HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 06 ARALIK 2021, PAZARTESİ

Avrupa İlim Adamları Haydar BAŞ dedi

08.04.2007 00:00:00


Bugün pazar, sohbetimizde yurt dışından yola çıkarak, ülkemiz ve insanlık adına şahit olduğum bazı gelişmelerden bahsetmek istiyorum.30 - 31 Mart 2007 Almanya'da (Heidelberg) her yönüyle tarihi bir olay yaşandı. Prof. Dr. Haydar Baş 'ın insanlığa sunduğu "Milli Ekonomi Modeli" 'ni 25 ülkeden (Almanya, Fransa, İtalya, Rusya, Avusturya, İngiltere, Macaristan, Sırbistan, Moldovya, Arnavutluk, Bosna, İspanya, Estonya, Litvanya, Latviya, Finlandiya, Hollanda, İsviçre, ABD, Karadağ , Moldovya, Bulgaristan, Romanya, Azerbaycan, Türkiye) gelen 100 'ü aşkın ilim adamı tarafından müzakere edildi.50 'nin üzerinde tebliğ sunuldu. Bir o kadar da müzakere yapıldı. Bir çok oturum, ikili, üçlü, beşli toplantılar, görüşmeler gerçekleştirildi.25 ayrı ülkenin birbirini tanımayan her biri profesör ilim adamı, akademisyen, üniversitelerinin ve ülkelerinin önde gelen isimleri ve uluslararası temsilcileri...  Bu çerçevede katılım sayı olarak ta keyfiyet olarak ta en üst düzeyde. Dünya tarihinde böylesine ilmi, böylesine saygın, böylesine tarafsız ve böylesine nezih bir kongre çok az olmuştur. Organizasyon da çok fevkalade idi. Almanya'dan Adem Özhan ve Osman Asanoğlu sekreteryadan Dr. Harun Kayacı ve Organizasyon Başkanı Ahmet Kaşemoğlu'nun üstün gayretleri böyle bir tablonun ortaya çıkmasında çok önemli rol oynadı. Viyana ve Bonn üniversitelerinin katkıları ile gerçekleşen kongrede bugüne kadar emsali görülmemiş bir atmosfer vardı. Irkı, rengi, dili, dini ve cinsi ayrı insanlar farkında olmadan ve birbirlerinden habersiz bir düşünce ve fikir iklimde bir ve beraber olmuşlardı.Uluslararası Bağımsız M. Ekonomi Modeli cemiyeti genel sekreteri Dr. Harun Kayacı, Kongre organizasyonu başkanı Prof. Dr. Ahmet Kaşemoğlu 'nun açılış konuşmalarıyla başlayan kongre, protokol konuşmaları, tebliğlerin sunumu ile  devam etti. Tebliğler müzakerelerle daha da bir açılım ve zenginlik kazandı.Soruların cevaplandırıldığı oturumlar ve röportajlarla Milli Ekonomi Modeli  hazinesinin bütün kapıları ardına kadar açıldı.Prof. Dr. Haydar Baş tezin sahibi olarak büyük bir tevazu ve nezaketle 3. Uluslar arası Milli Ekonomi Modeli kongresi üyelerini ve bütün katılımcılarını, organizasyon heyetini selamlayarak yaptığı kapanış konuşmasında ortaya koyduğu şahsiyet ve taşıdığı misyon dakikalarca ayakta alkışlandı.Sayın Haydar Baş 'ın Kongre salonuna girerken başlayan heyecan, kapanış konuşmasının ardından hayranlık duyguları ile zirveye taşınmış oldu. İşte o an ilmin fikrin ve düşüncenin bir diriltici nefes gibi kongre üyelerini dolaştığı, onları adeta tek vücut yaptığı andı. Bu birliktelik yılların ve asırların verdiği bir pişmanlık ile geçmişteki yanlışların hataların birer birer itirafını da ifade ediyordu. Ve bu birliktelik pişmanlıkların itirafların ardından bir umudu, bir kurtuluşu ve bir mutlak hakikati de müjdeliyordu. O da çok değerli ilim, fikir ve siyaset adamı Prof. Dr. Haydar Baş'ın hem bizzat kendisi hem de Milli Ekonomi Modeli idi.Tebliğler müzakereler ard arda gelmeye başlayınca hem tezin hem de Prof. Dr. Haydar Baş'ın bir başka yönü daha ortaya çıkıyordu. Bir önceki tebliğ bir sonraki tebliğlerin ne gibi ufuklar açacağı sorusu ile zihinleri zorlarken, gelen her yeni tebliğ öncekileri de yanına alarak, değil zihinleri, hayalleri bile yaya bırakan misyonun kendi gönül hazinesinden çağlayanlar döktürüyordu. Azeri Profesör. Vasım Mehmedalioğlu'nun dediği gibi "Ortada bir umman vardı ve herkes ondan kendi kabınca bir şeyler taşıyor. Taşınanlar bize çağlayan gibi geliyordu ama, esasen çağlayanlar ummandan bir damla idi." Genel kabul o ki 25 ülkeyi temsilen gelen temsilciler böyle bir ummanın varlığına şahit oluyordular. Ama bu umman ne idi, nerde başlıyor nerede bitiyor işte orasını kestiremiyorlardı. Belki bazılarının Haydar Bey'e "Sen bu ilmi nerden aldın" suallerine aldıkları cevap ile bilgi sadedinde bir şeyler hissedebiliyor olabilirler. Ama ummanı idrak veya keşf herhalde onların bir sonraki aşamada varsa şayet takdirlerince nasipdar olabilecekleri bir sır.Şimdi burdan bir yere gelmek istiyorum. Son zamanlarda yabancıların sıkca söylediği bir tesbit var. "Türkler hazine üzerinde oturan dilenciye benziyorlar." Hakikaten çok doğru bir fotoğraf bu. Ülkemizin tabii güzellikleri, iklimi, yer altı zenginlikleri itibariyle gerçek bir hazine. Buna tarihi, kültürel değerlerimizi, medeniyetimizi, medeniyetimizi oluşturan milli ve manevi zenginliklerimizi eklediğimiz zaman erişilmesi mümkün olmadığı gibi, hayal bile edilemeyen bir hazineler zinciri ile karşılaşırız. Bu noktada tevazua hiç gerek yok ayrıca burada ki tevazu insanlık adına barış ve huzura giden yolları tıkamak manasına da gelir. Sadede gelerek birazcık dikkat ettiğimizde sayın Haydar Baş'ı Milli Ekonomi Modelinde bu hazinenin kapılarını açılmakla kalmıyor, tüketimden yola çıkarak daha binlerce hazinenin oluşumuna katkılar sağlıyor. Yani karşımızda öyle bir gerçek var ki tamamıyla tüketime dayalı? Tükettikçe üreten? Tükettikçe zenginleşen? Tükettikçe artan bir sistem. Dilerseniz söz tüketime gelmişken birazda sisteme girmeye çalışalım ve katılımcı profesörlerin bazı tespitlerini sizlerle paylaşalım. Önce dakika bir gol bir misali ekonominin tarifi ile uçsuz bucaksız tükenmez hazinenin birinci şifresi çözülüyor. Batılı ekonomiyi tarif ederken kaynaklar sınırlı ihtiyaçlar sınırsız diyor. Böylece sonu gelmez kavgaları da başlatmış oluyor. Halbuki sayın Haydar Baş tam aksine " kaynaklar sınırsız, ihtiyaçlar sınırlıdır. Sınırsız olan ihtiraslardır" diyerek bütün kapitalist ve sosyalist ekonomistlerin ezberini bozuyor. Yani batının kapattığı hazine kapılarını ardına kadar açıyor. Mesela bu konuda Rusya Bilimler Akadamesi'nden Profesör Dr. Viktor Volkonski tebliğinde şu tespiti yapıyor. "Bu modele göre bir devletin görevi millete hizmettir. Kaynaklar milletin kendi malıdır ve dolayısıyla onun hizmetine sunulmalıdır. Biz yeraltı kaynaklarını sınırlı biliyorduk. Petrol kullanıldıkça biter sanıyorduk. Haydar Baş bunun aksini iddia etti ve biz yaptığımız bir araştırmada petrol yataklarının 20 yılda kendini yenilediğini gördük. Almanya'dan katılan Profesör doktor F.R. Grabau; " Milli ekonomi modeli liberal ekonomilere karşı bir duruş oluşturmaktadır. Global güçlerin hegomanyasına karşı bir duruş. Devlet politikalarının değiştirilmesi isteniyor. Almanya para politikasını Brüksel'e devrettiği için sosyal harcamalarda ciddi krizler yaşamaktadır. Yüksek vergi Almanya'nın en büyük problemidir. Prof. Dr. Haydar Baş'ın dar gelirliye kaynak aktarımı çok isabetli. Paraya getirdiği tarif ve yüklediği misyon çok çarpıcı paranın ekonomide tahrik unsuru olduğunu söylüyor. Çok doğru bir tespit. Biz bunu niye yakalayamadık." Evet bu tespit. AB'nin en güçlü ve lokomotif ülkelerinden Almanya temsilcisinden geliyor. Rusya Bilimler Akademisinden Prof. Dr. Valery V. Lebedev: "Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu milli ekonomi modeli üzerine değerlendirme yapıyorum. Kapitalizm ve sosyalizm sorunları çözemiyor. Çoğunluğu dikkate almıyor. Toplumu zengin ve fakir diye ikiye ayırıyor. Toplumda düşmanlık meydana getiriyor. Barışa katkıları yok. Milli ekonomi modelinde sosyal yön çok öne çıkıyor. kaynakların halk tarafından kullanılması çok doğru ve cesur bir karar. Sayın Prof. Dr. Haydar Baş herkesin bağımsız olduğunu ve  değerli olduğunu söylüyor. Paranın tarifi ile yenilikler getiriyor. Ve paranın pahalı olmasını önlüyor." İtalya'dan Prof. Dr. francesco Daveri ise şunları söylüyor; "Bu milli ekonomi kongresinde İtalya'da tartıştığımız konuların cevaplarını buldum. Hatta biz yaşlılar için ne yapabiliriz diye düşünüp dururduk. Sayın baş yaşlıları tüketici olarak değerlendirmek suretiyle ekonomiye katkılarını sağlamış. Bu çok etkileyici ve çok insancıl bir durum."Macaristan'dan Mrs. Hortenzia Hosszu " Prof. Dr. Haydar Baş milli ekonomi modeliyle güçlü bir milli devlet modeli ortaya koyuyor. Girişimciler için uygun bir iklim. Düşük vergi emekliler için yeni bir sistem. Macaristan'da büyük harcamalar var bunun için vergiler artırılıyor. Uluslararası teşkilatlar Macaristan'a değişik öneriler ileri sürdüler. Hiçbiri faydalı olmadı. Dünya bankası faydalı hiç bir müdahalede bulunmadı. Aksine çok dar bir çerçeveye hitap ediyor. Milli ekonomi modeline çok ihtiyaç var. Prof. Dr Haydar Baş devlete yeni bir rol biçiyor." İspanya'dan Prof. Dr. İsmet Bustlic ise "Son derece özgün bir model. Küreselleşmenin sakıncalarını anlatıyor. Haydar Baş'ın modelinde son derece önemli noktalar var. Uygulanabilir ve hayata geçirilebilir bir model. Özellikle tarıma getirdiği yaklaşım çok önemli. Mevcut ekonomiler problemlere çare getirmiyor. Milli ekonomi modeli oluşumu doğal kaynaklara önem veriyor. Model bir bütünlük arz ediyor. Günümüzdeki sorunların çözümünde, küreselleşmenin zararlarını önleme bakımından çok önemli. Dünyanın dört köşesinde kolaylıkla uygulanır somut çözümler getirmektedir."Litvanya'dan Prof. Dr. Henrihs Soms çok net bir şekilde düşüncelerini şöyle özetliyor; "Çok farklı üstün bir model. Yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Liberal ekonomilerin yanlışlarını söylemekle kalmıyor, insanı ilgilendiren her konuda çözüm yolları getiriyor." Hollanda-Amsderdam Üniversitesinden prof. Dr. Cornelia Versteegh "AB başkenti Brüksel, avrupa vatandaşı için ne yapabilir. Prof. Dr. Haydar Baş'ın beni çarpan şu sözü oldu. "AB 15 yılda dağılacak" bu nasıl olacak. kitabı okuduktan sonra bunu gördüm. Ben bu kitabın AB tarafından incelenmesini teklif ediyorum." Dikkat edilirse hollandalı profesör Haydar Baş'ın milli ekonomi modelinin dışında AB hakkındaki tespitlerine ve AB'nin geleceği hakkındaki 15 yıl sonra bu birlik dağılacak öngörüsü karşısında çarpıldığını itiraf ediyor. Demek ki sayın Haydar Baş misyonu gereği konulara vukufiyeti ile AB, ABD'nin gelecekteki durumunu bugünden değerlendirebiliyor. Hollandalı ilim adamı kitabı okuyunca buna inandığını da ilave ediyor. Ve bir şey daha ekliyor Milli ekonomi Modelinin AB tarafından değerlendirilmesini istiyor. Şimdi burada yeri gelmişken; bizim siyasetçilerimize, devlet adamlarımıza bürokratlarımıza, iş adamlarımıza, sanayicilerimize, üniversite ve medya camiasına, ilim adamlarımıza ve akademisyenlerimize bir çift laf etmek gerekmez mi.Prof. Dr. Haydar Baş'a ve onun ortaya koyduğu "Milli Ekonomi Modeline, Sosyal Devlet-Milli Devlet eserlerine bu kadar ilgisiz ve duyarsız kalmak nasıl bir ruh halidir. Bu nasıl izah edilebilir.Bu gerçeği görmeye hangi perdeler ve hangi güçler mani oluyor. Gerçekten böyle perdeler ve engeller varmıdır? yoksa biz mi bir takım bahaneler ve mazeretler üretmeye çalışıyoruz. Yine bakınız İngiltere'den Pro.f Dr. Philip Hanson neler diyor: "Milli ekonomi modeli ile sayın Prof. Dr Haydar Baş bir çok ekonomik ve sosyal konuya çözüm getiriyor. Hemen her konu ele alınmış, kariyerimin bu son dönemine ışık tuttu. Bana yaptığı açıklamalar çok büyük katkı sağladı. Politika ve sosyal konular AB ile ortaya çıkan problemler, Modern teknolojinin sorunları ve daha bir çok meselede çözümler çok açık olarak görülüyor. Almanya'dan Prof. Dr. Ahad Rahmanzade "Modelin hem kendisi ve hem matematiği çok etkileyici. Ben çok etkilendim. Kapilitasit modellerde hep para öne çıkıyor. İnsan arka planda kalıyor. Kapitalist modelde hep kurumlar düşünülmüş. Görüyorum ki sayın Haydar Baş kendi ekonomi modelinde insanı öne çıkarıyor. Ben bu fikre çok katılıyorum. İnsan öne çıkarsa para da daha başka bir anlam kazanır. Mevcut ekonomik sistem insanın önünü kesiyor. Ekonomik alanda kapitalist sistem kendini kanıtlayamamıştır.Kongreden bir kaç örnek böyle. Tabii bütün tebliğlerden bahsetmek örnekler sunmak daha büyük  bir hacimli çalışmayı gerektirir. Bir gazetenin haftalık sohbet sayfası bu iş için çok dar gelir. Ama sizlerde gördünüz şu bir kaç örnek dahi 30-31 Mart 2007 tarihinde Almanya'nın Heidelberg şehrinde tarihi bir olayın yaşandığını, nehrin yatağını bulduğunu, suyun şimdi kendi mecrasında akmaya başladığını gösteriyor. Bütün tebliğlerden ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın kapanış konuşmasından, kendisine tevdi edilen sorulara verdiği cevaplardan anlaşılmıştır ki kaynaklar gerçekten sınırsız ve ihtiyaçlar da sınırlıdır. Dünya bizden öncekilere yettiği gibi, bize de bizden sonrakilere yetecek ve artacak zenginliktedir.Ancak buna inanacak, buna görecek, bunu  kavrayıp insanlığa sunacak bir dehaya ihtiyaç vardır. İşte o deha da dünya barışının, huzur ve güveninin, kalkınmanın ve refahın kitabını yazan Prof. Dr. Haydar Baş'tır.Şimdi ya bugüne kadar olduğu gibi hazine üzerinde oturup Avrupa kapılarında dilenip, hazineyi avrupalılara teslim edeceğiz!.. Ya da hazinenin şifrelerini açan Prof. Dr. Haydar Baş'la yalnız kendimize değil bütün insanlığa beklenen hizmeti vereceğiz.İşte milli ekonomi modeli Heidelberg kongresi bizim de kendi gerçeklerimizi, kendi değerlerimizi, kendi imkan ve fırsatlarımızı görmemizi, gereğini yapmamızı sağlaması bakımından tek ve son fırsat olabilir. Hatta milli ekonomi modeli hem millet olarak nasıl bir hazinenin üzerinde oturduğumuzu, ve hem de başımıza nasıl bir devlet kuşu konduğunu görmemiz açısından da çok önemli. Milli ekonomi modeli gerçeği o kadar açık, o kadar net, o kadar elle tutulur, gözle görülür ki, okuma yazma bilen her insan bile çok rahatlıkla anlayabilir kavrayabilir ve anlatabilir. Eser bu yönüyle de "insan" gerçeğinin bir başka şahikası olarak karşımıza çıkıyor.

 
 
Ali Gedik / diğer yazıları
- Milli Çözüm Milli Ekonomi Modeli / 03.07.2010
- Türkiye'nin çıkmazı / 02.07.2010
- Geleceğe yürüyebilmek adına / 14.05.2010
- Bir başka gerekçe ile Milli Ekonomi Modeli / 06.05.2010
- Son olaylar üzerine / 30.04.2010
- Kararı milletin kendisi verecek / 22.04.2010
- Problem temelde / 10.04.2010
- Anayasa değişikliği üzerine / 01.04.2010
- Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir? / 30.03.2010
- Bu bir kör dövüşü müdür? / 26.03.2010
- Çanakkale'nin düşündürdükleri / 20.03.2010
- Ermeni meselesi / 19.03.2010
- Can simidi / 16.03.2010
- Bu kavga böyle bitmez / 13.03.2010
- Söz gerçekten milletin mi? / 10.03.2010
- Terslikler dünyası / 06.03.2010
- Basın özgürlüğü üzerine / 03.03.2010
- Siyasi kavga niçin kaçınılmaz? / 02.03.2010
- Samimiyet testinde ölçü / 27.02.2010
- Samimiyet testi / 25.02.2010
- Hiç bir şey tesadüf değil / 24.02.2010
- Kuşatıcı bir "İRADE" olmadan / 28.10.2009
- ABD'nin değirmenine su taşıyanlar!.. / 24.10.2009
- Bir başka açıdan son gelişmeler / 23.10.2009
- Açılım halkaları / 18.10.2009
- Bir anketin düşündürdükleri / 29.08.2008
- Beyhude Arayışlar! Ve... / 28.08.2008
- Ülke mi, Dünya mı? / 08.08.2008
- Birlik ve Birlik ve / 01.08.2008
- Güngören'in düşündürdükleri / 29.07.2008
- Ve terör / 11.07.2008
- Yetki ve sorumluluk / 09.07.2008
- Milleti anlamak / 05.07.2008
- Çare ve çözüm / 04.07.2008
- Aklın gereği / 22.05.2008
- Egemen güçler ve taşeronlar / 14.09.2007
- Mesele çözümü Aramaksa / 02.05.2007
- Evet Haydar Baş Malatya'da idi... / 21.04.2007
- Avrupa İlim Adamları Haydar BAŞ dedi / 08.04.2007
- Bir garip tecelli / 06.04.2007
- Seçim telaşı üzerine / 22.03.2007
- Beklenen ve yakışan / 18.03.2007
- Devletler ve müesseler / 17.03.2007
- "Bu da tarihe bir not düşmek için" / 16.03.2007
- Sadece bir not düşmek / 15.03.2007
- Batılılaşma / 10.10.2004
- Yetmez mi? / 30.07.2004
- Birilerinin acelesi var, ama insanlık ölmedi / 20.06.2004
- Din ve vicdan hürriyeti başka, misyonerlik başka / 10.06.2004
- Yine bir fırsat / 09.06.2004
- Bakın, ülke ve millet kimlerin elinde! / 04.06.2004
- 29 Mayıs 1453 / 29.05.2004
- Olayların dili / 28.05.2004
- Din eğitimi ve kültürü / 14.05.2004
- Bir umut / 06.05.2004
- Irak elden gitti, Kıbrıs'a dikkat / 06.12.2003
- 11 Eylül / 12.09.2003
- Bugün Irak, ya yarın! / 06.09.2003
- Yanlış hesaplar ve Bağdat / 04.09.2003
- Amerika Irak'ta yolun neresinde? / 31.08.2003
- 'Yeni dünya düzeni' değil, 'bizim dünyamız' / 23.08.2003
- Irak'a asker göndermek / 22.08.2003
- Bağdat ve Kudüs'ün düşündürdükleri / 21.08.2003
- BTP niçin vardır? / 16.08.2003
- Herkes kendi / 18.04.2003
- Geleceği görmek / 17.04.2003
- Zoraki komşu / 16.04.2003
- Saldırıyla gelecek / 05.04.2003
- Büyüklük taslama / 03.04.2003
- Silahın demokrasi dersi / 15.01.2003
- Bilgi, kültür ve şuur / 14.01.2003
- Bir adım / 10.01.2003
- Taraf olmak / 09.01.2003
- Yine Irak üzerine / 08.01.2003
- Türkiye'den beklenen-II / 06.01.2003
- Türkiye'den beklenen / 05.01.2003
- II. Derviş dönemi mi? / 04.01.2003
- Şimdi neler olacak? / 03.01.2003
- Merhaba 2003 / 01.01.2003
- Yeni bir yıl için... / 31.12.2002
- Mantık; yutma mantığı / 30.12.2002
- Savaş çığlıkları / 28.12.2002
- Niçinler doğru cevabı bulmadıkça / 24.12.2002
- Demek ki... / 23.12.2002
- Huzuru hak etmek / 22.12.2002
- Kıbrıslı ve Dünyalı olmak / 21.12.2002
- Vuslat etkinlikleri sona erdi / 20.12.2002
- Kıbrıs'ın düşündürdükleri / 19.12.2002
- Dün Afganistan, bugün Irak, yarın...? / 18.12.2002
- 'Serap'a ray döşemek / 17.12.2002
- Kolay pazarlık / 16.12.2002
- 2004'lerin manası / 14.12.2002
- Diyalog'dan Reform'a / 13.12.2002
- Avrupalı olmak-II / 12.12.2002
- Avrupalı olmak / 11.12.2002
- Sabır, imanın yarısıdır / 25.11.2002
- Hayalleri zorlayan projeler / 20.09.2002
- Olan ülkeye oluyor.. Ama, artık... / 18.09.2002
- Seçimi çözüm olmaktan çıkarmak isteyenlere... / 06.09.2002
- Bizim önceliğimiz / 30.03.2002
- 2003 ve bir fıkra / 28.03.2002
- Asparuk Paşa haklı / 27.03.2002
- Gaziantep'ten yükselen ses / 26.03.2002
- Gözler Gaziantep'te / 23.03.2002
- Yaş onbir / 22.03.2002
- Dümensuyu / 21.03.2002
- Haydar Hoca'yı anlamak / 18.03.2002
- Trabzon-Bursa / 17.03.2002
- Tam bağımsızlık / 12.03.2002
- Doğruyu görebilmek / 06.03.2002
- Açık adres / 04.03.2002
- Batı'nın bahaneleri bitmez / 02.03.2002
- ABD ve AB / 01.03.2002
- Bayramın düşündürdükleri / 26.02.2002
- Bayramı anlayabilmek / 22.02.2002
- Özel hayat / 20.02.2002
- Biz yanlış yapmadık / 18.02.2002
- Yoldan çıkma / 17.02.2002
- Yeni bir umut / 12.02.2002
- Karne / 11.02.2002
- Takdir kimin olsun? / 05.02.2002
- Kapkaççılık / 03.02.2002
- Horoz dövüşleri / 02.02.2002
- Devlet ve millet gerçeğinin temel espirisi / 01.02.2002
- Bardağı taşıran damlalardaki zerreler... / 27.01.2002
- Sanal dünyanın zavallıları / 23.01.2002
- Tartışmalar / 22.01.2002
- Evet, asıl mesele insan meselesi / 19.01.2002
- Melek ve şeytan / 18.01.2002
- Kolejli Lara / 17.01.2002
- Bakış açısı / 13.01.2002
- Kaybolan tarih / 12.01.2002
- Bir türlü düzelememek! / 10.01.2002
- Büyük olabilmek / 09.01.2002
- Ya olduğun, ya da göründüğün gibi... / 26.12.2001
- Deprem kuşağında zayıf temeller / 24.12.2001
- Arjantin!.. / 22.12.2001
- Bir muhasebe / 19.12.2001
- Bugün bayram / 16.12.2001
- Ramazan'ı uğurlarken / 15.12.2001
- Misyonerlik faaliyetlerinin düşündürdükleri / 14.12.2001
- Kanunsuz sokaklar / 11.12.2001
- Moral değerlerin zarureti / 10.12.2001
- Yoklar listesi ve... / 09.12.2001
- Bitmeyen yanlışların da sonu gelecektir / 28.11.2001
- Amerika'nın terör mantığı... / 26.11.2001
- Yine Bağımsızlık / 14.11.2001
- Bağımsızlık / 13.11.2001
- Taşıma su zavallılığından bağımsızlık çağlayanlarına / 12.11.2001
- Bedel mi diş kirası mı? / 05.11.2001
- Derviş'in gidişatı / 04.11.2001
- Alıştıra alıştıra / 02.11.2001
- 78 yıl önce 78 yıl sonra / 30.10.2001
- Füzelerin hedef şaşırması / 29.10.2001
- Neden radikalizm yakıştırması? / 28.10.2001
- İpin ucu / 27.10.2001
- Geleneği tartışmak / 25.10.2001
- Ramazan yaklaşırken / 23.10.2001
- Tek çözüm eğitim / 22.10.2001
- 15 dakika / 20.10.2001
- Şarbon mu alırsınız, Şaron mu? / 20.10.2001
- Barışı anlamak / 17.10.2001
- İşte bunun için bağımsızlık / 16.10.2001
- Yanlış mukayese / 14.10.2001
- Zulmün acı kaderi / 10.10.2001
- Bu yıkımı nasıl becerdiniz! / 07.10.2001
- Anayasa değişiklikleri / 06.10.2001
- Amerika ve terör / 04.10.2001
- Şahsiyet olmayınca / 01.10.2001
- Toplum olabilmek / 30.09.2001
- Doların ve yolsuzlukların dili / 28.08.2001
- Bu basınla nereye? / 27.08.2001
- Batan geminin malları / 20.08.2001
- Birlik ve beraberliğimizin doğru adresleri / 19.08.2001
- Bütün bunlar tesadüf mü? / 14.08.2001
- Taraf olmak / 13.08.2001
- Kaş yapmak / 09.08.2001
- Ebesi çok olanın sonu / 08.08.2001
- Bu sadece yoksulluğun tescili değil / 06.08.2001
- Sosyal patlama üzerine / 28.07.2001
- Hadi hayırlısı / 26.07.2001
- Kuvay-ı Milliye geliyor / 25.07.2001
- Sular böyle durulmaz / 20.07.2001
- Bit yeniği mi' Papaz büyüsü mü? / 18.07.2001
- Kiracı mı oluyoruz? / 15.07.2001
- Yürüyüş devam ediyor... / 14.07.2001
- Çölaşan'a ne demeli? / 15.06.2001
- Ankara mitinginin ardından / 14.06.2001
- Tarih 10 Haziran / 12.06.2001
- Ankara buluşması / 10.06.2001
- Yalnızlık ve itilmişlik / 06.06.2001
- Benzemek ve örnek almak / 03.06.2001
- Derviş'in IMF programı üzerine / 26.05.2001
- Düğümü halk çözecek / 25.05.2001
- Bir başka açıdan mitingin düşündürdükleri / 23.05.2001
- Kuvay-ı Milliye Mitingi / 22.05.2001
- Hoş geldiniz / 20.05.2001
- Bu miting tarihî bir fırsattır / 19.05.2001
- 7 Nisan'dan 20 Mayıs'a / 17.05.2001
- Önce vatan / 16.05.2001
- Egemenlik de tartışılıyorsa... / 15.05.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

08.04.2006, 08.04.2005, 08.04.2004, 08.04.2003, 08.04.2002, 08.04.2001, 08.04.2000, 08.04.1999, 08.04.1998, 08.04.1997, 08.04.1996, 08.04.1995, 08.04.1994, 08.04.1993, 08.04.1992, 08.04.1991, 08.04.1990, 08.04.1989, 08.04.1988


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.