatik bir soğukluğa neden olan bu tartışmaların, Aliyev'in liderler zirvesine fiziken katılmama kararında rol oynamış olabileceği değerlendiriliyor.


Mesajlarla "müttefiklik" vurgusu korunuyor


Zirveye katılamayacak olmasına rağmen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ankara ile köprüleri kurmayacak adımlar atmaya özen gösteriyor. Aliyev, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderdiği resmi tebrik mektubunda, iki ülke arasındaki Şuşa Beyannamesi ile taçlanan müttefiklik ilişkilerinin en üst düzeyde olduğunu ve "tek millet, iki devlet" şiarının kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Dönem başkanlığının Azerbaycan'dan Türkiye'ye geçeceği bu tarihi zirvede, iki ülke arasındaki ilişkilerin seyri ve liderlerin önümüzdeki süreçte gerçekleştireceği yüz yüze temaslar diplomatik çevreler tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor.


31 Türk vatandaşına giriş yasağı ve "istenmeyen kişi" kararı


Ankara-Bakü hattındaki kırılmanın en somut adımlarından biri, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın radikal bir kararla 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını "persona non grata" (istenmeyen kişi) ilan ederek ülkeye girişini yasaklaması oldu.

Bakü yönetimi, bu kişilerin Azerbaycan'ın egemenliğini, millî güvenliğini ve anayasal düzenini hedef alan açıklamalarda bulunduğunu öne sürdü. Giriş yasağı getirilen ve kamuoyunda bilinen kritik isimler şunlar:

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yeni Şafak yazarları Yusuf Kaplan, İsmail Kılıçarslan, ilahiyatçı Mehmet Boynukalın, gazeteci Adem Özköse, spor yorumcusu Ahmet Çakar.

Ayrıca, yasak kararının ardından sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Köklü Değişim İstanbul Temsilcisi Muhammed Emin Yıldırım'ın İstanbul Emniyeti tarafından gözaltına alınması, krizin Türkiye içindeki hukuki yansımalarını gösteren bir diğer gelişme oldu.


Oktay Saral'ın görevden alınması


Krizin merkezinde yer alan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Azerbaycan'daki başörtüsü kısıtlamalarını sert bir dille eleştirmesinin ardından 26 Ekim'de görevinden ayrıldı. Saral, sosyal medya hesabından "Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!" ifadelerini kullanmış ve bu çıkış Bakü'de büyük bir rahatsızlık yaratmıştı.

Kulislere yansıyan bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İlham Aliyev arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Aliyev bizzat Saral'ın görevden alınmasını talep etti. Gazeteci Talat Atilla'ya konuşan Saral, görevden ayrılmasının Azerbaycan açıklamalarıyla ilgili olup olmadığı sorusuna "Evet, öyle görünüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ayrıldım" diyerek bu iddiaları doğruladı.


Bakü'nün talepleri Saral ile sınırlı değil


Diplomatik kaynaklardan sızan bilgilere göre, Aliyev yönetiminin Ankara'dan talepleri sadece Oktay Saral'ın istifasıyla sınırlı kalmadı. Azerbaycan'ın, sosyal medyada Aliyev'e yönelik eleştiri ve hakaret içerikli paylaşımlar yapan hesapların listesini Türkiye'ye ileterek erişim engeli ve hukuki işlem talep ettiği belirtildi.

Hatta Azerbaycan Başsavcılığı, Türkiye'de faaliyet gösteren ve aralarında Rıdvan Kaya ile Fatih Tezcan'ın da bulunduğu yedi kişi hakkında "anayasal düzeni zorla değiştirmeye çağrı ve dini nefreti körükleme" suçlamalarıyla gıyabi tutuklama kararı çıkartarak uluslararası arama başlattı.


Ankara'nın "Saral" hamlesi Aliyev'i getirmeye yetmedi


Türkiye, müttefikiyle ilişkileri korumak adına Başdanışman Oktay Saral'ı görevden alarak Bakü'ye net bir jest yapmış olsa da, bu hamle Aliyev'in Ankara'daki liderler zirvesine katılımını sağlamaya yetmedi.

Aliyev'in bu adımların ardından yaptığı konuşmada isim vermeden "başkalarına nasıl yaşamaları gerektiğini öğretmeye kalkanları" eleştirerek çifte standart vurgusu yapması, iki ülke ilişkilerinde "abi-kardeş" yaklaşımından duyulan rahatsızlığın ve diplomatik soğukluğun bir süre daha devam edeceğine işaret ediyor.

Peribacası çöktü ölenler var

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Kapadokya’nın kalbi Göreme’de, aşırı yağışların tetiklediği toprak kayması nedeniyle dev bir peribacası çöktü. İlk belirlemelere göre olayda 3 kişi hayatını kaybederken, enkaz altında kalma ihtimali olan diğer kazazedeler için bölgede geniş çaplı arama-kurtarma çalışması yürütülüyor

29.10.2026 18:45:00
Haber Merkezi
 
Peribacası çöktü ölenler var
Peribacası çöktü ölenler var
Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Kapadokya bölgesinden acı haber geldi. Bugün saat 15.15 sıralarında, Nevşehir'in merkez ilçesine bağlı Göreme beldesinde bulunan, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası Göreme Açık Hava Müzesi girişindeki ikonik bir peribacası büyük bir gürültüyle çöktü.

Aşırı yağışların yol açtığı toprak kayması ve kaya düşmesi sonucu meydana gelen faciada 3 kişi hayatını kaybetti, yaralanan 5 kişi ise hastaneye sevk edildi.


Vali Kök: "Aşırı yağış kaynaklı toprak kayması"


Olayın hemen ardından kriz masası oluşturulurken, bölgeye çok sayıda AFAD, UMKE, jandarma, polis, sağlık ve arama-kurtarma ekibi sevk edildi. Olay yerine giderek çalışmaları yakından takip eden Nevşehir Valisi Hüseyin Kök, basın mensuplarına yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

"Saat 15.15 itibarıyla aşırı yağıştan kaynaklanan bir toprak kayması oldu. Göreme beldemizde meydana gelen kaya düşmesi nedeniyle şu an itibarıyla maalesef 2 vatandaşımızın cenazesine ulaştık. Yaralılarımız hastaneye kaldırıldı. Devletimiz tüm imkanlarıyla, personeliyle arama kurtarma çalışmalarına devam ediyor."


Bakanlıktan adli soruşturma açıklaması


Yaşanan facianın ardından adli süreç de gecikmeden başlatıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, peribacası çökmesine ilişkin Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ivedilikle soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla 1 Cumhuriyet Başsavcı Vekili ile 2 Cumhuriyet Savcısı görevlendirildi.


Hassas dinleme çalışmaları sürüyor


Bölgede kopan dev kaya kütlelerinin altında başka kazazedelerin bulunup bulunmadığını tespit etmek amacıyla ekipler adeta zamanla yarışıyor. Arama-kurtarma ekipleri, göçük alanında periyodik olarak sessizlik sağlanmasını isteyerek hassas cihazlarla dinleme çalışmaları yürütüyor. Güvenlik çemberine alınan bölge, dronlar vasıtasıyla havadan da saniye saniye taranıyor.


Doğal yapının kırılganlığı ve koruma çalışmaları yeniden gündemde


Uzmanlar, Kapadokya genelindeki peribacalarının milyonlarca yıl önce volkanik tüflerin aşınmasıyla oluşan, doğası gereği oldukça hassas yapılar olduğuna dikkat çekiyor. Kaya çatlaklarına sızan yağmur ve kar sularının, ani sıcaklık değişimleriyle birlikte bloklarda kopma ve kaymalara yol açabildiği belirtiliyor.

Kapadokya Alan Başkanlığı yetkilileri, bölgenin kırılgan yapısı nedeniyle deformasyon riski taşıyan peribacalarını korumak amacıyla bir süredir yoğun çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Son dönemde riskli olduğu saptanan 5 peribacasında koruma uygulamalarının gerçekleştirildiği, müze girişindeki bu acı olayın ardından bölgedeki diğer riskli yapıların da süratle incelemeye alınacağı bildirildi. Bölgedeki gelişmeler ve kimlik tespit çalışmaları anlık olarak takip ediliyor.

TBMM'ye sunulan ve özel sektör öğretmenlerini ilgilendiren yeşil pasaport düzenlemesine göre en az on yıl öğretmenlik yaptığını belgelendiren öğretmenlere yeşil pasaport verilmesi öngörülüyor

TBMM'ye sunulan ve özel sektör öğretmenlerini ilgilendiren yeşil pasaport düzenlemesine göre bir veya birden fazla kurumda toplam en az on yıl öğretmenlik yaptığını belgelendiren öğretmenlere yeşil pasaport verilmesi öngörülüyor

29.10.2026 16:00:00 / Güncelleme: 29.10.2026 16:04:46
Haber Merkezi
 
 TBMM'ye sunulan ve özel sektör öğretmenlerini ilgilendiren yeşil pasaport düzenlemesine göre en az on yıl öğretmenlik yaptığını belgelendiren öğretmenlere yeşil pasaport verilmesi öngörülüyor
 TBMM'ye sunulan ve özel sektör öğretmenlerini ilgilendiren yeşil pasaport düzenlemesine göre en az on yıl öğretmenlik yaptığını belgelendiren öğretmenlere yeşil pasaport verilmesi öngörülüyor
Özel okul öğretmenleri için hazırlanan ve TBMM'ye sunulan yeşil pasaport düzenlemesinin detayları belli oldu.

Teklifte MEB'e bağlı devlet okullarında olduğu gibi özel öğretim kurumlarında, bir veya birden fazla kurumda toplam en az on yıl öğretmenlik yaptığını belgelendiren öğretmenlere yeşil pasaport verilmesi öngörüldü.

Teklifin gerekçesinde şunlara dikkat çekildi:

"Öğretmenlik mesleği, yalnızca bir iş değil, toplumun geleceğini kuran kamusal bir görevdir. Bu görev, çalışılan kurumun kamu ya da özel olmasıyla değişmez. Bir öğretmenin dünyayı tanıması, farklı eğitim sistemlerini yerinde görmesi, uluslararası eğitim projelerine, çalıştaylara ve değişim programlarına katılabilmesi doğrudan sınıfa, dolayısıyla çocuklara yansıyan bir kazanımdır. Vize ve pasaport maliyetleri ise düşük ücretle çalışan eğitim emekçileri için çoğu zaman aşılması güç bir yük oluşturmaktadır.

Eğitim hizmetinin yükünü omuzlayan özel okul öğretmenlerinin emeğinin karşılıksız ve görünmez bırakılmaması, kamu görevlisi emsallerine tanınan benzer imkânlardan keyfi biçimde dışlanmaması gerekmektedir. Bu teklifle, özel öğretim kurumlarında en az on yıl öğretmenlik yapmış emekçilere hususi damgalı pasaport verilmesi öngörülmektedir. On yıllık süre şartı, rastgele bir ayrıcalık değil, uzun yıllara yayılan mesleki emeğin karşılığıdır."

MEB'in verilerine göre özel eğitim kurumlarında şu anda 1 milyon 485 bin öğretmen görev yapıyor. Ancak bunların kaçının 10 yıl veya üstünde görev yaptıkları ise bilinmiyor.

Meteorolojiden 6 il için kuvvetli yağış uyarısı

Meteoroloji 15. Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Uyarı Merkezi, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Batman, Siirt ve Şırnak illeri için gök gürültülü sağanak yağış uyarısında bulundu

29.10.2026 15:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
Meteorolojiden 6 il için kuvvetli yağış uyarısı
Meteorolojiden 6 il için kuvvetli yağış uyarısı
Meteoroloji 15. Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Uyarı Merkezinden yapılan açıklamada, ''Yapılan son değerlendirmelere göre bugün gece saatlerinden itibaren beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak genelinde yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış anında kuvvetli rüzgar, hortum oluşma riski ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir'' denildi.

Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"

Muğla'nın Bodrum ilçesinde 2010 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybeden ve Yargıtay'ın kararı bozması ile yeniden görülmeye başlanan 2003 Türkiye Mankenler Kraliçesi Aslı Baş davası, Baş ailesinin mazeret bildirmesiyle ertelendi. 16 yıldır hukuk mücadelesi veren baba Mehmet Yavuz Baş, kızının cinayete kurban gittiğini iddia etti. Acılı baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. "Dava başladığında 62 yaşındaydım, şimdi 78. Benim ölümü mü bekliyorlar' Öldüğümde mahkeme sonuçlanacak mı' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Benim ahım var" dedi

29.10.2026 14:03:00 / Güncelleme: 29.10.2026 14:09:11
İhlas Haber Ajansı
 
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
2003 yılında düzenlenen 'Miss Model Of Turkey' yarışmasında birinci olan Aslı Baş, 21 Temmuz 2010'da gece saatlerinde turizmci Ahmet Bayer'in Bodrum'da bulunan Tatil Köyündeki villasının 6,5 metre yüksekliğindeki balkonundan düşerek hayatını kaybetmişti. Aslı Baş'ın Bodrum'daki şüpheli ölümüyle ilgili kararın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından Muğla 1'inci ağır Ceza Mahkemesinde tekrar başlayan duruşmanın bugün yapılan celsesine Aslı Baş ailesinin avukatı ve ailenin mazeret bildirmesi nedeniyle 21 Ocak 2027 tarihine ertelendi.

"16 senedir hukuk mücadelesi veriyoruz"

Aslı Baş'ın Antalya'da yaşayan babası Mehmet Yavuz Baş, rahatsızlığı nedeniyle ertelenen duruşmaya katılamadığını kaydetti. 16 yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini belirten ve kızının cinayete kurban gittiğini savunan acılı Baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. Onun çözülmesi, teknik sorunların giderilmesi, o telefon konuşmalarının ne olduğu, teknik olarak ortaya çıkması için araştırma yapıldı. Bir sonuç alınamadı. Ve Yargıtay'ın beraat kararını bozmasından sonra üç mahkemeye girdik. Dördüncü mahkemede ben rahatsızlandım. Gidemeyecek durumdaydım. Avukatlarım ile mazeret bildirerek bu mahkemeye katılamadık" dedi.

"Çitli bitkiden atlamış olsaydı eteği bir yerlere takılırdı"

Olayın gerçekleştiği günden bahseden Mehmet Yavuz Baş, "Cinayetin işlendiği gece 112 aranıyor. Oradaki eleman, 'Ne var'' diyor. 'Bir düşme hadisesi var. Merdivenlerden düştü, kafası kanıyor' diyor. 'Kim bu'' 'Müşteri.' 'Evet, müşteri.' diyor. Aslı'dan bahsediyor. Ambulans üç saat sonra geliyor. Yani bu arada da benim görüşüm, benim tahminim, ölmesi bekleniyor. Merdivenlerden düştü, başı kanıyor dediğiniz insan kendini nasıl yüksekten atıp da intihar etti deniyor' Şahitlerden bir tanesi diyor ki, şahitlerden bir tanesi, 'Çit bitkisini balıklama atladı.' Bir tanesi diyor ki, 'Sportif atladı.' Diğer bir tanesi diyor ki, 'Bitkileri araladı, arasından" Bakın, bu yüksekliği bir metre, eni 80 santim bir bitkiden üzerinde entarisi olan bir kişi buradan balıklama dahi atlasa eteği oralardan bir yere takılır, yırtılır. Böyle bir şey de yok. Zaten bunlar da saklanmış, gizlenmiş. Yani elbisesi de verilmedi. Yırtık da yok zaten. Öyle bir şey de söz konusu değil" diye konuştu.



"Mazlumun ahı indirir şahı"

Baba Baş, olay zamanında 62 yaşında olduğunu, şuanda yaşının 78 olduğuna dikkat çekerek, yine de adalete olan inancını yitirmediğini söyledi. Baş, "Benim ölümümü mü bekliyor' Ben ölünce mahkeme bitecek mi' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Mazlumun ahı indirir şahı. Benim ahım var" ifadelerini kullandı.

"Yaşama sevincimizi elimizden aldılar"

Kızının her zaman hayata pozitif bakan ve daima gülümseyen bir kız olduğunu ifade eden Baş,

"Onun canına kıyanlar da kendilerine göre, affedersiniz, psikopat. Benim kızım dünya güzeli. Yani fizikselden hariç, ölümünden üç dört gün evvel doğaya teşekkür ediyor. Yani yaşama teşekkür ediyor. Her şeyin çok güzel olduğunu, dünyaya pozitif olarak baktığı için teşekkür ediyor her şeye. Bu sevgimizi elimizden aldılar. Bize dünyayı kapkara yaptılar. Yaşama sevincimizi elimizden aldılar. Dünya kapkara bir hâl alıyor. En büyük acının evlat acısı olduğunu biz de tattık. Yani ateş düşmüyor, ateşi düşürüyorlar. Ateş ediyorlar bize. Biz ateşin düştüğü yerde değil, ateş altında kaldık" dedi.

Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz." dedi

29.10.2026 13:09:00 / Güncelleme: 29.10.2026 13:12:56
Haber Merkezi
 
Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti
Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz." dedi.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet'in ilanının 103. yıl dönümü kutlamaları kapsamında ilk tören, Anıtkabir'de düzenlendi. Tören, devlet erkanının Aslanlı Yol'da yürüyüşüyle başladı.

Anıtkabir'de 29 Ekim töreni
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Aslanlı Yol'daki kortejde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri ve diğer devlet erkanı yer aldı.
Erdoğan'ın, üzerinde ay yıldız bulunan çelengi Atatürk'ün mozolesine bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Daha sonra Erdoğan ve beraberindekiler, Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı:
"Aziz Atatürk, bugün, uğruna buyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin kurulușunun 103'üncü seneidevriyesini kutluyoruz. Tarihimize yeni bir istikamet çizen bu önemli günde, zatıalinizi, silah arkadașlarınızı ve kahraman şehitlerimizi şükranla yad ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz. Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken zatıalinizin 1 Mart 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi hitabında münderiç, 'Bizi, milli davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. Milli davamız bizim hayatımızdır' sözleri ışığında, milli davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Ruhun şad olsun."

Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet

29 Ekim 1923’te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti, salt egemenliğin tek bir kişiden alınarak asıl sahibi olan millete devredilmesiyle Türk tarihinin en büyük toplumsal ve siyasal dönüşümünü başlattı. Cumhuriyet fikri sadece anlık bir siyasi krizin çözümü değil, temelleri Milli Mücadele’nin başında, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda atılmış köklü bir bağımsızlık ve iman hareketidir

29.10.2026 11:06:00
Eyüp Kabil
 
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Cumhuriyet'in ilanı ve Türk milleti üzerindeki eşsiz kazanımları manevi bir uyanışın ve sarsılmaz bir iradenin öyküsüdür.


İlk karar ve Hacı Bektaş Veli dergâhı ziyareti


Milli Mücadele'nin henüz ilk dönemlerinde, Sivas Kongresi'nin ardından Ankara'ya doğru yola çıkan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 22-23 Aralık 1919 tarihlerinde Kırşehir'in Hacıbektaş ilçesine uğradı. Hoş Geldin Atatürk eserinde bu ziyaretin sıradan bir duraklama değil, kurulacak yeni devletin yönetim şeklinin ilk kez kararlaştırıldığı tarihi bir eşik olduğu aktarılır.

Dönemin dergâh postnişini Cemalettin Çelebi ile baş başa yapılan uzun görüşmede Mustafa Kemal, kafasındaki yönetim modelini paylaşmıştır. Çelebi'nin "Paşam, açacağınız meclis ve kuracağınız devletin idare şekli Cumhuriyet olacak mı?" sorusuna Gazi, kesin ve kararlı bir dille "Olacak Çelebi Efendi, elbet olacak" yanıtını vermiştir. Bu tarihi mutabakatın ardından Atatürk, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hazretleri'nin kabrine kapanarak şu duayı etmiştir:

"Evladını önüme rehber eyledim. Meydana çıkıyorum. Yüzümü utandırma."

Prof. Dr. Haydar Baş'ın eserinde vurguladığı üzere, Cumhuriyet'in manevi harcı ve ilk kararı işte bu inanç ve birlik ruhuyla, Ehlibeyt meşrebinin merkezinde atılmıştır.


Çankaya'dan Meclis kürsüsüne: 29 Ekim mucizesi


Hacıbektaş'ta sözü verilen ve sarsılmaz bir "sır" gibi taşınan o büyük ideal, takvimler 28 Ekim 1923 gecesini gösterdiğinde ete kemiğe büründü. Çankaya Köşkü'nde kurmaylarını toplayan Atatürk, tarihe geçen "Efendiler, yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz" sözüyle Türk milletinin makus talihini kökten değiştirecek adımı attı.

29 Ekim 1923 Pazartesi günü TBMM'de Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu'nun birinci maddesine "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyettir" ibaresi eklendi. Saat 20.30'da oturuma katılan 158 milletvekilinin tamamının oy birliğiyle Cumhuriyet resmen ilan edildi ve salon "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleriyle yankılandı.


Prof. Dr. Haydar Baş'ın perspektifinden cumhuriyet ve "kul hakkı"


Prof. Dr. Haydar Baş, Hoş Geldin Atatürk eserinde dikkate değer bir tespitte bulunur: İslam inancına göre her insan, yaratıcısına karşı doğrudan ve eşit bir mesuliyete sahiptir. Bu bağlamda, egemenliğin tek bir kişiden (saltanattan) alınarak milletin tamamına devredilmesi, devlet idaresindeki adalet terazisinin kurulması ve İslam'ın özünde yer alan "kul hakkı" bilincinin devlet yapısına aktarılmasıdır.

Atatürk, inancından aldığı bu güçle hiçbir gücün Türk milletinin üzerinde bir tahakküm kurmasına izin vermemiştir. Nitekim Prof. Dr. Haydar Baş'ın meşhur "Milli bayramlarımız olmasa, dini bayramlarımız olmazdı" tezi de Cumhuriyet'in işgalci Haçlı dünyasına karşı İslam'ı ve Türk varlığını koruyan en büyük kalkan olduğunu tescil etmektedir.


Cumhuriyet'in devlet ve millet üzerindeki olumlu etkileri


• Kişilerin birer kul/tebaa olarak görüldüğü dönem kapanmış; her bir vatandaş kanun önünde eşit, devletin asli ve egemen unsuru olan "yurttaş" kimliğini kazanmıştır.

• Meclis Hükümeti sistemindeki tıkanıklıklar aşılmış, kabine sistemine geçilerek devlet mekanizmasının daha hızlı, demokratik ve kalıcı çalışması sağlanmıştır.

• Eğitimde, hukukta ve sosyal yaşamda topyekûn bir kalkınma hamlesi başlatılmış, Türk kadını hak ettiği sosyal ve siyasal özgürlüğe kavuşmuştur.

• Siyasi bağımsızlık, sonraki yıllarda yerli üretim hamleleriyle desteklenmiş ve kendi kendine yeten devlet idealinin ilk sarsılmaz temeli atılmıştır.


Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte 46 fabrika kuruldu


Cumhuriyet'in ilanından sonra, Atatürk'ün "Her fabrika bir kaledir" sözüyle başlattığı milli ve bağımsız ekonomi hamlesi kapsamında 1923-1938 yılları arasında 46 büyük fabrika ve üretim tesisi kuruldu. Kurulan bazı fabrikalar şunlardı:

Ankara Fişek Fabrikası (1924)

Gölcük Tersanesi (1924)

Şakir Zümre Fabrikası (1925)

Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)

Kayseri Uçak Fabrikası (1926)

Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)

Alpullu Şeker Fabrikası (1926)

Uşak Şeker Fabrikası (1926)

Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)

Turhal Şeker Fabrikası (1934)

Ankara Çimento Fabrikası (1928)

Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)

Paşabahçe Cam Fabrikası (1935)

İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1936)

Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937 - Temel Atma)

Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonda gözaltı sayısı 62'ye yükseldi

Bakırköy Belediyesi'ne yönelik, ihale dosyalarında usulsüzlükler neticesi kamu zararı oluştuğu, işletme sahiplerinden hukuka aykırı şekilde para talep edildiği iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada, gözaltı sayısı 62'ye yükseldi. Başsavcılıkça, 8 şüpheli hakkında daha gözaltı talimatı verildi

28.10.2026 13:05:00
İHA
 
Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonda gözaltı sayısı 62'ye yükseldi
Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonda gözaltı sayısı 62'ye yükseldi
Bakırköy Belediye Başkanlığı tarafından yapılan mal ve hizmet alımına ilişkin ihale dosyalarında usulsüzlükler neticesi kamu zararı oluştuğu, iş yeri çalışma ruhsatı talep eden işletme sahiplerinden hukuka aykırı şekilde para talep edildiği, miktarı ödemeyen işletmelerin ruhsat işlemlerinin sürüncemede bırakıldığı iddiaları üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmıştı.

Yürütülen soruşturma kapsamında, 2024-2026 yılları arasında Bakırköy Belediyesinin farklı müdürlükleri tarafından yapılan açık pazarlık usulüne tabi 42 ihale dosyasına, 'ihaleye fesat karıştırma' ile 'irtikap' suçları üzerinden bilirkişi incelemesi yapıldı.

Öte yandan, tespit edilen şüphelilerin HTS kayıtları ve MASAK raporları da analiz edilmişti. Öte yandan, soruşturma kapsamında gözaltına alınan Bakırköy Belediye Meclis üyesi şüpheli Ali Rıza Akyüz'ün, Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davası kapsamında tutuklu bulunduğu, 3 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ara kararda ise tahliye olduğu ortaya çıkmıştı.

Ayrıca, hakkında gözaltı kararı verilen şüpheli Belediye Meclis Üyesi Erkan Gül'ün, yurt dışında olduğu tespit edilmişti.

Gözaltı sayısı 62'ye yükseldi

Yürütülen soruşturma kapsamında, gözaltı talimatı verilen şüpheli sayısı 68'den, 76'ya yükseldi. Şüphelileri yakalamaya yönelik kolluk birimlerine talimat verildi. Öte yandan, gözaltına alınan şüpheli sayısı ise 62'ye yükseldi. Konuya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

YKS'nin yapılacağı tarih belli oldu

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 2027 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (2027-YKS) 19-20 Haziran'da yapılacağını, sınava başvuruların 4 Şubat-2 Mart'ta alınacağını bildirdi

 

28.10.2026 10:30:00
Anadolu Ajansı
 
YKS'nin yapılacağı tarih belli oldu
YKS'nin yapılacağı tarih belli oldu

ÖSYM Başkanı Ersoy, yaptığı yazılı açıklamada, ÖSYM'nin 2027 yılı sınav takviminin açıklandığını, adayların sınav, başvuru ve sonuç açıklama tarihlerini ÖSYM'nin internet adresinden takip edebileceğini belirtti.

YKS'nin 2027'de de üniversite eğitimi almak isteyen milyonlarca adayın katılımıyla yapılacağını aktaran Ersoy, "2027-YKS, 19-20 Haziran'da yapılacak. Temel Yeterlilik Testi (TYT) 19 Haziran Cumartesi, Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ile Yabancı Dil Testi (YDT) 20 Haziran Pazar günü düzenlenecek. 2027-YKS başvuruları, 4 Şubat-2 Mart tarihlerinde alınacak, sınav sonuçları ise 21 Temmuz tarihinde açıklanacak." ifadelerini kullandı.

Üç oturumdan oluşacak 2027-YKS'de adayların farklı alanlardaki bilgi ve becerilerinin ölçüleceğinin altını çizen Ersoy, sınavın uygulanmasına ilişkin süreçlerin ilgili kılavuz ve duyurularla kamuoyuna bildirileceğini ifade etti.

KPSS başvuruları 8-19 Temmuz'da

ÖSYM Başkanı Ersoy, adayların kariyer ve eğitimleri için önemli bir aşama olan Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı'nın 20 Mart'ta yapılacağını bildirdi.

Sınava ilişkin başvuruların 13 Ocak-10 Şubat'ta alınacağını, sonuçların ise 15 Nisan'da açıklanacağının bilgisini paylaşan Ersoy, 2 yıllık meslek yüksekokulu eğitimlerini, 4 yıllık lisans programlarında devam ettirmek isteyenler için düzenlenen Dikey Geçiş Sınavı'nın (DGS) ise 18 Temmuz'da yapılacağını, sonuçların ise 12 Ağustos'ta duyurulacağını belirtti.

Ersoy, açıklamasında şunları kaydetti:

"Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) başvuruları, 8-19 Temmuz'da yapılacak. KPSS A Grubu Genel Yetenek-Genel Kültür oturumları 12 Eylül'de, Alan Bilgisi 1. gün oturumları 18 Eylül'de, 2. gün oturumları ise 19 Eylül'de düzenlenecek. Kamu görevlerinde kariyer hedefleyen adayların katılacağı sınavlar, adayların alanlarına ilişkin birikimlerinin ölçülmesine yönelik uygulanacak. KPSS sonuçları 13 Ekim tarihinde duyurulacak."

MEB-AGS 8-9 Mayıs'ta düzenlenecek

Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı (MEB-AGS) kapsamındaki Akademi Giriş Sınavı'nın (AGS) 8 Mayıs'ta, Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) oturumları 9 Mayıs tarihinde gerçekleştirileceğini belirten Ersoy, sınava başvuruların 19-29 Mart'ta alınacağını, sınav sonuçlarının 11 Haziran'da açıklanacağını bildirdi.

Gelecek yıl üç Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavının (ALES) düzenleneceğini aktaran Ersoy, "ALES/1 18 Nisan'da, ALES/2 11 Temmuz'da, ALES/3 28 Kasım'da uygulanacak. 2027-2028 öğretim yılı için yükseköğretim kurumlarının spor programlarına alınacak öğrencilerin seçimi ve tercihlerine göre yerleştirilebilmeleri amacıyla merkezi Özel Yetenek Sınavı (2027-ÖZYES) 21-24 Temmuz'da yapılacak. Sınavın başvuruları 1-10 Haziran'da alınacak. Sonuçlar 18 Ağustos'ta açıklanacak." ifadelerini kullandı.

ÖSYM'nin elektronik ortamda gerçekleştirdiği sınavların sayısının her geçen yıl arttığını ve Dört Becerili Dil Sınavlarının yaygınlaştığının altını çizen ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, şöyle devam etti:

"Elektronik sınav merkezleri ile yılda ortalama 60 bin adaya sınav hizmeti veriyoruz. Bu merkezlerde düzenlenen elektronik sınavlar, değerlendirme ve sonuç açıklama süreçlerinde klasik sınav yöntemlerine alternatif sunmaktadır. 10 farklı yabancı dilde (Almanca, Arapça, Bulgarca, Farsça, Fransızca, İtalyanca, İngilizce, İspanyolca, Rusça ve Yunanca) ve uluslararası ölçekte dört becerili (okuma, dinleme, konuşma ve yazma) dil sınavlarının yanı sıra kurumların ihtiyaçlarına yönelik sınavlar da e-sınav merkezlerinde uygulanmaktadır.

Açıklanan 2027 Sınav Takvimi'nde 12 Elektronik Yabancı Dil Sınavı (e-YDS), 3 Elektronik Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil Sınavı (e-YÖKDİL), 4 Elektronik İngilizce Yeterlik Sınavı/Electronic-Test of English Proficiency (e-TEP), 2 Elektronik Yabancı Dil Olarak Türkçe Sınavı (e-YDTS) bulunuyor. Kurumların ihtiyaçları ve ÖSYM planlamaları doğrultusunda farklı sınavlar da elektronik ortamda düzenlenecek."

"Eğitim camiasına hayırlı olsun"

Ersoy, 2027'de gerçekleştirilecek sınavların adaylar, aileleri ve eğitim camiası için hayırlı olmasını dileyerek, tüm adaylara sınavlarda başarı temennisinde bulundu.

ÖSYM'nin, ölçme ve değerlendirme süreçlerinde güvenilirlik, erişilebilirlik ve aday odaklılık ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü ve sınav uygulamalarında teknolojik imkanlardan daha fazla yararlanarak süreçleri geliştirmeye devam ettiğini ifade eden Ersoy, ÖSYM'nin vizyonu ve misyonu doğrultusunda, sınavların uluslararası standartlara uygun, güvenli, şeffaf ve etkin şekilde gerçekleştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini vurguladı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.